Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

Liderlik Tablosu

Popüler İçerik

10-09-2025'den beri en yüksek itibara sahip içerik gösteriliyor her alanda

  1. Farklı Bir Mehtap Ön Söz

    seda22 and 2 others, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    3 puan
    ÖN SÖZ Her gün içinde yaşadığımız dünyanın farklı yerlerinden ölüm haberleri geliyor, çoğumuz bunlara karşı gitgide daha az insana benziyoruz. Sanki içimizde yaşama dair bir kırıntı bile kalmamış, ölümü bekleyen biri ya da birileri yer alıyor. Yahut bu zanlıların o anki duygu ve düşünceleri, öldürme arzusu bizlerden o kadar da uzak olmayabilir. Bir insanın içinde birden fazla duygu, his ve düşünce yer alır. Karmakarışıklık içinde insan parçalara bölünür lâkin insanları birleştiren en önemli şeylerden biri de bu karmakarışıklık hâlidir. Bu kitapta sizlere insanın keşfedilmemiş bir yanını tıpkı her gece farklı sergilenen ayın evreleri gibi sergilenmek istendi. Bu sefer bizler yıldız değiliz ayın ta kendisiyiz. Biraz felsefe, edebiyat ve çokça duygu ve düşüncelerle sizlere takdim ederim. Serenay Özkan
  2. Gece Ateşi Şiiri (Serenay Özkan)

    serdar06 and 2 others, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    3 puan
    Gece Ateşi Rüzgâr gibi gelir gece ateşim Dağlar gibi ıssız iri evlerden Gönlüm razı senden, sana olandan Bitmez gibi saplar gece ateşim. Karanlık diyarlar gibi gece ateşim Gizli hayaller gibi tozlu sayfadan Geçip gider suyun altındaki kabuklardan Saplanıyor toprakta gece ateşim. Dalgalar gibi hırçın gece ateşim Kirlenen sokağın ortasından Işıldayan mezar gibi geçerken yolundan Saplanıyor toprakta gece ateşim. Serenay Özkan "Gece Ateşi" adlı şiiri Derin Kalem E-Dergisi'nin 3. sayısında 27 Ağustos 2025 yılında yayımlanmıştır.
  3. EYLÜL BAKIŞLIM

    hamster and 2 others, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    3 puan
    Bende olduğundan beri ne zaman aynaya baksam; kendimi bulamıyorum. Gözlerimde gözlerini, dudaklarımda gülüşünü görüyorum. Hep nefesini soluyorum, tenimde bir ürperti beliriyor. Koca şehir susuyor sadece sesin çınlıyor kulaklarımda. Bakabildiğim kadar ileride, dokunabildiğimce yakındasın ama hasret kalıyorum bebek yüzlüm gülüşüne. İstanbul gibi bakıyorsun bana, gizemli ve buğulu. Hem içinde olup, hem yalnız yaşamak bilsen ne kadar zor geliyor. Hayat kavgasını sürdürüyor sevdam. Aşk can çekişiyor gecelerimde. Tenine susuyorum Marmara’nın derinliklerinde. Yeditepe çalıyor sanki seni benden, yavaş yavaş tüketiyor. Gökyüzüne yıldızlarla tutunan peçesini çıkarıyorum karanlığın. Pencereden yatağına süzülen ay ışığı olmak, yüzünü sürdüğün yastık olup düşlerine avuç açmak için. Bedeninde serilmeliyim gece gibi. Meleklerin uyurken bıraktığı gülüşü seyretmeliyim başucunda. Kalmamı istermisin, yıldızlar bir bir gömülürken sabaha? dokunmamı istermisin ayaz düşen tenine? Hani utanmazlığın koynunda kendinle sevişmelerinde yanında olmamı istermisin? Kuruyan teninde terden boncuklar yapabilirim, güzel bir melodideki piyano tuşları gibi dokunabilirim vücuduna, kıvrımlarınla ahenkli yaşayabilirim seni. Rüzgârın dağlarla kucaklaşmasını, dalgaların kıyılara cilvelerini getir aklına. Önce, süzülmelerini hisset kumlara köpüklerinin, sonra kızışan rüzgârla tut ellerimi. Tüm gücünle sarıl biçare kimliğime. Açlığımı, susuzluğumu, sırlarımı bitir gecede. İçimde kıpırdanışların, yüreğimde sıcaklığın, dudaklarımda titreyişleri sevdanın, tenimin ürpertisinde nefesin olmalı... Dağıt, hazan düşen yatağımı. Güneşim ol eylül gözlüm. ‘Seni istiyorum’ diye yutkunduğum nefesimi al dudaklarımdan, sırlarımı çöz öpüşlerinle. Ay gibi yum gözlerini geceye, yıldız gibi kay geç düşlerimden. Tadını bilmediğim, tenine düşmediğim hayal olmaktan çık, dökül şehvetinle. Söyleyemem sana yanan tenimi, kıvılcımı düştü bir kez içime. Kıvranışlarım kadar sessiz uykusuzluğum. Her dokunuşumda kendime, haykırışlarım suskunluğum aslında. Kendime sarılıp yatağın bir ucunda tüm ürkekliğimle gelişini beklerim. İçimden akan ılıklığı, sıcak sevdayı sana sunmak, sadece hayalinle bütünleşerek yaşamak çok zor be aşkım... ‘SEN’ bendeysen, benimsen.. Neden gecelere isyanım? Kirpikten bulutlarını arala artık, güneş gözlerinde kapalı kalmasın, Uyan! Dünya güneşe, ben sana kavuşayım. Seni seviyorum eylül bakışlım.
  4. Ölü ve Karanlık Yıldızlar Şiiri

    deren_25 and one other, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    2 puan
    Bu gece ay çıkacak diyorlar Denize yatacak tüm yalanlar Yıldızlarda çıkar mı? Gökte siyahı yalanlar Ölü ve karanlık yıldızlar Ayı sarhoş etmişler Ay kesilmiş kızıl, kızıl Ölü ve karanlık bir yıldızdır yalanlar. (Serenay Özkan, Viata)
  5. Mum Şiiri

    Melike ÇETE and one other, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    2 puan
    Mum Yarı yanar mum boş çerçevede gördüğünde kendini Ayın küresinde yıldızlar bir çember yaratmış Çocukların rüyalarını. Gıcırdayan tahta evimizdeki mumlar Bizi bizlere gösteren fenermiş. Bataklıkların çevirdiği ormanda Fenerler bir başka yanarmış. Hayalin gerçeğinde susmayan sesini Duymayanlar duyarmış. Aşıklar evlerinde ailelerini sayarmış. Sular ateşi söndürür derler Aşıklar evinde ateş yükselirmiş Çerçeveler bir olur, sokaklar birleştiğinde Evler bir olur aşıklar evinde. Çerçevelerdeki mumların ateşi yükselirmiş. (Serenay Özkan)
  6. Hilal Kadar Siyah Bir Gecede

    serdar06 and one other, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    2 puan
    Hilal kadar siyah bir gecede Her şey seni hatırlatıyor bana Ay... Gökyüzü... Güneş... Kum... Hilal kadar siyah bir gecede Siyah bir şal Kara bir gece Kuşlar Ağaçlardan dökülen yapraklar Hilal kadar siyah bir gecede Her şey seni hatırlatıyor bana Bulutlar Ateş Toprak Yıldızlar... (Serenay Özkan& Viata) (2019 Kasım)
  7. YAPMA ÇİÇEKLER

    deren_25 and one other, yakamoz için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    2 puan
    Çırılçıplak bir kadın İniyor güzellik dağlarının Esmer akşamlarından, Yalnızlıgının ve yalanlarının Karanlık uykusuzluklarına. Ellerinde yapma çiçekler Çiçekler yalana ve ölüme yakın Kadının sakladıklarının Günlere gecelere bölünmüş Üşümüşlüğü Bakın Sizlerle, Yapma çiçeklerle örtülmüş. Yapma çiçekler Kadını kırmayın, rahat bırakın. Yapma çiçekler Solan renkleriyle ellerinde kadının Bunu bilmeyecekler. Yapma çiçeklerin renkleri soluyor Kadının ellerinde Ah o çılgın renkler Kadının gözlerinde Soldukça kadın daha da esmer
  8. Karanfiller Mezarlığı Şiiri

    deren_25, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Karanfiller Mezarlığı Perilerin diyarındaki çocukluğum Otlarla sararan ellerindeki karanfillerde Yarım kalan anneler Pas tutan yüreklerle yeşil mezarlıkta hayaller Tuzlu nehirdeki soğukluğum Gözlerin koparıldığı aynalarda Kuru topraklar küf tutar Karanfiller mezarlığında. (Serenay Özkan) "Karanfiller Mezarlığı" adlı şiiri Yaşama Uğraşı Fanzin'in 27. sayısında 2025'te yayımlanmıştır.
  9. Tanrı 'nın Aynası Şiiri

    Melike ÇETE, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Tanrı 'nın Aynası Uzuyor dallar, ne de güzeller Dağları kediler kamçılar, iki patili adımlar Sonsuza kadar bahar Kestane dallar efsunkār Ormanla maviye kilitli Kadife gecede kuşlar kesildi Sahip olmadığımız rüyalarda yağmurla gözyaşı Tanrı’nın aynası, kedili kapı Sonsuza kadar bahar Kestane dallar efsunkâr Sahip olmadığımız rüyalarda yağmurla gözyaşı Tanrı’nın aynası, kedili kapı Bir ay gibi... Donuk... Bir çocuk gibi içine bürünmüş Gökyüzüne baksana Kefenim yıldızlara gömülmüş. (Serenay Özkan,Viata)
  10. Yeşil Saçlı Kadın

    deren_25, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Tanrı doğarken hüzünle bağıran tene Göğüslerine şiir konarmış kadınların Ve yeşil saçlı kadın"şiir" dermiş Mavi şalını doğrulurken tüne Bağırır Bağırır Bağırır Durur Yeşil saçlı kadın "şiir"diye Ve mavi,kızıl,beyaz Karanlığını çakarken tüne Kelimeler gözlerinde çıplak; saçları yeşile çalarmış Ve mavi saçlı kadın yeşil saçlı kadına Dolarken siyah şalı Bağırır Bağırır Bağırır Durur Yeşil saçlı kadın "şiir"diye Ve siyah şal yere düşer Yeşil saçlı kadının göğüsleri Şairin kalemine... (Serenay Özkan)
  11. En İyi Netflix Filmleri

    deren_25, Nefes için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Bu listeye katıldığımdan emin değilim. Çoğunu izledim ve bazıları bence gerçekten kötü, sanki boşa zaman kaybı gibi oldu.
  12. Serenay ÖZKAN Hakkında

    Serenay_OZKAN, admin için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Biyografi Serenay Özkan, 10 Ekim 2004 tarihinde İstanbul'un Beykoz ilçesinde doğmuştur. Çocukluğunu Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde geçirmiş, ortaokul döneminde şiire yönelmiş, lise yıllarında Viata adlı ilk şiir kitabı Dorlion Yayınları tarafından 2019 yılında yayımlayarak yazarlık kariyerine adım atmıştır. Şiirleri çeşitli dergilerde ve fanzinlerde yayımlanmıştır. Farklı Bir Mehtap adlı hikâye kitabı, Yol Akademi Yayın Grubu kapsamında düzenlenen aylık edebiyat yarışmasında yayımlanmaya değer görülerek basım hakkı kazanmış ve 11 Kasım 2025'te yayımlanmıştır. Eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü'nde devam etmektedir. Sizlere yeni eserim olan Farklı Bir Mehtap ile geldim. Kitap henüz yayımlanmadı, görsel tanıtım amaçlıdır. Farklı Bir Mehtap kırklı yaşlarındaki yalnız bir adamın İstanbul ‘un en eski semti olan Beyoğlu’nda uyuduğu gecelerin hakkını vermek istemesiyle başlar. Çok yakında sizlerle. SERNAY ÖZKAN ŞİİRLERİ İÇİN TIKLAYIN
  13. BALIKÇI

    umutyolu, Merve GENÇ için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Denize vuran balıkçı bir aynadan döner bize yüreği rüzgâra göre mintanı yamalı ayakları çıplak elleri güzel denize vuran balıkçı kuşu yıldızı getirir bize kabuklu böcekler ve yosun bırakır sepetini küpeştesine denizde pupa yelken günümüzün geceler kısacık gündüzler uzun
  14. YAĞMUR BAŞLANGICI

    pinkgirl, sevdenvaiz için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Siz bir başlangıç bile değilken yokken denemez çünkü vardınız geyikler inerdi gözlerinize ağaçlarınız fındık ve sincap bu yüzden omuzlarınız memeleriniz bir kitap gibi okunaklı oluklara düşen sessiz damlalardı bin kez yondum sizi bin kez doğurdum bir keten buruşukluğu her seferinde yağacak diye düşünürdüm havalara bakarak bir serinlik bir kıpırtı otta ve ağaçta akşamın kanından gecemize yaklaşan bir gemi gibi önce küçük sonra yakın iri damlaları o seyrek yağmurun tüterdi ot çakıl kum siz bir başlangıç bile değilken sizi yazdım kotardım bir başucu kitabı olmanızı istedim tek tek iri o yabanıl kelimeler onlar işte renkli zarlarının içinde olukların çinkosunda yuvarlanan siz daha bir başlangıç bile değilken yağmur başlamıştı ama ne ben ne bahçe ne yaz hiçbirimiz.
  15. Zümrüt Gözler Şiiri (Serenay Özkan)

    umutyolu, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Zümrüt Gözler Zümrüt gözlerini yumdu uzaktan Taştan kalbin guguklu saatlerindeyim Çırılçıplak gecenin denizlerinden Tutarak büyülü bir şiir yazıyorum Ay, saray kurmuş mor kumaşlardan Kara bulutlar üzerindeyim Geçen zümrüt yeşili gözlerin alevlerinden Serin gecenin derinliğinde boğuluyorum Kırılgan siyahların masallarından Ağ diyarı gözlüyorum Soğuk toprakta zümrüt yeşili gözlerden Bozulmuş ruhlar, kara diyarlara geçiyorum. Serenay Özkan "Zümrüt Gözler "adlı şiiri 4 Eylül 2025 yılında Laf Arası Dergisi'nin 4. sayısında yayımlanmıştır.
  16. NIKBINLIK

    umutyolu, kaptan için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Nikbinlik Nedir? Nikbinlik, bireylerin geleceğe dair olumlu bir bakış açısına sahip olma durumunu ifade eder. TDK (Türk Dil Kurumu) sözlüğünde “nikbin” kelimesi; "her zaman olumlu düşünen, iyimser olan" şeklinde tanımlanmaktadır. Nikbinlik, kişinin yaşadığı olayları ve durumları olumlu bir çerçevede değerlendirmesi, karşılaştığı zorluklara rağmen umudunu kaybetmemesi anlamına gelir. Bu kavram, ruh sağlığı ve psikolojik iyilik hali açısından oldukça önemlidir. Nikbinliğin Önemi Nikbinlik, insanların yaşam kalitesini artıran bir özelliktir. Olumlu düşünmek, bireyin stresle başa çıkma yeteneğini artırır ve zorluklar karşısında daha dirençli olmasını sağlar. Nikbin insanlar, sorunlarla daha iyi başa çıkma becerisine sahip olur ve bu da yaşamlarının genelinde daha fazla memnuniyet ve mutluluk hissetmelerine yol açar. Ayrıca, nikbinlik insan ilişkilerini de olumlu yönde etkiler. İyimser bir tutum, başkalarıyla olan etkileşimlerde pozitif bir atmosfer yaratır.
  17. 2025 Ev Tasarımında Mutfak Trendleri

    admin, kaptan için blog girişi'e tepki verdi

    1 point
    2025'in en çok beğenilen 24 mutfak trendleri
  18. Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir. Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar. Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur. Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz. Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
  19. ANZAKLI ÖMERİN HİKAYESİ

    kaptan, deryadeniz79 için blog girişi'e tepki verdi

    1 point
    Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun. Bu hakiki hikâyeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA/ İstanbul’da oturmaktadır. Anzaklı Ömer’in Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD’ye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hastanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor: Amerika ya gittiğim ilk yıllar... New Yorkda Medical Center Hospital’da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler... Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında... -Kan alacağım kolunuzu açar mısınız?" dedim. Adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı... Kolunu açtım, baktım pazusunda bir Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti, kendisine sormadan edemedim: -Siz Türk müsünüz? -Kaşlarını yukarıya kaldırarak "hayır" manasına bir işaret yaptı. -Ama ben hala merak ediyorum. "Peki bu Kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?" -Aldırma öylesine bir şey işte, dedi. Ben yine ısrarla: -Fakat benim için bu çok önemli, çünkü bu benim milletimin bayrağı, benim bayrağım... Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu: -Siz Türk müsünüz? -Evet Türk’üm...." İhtiyar gözlerime tanıdık bir göz arıyor gibi baktı… Anlatmaya başladı: "Yıl 1915. Çanakkale diye bir yer var Türkiye’de.. Orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben, Avustralya Anzaklarındanım. İngilizler bizi toplayıp dediler ki: -Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda... Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir. Biz de inandık sözlerine ve savaşmak isteyenler arasına katıldık... Beynimizi yıkayan İngilizler Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale’ye sevk ediyormuş. Bizi gemilere doldurup Mısıra getirdiler, orada birkaç ay talim gördük, sonra da bizi alıp Çanakkale’ye getirdiler. Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor, gökyüzünde havai fişekler gibi geceyi gündüze çeviriyordu. Her taarruzda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer, bu barbarlıktan değil, kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş. Biz karaya çıktık. Taarruz edeceğiz, bizi püskürtüyorlar... Tekrar taarruz ediyoruz, bizi gene püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz... Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim. Gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların arasında buldum. Nasıl korktuğumu anlatamam. İngilizler bize Türkleri barbar, vahşi kimseler olarak tanıttı ya... Ama dikkat ettim, bana hiç de öfkeli bakmıyorlar, yaralarımı sarmışlar. İyice kendime gelince bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. İyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şok olmuştum doğrusu... Dedim ki kendi kendime: -Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürürler, ama öldürmüyorlar... Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi... Halbuki beni cephenin gerisine götürdüler... Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı. Bu duygularla “Yazıklar olsun bana” dedim. Böyle asil insanlarla ben niye savaşıyorum, niye savaşmaya gelmişim? Bu İngiliz milleti ne yalancıymış, ne kadar Türk düşmanıymış diyerek pişman oldum... Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... Bu iyiliğe karşı ne yapsam diye düşündüm durdum günlerce... Nihayet bizi serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu Türk bayrağı dövmesini yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte..." Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti: Talihin cilvesine bakın ki, o zaman ölmek üzere iken yaralarımı iyileştirerek, sıhhate kavuşmama çaba sarf eden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarf eden bir Türk... Ne garip değil mi? Avustralya’dan Amerika’ya gelirken bir Türk’le karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar, buna bütün kalbimle inanıyorum. Peşinden nemli gözlerle… -Bana adınızı söyler misiniz? dedi. "Ömer" cevabını verdim… Merakla tekrar sordu: -Peki niçin Ömer ismini vermişler sana?" -Babam Müslümanların ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş. -Senin adın Müslüman adı mı? Ben, -Evet, Müslüman adı" deyince yüzüme baktı, doğrulmak istedi. Onun yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu doluydu. Yüzüme bakarak dedi ki: -Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Josef Miller idi, şimdiden sonra "Anzaklı Ömer" olsun. -"Olsun" dedim. -"Peki doktor beni Müslüman eder misin? Müslüman olmak zor mu ?" Şaşırdım, nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar vermişti. Meğer o bunu hep düşünüyormuş da kimseyle konuşup soramadığı için gerçekleştirememiş... -"Tabii" dedim... "Müslüman olmak çok kolay." Sonra kendisine imanın ve İslamın şartlarını anlattım, kabul etti. Hem kelime-i şahadet getiriyor, hem de ağlıyordu… Mırıldandı: -Siz Müslümanlar tespih çekersiniz, bana da bir tespih bulsan da ben de yattığım yerden tespih çekerek Allah’ımı ansam olur mu? Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakkı zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Hemen bir tespih bulup kendisine getirdim. Hasta yatağında tespih çekiyor, biz de tedavisiyle ilgileniyorduk. Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica etti. -Beni yalnız bırakma olur mu?" -Ne gibi Ömer amca? -Ara sıra gel de bana İslamiyeti anlat!.. Sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor. O günden sonra her gün yanına gittim, bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum, hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum; "Doktor Ömer, lütfen 217 numaralı odaya gidin!” Hemen yukarı çıktım. Ömer amca’nın odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi: Sağ elinde tespih, açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı, göğsünde imanı ile koskoca -Anzaklı Ömer- son anlarını yaşıyordu. Hemen başucuna oturdum, kendisine kelime-i şahadet söylettirdim, o şekilde kucağımda ruhunu teslim etti... Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk. Milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu. Ne yalan söyleyeyim, ağladım..."
  20. YAKIN (MAKRO) ÇEKİM

    seda22, likevoyager için blog girişi'e tepki verdi

    1 point
    Diğer ismi makro olan çekimler için uzun odaklı objektiflere ya da close-up lens, konvektör veya extension tupe denilen ve objektifin odak uzaklığını değiştiren küçük borular gibi yardımcı malzemelere ihtiyacımız olacaktır. Genellikle piyasadan alacağımız fotoğraf makineleri ile gelen 50 mm.lik normal açılı objektifler makro çekimi için uygun değildir. Bu objektiflerle konuya 45-50 cm.den daha fazla yaklaşmak mümkün değildir. Oysa tele objektifler aynı mesafeden konunun daha az (ayrıntıyı) bir bölümünün film üzerine düşmesini sağlar. Konuya daha fazla yaklaşarak ayrıntıların fotoğraflarını çekmek için tele veya Zum objektifler kullanılır. Makro çekimlerde, alan derinliği çok kısıtlıdır, dar açılı objektif ve konuya yaklaşma alan derinliğini azaltır. Bunun yanı sıra birde açık diyafram tercih edildiğinde alan derinliği bazen santimlerle (kullandığınız objektif ve yaklaşma durumunuza bağlı olarak bazen milimetre bile olabilir) ifade edilecek kadar azalır. Alan derinliğinin azalması, konunun can alıcı yerinin net, geri planın tamamen netsiz olması fotoğrafa ayrı bir anlatım katar. Böylece belirtmek istediğiniz konu çevresinden ayrılıp ön plana çıkar. Makro çekimlerde doğru noktanın seçilerek netlik ayarının yapılması gereklidir. Netliği etkileyen diğer önemli bir nokta ise, bu tür için kullanılan objektiflerin genellikle ağır olmasıdır. Bu ağırlık yüzünden makine ve objektif titremeye müsaittir. İlkbahar aylarında bir çiçek makrosu çekmek istediğiniz de ortamda ki rüzgar çiçeğin sallanmasına sebep olacaktır, bu yüzden doğru netlik noktasını bulmanız hemen hemen imkansız bir hale gelecektir. Bu durumlarda en uygun çekim için rüzgarın en az olduğu saatlerin tercih edilmesi ve çekimde sehpa kullanmaktır. Geniş açılı (balıkgözü) objektiflerle makro çekimler yapıldığında objede meydana gelecek perspektif kaymaları ilginç görüntüler meydana getirebilir.
  21. GÜNBATIM FOTOĞRAFI ÇEKİMİ

    pinkgirl, likevoyager için blog girişi'e tepki verdi

    1 point
    Hemen her yaş grubu için günbatımı renkleri ve romantik havası coşkulu duygular uyandırır. Ve yine hemen her fotoğrafçı da güzel günbatımı fotoğrafları çekmeyi ister. Genellikle çıplak göz ile görülen günbatımı manzarasının, fotoğrafı çekildiğinde ortaya çıkan kare ise donuk ve zevksiz bir hale dönüşmektedir. Bu esnada daha önceden belirlenebilecek birkaç ufak kural ile bu sorunu çözmek mümkündür. Gün batımı sırasında ışık şiddeti çok düşeceği için fotoğraf makinemize yüksek hızlı filmler takabiliriz. Yüksek hızlı filmler daha az ışık ile çalışma prensibi ile geliştirildikleri için içindeki ışığa duyarlı parçacıkların (gren) ebatları daha büyüktür. Bu gren yapısı yüzünden çekilen fotoğraf üstünde renkli bir takım bozulmalar olacaktır. Bunu engellemenin yolu, normal hızlı filmler kullanmak ve fotoğraf makinesi ile çekim yaparken makineyi biraz uzun pozlamaktır. Uzun pozlamalar için tripod kullanmak en doğru çözüm olacaktır. Bu şekilde film hızımızdan ödün vermeden gren sorununu çözmüş oluruz. Makinemiz ve filmimiz tamam, ayak da aldık yanımıza, şimdi geldi en önemli yere. Günbatımı fotoğrafında açı gerçekten çok önemlidir. O zaman mümkün olduğu kadar geniş açılı bir objektif tercih etmeliyiz gün batımı fotoğrafı için. Fotoğrafı çekmeyi planladığımız mekânı bir iki gün gözlemlemek, en iyi açıyı ve en iyi fotoğraf saatini belirlemek için idealdir. Buna rağmen fotoğrafı çekeceğimiz gün çekim bölgesine belirlediğimiz çekim saatinden biraz erken gitmek faydalı olur. Bununla beraber gün batımı fotoğrafının en önemli ayrıntısı bulutlardır. Bulutların olmadığı bir günde günbatımı fotoğrafı çekmenin pek anlamı yoktur. Özellikle bahar aylarında güneş ışınlarının yatay olarak geldiği zamanlar, fotoğraf çekmek için uygun bir dönemdir. Bu tür fotoğraflarda amaç güneşin batışını anlatmak değil, güneşin batışı sırasında gerek güneşteki, gerekse bulutlarda ve doğadaki renk değişimlerinin ahengini ve esprisini yakalamaktır. Bu nedenle fotoğraflarımızda güneş olmadan da günbatımının bu renk cümbüşünü ifade eden fotoğraflar çekilebilir. Günbatımı fotoğrafı çekerken, günbatımı ile aranıza alacağınız ya da almayacağınız objeler anlamı güçlendirecektir. Günbatımını deniz kenarında fotoğraflıyorsanız kareye bir balıkçı teknesi ya da olta ile balık avlayan bir objenin konması iyi olacaktır. Günbatımı fotoğrafı çekerken araya girecek objeler arkadan aydınlandığın için genellikle siluet olarak düşecektir fotoğraf karesine, bu durum hoş görüntüler çıkmasına sebep olabilir. Ama siz bu objenin daha belirgin olmasını isteyebilirsiniz. Bu gibi bir durumda dolgu ışığı kullanmakta fayda vardır. Dolgu ışığını en kolay flaş kullanarak elde edilebilir. Kullandığınız flaşın özelliklerine göre çekim esnasında objenin üstüne ne kadar ışık düşeceğine karar verip uygun anda flaşı patlatabilirsiniz. Bunu yaparken flaşı ister makine üstünde, isterseniz de elinizde kullanabilirsiniz. Makine üstünde flaş kullanacaksanız pozlamanın başladığı anda flaşın patlayacağını (makine üstünde başka bir ayar yok ise) unutmamanız gerekir. Flaş elde kullanılacaksa pozlamanın başı ile sonu arasında patlatmaya dikkat etmemiz gerekir.
  22. Burdur Liseleri - LGS Taban Puanları 2025

    admin, kaptan için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    # Lise 2025 Puan 2025 Yüzdelik İlçe Alan Türü Öğrenim Dili 1 Ercan Akın Fen Lisesi 439,7682 5.07 MERKEZ FEN BİLİMLERİ ALANI (FEN LİS.) İngilizce 2 Bucak Adem Tolunay Fen Lisesi 433,2313 5.83 BUCAK FEN BİLİMLERİ ALANI (FEN LİS.) İngilizce 3 Mehmet Cadıl Anadolu Lisesi 393,0104 11.91 BUCAK İngilizce 4 Gölhisar Fen Lisesi 388,7356 12.81 GÖLHİSAR FEN BİLİMLERİ ALANI (FEN LİS.) İngilizce 5 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Anadolu Lisesi 381,2541 13.99 MERKEZ İngilizce 6 Hakan Sevim Fen Lisesi 371,1614 15.82 KARAMANLI FEN BİLİMLERİ ALANI (FEN LİS.) İngilizce 7 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi 367,2112 16.56 MERKEZ İngilizce 8 Mehmet Uzal Sosyal Bilimler Lisesi 356,71 18.73 MERKEZ İngilizce 9 Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi 337,8115 22.7 MERKEZ FEN VE SOSYAL BİLİMLER PROGRAMI İngilizce 10 Bucak Şehit Muhittin Talha Çalışkan Anadolu İmam Hatip Lisesi 276,0528 38.62 BUCAK FEN VE SOSYAL BİLİMLER PROGRAMI İngilizce 11 Burdur Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 258,0253 44.81 MERKEZ ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ALANI İngilizce 12 Burdur Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 200,2854 75.34 MERKEZ MAKİNE VE TASARIM TEKNOLOJİSİ ALANI İngilizce 13 Oğuzhan Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 165,3693 96.65 BUCAK BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ ALANI (SINAVLI) İngilizce 14 Barutlusu Şehit Ömer Kızılkaya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 141,6895 100.82 TEFENNİ TARIM ALANI İngilizce
  23. EVLİLİĞİN HİKAYESİ

    admin, deryadeniz79 için blog girişi'e tepki verdi

    1 point
    Ben 32 yaşında evlilikte altı yılını doldurmuş bir kadınım. Eşim ile 2000'in Ekim'in de çalıştığım bir klinikte karşılaştım. Onu ilk defa merdivenlerden inerken gördüm. Gözlerimi ondan alamamıştım oda bana ısrarla bakmıştı. Oysa hiç beğeneceğim bir tip değildi. Sarışındı üniversite öğrencisi idi ve benden küçüktü. Ama ben bir anda ona kapılmıştım. Bir süre sonra odama yanını bir doktor arkadaşla geldi. Onunla tanışmak istediğimi söyledim ve tanıştım. Tanışmamızdan sonra hemen her gün çeşitli sebeplerle kliniğe geliyordu. Bu çok hoşuma gidiyordu. 3-4 gün sonra benimle çıkmak istediğini, ve niyetinin ciddi olduğunu belirtti. Bu beni biraz korkutmuştu. Teklifini yaşı nedeniyle kabul edemeyeceğini söyledim. Ama o ısrarlıydı. Biraz düşünmemi söyledi. Yine de kabul etmeyecektim. Çünkü ondan 2,5 yaş büyüktüm ve bu benim için önemliydi. Ama bir başka doktor arkadaşın ısrarı üzerine onunla çıkmaya karar verdim. Kendinden emin konuşması bana güven verdi. Onun yanında kendimi mutlu hissediyordum. Tanışmamızın üzerinden 1 ay geçmişti ve artık evlilik planları yapıyorduk. Ama ailesi evlilik planımıza karşı çıktı. O bir su istasyonu işletiyordu, bende bir klinikte çalışıyordum. Ailesi bizim geçinemeyeceğimizi söylüyordu. En önemlisi ben tesettürlüydüm. Ailesinin tehditlerine rağmen biz gizli bir evlilik yaptık. O gün bizim için hem mutlu hem üzücü bir gündü. Nikahta ikimizin ailesinden kimse yoktu. Biz yine de çok mutluyduk ve hala da mutluyuz. Geçirdiğimiz maddi ve manevi zorluklara rağmen ona olan aşkım her geçen gün büyüyor. Ona her baktığımda içimde sevgi ve mutluluk doluyor ve bu 6 yılın sonunda ondan gün içindeki birkaç saatlik ayrılık bile bana zor geliyor. Onu çok özlüyorum. Emin olun onunla evlendiğim için Allah a şükrediyorum, ömrümün sonuna kadar da hislerimin aynı şekilde devam etmesini istiyorum. Evlenmeye karar verdiğim zaman ona böyle aşık olacağımı düşünmemiştim. Sadece benim için uygun bir kişi diye düşünmüştüm. Oysa şimdi ona gerçekten aşık olduğumu ve her geçen gün aşkımın arttığını hissediyorum. Çünkü ben onu kendimden çok seviyorum. İki bedenin bir bedende olabileceğini düşünmezdim ama oluyormuş. Onu kaybetmem demek kendimi kaybetmem demek. Onsuzluğu düşünmek bile istemiyorum. Herkesin bu duyguyu hissedebilmesini istiyorum...
  24. Ay! Şiiri (Serenay Özkan)

    spolat, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Ay! Ay çok saf, parlak ve yalancı Parlaklığı çalıyor kan kırmızısına Kara gecede Pencerede beyaz tüy Derinlere batmış taştan kalp Çivilerle dolu bir zeminde Kalbim uçmak isteyen bir kuş kanatları olmayan Ölmek istiyor ama biz ölmek için fazla ölüyüz! (Serenay Özkan, Viata)
  25. Yalnızlar Efendisi (Serenay Özkan)

    spolat, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Yalnızlıklar Efendisi Ben yalnızlığın efendisi Geceyi saran benim kara serçemdir Kaderlidir bahçelerim gecenin gecesinde Ben yalnızlığın efendisi Ölüdür kiraz bahçeleri Anca dikerler bu bahçeye Ben öldükten sonra bir kiraz bahçesi Ben yalnızlığın efendisi Sarhoşlarım vardır Birbirindendirler yalancı Çocuklarım vardır Üstlerinde kara gelinlik Işıklar söndü mü? Şehirlerine bitiverirler Hele griden maviye gözleri yaşlı mı? Mehtaplarıma konuverirler Sabahleyin dağların çimenleri yaralı Kör bir kuş misali dinler sema Dantellerim siyah Banklarım yaralı, yalnız Ben yalnızlığın efendisi... (Serenay Özkan)
  26. Mezar (Serenay Özkan)

    spolat, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Mezar Sanmayasınız ki yalnızca mezarda ölü Canlı mezar yok mudur? Bağırıma, bağırıma bomboş Geceye kefen yok mudur? Üşüyorum, gece buz Mezar taşıma buse dahi yok mudur? Sanmayasınız ki yalnızca mezarda ölü Canlı mezar yok mudur? (Serenay Özkan, Viata)
  27. BEŞAMEL SOSLU TAVUK

    Kelebek, feride48 için blog girişi'e tepki verdi

    1 point
    Malzemeler: - 1 adet bütün tavuk, - 1 bardak haşlanmış bezelye, - 1 bardak haşlanmış havuç, - 1 bardak haşlanmış patates, - Kaşar peyniri, - Tuz, karabiber, kırmızı pul biber. Beşamel Sos İçin: - 2 su bardağı süt, - 2 kaşık margarin, - 2 kaşık un, - Tuz. Yapılışı: Tavuk haşlanır ve küçük parçalar halinde didilir. Borcamın dibi yağlanır ve tavuklar içine koyulur. Üstüne haşlanmış olan bezelye ve küp küp doğranmış ve haşlanmış olan havuç ve patatesler ilave edilir. Tuz ve karabiber eklenir. Ayrı bir tencerede yağ ile un 1-2 dakıka kavrulur. Üzerine süt eklenir ve koyu bır kıvama gelene kadar pişirilir. Borcama koyulan malzemelerin üzerine dökülür ve karıştırılıp, üzeri düzlenir. Rendelenmiş bol kaşar peyniri üzerine dökülür. Pul biber serpilir. Fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirilir. Afiyet Olsun.
  28. Yağmur Yağıyor İnce Gönül Şiiri (Serenay Özkan)

    umutyolu, Serenay_OZKAN için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Yağmur Yağıyor İnce Gönül Aklar ağlıyor ağır sesiyle Üşüyorum, yağmur yağıyor ince gönül Bir düş gördüm gece vahşi kırlangıçlar ve ay Ala gözlüm, dağ çiçeği kokulu saçlım Dağ yarılır cennet olur bir busesine Aklar ağlıyor ağır sesiyle Üşüyorum, yağmur yağıyor ince gönül Bir düş gördüm içinde sen Bir yağmur ay-güneş Kollarında başım Bir buse geçer dudağıma çiğ... (Serenay Özkan, Viata)
  29. ZAMANIN BENİM

    kaptan, sema için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    I Tek yürek atımı olmak Ve sobeleyen olmak ölümü.. Beraberce.. Yasaklı olan diyarın en gizemli yerlerinde.. Yaşayamadıklarımıza duyduğumuz öfkeyi Uysallaştırabilmek seninle... Hem de tek bir kelimeyle.. Ben sevmek için doğarken her yeni güne, Sen sevilmek için doğuyorsun Seninle sensizliğin olduğu yerlerde... Çelişkiler son bulsun dedikçe, Kendi çelişkilerimize yenilenlerdik aslında.. Uzaklıklara bakmaktan gözleri acıyanlardık. Sevmek yaşam olgusuyken bizde, Ölümü bile göze alanlardık sevgimiz uğruna.. Yaşayandık sevdayı.. En farklı, en doğal, en biz olan haliyle. Yarım kalmışlıklara inat, Tamamlayandık birbirimizdeki kayıp parçaları. Sevdayı en doğan haliyle yaşayanlardık. Bendim... sendin.. biz olduk, Yasaklı olan ama her tadıyla Her nefesiyle biz kokan sevdanın minik busesinde.. Senin olmak vardı.. Sen olmak vardı.. Gözlerinin taaa içlerine bakıp Seni seviyorum diyebilmek vardı.... II Her doğan güne birlikte gözlerimizi açmak Ve merhaba demek vardı... Teninin sıcaklığını hissederken erimek vardı Adı bilinmez olan diyarların en köhne yalnızlığında.. Dilime yerleşen nihavent ezgiler eşliğinde Adımlarken çılgınlığın dikey boyutlarını, Yanmak vardı aşkına üşüyen yanımdan soyutlayarak kendimi.. Asırlar öncesine dayanan yokluğundu bugünlere ulaşmamı sağlayan. Sendin.. belki de bendim.. ne zaman biz olduk... Yoksa hep biz miydik doğduğumuzdan beri.. Tüm kırılganlıklarıma rağmen sevebilmek seni.. Kendi parantezimizde yaşamak özgürce.. Adı aşk olan.. tadı tuzu sen olan sevdaya yanmak alabildiğince.. Umut olmayan bugünlere inat Eldeki yarınlarla mutlu olabilmek senin gölgen altında.. Ve sana seni seviyorum diyebilmek... Tüm gökyüzüne yazmak adını.. Gökkuşağının renklerinde dansetmek seninle Sana aşığım diyerek... Seni seviyorum sevgili.. seni seviyorum... III Sevdalara açılan bir yelkendi sonsuzluğun .... Gecenin kokusu sinerken üzerine kelimelerin , Kelimelerden önce harflerle dans edenlerdik.. İzlemek vardı seni derin bir boşlukta... Sadece bakmaktı uzaklardan, dokunamamaktı.. Sen vardın...ben hep fakirdim senden uzakta... Ağlardım bakmadığında delirdiğim bakışlarınla... Bahar olmak vardı tapılası gözlerinde... Sevgilim diyebilmekti en güzeli... Sevgilim dediğini duymaktı... Tek yürek atımı sevdamızın karanlık dehlizlerde Kaybolmasına izin vermemekti. Geçmişe duyulan kin gerilerde kalırken yaşamaktı sevdayı, Yaşanmamışlıkların ruhumuzda yarattığı sergüzeştlikte... Adım hüzündü benim... Gözlerinin alabildiğince Ama yüreğinin göremediğince Hüznündüm ben ruhundan dökülen... Adım aşktı benim... Hiç görmediğin, hiç tanımadığın bir tattım senin dilinde... Seviyorum diyebildiğimce özgür olmak Ve özgürlük kanatlarını sevdana yükleyebilmekti Akreple yelkovanın peşine takılarak.. Zaman durdu sevgili... Bundan sonra ve bundan evvel... Senin zamanın benim...
  30. DÜN GECE YALNIZLIĞIMI SEN SANDIM!

    deren_25, safir için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Dün Gece Yalnızlığımı Sen Sandım! Dün gece yine yalnızdım Sokağa çıktım Ve kendime bir çiçek aldım Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm Ama her gece gibi Dün gece de yalnızdım Ve kendime bir çiçek aldım Bir saat geri alınmış saatler Ben geri almadım Ve bir saat daha yalnız kalmadım Bir masaya oturdum İki çay ısmarladım Ben içtim sen soğuttun sana söyleyeceğim her şeyi yuttum çok dert etmedim çünkü yoktun dün gece yine yalnızdım rahat ağladım yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı ve lambaları hiç karartmadım dün gece her gece gibi yalnızdım sokağa çıktım ve kendime bir çiçek aldım sen sandım Koklamadım. Uğur Arslan
  31. AH İSTANBUL

    pinkgirl, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Uzanıp Kanlıca'nın orta yerinde bir taşa gözümün yaşını yüzdürürüm Hisar'a doğru yapacak hiçbir şey yok gitmek istedi gitti hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti Bir lodos lazım şimdi bana bir kürek bir kayık zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı Ah İstanbul İstanbul olalı hiç görmedi böyle keder geberiyorum aşkımdan kalmadı bende gururdan eser Ne acı ne acı insan kendine ne kadar yenik bulunmadı ihanetin ilacı yürek koca bir kara delik yapacak hiçbir şey yok gönül bu sevdi yeni bir ten yenibir heyecan bilirim üstelik Bir lodos lazım şimdi bana bir kürek bir kayık zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı Ah İstanbul İstanbul olalı hiç görmedi böyle keder geberiyorum aşkından kalmadı bende gururdan eser
  32. GİTTİN...KALDIM

    hayat, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    İlk baktığında gelincikler açtı yanağımda Farketmedin Ellerin, Ellerin sıcaktı Sesin gibi Sesinde ‘merhaba’ Sesimde dikenler Bedenim sönmüş volkan Nasıl da tutuştu Küllenen arzuları Farketmedin Tenin, Tenin sıcaktı Tenim gibi Teninde yangın Tenimde Nisandın Şarkılar dilsiz Şiirler intiharın eşiğinde Bilmedin Benliğim Nefesinde Rüzgardı -ben gidemedim- ................Sen gittin
  33. UMUDA KARŞI

    pinkgirl, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Özlem gözyaşlarımda oturmuş El sallarken Deniz motorları kıyıda Umuda karşı Dalgın dalgın bakıyordu Aşkınla dolu kadehimde Sevdamın nasıl ağladığını Farkına varmıyordu Anladım,duydum Duygularımın sesini Sen olsanda,olmasanda Aşkın yudumunda Hep seni dinliyordum
  34. SENİNLE SENSİZLİK

    hamster, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Gecenin hüznünde bak Hala dolaşıyor yalnızlığım Dalga dalga kıyıya Vururken özgürlük Yağmur yalnızlığımı üşütüyor Mavi okyanus bak Kucak açmış korkusuz. Hani sen nerdesin,? anladım Yalnızlığıma hiç gelmeyeceksin Gücüme gidiyor bu sessizlik Gücüme gidiyor seninle bu sensizlik.
  35. AŞKIMA YEMİN ETTİM

    hamster, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Aşkıma Yemin ettim bir defa Dönmem asla sözümden Vazgeçmem yolumdan. Hançer olup önümü kessen Üstüne basar geçerim Aşkıma engel tanımam. Çığ olup düşsen, Ateşine tutunurum. Söz verdim bir defa Yansam da donsam da Asla dönmem yolumdan, Aşkıma yemin ettim..
  36. MAVİ BOŞLUK

    seda22, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Derin mavi bir boşluktayım... Ruhumun hissetmediği, Belki de hissedemeyeceği bir durgunluk Tenimi okşayan bulutlarla uçmaktayım Uzaklarda,çok uzaklarda,,,, Beyhude dolaşan bir ruh görüyorum. Susuzluk içinde mütemadiyen ilerliyorum Tam ona yaklaşmış,titreyen ellerimle eşini tutacakken, Kaybolacağını biliyorum.... Ama olmuyor,uzattığım elime eli değdiği an, Parmaklarımdan vücuduma dağılan, Ve tüm vücudumu titreterek kalbime dolan, Birşey hissediyorum çok derin.... Bir his, Bir sihir, Bir huzur, Galiba; Bir aşk bu! Bir anda tüm susuzluğumu gideren bir aşk! Kader fermanını hızlı okuyor hayat, Ellerimden ellerinin kaydığını hissediyorum. Titreyen ellerim tekrar titremeye, Susuzluktan çatlayan dudaklarım sızlamaya başlıyor... Ve ortadan ortadayken kayboluyorsun, Aslında kaybolmuyor,saklanıyorsun. Şimdi tekrar o derin durgunluk... Fakat bu kez hissediyorum, Biçare halimle ilerliyorum, Bu mavi boşlukta seni arıyorum... Senden önceki beyhude yaşamım olan mavi boşluklar, Aşkımın gözyaşını döken bulutlar, Gittiğin andan itibaren çakan şimşekler, O günden kalma... Uyandım,yağmurlu bir gece, Dilimde rüyadan kalan bir kaç kırık dökük hece; 'Mavi boşlukta sensiz olmuyor, Artık bedenine dön ruhum...'
  37. TUTSAK

    seda22, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Güneşin ışıltısından solgunsa yüzün, Çatlamış dudaklarında saklıysa hüzün, Bibirine karışmışsa baharın,güzün, Mevsimlerin tutsak,benim gibisin... Zapt etmişse rüyanı bir rüzgarın hayali, Kemiriyorsa beyni bilinmezler suali, Aklın ve bedenin çözemiyorsa bu hali, Ruhun tutsak,benim gibisin... Gözlerinde canlanan,gördüğün şey değilse, Etrafındaki nesneler tek bir hâle bürünse, Herşey yanlış,bir o doğru görünse, Gözlerin tutsak,benim gibisin... Yetişmiyorsa gücün kalbinin atışına, Takılıp kalmışsa birinin bakışına, Bakıp da hak ver bu âsi yanışına, Kalbin tutsak,benim gibisin... 02.07.04
  38. YOKSUN

    seda22, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri böyle çekip gitmek var mıydi? var miydi böyle bitirmek? hani söz vermiştik birbirimize kaç zaman geçti aradan sen yoksun sana sığındığım geceler alevleri gökyüzünde bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız. ve kan rengi şarapla yıkanmış bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız. bilirim dönmeyeceksin artik uzun zaman oldu belki çoktan unuttun. adin kaldı soğuk duvarlarında odamın sigara paketlerinde şiirlerin resimlerin bana gülen cüzdanımda saç telin bir veda o geceden aklımda kalan kekremsi bir tat bir med cezir yüreğimde ben vurgun yemiş bir yarali gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını sen yoksun.... hayatımın ilkbaharında tanısaydim seni yasak umutlara ve acılara inat buruk bir sarap tadında olsaydi sevdamız yıllandıkça güzelleşen ve sen şiirler okusaydın geceleri saçlarımı okşarken ellerimi tutsaydın ansızın yüreğim eriseydi gözlerinde yansaydım ateşinden sen ağlasaydın mutluluktan ben ölseydim yalnızca beni sevdiğini bilseydim. seviyorum deseydin bir kere söyleseydin yanmazdim yanmazdim böyle çekip gitmeseydin... bir veda o geceden aklımda kalan bir günah belki yasak yanimda olsan şimdi hiç konuşmasak ağlasak bin kere pişman olsak sonra yine bozsak yeminleri sarılsak sımsıkı öylece kalsak... gittin.. kim bilir kaç deli sevda sığdırdin yüreğine ışığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni körkütük aşklarin ortasına düştün yalanların pençesine belki bir gün bir gece dar bir vakitte belki hiç beklemezken seni gelirsin diye ben hala buradayım sen yoksun lanet olsun.
  39. GİDERİM

    seda22, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Sersefilim sevgilinin uğruna Abdal oldum göç eyledim giderim Hançer vurdum gençliğimin bağrına Telafisiz suç eyledim giderim Kalb gözünden aldım olmaz darbeyi O gün bugün şaşırıyorum kıbleyi Bilemiyorum medineyi kabeyi Yar gönlünü hac eyledim giderim Geçsede ömrümün her anı yasla Borcumu ödemiş olamam asla Bahşettiği yüce aşka kıyasla Koskoca bir hiç eyledim giderim Cemal'im mürekkep etsen kanını Yazmakla olmuyor aşkın tanımı Yar kurban adamış aziz canımı Al kınalı koç eyledim giderim
  40. YAPABİLSEM

    kaptan, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Bir gün bakabilsem dünyaya Ümit penceresinden. Zamanı dolayabilsem belime Ve mesafelerin ardında Kaybolan saadetimi Önümde diz çöktürebilsem. Bir gün yıldızları basamak yaparak Yükselsem Ay'a, Baksam oradan sarhoş dünyaya Bol bol gülebilsem, Bulutlar arasından Yağmur gibi dökülebilsem. Benim anam, babam, canım Türkiyem Ovalarına, dağlarına, denizlerim Beyaz saadet çiçeğinin Tohumunu ekebilsem.
  41. BÖYLE DEMİŞTİN

    kaptan, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    Hülyalar kadar ince, Mehtaplar gibi parlak Günler sona erince Dedin ki aglayarak: Bir bakiş kadar derin Içimdeki melalim, Senin yeşil gözlerin Emelim istikbalim. Kalbim bir neydir kirik Besteleri hiçkirik Öldürme ümidimi Bitsin artik ayrilik Ankara - 19.08.1942
  42. SEN

    cicceekk, likevoyager için bir konudaki bir gönderi'e tepki verdi

    1 point
    sen esirliğim ve hürriyetimsin, çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler, sen büyük, güzel ve muzaffer ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin...
Bu liderlik tablosu Istanbul/GMT+03:00 olarak ayarlandı