Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Kategori Dışı Konular tarafından Sosyal Bilimler'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    61
  • Yorum

    15
  • görüntüleme

    7.098

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Kategori Dışı Konular

Entries in this blog

Bir dişi hayvanın yavrularını yuttuğunu duysanız, herhalde onun ne kadar vahşi olduğunu düşünürsünüz.

Halbuki Avustralya`da yasayan bir tur kurbağa, yavrularını vahşiliğinden değil, merhametinden yutmaktadır.

Rheobatrachus silus adi verilen kurbağanın yumurtadan çıkmak üzere olan yavrularını yutma sebebi, onların emniyetli bir şekilde gelişmesini sağlamaktadır. Acaba anne kurbağanın midesine inen yavrular, mide tarafından . hazmedilmeyecek mi?

Elbette hayır.

Çünkü bütün kainatta görülen İlahi rahmet, bu yavruları da ihmal etmeyecektir. Yeni doğan aciz yavrulara anında sut yetiştirerek

merhametini gösteren Zat, mideye inen yavruların hazmedilmemesi için de, kurbağanın midesindeki sindirim faaliyetini durdurur. Dişi kurbağanın daha önce midesine doldurduğu gıda maddeleri bağırsağa iletilir ve midenin şekli ile yapısı tamamen değişerek, yavrular için sıcak ve emniyetli bir beşik suretine girer.

Oburluğu ile tanınan bu kurbağanın iştahı, aynı rahmet sahibi tarafından sonra tamamen kesilecek ve kuluçka devresi tamamlanıncaya kadar hayvan tam 2 ay aç kalacaktır. Kuluçkanın ileri safhasında mide büyüyerek akciğere dayanır. Ve onun faaliyetinin durmasına sebep olur.

Ancak İlahi Rahmet burada da imdada yetişir ve akciğerleri devreden çıkan kurbağa, derisi vasıtasıyla nefes almaya baslar.

Yumurtadan çıkan kurbağalar daha sonra yemek borusundan tırmanır ve anne kurbağanın ağzından aşağı atlayarak, gün ışığına çıkarlar.

Mide yavruların tamamen çıkmasından 8 gün sonra normal haline gelir ve vazifesini yerine getiren kurbağa, yiyip içmeye baslar.

Avustralya'nın Adelade Üniversitesinden Zoolog Michael J. Tyler ile yardımcısı David Carter tarafından ortaya çıkarılan bu esrarengiz hadise, fizyoloji olarak bilinen ilim dalını alt-üst etmiştir.

İlim adamları ülserin tedavisinde yeni bir ümit olarak gördükleri bu olağanüstü olayın nasıl gerçekleştiğini ve midedeki faaliyetin nasıl durdurulduğunu aramakla meşguller...

HAFIZAYI GÜÇLENDİRMEK

Hafızanızı basit alıştırmalarla güçlendirebilirsiniz. Kolaylıkla her yerde çok zaman harcamadan yapabileceğiniz bu 10 alıştırmayla güçlü bir hafızaya sahip olabilirsiniz. Uzmanlar düzenli uygulandığında çok başarılı sonuçlar elde edildiğini belirtiyor.

Ters el alıştırması: Sağ elinizi kullanıyorsanız, biraz da sol elinizi çalıştırmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın veya çayınızı kaşıkla alışık olduğunuz yönün tersine karıştırın. Kalemi ters elinizle tutun. Biraz üreticiliğinizi kullanın ve daha neleri tersten yapabileceğinizi bulun. Tabii bulduklarınızı da hemen deneyin. Sonuç olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.

Çocuk oyunu alıştırması: İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Çiçek açan ağacın kokusunu keşfetmeye çalışın. Fırında satılan taze ekmeklerin kokularını algılamaya çalışın. Yürüdüğünüz zeminin özelliklerini hissedin. Caddede duyduğunuz sesleri ayrıştırın. Yanınızdan geçen insanların tek tek konuşmalarını dinleyin. Evinizde gözlerinizi kapatarak bir yerlere ulaşmaya çalışın. Kısacası, duyularınızı alışık olmadığınız tarzda kullanın. Bu şekilde çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini arttırırsınız. Eğer bu yaptıklarınızdan zevk alır ve insan veya olayları detaylı algılamayı sürdürürseniz, hafızanız her zaman canlı kalmaya devam eder. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, unutmak istemedikleriniz o kadar sağlam kalır.

Harf alıştırması: Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Örneğin, çift T ve M lerin üzerini işaretleyin. Bir sonraki aşamada, kelime içinde birden fazla geçen harflerin üzerini çizin. Alıştırmayı yaparken, kelimelerin üzerinde fazla düşünmeyin ve hemen işaretleyin. Böylelikle konsantrasyon gücünüzün ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Başarılı olma isteğiniz ve aldığınız zevk zihnin canlanmasını arttırır.

Polisiye alıştırması: Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım? gibi, genellikle polisiye romanlarında veya filmlerinde sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplamayı da unutmayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz. Ayrıca kısa hafızanızı da harekete geçirmiş olursunuz.

Yürüyüş alıştırması: Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle dizinize dokunun. Bu esnada o kadar esnek hareket edin ki, bacağınızı indirirken, kolunuz başınızın üzerine gelecek kadar yükselmeli. Bu hareketleri birkaç kez tekrarlayın. Bunu yaparken sadece kan dolaşımınız hızlanmaz, aynı zamanda koordinasyon yeteneğiniz de artar. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını kullanmış olursunuz.

Ressam alıştırması: Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu hareketi gevşek ve dengeli yapın. Kendinizi Leonardo da Vinci veya sevdiğiniz bir başka ressamın yerine koyun. Bu çizim hareketleri, yorgun zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi etkili biçimde yok eder.

Ajan alıştırması: Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapacaksınız. Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece, sadece sıkışık trafiğin eğlenerek çabuk geçmesini sağlamaz, aynı zamanda kelime hazinenizi geliştirir ve beyninizi canlandırırsınız. Bu alıştırma, acil plaka ezberlemeniz gerektiği durumlarda çok işinize yarayabilir.

Resim alıştırması: Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem kağıt alın ve kağıdın üzerine bir tane mum, bir kuğu, üç kollu bir kaktüs, üç yapraklı bir yonca, beş parmaklı bir el, hortumunu yukarı kaldırmış bir fil, sola dalgalanan bir bayrak, saatli bir yumurta, sapının üzerinde duran bir pipo, davul yanında duran bir adam, iki deniz feneri ve bir saat çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Örneğin, mum biri, kuğu ikiyi, kaktüs üçü ifade ediyor. Bu sıralamaya hakim olduğunuzda, sembollere aklınızda tutmanız gereken bir listeyi koyabilirsiniz. Eğer bu bir alışveriş listesiyse, mumun süt şişesinin üzerinde durduğunu, kuğunun boynunda portakal filesinin asılı olduğunu hayal edebilirsiniz. Bu alıştırmayla, zihninizde listeler oluşturmayı daha kolay başarırsınız.

Otobiyografi alıştırması: Düşünün ki hayat hikayenizi tekrar yazmanız gerekiyor. Burada, işe gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızın kim, tipinin nasıl olduğunu hatırlamanız gerekiyor. Tabii sınıfınızın düzenini, görüntüsünü de. Ayrıca sınıfınızın penceresinden neler göründüğünüzü de hayalinizde canlandırmaya çalışın. Bu alıştırmayla, kişilerle ilgili hafızanızı harekete geçirirsiniz.

Hipnoz alıştırması: Özellikle stresli anlarınızda veya kaygıya kapıldığınızda olumlu kelimelerden destek almaya bakın. Bunlarla olumsuz düşüncelerinizi yok eder, hedeflerinize daha kolay ulaşmanızı sağlarsınız. Eğer önemli bir görüşmeden önce, hafızanızın sizi yarı yolda bırakacağından korkuyorsanız, her gün gözlerinizi kapatarak kendi kendinize tekrarlayacağınız bir cümle belirleyin. Örneğin, Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim cümlesini tekrarlayabilirsiniz. Ayrıca kısa hafızanızı çalıştırmada önemli olan, bunu her gün uygulamanız.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ

Kağıt Parayı Kimler İcat Etti ?

Para icat edilmeden önce, deniz kabuğundan kıymetli metallere kadar çeşitli mallar değişim aracı olarak kullanılmıştır. Tarihi kayıtlara göre, M.Ö. 118 yılında Çinliler deri para kullanmışlardır. İlk kağıt para ise M.S. 806 yılında yine Çinde ortaya çıkmıştır.

Batıda kağıt paraların basılması ve kullanılması 17 nci yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. İlk kağıt paranın 1690lı yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinde Massachusetts Hükümeti, İngiltere'de ise "Goldsmiths" ler tarafından basıldığı ve dolaşıma çıkarıldığı, 1694 yılında İngiliz Merkez Bankası ve daha sonra diğer ülke merkez bankalarının kurulması ile de yaygınlaştığı görülmektedir.

"Kağıt icat edildi, paranın kağıt olması yüzyıllar sürdü."

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir ?

Bu şarkı "Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerikalı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı "Good Morning to All" yani "hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır.

Mezara niçin çiçek konulur ?

İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon' nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupa da ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mezarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenlerinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayaletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar ?

Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir ?

Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

Bir hafta niçin 7 gündür ?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısının 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır ?

Döner kapıların tek amacı enerji ve yer tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller. Üstelik tüm bu işlev kapı çapı kadar yer alır.

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar ?

Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üst üste duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

Neden evlilik yüzüğü yüzük parmağına takılır biliyor muydunuz ?

Evlilik yüzüğü neden hep aynı parmağımızdadır da, neden

işaret parmağı baş parmak ya da serçe parmak değil de neden yüzük

parmağı...

Evlilik yüzüğünü ilk defa eski mısır prensesi nefertiti takmıştır...o yıllardaki

Tıbbın ne kadar ilerde olduğu ayrı bir tartışma konusudur ama yüzyıllar

Sonra anlaşılmıştır ki direk kalbe giden tek damar evlilik yüzüğünü taktığımız Parmaktadır..

Başka hiç bir parmağımızdan direk kalbe giden bir damar yoktur

ÇAPKINLAR İÇİN BURÇ REHBERİ

Çapkınlar İçin Burç Rehberi

Boğa burcunu iyi bir restoran etkiler. Koçu parfümler. İşte astrolog Claire Petulengroya göre, insanı burcuna göre aşık etme yolları...

Koç Burcu: Önce güzel kokup kokmadığınıza özen gösterin. Lüks ve pahalı kokuları severler. Ucuz giyinmeyin.

Boğa Burcu: Hayatları yemek, seks ve para üzerine kurulduğundan iyi bir restoran, gece kulübünden daha etkili olur.

İkizler Burcu: Onu yeni açılmış bir yere götürün. Çok zor elde edilen rolü de oynamaya kalkmayın.

Yengeç Burcu: Biraz uzak durun. Onlar sırlarını koruyanlardan hoşlanırlar. Size güvenmesi zaman alacaktır.

Aslan Burcu: Ne kadar para kazandığınızı, başarınızın göstergesi olarak algılayacağı için kazancınızı bilmek ister.

Başak: Detaya çok dikkat ettiklerinden giyiminize ve saçınıza özen gösterin.

Terazi: Gülmeyi pek severler. Komik fıkralar ve hikayeler anlatın. Ama şarkı söylediklerinde sakın gülmeyin. Müziğe karşı kabiliyetleri olduğunu sanırlar.

Akrep: Kendiniz olun. Farklı görünmeye çalışanlardan hoşlanmazlar.

Yay: Onlarlayken alışılmış ve denenmiş metotlar kullanmayın. Yenilik severler.

Oğlak: Onun için ne kadar kazandığınız, hangi ülkeleri gördüğünüz, kimleri tanıdığınız önemlidir. iltifatı sever.

Kova: Kendilerini beğenmiş gibi görünürler ama aslında değildirler. Aptal hiç değildir. Romantiktirler.

Balık: Denizle ilgili her şeyi severler. İnsanlar hakkındaki kararlarında genelde yanılmazlar.

ZAYIFLAMA İLACI "LİDA"

Bugün can sıkıntısından, madem ki bu sene deniz meniz yok. Ben de internette sörf yapayım derken, milliyetin bloglarına kadar uzanmışım.

S.Aydın adında bir blogcunun yazıları hoşuma gitti. Bu yazısının daha fazla insana ulaşması gerekir diye burada sizlerle paylaşmayı bir borç bildim.

-İnsan canı pahasına neler yapabilir ?

-Hiç düşündünüz mü?

-Mesela çocuğu için canını verebilir mi ?

-Çok sevdiği aşkı için ölümü göze alabilir mi?

-Vatanı için canını verebilir mi ?

.-Eminim ki bu sorularıma ,içinizden gelen bir coşkuyla EVETTTT diyorsunuz.

-Başka ?

-Peki ya zayıflamak için ölümü göze alırmısınız?

-Ama bilerek, ama bilmeyerek alınıyormuş.

-Neden mi?

Gümrük kapılarında,300.000 kutu zayıflama ilacı olarak bilinen "LİDA" ilacı, kauçuk diye sokulurken yakalanmış.

Dr.Ender Saraç uyarıyor; bu ilaç yüzünden onlarca insan yaşamını yitirdi.

Şu anda bile tezgah altında bu ilacın satıldığı yolunda duyumlar alınmış.

Talep olmasa arzın da olmayacağını düşündüğümden,

"LİDA" adlı ilacı kullananların bir kez daha düşünmelerinde yarar var.

Kanada,Almanya,Hong Kong,İsviçre ve İrlanda gibi ülkelerde yasaklanan diyet ilacı "LİDA"yı T.C.Sağlık Bakanlığı Nisan 2007 de toplatmıştı.

Yakalanan LİDA kapsullerinin yanı sıra operasyonda şunlar da ele geçirilmiş;

*162 koli(7.840 adet) ABERRANCE cinsel uyarıcı hap.

*49.800 adet VİAGRA

*31.840 adet CURUSAGE cinsel uyarıcı hap.

Geçenlerde Yıldız Kenter, zayıflamak ve formunu korumak isteyenlere güzel bir yol gösterdi.

Her sabah 15 dakika ip atlama.

Ne kadar kolay değil mi ?

Hem bedava, hem de hiç riski yok

AŞK DEMEK

Bir kadına bir erkek. Yakışığı budur.

"Yalnızlık allaha mahsus." Doğru laf.

Bıraksalar gül gibi geçinip gidecek bu iki cins ama rahat vermiyorlar ki.

Örneğin, ıssız bir adada, çift başlarına yaşamaya bile kalksalar, ağacında sakin sakin öten kuşun cinsi bile aralarında tartışma konusu olur.

"Bence saksağan...."

"Bana kalırsa baykuş."

"Saçmalama baykuş puuu lar"

"Saksağan da uzun uzun ötmez." Saksağan...baykuş ...derken biri o geceyi sahilde, diğeri de kamıştan kulübede geçirir.

Dedim ya kimse rahat vermez şu ikiliye. Ne ötüyorsun şimdi durup dururken değil mi? Araya nifak sokmanın ne manası var.

Şimdi hal böyle olunca, aynı mekan dahilinde gece uykularını ayrı geçirmeye başladı mı bu ikili, ikili olma sözleşmesininim ihlali tohumları atılmaya başlanmıştır.

Çiftlerin birbirlerine en trip ceza şeklidir.

"Nnnnnevet ben bu gece salonda uyuyacağım, neredeydi ekose battaniye???"

O gece ayrı yattın mı, cezanı verdin. Artık kendine mi, O'na mı belli değil.

Gitmişsin 109 taksite bir yatak almışsın battal boy, sonra yaptığına

bak...neden şiddetli ya da şiddetsiz kavga sonraları, bir kişi kendini bu ortopedik zevkten mahrum etsin?

Hayatta etmem, etsin de istemem. Dön arkanı uyu, ya da dönme istediğin yönde yat.

Anlam yüklü bohçanın içinden şunları çıkarabiliriz :

Sana değmek istemiyorum, sana katlanamıyorum, seni çekemem, sinirime dokunuyorsun, madem eşim gibi olamıyorsun, neden yanında yatayım vs...

Yani beraber uyumak demek, aşk demek. Aşk demek, beraber uyumak demek. Bu sonuca varıyoruz en mikrodan.

Aşk demek, birbirlerinin kurallarına kayıtsız şartsız uymak demek.

Kurallara uydun mu da yanında yatmaya hak kazanırsın. İşte bu kadar!

İhlal demek, ihmal demek aşk kitabında.

Yirmi yaşına kadar oku, kırk yaşına kadar hayattan sille ye, ders almak adına; emekli olana kadar da bağkur mu, sigorta mı daha çok prim veriyor acaba endişesi ile geçsin ömrün... Ne kaldı şurada ölümüne; en iyi niyetten on-yirmi sene kalmışken de yanındaki insanın hayat arkadaşın olduğunun anca bilincine var.

Muhallebi yerken takma dişlerin kırılmaya başladığı yıllarda anlarsın aslında, kuşları seslerinden tanıyabilen tarafın bir diğerinden kişilik olarak üstün olmadığını. O zaman anlarsın ancak, saksağanlar ve baykuşlar ilahi adalet için değil, sadece çeşit olsun diye indirilmiştir yeryüzüne.

Didişmeyi taaa o zaman bırakırsın. Eşinin tansiyon-kolestrol ilacını, o zaman hatırlatmaya başlarsın. Yıllar öncesinde başının ağrısını umursamazken, şimdi, yalnız kalma korkusu ile paspası olursun O'nun.

Değer mi oysa değmeden uyumak, değmeden yaşamak, bir gün bile.

Aşk demek değmek demek.

Tenine, ruhuna, acısına, sevincine değmek demek.

İnadına, didiştiğiniz günün akşamları değin birbirinize.

Ya da daha kolay bir çözüm, işgüzarlık edip de battaniye falan almayın evinize.