Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Yaz bitti,
kışa doğru hummalı bir göç başladı yüreğimde,
bu kent karanlık ve ihanet dolu
dostluklar kapkara bir renge bürünmüş şimdilerde,
yapacak tek şey kalıyor öyleyse,
bu kentten çekip gitmek,
ne zaman geleceği belli olmayan,
yeni bir yaza dek.
Kuşlar çoktan gitti oysa,
uzaktaki yakın dostların yanına
artık penceremden göremiyorum kanat çırpışlarını,
belki kolay olanı seçtiler,
çünkü savaşmak yiğitlik işidir, yürek ister,
oysa bir okyanusun dalgaları arasında kaybolmak
daha kolaydır,
yada mercan kayalıklarında bir tutam yosun olmak
daha kolaydır,
peki ya insan olmak,
yüreğinin derinliklerinde hissetmek
bütün dayanılmazlığıyla tarifsiz acıları,
ve orantılamak hayatına.
Dedim ya, bu kent artık çok yabancı bize,
çekip gitmek vaktidir,
oysa çocukluğumuz beraber geçmişti bu sokaklarda,
kısa pantolonla gezdiğimiz o günler aklımda hala,
tüm çocuksu duyguları, çocukçasına yaşamıştık,
gençliğimizi elimizde boyalarla,
bu kentin duvarlarına yazmıştık,
hani hatırlarsın ilk yapıştırdığımız afişleri
ve sokak aralarında koşarak kayboluşumuzu,
filtresiz tek sigaramızı birlikte içtiğimiz,
sinemaların önünden parasız geçtiğimiz o günleri,
bu kentte paylaşacak bir şey kalmadı artık
her taraf ihanetlerle doldu,
hem kuşlarda gitti, artık yolculuk sırası bizde,
çekip gitmek gerek ardına bakmadan.
Günlerdir gözlerime uyku girmedi,
tarifsiz bir sıkıntı içerimde,
hep seni düşündüm, o günleri özledim,
caddelerde paylaşmanın o sihirli buğusunu aradım,
ben bu karanlık ve küflü kaldırımlarda gezerken
o ne yapıyor dedim acaba,
hala o eski günlerdeki gibimi yaşıyor,
gözleri ışıltılı,
yoksa yaptığımız hataları almış karşısına,
geçmişimizi mi yargılıyor,
yada yüreğindeki tohumlar çatlayıp boy mu veriyor
çiçek açmak için yarınlarda yeni baharlara.
Sen yoktun, kuşlar yoktu,
bir başıma kalmıştım bu kentte,
yorgundum, çekip gitmişti dostlarım,
ve onların sıcak yüreklerinde kalmıştı
tüm umutlarım,
hatıralarımsa hiç yaşanmamış gibi
anımsamıyorum artık,
sinemaların önündeyse,
yeni nesil gençler,
yeni versiyon filmler,
yatılı bir hüzün çöküyor üstüme
ve bastırıyor karanlık.
Yürürken, bir liseli kız görüyorum kaldırımlarda,
sana benziyor,
gözleri en az senin kadar güzel,
oda benim gibi umarsızca yürüyor,
bir rüzgar esiyor, saçları gözüne düşüyor
göz göze geliyoruz,
ben ona bakıyorum
ama o beni görmüyor,
belli ki oda küskün bu kente,
dedim ya, bu kent artık çok yabancı bize
çekip gitmek vaktidir,
hem kuşlarda gitti,
artık yolculuk sırası bizde,
çekip gitmek gerek
ardına bakmadan...