Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

insan oyunlarında yas tutmuş, kurumuş dağlar ovalar

kır çiçekleri değil dükkanlarda satılan

gülüm yazan, yavrum yazan, yiğidim yazan

kapıları tıkayan mezarlık çiçekleri

yakın kentlerin uzak köylerine yazıyorum şiirimi

kan sesi dinledik yırtılan damarlardan

töre dedik, kin ve öfkeyle düğümlendik

diyetini kestik

berdel oldu, bedel ödedi hayvan niyetine eksik etek

oysa seslensek?

sesimizi duyacak kadar yakındı insanlık

kirli ellerin uzadığı zamanlardayız

utancın en utancı göz uçlarında geleceğin

unutulmuş belgelerde bir tarih ağlıyor

türkü değil, ninni değil, gökyüzünde bir uğultu

eli sopalı, cellat sıfatlı insancıklar kin doğuruyordu

kavrulan ozanların dumanından boğulan

yüreği kan ağlayan sivas?a yazıyorum şiirimi

her nerede...

şehvetle sıvazlanan saçlarda çözülen örüklere yazıyorum

lekeler sürüyorlar etek uçlarına evlat tadını bilmeden

meçhule sürüklenen bulutlara

dağlara yüklenen dertli ağıtlara

yüreği dağlanan, yas bağlanan yuvalara

karanlığa gömülen taze cesetlere sorun bu hali

sözlerim yüreğim kadar büyük, gözlerim kadar keskin

dağların altında, karanlığın dibinde kalan

ham bir yüzün, cinsel objeliğini yakıyorum

yıkıyorum körebe oyunlarını, boyun eğdirmiyorum

tavadaki bulgurdan kaçıp, pirince saplanan kaşıkları kırıyorum

kışkırtıyorum kendimi balçıktan fırlayanlara

gerinen bedenlerde, esneyen şehvetli ağızlara tükürüyorum

alnı ak, yüzü açık dizelerimde...

dalları kuruyan, yaprakları dökülen ağaçlar kadar çıplak çepleri görüyorum

tezgahların kral meyvelerinin karşısında ellerin titrediğini

bakışların yön değiştirdiğini haykırıyorum

haykırıyorum ağlayan bebeklerin etekleri çekiştirdiğini

üstüne bağdaş kuran burjuvanın altında, inliyor kaza öykünen tavuk

marlboro dizili raflarda esaret konuşuyor

coca colada kızıl kan

kadeh kadeh tüketilen masalara haykırıyorum

sokağımdan, evimden, kendimden nefret ediyorum

nefret ediyorum köşedeki bakkaldan

yıkıyorum aciz ruhların mahremiyetini

merdi namerde muhtaç ettiren, koltuk sevdalarında ağlatıyorum yüreğimi

kendi toprakları üzerinde savaşmak ötekiyle berikiyle

savaşmak tüketmektir insanlığı içten içe

bencillerin zımparasında parça parça cesetler

küfür kadar kolay indi

tokat kadar kolay indi

kan akıtmak kadar kolay döküldü toprağa

binlerce ölüsüne ağlayan yüreklerden sesleniyorum

nefesi kan kokan

eti tırnaktan ayıran ömür törpülerine kışkırtıyorum dilimi

küçüğüne - büyüğüne

gelmişine - geçmişine

azıcık dokunsam biliyorum kan revan

inadına inadına...

kör bıçak saplıyorum vicdansızların şah damarına

Müsade Özdemir

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...