Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

tükürerek bu düzene konuşulur elbet

konuşmaktan değildir korku

birileri hala aç gidiyorsa işe

coplanıyorsa hak arayıcıları cadde ortalarında

koparılıyorsa üşüyen ellerinde garibin üç kuruşluk tezgâhı

düşer yüzlerinde son gülümsemeleri annelerin

ve yolu kaybolur akşamdan kalma sevinçlerin

gönlün kırık, yüzün soğuk

dilin tutuk

ve hak aramaya hakkın yok

korkulur elbet

bırak ruhunu salınıp dursun hüzünlerin çarmıhında

hani nerede özlemlerini duyduğun, diz çöküp yaslarını tuttuğun

nerede memleketin, nerede memleketlim dediğin

yazgım dediğin dörtnala gelip dikilmişse yanı başına

ve bir balık gibi sıçramışsan korkunun akışına

kurtarabilir misin kendini gittikçe ağırlaşan yükünden

alabilir misin bayatlamış sevinçlerin tadını

var mı sabrın anlamı

kötülükle yunmuşlarsa bedenlerini

bir doruk orda diye, benciller koşuyorsa çıkarları peşinde

nerde acımak, nerde merhamet, insanlık nerde

tükenmemek mümkün mü, sesinin bittiği yerde

toprağım dediğin, o dinli bu dinsiz, o edepli bu edepsiz

o zengin bu fakir, o yerli bu yersiz

kimden süt emdi insanoğlu anneden gayrı

kim kurdu bu düzeni, kim astı insanları özgelik askısına

kırarak ayağını, kullanarak dini, dilenirken caddelerde birileri

dönecek mi askeri diye

kim bilir kaç anne unuttu yemeği-ekmeği-suyu, gecelerce uykuyu

kaç ihtiyar parkta dökülen gazeller altında pardösüsüz

ve kaçımız kömür ocaklarında göçük altında kaldık

bağışlayacak olan var mı bu çirkinliğimizi

kaç pula satılıyor insanlık

çullarla mı kapanır, nasıl saklanır kaybolana dek

bu dem soysuzların, arsızların bu dem kurnazların demidir

düşün insan hakları denen sefillik

ha toprak altında, ha toprak üstündesin

düşün bir kere düşün, rezillik içindesin

yoruldum doğruları doğurmaktan

ant olsun ki

ekmeğimi tuzsuz yerim, yemeğimi yağsız

yüzüm asılmadan, nefsim kalmadan çeker giderim

dokunsam üşür ellerim

inanmam dağların çiçeklerin ağaçların

ve insan haklarının var olduğuna

güzellikler kar altında

birileri uyur, uyutur birileri

hayatsa zan altında

arksız yataklara vurmuşlar deli suları

asmışlar sellerin, uçurumların kıyılarına evleri

korkmadan

ant olsun ki ağlamadan

şu yorgun, şu ışıksız, şu yoksul dünyadan

burnumun direği sızlamadan çeker giderim

yoksul yüreklerden doğar mı sevgi

öylesi-böylesi, kulu-kölesi, hepsi size kalsın

şu yaralarımı deşen merhametsiz gün beklermiş, neyime

var mı karanlığın ardını gören

kundağım tahta-mekanım toprak

ve ruhum çırılçıplak

geçeceğim kapılarınızdan bir ilkbahar

hayattan geçtiğim kadar

Müsade Özdemir

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...