Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

Kadın çok mutluydu, nasıl mutlu olmasın ki; o yanındaydı. Bütün gece gramofonda o plak çaldı. Gece?nin mavi yerinde öyle güzellerdi ki, bir ressamın ısrarla aradığı, modellerdi. İkisi de biraz sonra olacaklardan habersizdi. Adam, bir anda inlemeye başladı. Ağrıdan olduğu yere bırakıverdi, güçsüz bedenini. Kadın korkmuş mavi gözlerle ?Haluk? diye bağırdı. Fakat ne çare Haluk onu duymuyordu. Belki de bir daha hiç duymayacaktı. Bir an adam yorgun gözlerle, ağlayan kadına baktı. Ve sadece;

Haluk: ?Ağlama Bebeğim? dedi.

Yeşim: ?Beni bırakma Haluk ? diye inledi.

Haluk bayılmıştı. Yeşim tedirgin mavilerle hemen telefona koştu, ambulans istedi, Haluk?un yanına koştu. Yeşim deli gibi ağlıyordu. Birden zil çaldı ve Yeşim irkildi. Ambulansı istediğini hatırladı, hemen kapıya koştu. Sağlık görevlileri sedyeyle, Haluk?u alıp tam gideceklerken; Yeşim bağırarak ince bacaklarıyla merdivenlerden inerek,

Yeşim: ?Beni de bekleyin Ben de geleceğim? dedi.

Yeşim de hemen ambulansa bindi, İzmir sokakları Haluk?a ağlıyordu artık. Acı bir melodi çalıyordu, Karşıyaka da, Bornova da, Gaziemir de, Yeşilyurt da, Buca da...

Nihayet Ege Üniversitesi Hastanesi?ne misafir oluyor, Haluk. Onu selamlıyor; duvarlar, hastalar, Hastane kokusu, Doktorlar, Hemşireler? Haluk, hemen ameliyata alınıyor, Yeşim, içeri giremiyor, tabi. Bitkin ve yorgun ince bedenini, Hastane Koridoru?nun kucağına bırakıyor. Zaman geçmiyor, sanki akrep ve yelkovan ant içmişler, buluşmamak üzere. Ve bir türlü barışmıyorlar.

Yeşim: ?Hadi Hadi bırakın artık küskünlüğü, bakın Sevgilim içerde can çekişiyor, bitsin bu ızdırap? diyor.

Doktor, üstü başı kırmızılarla çıkıyor, yolculuk tünelinden. Doktor?un yorulmuş gözleri Yeşim?in dikkatini çekiyor.

Yeşim: ?Doktor Bey! Şey Haluk nasıl?? diyor.

Doktor: ?Biz elimizden geleni yaptık? diyor. Ümitsizce ve kaçamak gözlerle.

Yeşim; Doktorun yakasına yapışıyor.

Yeşim: ?Nasıl yani?? diyor.

Doktor: ?Hastayı kaybettik, maalesef ama inanın elimizden geleni yaptık? diyor.

Yeşim: ?Pekiyi, hastalığı neymiş? Bana söylemedi? diyor.

Doktor, şaşkın gözlerle bakarak: ?Beyninde ur varmış, hem de kötü huyluymuş? diyor.

Ve hızlı adımlarla oradan uzaklaşıyor.

Yeşim bunu duyunca deliriyor. Hemen kendini Hastane?nin Bahçesi?ne beyaz bir bank?a

atıyor. Elleri ve bedeni titriyor. Sanki ikisi de yolcuydu, Ebede. Birden rüzgâr; çıkıyor. Yeşim?in sarı saçları da titriyor, bu acı senfonide. O rüzgâr Haluk?u da Yeşim?i de Ebede götürüyor. Çünkü Yeşim çok iyi biliyordu ki; Haluk?suz asla yaşayamazdı. Rüzgâr onları buluşturdu, bir ?Perşembe Günü Saat: 23_45? de. Daha nice ?Yeşimler ve Haluklar? gelecek, bu Mavi Dünya?ya; umarız ki, onların da kaderi böyle olmasın!

GÖKÇEN AKARSU

(16.02.2006)

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...