Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Kadın bütün gece uyuyamadı yorgun yüzüyle bahçeye çıktı. Havuza baktı su muhteşem görünüyordu. Beyaz geceliğini çıkarıp havuza atladı. Yüzmeyi çok seviyordu. Yüzdüğü zamanlarda çok rahatlıyordu. Kadının evi şehre oldukça uzaktı.
Kadın atları bir başka severdi. Saatlerce ata binerdi. Bu onu çok rahatlatırdı. Çünkü o anlarda kendini özgür hissederdi. Sarı saçları rüzgârla yarışırdı. Hayatında atları, yazıları, resimleri vardı sadece. Kimseyi sevememişti sevmek istememişti. İncinmekten korkmuştu belki de.
Çatı katına çıkar ve saatlerce renklerle oynardı resim yapmayı çok severdi. Tuvallerine atlar da yansırdı çoğu zaman. Bazen de yaşamayı düşlediği hayatı resimlerdi. Şömine?nin yanındaki mindere oturup hayallerini yazardı sayfalara. Kimseyi aramazdı yanında. Çünkü verecek sevgisi kalmamıştı yaşama. Yorgundu mavi düşlerden. Bu yüzden hayalindeki sevgiliyi anlatırdı yazılarında. Kahverengi gözlü kumral bir genç düşlerdi mavi yaşamadan. Bu sevgili tutku dolu, içten, dürüst, esprili, akıllı?
İnsanlardan soyutlamıştı kendini. Çünkü onun deli olduğunu düşünüyordu en yakınındakiler. İşte bu yüzden hayattan bir beklentisi kalmamıştı. Artık üzülmek de istemiyordu bu yüzden böyle yaşamak en doğrusuydu. Sadece babasını özlüyordu bazı zamanlar onunla geçirdikleri vakitler ne de güzel oludu. Beraber Türk Sanat Müziği faslı yaparlardı bu zamanlar bir başka geçerdi. Fakat onu da Tanrı almıştı yanına. Kadın biliyordu ki evrendeki hiçbir şey bizim değildi. Bu yüzden hayatı pek önemsemiyordu. Tanrıya hep dua ederdi babası ve tabiî ki kendisi için. O zamanlar huzur dolardı ruhu.
Kadın sessizliği çok severdi geceler bir başka güzeldi bu yüzden. Lacivert geceler keman sesi kadar büyüleyiciydi. İşte yine böyle bir gece gece?nin bir yarısı kapısı çaldı. Kadın şaşırdı. Beklediği biri yoktu. Çıplak ayaklarıyla kapıya koştu. Kadın tedirgin görünüyordu, ürkmüştü. Kapıya yaklaştı evet tam kapı?nın karşısında duruyordu. Ürkek bir ses tonuyla: Kim O? Dedi. Ses yoktu kadın titremeye başladı. Oda karanlıktı hiçbir ses yoktu sadece kadı?nın üstündeki mini mavi gecelik geceye parlıyordu. Artık dayanamıyordu. Ne olursa olsun kapıyı açacaktı ya kapıdaki acele yardım bekleyen biriyse diye içinde geçirdi. Ve hızla kapıyı açtı kadın. Gözlerine inanamadı. Çünkü karşısında o duruyordu?
GÖKÇEN AKARSU (04.02.2006)