Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Üniversiteyi kazandığımda tek hedefim derslerime çalışıp okulu bitirmekti. Bir çok erkek üniversiteyi özgürlük olarak görür, kızlar uzun geceler. Evde iki arkadaş kalıyorduk: Tuna ve ben...
Ev arkadaşım her akşam, ?Şu kızla tanıştım, bu bana baktı, o benden hoşlanıyor galiba,? diyordu; sırtına bir çift kanat takarak anlatıyordu bunları bana. Bense bu duruma anlam veremiyordum; bir insanla neden yetinmiyordu, özgürlük bumuydu, hayır hayır bu olsa olsa bencillik olurdu. Bense, hayatıma bir sevgili girmeyecek, okul sürecinde bana dost gerek diyordum. Bunu söylerken ben de inanmıyordum insanın kaçtıkları en çok yaşamak istedikleridir?
Esra sınıfın maskotuydu. Kantinde otururken, ?Sana çok güzel bir kız ayarlayacağım,? dedi. Şaşırmıştım, ?Kim?? diye sormayı çok isterdim ama sormadım, soramadım, çünkü hemen kim olduğunu söyledi. ?Ahsen,? dedi, şaşırmıştım; okulun en çok beğenilen kızıydı Ahsen. Gözlüklerimi çıkartıp Esra?nın gözlerine baktım, hayır demek çok zordu ama ben bir sevgili yani yeni bir bela istemiyordum. Yutkunarak, ?Ben sevgili değil dost arıyorum,? dedim. Esra şaşırmıştı. Ahsen kantinden içeri girdi, gözlerine bakamadım bile; çok güzeldi, bütün gözler Ahsen?in üzerindeydi. Esra, Ahsen?in yanına oturmuştu; bana bakarak konuşuyorlardı. Esra yanıma gelerek, ?Ahsen seninle tanışmak istiyor,? dedi. Şaşırmıştım, neden benimle tanışsın ki bu kadar yakışıklı erkeğin içinde neden ben? ?Ne söyledin Esra, yanlış bir şey söylemedin değil mi?? diye sordum. ?Hayır,? dedi; ?yalnızca senin söylediğini söyledim. Ben sevgili değil dost arıyorum dediğini. O da bu zamanda böyle erkekler var mı diye sordu.?
Masadan kalkıp Ahsen?in masasına oturduk. Esra bizi tanıştırdıktan sonra ilk an konuşmakta ikimiz de zorlandık, bizi susturan neydi bilmiyorum. Yine görüşmek üzere telefon numaralarımızı birbirimize verdik. Ahsen yanımdan ayrıldı, kantinde bütün gözler üstümdeydi, bu bakışlara anlam veremiyordum ama tuhaf biçimde mutlu da olmuştum.
Anahtarı kapıya taktığımda Tuna?yı rahatsız etmemek için zile basmayı tercih ettim, sürekli kız arkadaşları sürekli eve geliyordu. Tuna, havluyu beline sarmış, yüzünde anlamsız bir mutlulukla, ?Oğlum içerde mükemmel bir kız var, sen bizi biraz yalnız bıraksan,? dedi. İçeri girmeden sokağa çıktım. Ders çalışmam gerekiyordu; evimize Kordon çok yakındı. O kısa aralıkta Ahsen?i düşünerek yere oturdum, balıkçı teknelerini izledim. ?Aaa selam, ne yapıyorsun burada?? dedi, Ahsen. Çok şaşırmıştım çok da mutlu olmuştum. ?Oturuyorum, ya sen?? diyebildim. ?Ben de biraz evdeki gürültüden kaçtım, ev arkadaşlarımın memleketinden arkadaşları gelmiş, ev çok kalabalık ben de bu gece bir arkadaşta kalmaya karar verdim,? dedi. Uzun bir süre bir çok konudan konuştuk; siyaset, öğrenci sıkıntıları, eski aşklar...
?Ben artık gideyim,? dedi. ?İstersen bizim evde fazladan bir yatak var bizde kalabilirsin,? dedim. ?Yok ya ben sizi rahatsız etmeyim,? dedi. ?Yok canım ne rahatsızlığı?? dedim. İçinde birçok bilinmez olmasına karşın bu teklifi kabul etti. Eve geldik, Tuna beni okulun en güzel kızıyla görünce şaşırdı. Ahsen, salondaki yırtık koltuğa oturdu; ben de çay demlemek için mutfağa girdim, arkamdan Tuna geldi. ?Seni kurt,? dedi. ?durdun durdun turnayı gözünden vurdun. ?Yok be Tuna, sadece arkadaşız,? dedim. ?Ne yani sen bu kızı eve getirdin ve sadece arkadaşız diyorsun; oğlum bu kızın yanına yaklaşmak çok zor, ama sen eve getirdin,? diyerek üsteledi. Meraktan çıldırdığını biliyordum. ?Tuna biz arkadaşız. Esra tanıştırdı bizi bugün kantinde,? dedim; inanmadığını belli eden gözlerle beni bir süre süzdükten sonra sustu.
Çayı Ahsen?e götürdükten sonra kütüphaneme baktı, kitaplarımı karıştırdı, ?Okumayı seviyorsun galiba,? dedi. ?Evet okuyunca ya da yazınca rahatlıyorum. Hayal kuruyorum, aşk böyle daha güzel, insana acı vermiyor,? dedim. ?Acı çekmekten korkuyor musun?? diye sordu. ?Hayır ama bana o acıyı verecek insan bunu hak etmeli,? dedim. Ahsen?in yatağını hazırladıktan sonra lavaboyu gösterdim. ?İyi olur, bugün çok yoruldum,? dedi. En güzel tişörtümü üstüne parfüm sıkarak verdim, iyi geceler diledikten sonra odama girip yattım.
Sabah kalktığımda küçük bir not bırakıp evden çıkmış, teşekkür etmiş. Daha adımı bile bilmediğini yazmış.
Ahsen?le sık sık buluşup konuşuyorduk artık. Okuldakiler aramızda dostluğa inanmaya başlamışlardı; her yere birlikte gidiyorduk; sinemaya; tiyatroya; konserlere... Çok eğleniyorduk, yüzümüzdeki gülücükler artıyordu. Tek bir sorun vardı, bu korkak çocuk Ahsen?e âşık olmuştu. Ne yapacağımı bilmiyordum, geceleri gözüme uyku girmiyordu, küçük bahaneler üretip arayarak sesini duyuyor, yeniden hayal kuruyordum. Tuna?ya anlattım duygularımı, ?Oğlum sakın söyleme arkadaşlığınız da bitebilir,? dedi. Biliyorum ama bir yol buldum galiba. Odama girdim birlikte çektirdiğimiz fotoğraflara baktım, saatlerce şarkılar söyledim, ağladım, güldüm.
Sabah uyandığımda bir buket çiçek alıp Ahsen?in kapısının zilini çaldım; yağmur yağıyordu. Kapıyı Ahsen açtı; çiçekleri uzattım, şaşırdı; ?Dur sakın bir şey söyleme, sana söylemek istediğim bir şeyler var,? dedim. Heyecandan dizlerim titriyordu; kekeleyerek boğazıma dizilen sözleri çıkarmaya uğraşıyordum. Sustu. ?Ahsen biliyorum bunları benden duymak seni hayal kırıklığına uğratabilir ama ben artık bu duyguları seninle paylaşmak istiyorum. Ben sana âşık oldum, eğer sen de istersen,? diyebildim. Yüzündeki ifadeden bu yaklaşımıma tepki duyduğunu anlamam zor olmadı. ?Bak gördün mü senin de artık öteki erkeklerden farkın kalmadı,? dedi. O an elimdeki çiçekler yere düştü. ?Ahsen, bugün bir nisan,? dedim. Daha çok kızdı, ?Şimdi gözümden daha da düşütün,? dedi. ?Yalan söylüyorsun, gözlerinden anlıyorum, iyi bir plan ama aramızdaki arkadaşlığı bitirdi Deniz.? Kapıyı yüzüme kapattı; onun da benden hoşlandığını biliyordum. Yağmurda yürüdüm bir süre. Birkaç ay hiç konuşmadık, aynı ortamda bulunmadık. Hiç kimseyle bu konuda tek söz etmiyordum. Ama hiç umudumu kesmedim, mutlaka bir gün bir yerde yeniden...
Dört ay sonra eve girdiğimde Tunay?la Ahsen?i oturup konuşurlarken gördüm; ?Affedersiniz rahatsız ettim,? deyip odama giriyordum ki Tuna bağırdı, ?Oğlum benim için gelmedi senin için geldi,? dedi. Yanına gittim; Tuna bizi yalnız bıraktı; okul bitiyordu, son günlerdeydik artık; iyi ama neden bu kadar beklemişti? Yanına oturdum, boynuma sarıldı, ağlayarak, ?Biz hatayı nerde yaptık biliyor musun?? dedi. Bana sarıldığında içim ürpermişti, sıkıca sarıldım, kokusunu özlemiştim. ?Hayır bilmiyorum,? dedim. Bir nisanda hiç ayrılmamalıydık,? dedi. ?Artık geç kaldık ama içimde kalmasın sana ilk günden beri âşıktım,? dedi. ?Ama okul bitti sen başka kentlere, başka aşklara, ben başka bir kente... Ama seni asla unutmayacağım,? dedi.
Bu aşk böyle başlamadan bitmişti. Yedi yıl sonra bir nisanda telefonum çaldı, telefondaki ses ?Beni tanıdın mı?? diyordu. Sesi uzaklarda geliyordu, sanırım ağlamıştı, burnunu çekiyordu, yorgun bir sesti. ?Düşün istersen,? dedi; ?ben bir sigara alayım...? O an anladım Ahsen olduğunu. ?Parlament mi?? dedim. ?Unutmamışsın,? dedi. Uzun uzun konuştuk; yaptığımız o hatadan söz ettik. ?Deniz bir ay sonra evleniyorum, şu an Ankara?dayım, burada öğretmenlik yapıyorum. Telefonu 118 den buldum; gel de her şeyi bırakıp sana geleyim,? dedi. Yeni boşanmıştım, kafam çok karışıktı, yine yanlış zamandı. Yıllardır kafamdan atamadığım kadın olmadık zamanda karşıma çıkmıştı yine; ama bu kez son şanstı bu. Dudaklarımın arasından çıkan söz göz yaşlarım kadar gerçekti, ?Gelirim,? dedim.
Aşk bir gün mutlaka buluyor bizi, kimse aşktan kaçamıyor?