Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Fotoğraflar, kenarları yırtılıp sararmış siyah beyaz fotoğraflar. Sarı saçlı gülümseyen bir çocuk var, bu ben olamam, kusursuz cinayetler planlayan. Yatağımın altındaki ıslaklıktan nemlenen kutuya yeniden koydum anılarımı bir bir. Kitaplarımın durduğu raftan kanlar fışkırıyordu, gözlerimi kapattım. Sonra o ses geldi, bir çocuk ağlıyordu, uzaktan geliyordu sesi. Bir sigara yaktım, defalarca bırakmayı düşündüğüm o sigaraya sarıldım yine, perdelerimi açmaya korkuyordum. Dün gece otomobilden atlamıştım, kolum dizim acıyordu, okşadım yaralarımı. Yatağım kan içindeydi, kurşun eritiyordum sabaha kadar, bir tek kendimi vuramıyordum.
Senfoniler çalıyordu; sisli bir sokaktaydım, faytonlar geçiyordu; hayır hayır faytonlar değil 18. yüzyıldan kalma sisli bir gecede soylular geçiyordu atlarıyla. Öyle çaresizdim ki onları görünce korktum. Sisliydi sokak, karanlıktı, yoksuldu. Cüzamlılar vardı dilenen, bakamadım gözlerine. Öldürebilirdim kendimi; boğazıma dikenli bir tel bağlayabilirdim; sürüklenebilirdim atın soylu ayaklarında. Kanım kilometrelerce akabilirdi, bir sigara içebilir miydim acaba nasıl olurdu ölümün tadı?
Bana nerde olduğumu söylesin biri ya da bu cinayetleri işleyen o sarı saçlı sevimli çocuk ?olamaz,? desin.
Gitmek istiyorum, balık tutmak istiyorum, rujsuz bir dudak öpmek istiyorum. Bok püsür burada kalsın, ben ölümün tadına orada varmak istiyorum?