Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Penceresinden gelen rüzgâr beyaz tülü havalandırıyordu, o masasındaki mum ışığına bakıyordu, siyah gözleri ağlamaya korkuyordu, dudaklarını büküyordu; bakımlı elleriyle kavradığı şarap kadehini dolgun dudağına götürdü, kadehi duvara fırlattı, önünde duran zarfı açtı, ne yazdığını biliyordu, korkularını masanın altındaki çöpe attı
Mektubu okudu bir daha, sonra bir daha Sanki kaçırdığı bir şey varmış gibi kağıdı yanan mumun ateşine değdirdi, kağıt yandı, kül oldu Masadan kalktı, pencereyi kapattı, aynanın karşısına geçip yüzünü okşadı Uzun uzun baktı kendine, tırnaklarına oje sürdü, makyaj yaptı, yüksek sesle, ?Rimellerim akmayacak,? dedi, masasına oturup temiz bir kağıda uzunca bir şeyler yazdı, zarfı diliyle yaladı, kendine göndermek için adresini yazdı Postacının yolunu gözlemek için pencerenin önüne oturdu
O kendine yazıyordu mektupları, kendiyle kavga edip kendiyle sevişiyordu, mektuplar kimseye anlatamadığı aşkının tek kanıtıydı?