ARZU EDEN GELSİN
ARZU EDEN GELSİN
Muhammed Nasûhî Efendi, bir ara üç gün müddetle sevenlerinden birinin dâveti üzerine hava değişikliği için Çamlıca civarındaki Bulgurlu 'ya gitti. Bulgurlu 'ya gelişlerinin ilk gecesi, gece yarısından sonra teveccüh namazını kıldıktan sonra yanında bulunanlara;
- Bize bugün Üsküdar'a gitmek gerekiyor. Hizmeti yerine getirdikten sonra inşallah yine geliriz. Arzu eden bizimle gelebilir, buyurdu.
Sabah namazını kıldıktan sonra Üsküdar'a gelmek üzere yola çıktı. Yolda karşısından derviş kıyafetli biri geldi ve;
-Ben duacınız da efendime gidiyordum. Dergâhınıza vardım. "Efendim hazretleri (yâni siz) Bulgurlu'dadır." dediler. Çok şükür efendime burada kavuştum. Size gelişimin sebebi, Üsküdar'da Bülbülderesi denilen yerdeki bir mağarada, Nakşibendiyye yolu mensuplarından Şâh Haydar adında bir zât vardı. Bu zât kimsenin işine karışmayan, haram işlememek için insanlardan uzak yaşamaya gayret eden biriydi. Ömrünün sonuna doğru bana; "Artık dünya hayatım bitmek üzeredir. Vefat ettiğimde cenazemi yıkamak, namazımı kılmak, kabre koymak ve telkinimi vermek üzere Nasûhî hazretlerinin vekil olmasını istirham ediyorum. Bu vasiyetimi unutma ve başkaları yapmak isterlerse mâni ol. Vefatımı ve vasiyetimi ona bildirmene lüzum yok. Ona Allahü teâlâ bildirir." buyurdu. Lâkin duacınız işgüzarlık yapıp kendiliğimden geldim. Bu gecenin son üçte birinde vefat etti, dedi.
Nasûhî hazretlerinin yanında bulunan talebeleri, onun bir kerâmetini daha gördüler. Vefât eden zâtın dediği gibi oldu. Nasûhî hazretleri talebeleriyle birlikte Bülbülderesine geldi. Kabrini kazdırdı. Cenazesini yıkadı. Namazını kılıp, kabre koydu ve telkinini verdi.
Jump to content
Önerilen Yorumlar