Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

denizfeneri

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

  1. admin, denizfeneri'yi takip etmeye başladı
  2. baby876, denizfeneri'yi takip etmeye başladı
  3. hayat, denizfeneri'yi takip etmeye başladı
  4. kaptan, denizfeneri'yi takip etmeye başladı
  5. Acıdan kenar süsü yaptım yaşama, Bir yarısı kırmızı Diğer yarısı mavi kalemle Sonuna da karanfil çizdim Nefesim sustuğunda Gideceğim yeri unutmayayım diye. Yağmur sildi Bütün süslerini yaşamın. Tıpkı Kuşların sesini sildiği gibi. Dili kopmuş kampana Nasıl haber versin ki Fırtınaya tutulmuş geminin Son yolcularına. ?Toprağın bol olsun?!? Diyemedi Balıklar Japonca bilmeyen Ertuğrul şehitlerine. Acıdan kenar süsü yaptım yaşama, Annemin öldüğü günden sonra? 25.01.2007
  6. ÜÇÜNCÜ YENİ Kestim usturayla Geçmişe bağlandığım dizeleri. Bir yıldız gibi Salınıyorum boşlukta Yapayalnız. Kah kısa pantolonlu görüyorlar beni, Diz kapaklarım yaralı. Kah baretimle meydanda Elim yüzüm karalı. Ne sendeyim artık, Ne de onda. Yeni adresimdir şimdi Üçüncü yeni koğuşu.
  7. Savaş Barış Zafer İyi birer dosttular. Gel zaman, Git zaman derken, Ağlayan bir dünya oldular. Bu şiire başladığımda Vakit öğlendi, Dizeler turuncu. Şimdiyse vakit gece, Dizeler uykulu. Ağlama dünyam, Ağlama. Ağlama.
  8. Kemiklerim, İnce uzun kemiklerim? Bir başka özenle taşıyorum Son günlerde onları, Kavak ağacı gibi yatık bedenimde. Soldan dördüncü kaburgamda, Kalp atışlarımı biriktiriyorum. Öldüğüm de, -ki elbet bir gün oda olacak- toprak olursam, -ki elbet bir gün oda olacak- mezarımı ziyaret edenlere, ismini fısıldasın diye. İşte o zaman başlayacak benim, Ölüm-sizlik.
  9. Bu gavur kış gecelerinde Odamın duvarını saran Yosunlar gibisin, Yorgun yüreğimde. İhtiyar bir traktör misali Zorlanıyorum Sana çıkan bütün yollarda. Yine de; Güzel diyorum Senin yolunda yardım beklemek Yüzyılımın şairlerinden, Kırık dizelerin Kırık yürekleri Tamir etmeyeceğini bile bile.
  10. Değiştin, Sen de değiştin Meydanların en hızlı koşucusu. Rolex marka saatin Gösterdiği zamanlarda Tutundun, Renkli dünyaların Havai fişek gösterilerine. Ne saf tuttuğun Bıyıklı gürbüz çocuk geliyor aklına, Ne de Gemlik zeytini. Sür şimdi Siyah otomobilini Bir zamanlar, Dava uğruna koştuğun caddelere. Belki hatırlatır sana, Meydanda ki çınarda Asılı duran Bir çift yırtık pabuç Nasıl dönek olduğunu.
  11. Buz parçasının Rakı bardağında erimesi gibi Hızlı oldu gidişin. Kapadın gözlerini bana, Pili bitmiş el feneri gibi. Söyle; Saklambaç oyunumuydu Bir görünüp, bir kaybolman. Tam sobeledim derken seni, Güneş battı, Sen eve gittin. Şimdi Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi Ağlamaklı gözlerim. Biliyorum Benim bunun suçlusu, Oyuncağımın kanatlarını Ayırdığım için bedeninden. Elimdeki buzlu suyu Döküyorum şimdi arkandan ?Yine beklerim? diye diye.
  12. Bu dünyadan göçüp gitmeden Toplasam diyorum Bütün şairleri Aynı mezarlığa. Sağımda Orhan Veli Solumda Nazım Birde ; Doyamadığım anamın mezarı Başucumda. Çok şey mi istiyorum, Ölüme çeyrek kala.
  13. Siyah beyaz bir filmde bile Zorlanmadan Tanırım Kızılderilileri Saçlarını taktıkları Kartal tüyünden. Öfkeli kovboylar Bir bir öldürdüler Akbabaları Kartal yerine. Ve beceriksiz Sam Amca Yaktı Oturan boğanın çadırını, Barış çubuğundan Yakmaya çalışınca Marlborosunu. Karalar bağladı Şimdi Beyaz kartal, Tüyleri yanmış bir akbabanın, Mezarı başında.
  14. Anatomisinde ayrılık varsa aşkın Ne ben Ne de sensin Bunun suçlusu aşkım. Sen barış çubuğundan Aldığın ateşle Aydınlatırken Afrika kıtasını, Okyanus kıyısında ki Göz yaşlı kadın Yankinin önünü aydınlatır, Elinde tuttuğu meşaleyle. Sil gözyaşlarını, Sil. Biz ki Tecavüz ettik yıllar önce Bir elinde kılıç Diğerinde terazi olan kadına, Gözlerini bağlayarak.
  15. Canki candan gelir, Mutlu eder. Beklenmedik bir anda gider, Heder olur. Madencinin aydınlanır yüzü Elindeki geceden kara taşlarla Ve dişleri aydınlatır gülünce Maden ocağının derinliklerini. Paydos düdüğü hatırlatır Göçükte kalan babasının ardından, Bıraktığı okulun tenefüs zilini. Ama yine de Umutla bekler Paydos düdüğüyle Evinde kurulan Akşam sofrasını. Bugün erken çaldı Paydos düdüğü bacım, Oturamaz artık Akşam sofrasına Madencim.
  16. Boşuna bağırma Kapının önünde eskici Değişmem yırtık pabuçlarımı Tahta mandallara. Bu kadar ucuz mu sandın Yoksul günlerden Bugünlere beni taşıyan Pabuçlarımı. Bakma sen öyle Gerisinin renk attığına. Arkasındaki dikiş izlerinden Hesaplarım ben Sevgilimin kapısında Kaç kez çıkarttığımı. Boşuna bağırma Kapının önünde eskici. Tozlu aşk mektuplarından başka Neyim olabilir ki Verecek sana.