-
Define Nedir? Definecilikte Ekip? Birimler? İşaretler? Harita
- SAKSI BİTKİLERİ
Çocukluk hatıralarımızda yer alan fesleğen,ıtır,küpe çiçekleri, pencerelerden salkım salkım sarkan karanfiller veya sakız sardunyalarını artık pek göremiyoruz ama geniş bir kullanım alanı bulması yüzünden saksı bitkileri günümüzde de rağbet görüyor. Balkon, teras veya pencere önünde yetiştirdiğimiz çiçekler bahçe hasretini bir nebze azalttığı gibi evimizin güzelliğine katkıda bulunuyor. Tercihimiz ister hevesle aldığımız bir saksı fesleğen isterse teras dolusu kalıcı bitkiler olsun hayatımıza bir renk getirerek bizi tabiata yaklaştırıyor. Saksı bitkileri deyince aklımıza hep klasik çiçekler gelir. Oysa saksıda yetişebilen bitkiler tahmin edemiyeceğimiz çeşitliliktedir. Her geçen gün bahçe bitkilerinin saksıda yetiştirmeye uygun boyutta olanları üretiliyor. Doğru saksı,uygun toprak seçimi ve uygun bir ortam ve bakım sağlamak kaydıyla meyve,sebze, herdem yeşil veya yaprak döken birçok çalı ve sarmaşık cinsini balkonumuzda yetiştirmek mümkün. Saksı bitkileri bahçe düzenlemesinde de hatırı sayılır bir yere sahiptir. Bahçemizin toprağı bazı bitkilere uygun olmayabilir. Bu türleri uygun toprak kullanarak saksıda yetiştirebiliriz. Hassas çiçekleri veya kışın kapalı yerde korunması gereken kalıcı bitkileri bahçe olsa bile saksıda yetiştirmek daha iyi olur. Saksı seçimi Saksı seçimi önemlidir. Toprak saksıların iyi özellikleri tabii manzarası ve gözenekli olması sebebiyle toprağın aşırı su tutmasını önlemesidir. Sukulent ve kaktüs türleri için çok iyidir. Ancak hafif ve kolay kırılmayan plastik saksıları şahsen daha kullanışlı buluyorum. Pencere önü veya balkon demirlerine monte edilecek saksılar emniyetli olmalı, sulama sırasında da problem çıkarmamalıdır. Duvarlara takılabilecek çiçeklikler ve askılı saksılar yer kazandırması açısından iyidir. Büyük ve kalıcı bitki dikilecek saksıların plastik olması daha uygundur. Böylece yer değiştirme gerektiğinde fazla zorluk çıkmaz. Saksı seçilirken büyüklüğünün dikilecek bitkiye uygun olmasına dikkat edilmelidir. Sığ olanlar daha çok kısa köklü mevsimlik çiçeklere uygundur. Özellikle çalı türü kalıcı bitkilerde büyük saksı kullanmak gerekir. Toprak seçimi Saksılarda bahçe toprağı kullanılmamalıdır. Hazır dış mekan toprak karışımları steril ve hafif olmaları açısından çok uygundur. İyice çürümüş bahçe kompostu da biraz iyi toprak ve kum karıştırılarak saksılarda kullanılabilir. Kaktüs cinsleri fazla kumlu, asitli toprak seven bitkiler ise humuslu toprağa dikilir. Saksı bitkileri topraktaki besin maddelerini kısa sürede tüketirler. Bu yüzden dikimden 6-8 hafta sonra besin verilmeye başlanmalıdır. Kalıcı bitkilerde uzun etkili granül veya çubuk gübreler ayda bir verilir. Mevsimlik türleri ise 2 haftada bir suda eriyen bir gübre ile sulamak daha uygundur. Bu besinler bitkinin cinsine göre seçilir. Özellikle mevsimlik çiçeklerde aşırı besin vermemeğe dikkat edilir. Kalıcı bitkilerde saksı değiştirilmiyorsa ilkbaharda gübre takviyesi yapılır. Üst toprak köklere zarar vermeden 2-3 cm. kazınarak alınır. Yerine eski gübre ile karıştırılmış taze toprak ilave edilir. Hazır bio gübreler de bu iş için uygundur. Hindistan cevizi torfu Bahçe merkezlerinde tuğla gibi sıkıştırılmış hindistan cevizi lifleri satılıyor. Her kalıbı derin bir kapta 4 litre suyla ıslatıp bekletiyorsunuz. Bir müddet sonra çözülerek hacmi 7-8 kat büyüyor. Gayet hafif ve mükemmel bir torf haline geliyor. Bu torf ekilecek bitkinin cinsine göre sıvı besin takviyesi yapılarak bir çok bitkide kullanılabilir. Tohum ekiminde veya fidelerin şaşırtılmasında hafif oluşu ile çabucak filizlenmeyi ve köklenmeyi sağlar. Topraksız torf gerektiren bromeliad ve orkide çeşitlerinde kullanılabilir. Diğer iç ve dış mekan bitkilerinde tek başına veya topraklı torflarla karıştırılarak kullanılabilir. Yalnız böyle hafif torfların çok iyi drene oldukları için daha sık sulama ve dolayısı ile besin takviyesi gerektirdiği unutulmamalıdır. Sulama Sulama saksı bitkileri için önemlidir. Her bitki su ihtiyacına göre düzenli sulanır. Yalnız aşırı sulama topraktaki besin maddelerinin akıp gitmesine sebep olur. Su verildiği zaman alttaki drenaj deliğinden hafifçe sızması yeterlidir. Sardunya, sukulent denilen yaprakları etli bitkiler ve kaktüs cinslerine toprakları hafifçe kurumadan su verilmemelidir. Dikim sırasında saksı diplerine 1 cm kalınlığında çakıl veya kırık tuğla parçaları konarak drenaj sağlanmalıdır. Sulama sabah güneş çıkmadan veya akşam üstü yapılır. Çok soğuk su iyi değildir. Bitki problemleri ve çareleri Bitkiler ışık isteklerine göre doğru yerleştirilmelidir. Güneş seven çiçekler gölgede açmaz. Gölge sevenler ise güneşli yerde kavrulur ve çabucak ölür. Fazla rüzgâr da bitkileri rahatsız eder. Saksı bitkilerinde aşırı sulama sebebiyle çürüme problemi sık görülür. Mantar ve böcekler saksı bitkilerinde de görülür. Hastalık fark edildiği anda ilaç yapılmalıdır. Tırtıl ve salyangozlar elle toplanıp yokedilir. Karıncalar bitkilere çok zarar verir. Görüldüğü zaman granül şeklinde satılan karınca ilacı az miktarda saksı toprağına serpilir. Beyaz sinek özellikle sardunya, cam güzeli, begonya ve küpe çiçeklerine musallat olur. Mücadelesi zordur. Görüldüğü anda ilaç yapılır ve kurtulana kadar üç günde bir tekrarlanır. Yaprak bitleri (aphid),kabuklu(scale) ve unlu bitler(mealybug) için ev yapımı karışımlar da çok etkilidir. Alınacak tedbirler Steril toprak kullanmalı, eski saksılara dikim yapılmadan önce sıcak suyla iyice yıkamalıdır. Satın alırken sağlam bitkiler seçilmeli,güvenilir yerlerden alışveriş edilmelidir. Hastalığa zemin hazırlamaması için bitkilerin solmuş çiçekleri, kuru yaprakları düzenli temizlenir. Saksılarda çıkan otlar derhal temizlenmeli, toprakta kuru yaprak vs. bırakılmamalıdır. Hastalıklı bitkiler sağlam olanlardan uzaklaştırılır ve ilaçlanır. Düzelmezse yokedilir. Toprağı yeniden kullanılmaz. Havadar mekan, düzenli bakım ve besleme hastalıkları azaltır.- EVİN BİR KÖŞESİNDE ZEN BAHÇESİ
Budist tapınaklarının kum, çakıl, kaya ve bazen çimen gibi doğal unsurlar kullanılarak düzenlenen Japon kayalık bahçelerine, zen deniyor. Dinginlik ve huzur verdiğine inanılıyor. Dar alanları daha ferah gösteriyor. Evinizin geniş terasını veya odanızın küçük bir bölümünü zen bahçesine çevirebiliyorsunuz. Üstelik su gerektirmiyor, bakımı da kolay. Kore ve özellikle Çin bahçe sanatıyla önemli benzerlikler gösteren Japon bahçeleri, zaman içinde kültür, sanat ve halkın yaşayışıyla özdeşleşti. Zen bahçeleri, Japon bahçe tarihindeki en büyük gelişmelerden biri oldu. Geleneksel zen bahçesinin, hat sanatı ve peyzaj resimciliği gibi zen uygulamalarının Japon sanatına etkisinin arttığı dönemde ortaya çıktığı biliniyor. Zen bahçesi terimiyle ilk karşılaşmamız, 1935 yılında Loraine Kuck'un "100 Kyoto bahçesi" kitabına dayanıyor. Bahçeler, ilk olarak Japon kültüründe, zamanla kendine özgü ilkeleri ve insana huzur veren tasarımlarıyla dünyada yaygınlaşıyor. Zen bahçelerinin amacı ve çıkışıyla ilgili uzun yıllardır farklı fikirler ortaya atılıyor. Örneğin; bazı Japon bahçıvan ve Budizm uzmanları, kavramın bir mit olduğunu, 20. yüzyılda batılılar tarafından bulunduğunu, Japon bahçeciliğiyle ilgisi olmadığını iddia ediyor. Japon bilgelerinin, "zen bahçesi" kavramını yabancılar tarafından kullanıldığı için onaylamış olabilecekleri de düşünülüyor. Yorumlarda zen rahiplerinin bu bahçelerde meditasyon yapmadığı da söyleniyor. Ekonomik uygulaması kolay Amaçları ve ortaya çıkışları ne olursa olsun görünüş olarak fakir ama içerik bakımından zengin olan zen bahçelerini tercih etmeniz için pek çok sebep var. Öncelikle bu bahçeler dar alanların daha geniş ve ferah görünmesini sağlıyor. Esas elemanlarını oluşturan kayalar ve taşlar, hem ekonomik hem de bakımları kolay. Örneğin; bahçenize dere şeklinde akan bir su yolu koymak istiyorsunuz. Normalde bu işlem için su kanalı açıp altyapı çalışmaları yapmanız lazım. Zen bahçesinde ise suyun yerini çakıllarla doldurarak simgesel bir kanal oluşturabilirsiniz. Bir yeri çim alan olarak düzenlemek isterseniz, iyi çalışan bir drenaj sistemine ve kaliteli geçirgen toprağa ihtiyacınız var. Yazın her gün sulama işlemi yapmanız da şart. Oysa zen bahçeleri sizi bu ek masraflardan ve sıkıntılardan kurtarıyor. Peyzaj Yüksek Mimarı Gökçen Yücel, özellikle günümüzde metropollerdeki insanların doğayla iç içe yaşamaya ihtiyaç duyduklarını belirterek "Zen bahçeleri çarpıcı sadeliği ve sahip olduğu simgesel anlatımıyla ruhlarınızı dinlendirme fırsatı sunuyor. Beyaz kumun içindeki suyun sesini algılamak zen ruhuna hitap eden mistik bir anlam taşıyor. Kaya, çakıl veya tırmıklanmış kumla güçlü bir su ifadesi yaratılıyor. Tarihsel süreç içindeki devamlılıklarını düşündüğümüzde, bahçelerimiz daha etkili bir anlam kazanıyor" diyor. Materyalleri doğru seçin Zen bahçesinde alan kısıtlaması yok. Geniş bir bahçe ya da balkondaki küçük bir yer farketmiyor. Peyzaj Yüksek Mimarı Serap Aslan, istediğiniz alanda doğru materyalleri seçmenin uygulamaya başlamak için yeterli olduğunu söylüyor: "Daha küçük boyutta kayalar, daha az ağaç ve çalılar kullanılıp çakılın yerini kuma bırakırsanız çok küçük alanlarda bile uygulama yapabilirsiniz". Mesela; yapay yeşillendirmeyle topraksız ve güneş almayan alanları değerlendirebilirsiniz. Pencerenizden baktığınızda karşılaştığınız boş avlunuz veya üstü kapalı terasınız, yapay bitkiler, çakıl ve kayaların da katılımıyla bir zen bahçesine dönüşebilir. Kayalar ağırlıkları nedeniyle problem yaratacaksa gerçeğinden ayırt edilemeyen strafor malzemeden hazırlanan hafif kayaları kullanabilirsiniz. Terasınızın bir köşesinde renkli çakıl üzerine polyester dökülerek hazırlanan döşemelerden yararlanarak dere etkisi de yaratabilirsiniz. Zen bahçesinin uygulaması, yapacağınız alanın büyüklüğüne göre en fazla dört gün sürüyor. İşe öncelikle proje oluşturarak başlanıyor. Malzemelerin seçimi ve plan üzerindeki yerleşimleri belirleniyor. Bahçenin güneş görme oranı, toprak yapısı gibi özellikleri göz önüne alınarak kullanılacak bitki türlerine karar veriliyor. Kayaların şekli ve konumunda karar, size ait. Yalnız bitkileri, kum, çakıl ve kayaları yalın bir kompozisyon oluşturacak şekilde düzenlemeye dikkat etmek lazım. Uygulamanın ana malzemeleri hepsi ayrı anlamlar taşıyan kum, çakıl, taş, kaya, kütük, bazen çim, parlak taşlar, tırmık ve Japon bitkileri. Kayalar Japon adalarını, bir ejdere doğru yüzmekte olan anne kaplanla yavrularını ve zihne karşılık gelen kanji karakterinin bir parçasını oluşturuyor. Çakıllar da okyanusu simgeliyor. Bahçeye isteğe bağlı olarak ahşap yer döşemeleri, köprüler veya Japon taş bahçe fenerleri de ilave edilebiliyor. Tasarımda kullanılan bitki türlerinin çoğu uzun süre bozulmadan kullanılabiliyor ve fazla bakım gerektirmiyor. Çim tercih etmezseniz bahçenin bakımı için zaman harcamanıza bile gerek kalmıyor. Yaz, kış her mevsim canlı ve yaşayan bir bahçe hissi uyandırılıyor. Zen bahçesi kuralları Gökçen Yücel Peyzaj Yüksek Mimarı Düzenlemede beş temel kaya şekli kullanılıyor. Kayalar ikili, üçlü, 5li gruplar halinde ağaç, çakıl ve kum kompozisyonları içerisine yerleştiriliyor. Kayaların gruplamalarında çeşit kenar üçgen örnek alınıyor. Ana kaya, üçgenin merkezi doruk noktasına yerleştiriliyor. Diğer iki kaya üçgenin tabanını oluşturuyor. Doğadaki taşlardan farklı olarak, bahçede kullanılan taşların bir bölümü toprağa gömülüyor. Kumun derinliğinin en az beş santim olmasına özen göstermek lazım. Malzeme yerleşiminde yeşil elemanların daha çok kenar veya köşe noktalarda konumlanmasına dikkat etmek gerekiyor. Eğer yeşil alan merkezde kullanılacaksa ortaya bir kaya koyabilirsiniz. Kalan alana çakıl serip kayaları da üzerinde konumlandırmanız mümkün. Kuma tırmıkla verilen şekiller, kayalar çevresinde halkalar şeklinde yayılırken diğer alanlarda düz şeritler oluşturuyor. Tırmıkla oluşturulan bu farklı desenlerin de değişik anlamları bulunuyor. Kayaları çevreleyen halkalar dalgalar olarak yorumlandığı gibi evreni temsil ettiği de söyleniyor. Yeni tırmıklama modelleri kullanmaktan, bahçeye yeni elemanlar eklemekten veya uzaklaştırmaktan kaçınmamak gerekiyor. Bahçe içerisinde çok fazla peyzaj elemanı kullanarak karmaşık bir görünüm oluşturulmasından da uzak durmak lazım. Zen bahçesinin bitkileri Serap Aslan Peyzaj Yüksek Mimarı Ağaç olarak Japon akçaağacı tercih edilebilir, bu ağaç bahçenize renk ve eğlence katar. Çalı gruplarındaysa pittosporum ve şimşir gibi Japon bahçelerinde sıklıkla kullanılan türler ideal. Çünkü bu çalılar yaprak dökmedikleri için yaz kış bahçenizin yeşil olmasını sağlar. Minyatörleri satılıyor Mağazalarda ve internette satılan minyatür zen bahçeleri Japonların büyülü ve dingin ortamını evlerinize dekorasyon objesi olarak taşıyor. Sizi şehrin gürültülü ortamından ve iş stresinizden uzaklaştırarak iç dünyanızda bir yolculuğa çıkarmayı vaadediyor. Günün stresinden uzaklaşmak için tek yapmanız gereken küçük tırmığı elinize alıp kuma şekil vermek. Minyatür avlu içinde, ahşap su kuyusunun muhafazası canlıların yaradılışını, çakıl taşlarıysa yansımaları ve gerçeğin aranışını temsil ediyor. Minyatür bahçelerin fiyatı 70-80 YTL arasında.- BAHÇENİZİ RENKLENDİRİN
Kimileri yoğun iş temposunun altında ezilirken kimileri de bahçesindeki şezlonga uzanıp keyif yapıyor. Bu keyfi daha da doyumsuz kılmak için bahçeleri dekore ederken her detayı gözden geçirmek gerekiyor. Önce bahçenizde nasıl bir ortam oluşturmak istediğinize karar verin. Örneğin dinlenmek için evinizin sakin ve fazla güneş almayan bir bölümüne hamak kurabilirsiniz. Ekim alanı yaratın Bahçenizi ekip biçmeye meraklıysanız sebzelerinizi yetiştirmek için kendinize bir alan belirleyebilirsiniz. Ayrıca küçük çocuklarınız varsa, bahçenin bir bölümüne minik bir oyun parkı kurabilirsiniz. Bu arada rahat ve dayanıklı bahçe mobilyaları ve renkli bir görüntü oluşturmak için bahçe aksesuarları seçmeyi de unutmamak gerekiyor. Bu sezon pek çok markanın koleksiyonunda yer alan rengârenk yemek takımları, çiçekli çatal-bıçak takımları, cıvıl cıvıl masa örtüleri ve meyve kaseleri bu iş için birebir. Ayrıca yemek sırasında servis arabaları da işinizi kolaylaştırır. Ağaç kavuğundan mum Özellikle hava karardıktan sonra meşale, kandil, hasır lambalar ve dekoratif mumlarla bahçenize romantik bir hava katabilirsiniz. Bu arada doğal ağaç kavuğundan yapılan mumlar bahçesine egzotik bir hava katmak isteyenler için iyi bir alternatif. Bahçede gündüz saatleri vakit geçirmeyi en sevdiğiniz köşelere, şemsiye ya da tenteler yerleştirin. Ayrıca taşınabilen şemsiyeler de işinizi görebilir. Tentelerin de yağmurlu yaz günlerinde en büyük kurtarıcınız olacağını aklınızdan çıkarmayın. Bu arada kuş kafesleri de bahçelerin dekorasyonuna farklı bir hava katıyor. Bu kafeslerde kuş beslemeniz de gerekmiyor. İsterseniz kafesin içine mum ya da çiçek koyarak dekoratif bir obje olarak kullanabilirsiniz- BALKONUNUZ İÇİN CİN FİKİRLER
Yaz geldi ve siz hala şehirdesiniz. Üstelik bir bahçeniz bile yok! Üzülmeyin, balkonunuz için hazırladığımız önerilerimizi uygulayın yeter. Bahçe mi, balkon mu? Yazın renklerini taşıyan çiçek desenli iki masa örtüsünden yararlanarak balkonunuzda sıcak bir hava oluşturabilirsiniz. Örtünün birini balkon demiri üzerine örtün. Böylece sokağın karmaşasından ya da komşu evin çatısını görmekten kurtulun.Yere, kalınca bir iki minder atın. Üzerine de diğer örtüyü serin. Birkaç yastık, biraz çiçekle balkonunuzu bahçeye dönüştürün. Çiçek sepette yetişir mi? Eski sepetlerinizi sprey akrilik boyalarla renklendirin. İçlerine saksıları oturtun. Böylece masanız için çok hoş bir kompozisyon yaratmış olursunuz. Çiçekleri kafesleyin İki kafes edinin. İçlerine minik saksılarda çiçekler koyun. Çevresini de yapay çiçeklerle süsleyin. Yan yana asın. Komşularınız bu fikre bayılacak. Zil çaldı... Balkondaki çiçeklerinizi kuşlar rahat bırakmıyorsa; masa zillerini, çiçeklerinize yakın bir bölgeye asın. Mudo Concept mağazalarında satışa sunulan ziller, sekiz renk ve her biri farklı nota sesi çıkartıyor. Böylece sekiz zil bir oktav nota içeriyor. Çantada keklik Eski bir çanta içine ufak bir vazo yerleştirin ve çiçekleri içine koyun. Çok şık duracak. Saksım çok, yerim yok Eğer yeriniz küçük ise saksılarınızı metal kaplara oturtun. Metal kapları kurdelelerle bağlayın ve duvarlarınıza asın. Hem şık gözükecekler, hem de size yer kazandıracaklar. Kullanacağınız kurdelenin, ağırlık taşımaya dayanıklı olduğundan emin olun. Zaman zaman da kurdeleleri değiştirmeği unutmayın. Kozalaktan sepet mi olur? Kozalakları sepetinizin dış bölümlerine yapıştırın. Tele geçirip sap yapın. Balkon zararlılarından kurtulmak için bir kaba bira koyun ya da kesilmiş greyfurt kabuğu. Bitkilerle oynamak Bitkileri ekin, toprağını değiştirin, kısaca bol bol toprakla uğraşıp, yeşilliklerle içinizi neşe ile doldurun. Kullandığınız çapa, tırmık gibi malzemelerinizi de saplarına kurdele geçirip balkon duvarına asın. Hem yer kaplamaz, hem de dekoratif olur. Çimlendirin Balkonunuzu çimlendirebilirsiniz. Nasıl mı? İyi bir su izolasyonu ve yeterince yüksek bir kapı eşiği yaptırarak balkonunuzu bahçeye dönüştürebilirsiniz. Önce topraklandırın, üzerine çim tohumları atın, en üst kata da toprak dökün. Bir buçuk ay bekleyin. İsterseniz çim rulo edinerek, toprağın üzerine serin ve keyfini çıkarın. Ayrıca, gece lamba görevi gören saksılardan da edinmeyi unutmayın. Masada geçen yaz Bu iş için eski bir tabağa soğuk seramik boyalarıyla birkaç çiçek motifi boyayın. Kuruttuktan sonra içine tealight'ları yerleştirin. Etrafına renkli boncuklar serpin. Kullanmadığınız yağ-sirke şişelerini de vazo gibi kullanın.- ORGANİK BİR BAHÇEYE NE DERSİNİZ?
Bitki, sebze, meyve, çiçek. Tüm bunları ve daha fazlasını evdeki şirin saksılarınızda yetiştirebileceğinizi biliyor musunuz? Domates, yeşil biber, kekik, reyhan, nane, maydanoz, belki biraz da dereotu hatta taze soğan. Tüm bunları ve daha fazlasını evdeki şirin saksılarınızda yetiştirebilirsiniz. Saksınız yoksa bile sebze meyve sandıklarını güzelce boyayıp, altına kalınca bir naylonu çivi veya raptiye ile tutturup, su tahliyesi için naylonun altına bir kaç deilk açarak da kocaman ve şirin bir saksı edinebilirsiniz. İster balkonda, isterseniz evde cam kenarında veya salonunuzda, çalışma odanızda ya da oturma odanızın küçük bir köşesinde sizin de organik bir bahçeniz olabilir. Domates fidelerini, semtlerimizde kurulan pazarlarda artık rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Yaklaşık 67 fide bir arada satılıyor. Yeşilbiberleri de bir demet halinde (10 fide) almanız mümkün. Reyhan da mis gibi kokusunu duymak ve kızardıklarında salatalarınızda yemeklerinizde kullanmak için mutlaka almanız gerekenler arasında. Fideler bahsettiğim şekilde 1 ya da 1,5 liraya satılıyorlar. Biz dışarıdan almayalım evdekilerle yapalım derseniz eğer; mesela nane yetiştirmek istiyorsanız, birkaç nane dalının alttaki genç yapraklarını temizledikten sonra (hiç yapraksız da olur) diplerinden bir miktar keserek suya koyun ve köklenmesini bekleyin. Köklendikten sonra istediğiniz saksıda nanenizi yetiştirebilirsiniz. Bunların yanı sıra çimlenmiş patates ve soğanlarınızı da hemen toprağa gömüverin. Bir süre sonra üzerlerinde yeşillikler belirecektir. Hemen almayın bu durumda, yeşillikler biraz gelişip büyüdükten sonra, ilk yetiştirdiğiniz lezzetli patateslerinizi toplayabilirsiniz. Bitki, sebze, meyve, çiçek. Hangisini seçerseniz seçin, onlar ile ilgilenmek, büyümelerini izlemek, dalından toplamak, şehirlerde bulamadığımız bir huzur, stresinizi alan, sizi mutlu eden tatlı bir heyecan. Rahmân'ın eşsiz güzelliklerinin büyümelerine şahitlik etmek, onlar ile vakit geçirmek, ruhunuzda tatlı bir dokunuş hissetmek isterseniz; bir saksı dahi olsa minik bir bahçeniz olsun.- SAKSILARINIZ RENKLENSİN
Yaz günlerinde bahçıvan dışında farklı alanlarda uğraşarak yaratıcılık kazanabilirsiniz Kendi tasarladığınız ahşap bahçe saksılarını bahçenizle uyum sağlayacak renklerde boyayarak bahçe keyfinizi arttırın! Malzemeler Ahşap saksı iskeleti Zımpara Akrilik boya Vernik Çeşitli kalınlıklarda boyama fırçaları Nasıl yapılır? Öncelikle resimde görülen ahşap sandalye görünümlü saksı benzeri gibi bir ürüne ihtiyacınız var ise kendiniz kullanabileceğiniz şekilde marangoza hazırlatın. Boyama işlemine geçmeden önce iyice zımparalatın. Pürüzsüz yüzeye sahip olan sandalye iskeletinin geniş yüzeyi istenilen renklere boyanır. Kuş şekli çizilir ve boyanır. Çiçek ve kelebek gibi ayrıntıları, geniş yüzeyinde uygulanan renkten farklı renklerde boyamayı tercih edin. Son olarak isteğe göre üzerine vernik sürebilirsiniz. Güneşte kurumaya bırakın. Kuruduktan sonra saksı kısmına bitki ekimi yapabilirsiniz.- FENG SHUI'YE GÖRE DEKORASYON
Feng Suiye göre oda oda dekorasyon anlatımı; Feng shuide bahsedilen yöntemler ile yapılan dekorasyon türüdür.. bu dekorasyona göre; Giriş Kapısı : Evin giriş kapısının yönünü belirlemek için, kapıdan dışarıya çıkış pozisyonu esas alarak yüzünüzün baktığı yön sokak kapınızın yönü olacaktır. eğer apartmanda yaşıyorsanız, kendi oturduğunuz dairenin giriş kapısının sizin yönünüzdür. Giriş kapısının karşısında tuvalet olmamalı. eğer varsa evinize giren herhangi bir şans, tuvaletin sifonunu kullanışınız gibi akıp gidecektir. bu durumda en doğru çözüm tuvaleti kullanmamaktır. eğer tuvalet giriş kapısının tam karşısında değilse en doğru çözüm tuvaletin kapısını dışardan ayna ile kaplamak. böylece sembolik bir şekilde tuvaletin olmadığını varsayarız. İki katlı müstakil evlerde giriş kapısının üzerinde tuvalet olmamalı. eğer varsa; giriş kapısının yeri değiştirilmeli veya yukarı kattaki tuvalet kullanılmamalı. giriş kapısının karşısında merdiven olmamalı. en iyi çözüm merdivenin görüntüsünü bloke etmektir. bunu da bitki veya paravanla yapabiliriz. Giriş kapısı karşısında başka kapı olmamalı. çünkü enerjinin akışı hızlı, dik olarak gelir ve diğer kapıdan çıkar. böyle durumlarda kapı devamlı kapalı tutulmalı veya iki kapı arasına rüzgar çanı asılmalı. Giriş kapısının karşısında ayna olmamalı. içeri giren enerji aynadan yansıyarak tekrar dışarı çıkacaktır. bunu önlemek için ayna yan duvarlarda kullanılmalıdır. giriş kapısı ile aynı hat üzerinde üç veya daha fazla kapının olmaması gerekir. Bu kural koridorlar içinde geçerlidir. enerjinin dik ve hızlı giden akışını önlemek için iki kapı arasını paravan ile bloke edip akışı yumuşatmak gerekir. rüzgar çanı veya bambu flüt asmakta bir çözüm ama paravan gibi etkili bir çözüm değildir. eğer üç tane kapı birbiri üzerine açılıyorsa o mekanda her zaman kavga, münakaşa problemi olacaktır. çözüm için üçgenin ortasına tavandan rüzgar çanı asarak negatif enerjiyi önlemiş oluruz. Sokak kapısı karşısında sivri köşe, kolon olmamalı. bunun çözümü bitki ile köşe veya kolonu kamufle etmektir. giriş kapısı karşısında cam olmamalı. içeri giren enerjinin evin içinde yayılma şansı olmayacaktır, tekrar dışarı çıkacaktır. Çalışma Odası :ı -merdiven veya asansör giriş/çıkış karşısında olmamalı -enerji akışı dik(negatif), önlemek için canlı bitki/yapay bitki veya paravanla bloke edilmeli. koridor sonunda olmamalı. -negatif enerji akışını önlemek için koridor üzerinde canlı veya yapay bitkiler kullanılmalı. Koridor : -yeterli derecede aydınlatılıp enerjinin yukarı yönde hareket etmesi sağlanmalı. -koridor duvarlarına enerji akışını yavaşlatmak için resimler asılmalı. -negatif enerjiyi bastırmak için 5 çubuklu rüzgar çanı asılmalı. çalışma odası kapısının direk olarak karşısında başka bir çalışma odası kapısı varsa kapı üzerine rüzgar çanı veya kırmızı renk kurdela ile bağlanmış bambu fülütler asılarak negatif enerji akışı önlenebilir. Kapı üzerinde rüzgar çanı -kapı üzerinde 2 adet bambu fülüt kapı karşısında dik konumda olmamalıdır. dik hareket eden enerji hızlı ve kuvvetli olduğu için oturan kişide negatif etki yaratacaktır. koridor karşısında yerleştirilmiş çalışma masası koridor karşısında ise kapı devamlı kapalı tutulmalı ve masanın üzerinde doğal kristal taş kullanılmalı. böylece negatif enerji akışının hızı engellenmiş olur veya masanın konumu değiştirilmelidir. -sivri köşe (çıkıntılı duvar), kolon, açık raf karşısında veya arkasında oturulmamalıdır. önlemek için masanızın üzerinde taze çiçek kullanabilirsiniz. sivri köşeleri doğal veya yapay bitkilerle bloke etmelisiniz. 5 çubuklu rüzgar çanı asabilirsiniz. 2 adet bambu fülüt sivri köşelerden asabilirsiniz. -tavan kirişleri veya direk spot ışıkları altında oturulmamalı. arkanızı kapıya dönük pozisyonda oturmayın. arkamız duvara, yüzünüz kapıyı görecek pozisyonda oturmalısınız. arkamızda pencere olmamalı. eğer varsa kalın perde veya jaluzi ile devamlı kapalı tutmalısınız. tuvalet kapısı karşısında oturulmamalı. ftuvaletten gelecek negatif enerji akımı şansınızı olumsuz yönde etkileyecektir. Mutfak : -mutfak insanların şansını doğrudan etkileyen bir mekandır. bu mekanı düzenlerken dikkat edilecek en önemli noktalardan biri elementlerin dengesidir. -ateş elementini temsil eden ocak veya fırın; su elementini temsil eden lavabo, buzdolabı ve bulaşık makinaları ile yanyana veya karşılıklı olmamalıdır. -ateş ve su kesinlikle karşı karşıya gelmemelidir. lavabo (su) ve ocak (ateş) yanyana yokedici döngüdür. -mutfak kapısı tuvalet kapısı karşısında olmamalı. -ocağın bulunduğu duvarın üzerinde pencere olmamalı. -yemek pişirirken arkanız mutfak kapısına dönük pozisyonda olmamalı. -mutfak salon veya yemek odasından aşağı seviyede olmamalı. -yemek, yiyecek bereketi sembolize eder. mutfak giriş kapısı (evin ön cephesi) yönünde olmamalı. bereketiniz kolayca kaybolacaktır. -mutfak evin arka cephesinde olmalı. -ocak, tuvalet ile aynı duvarda olmamalı. tuvalet sifonunu her çekişinizde bereketiniz kalmayacaktır. -mutfak kapısı veya ocak karşısında merdiven olmamalı. Yemek Odası : yemek masası -giriş kapısından görülebilen konumda veya karşısında olmamalıdır. -tuvalet kapısı karşısında olmamalı. -iki kapı arasında olmamalı. dik olarak hareket eden chi (enerji) bereket şansımızı yokedecektir. mekanda dolaşma şansı olmadan bir kapıdan girip diğer kapıdan çıkacaktır. önlemek için kapı ile masa arasında paravan veya rüzgar çanı kullanılmalıdır. -yemek odası oturma odasından alçak seviyede olmamalıdır. merdiven veya basamak ile inilmeli. -eğer oturma grubu ile yemek masasının konumunu değiştirme imkanımız yoksa, yemek masası üzerindeki tavanı ayna ile kaplayıp enerjinin hareketi yukarı çekilmelidir. -tavan kirişi veya sivri köşe olmamalı. kiriş altına bambu fülüt veya rüzgar çanı asılmalı. sivri köşe, karşısında bitki kullanılarak bloke edilmeli. -sandalye sayısı 6, 8 veya 12 adet olmalıdır. 4 adet sandalye çin geleneklerine ve feng shui esaslarına göre olumsuzdur. -yemek masasının bulunduğu duvara asılan ayna bereketinizi arttıracaktır. dar bir köşede yerleştirilmiş yemek masası feng shui bakımından olumlu değildir. bereketiniz azalacaktır. bunu önlemek için köşe duvarı ayna ile kaplayarak mekanı genişletip denge sağlanır. -iki kolon arasında olmamalıdır. kazancınız iki arada sıkışıp kalacaktır. kolonların üzerine ikişer adet bambu fülüt asarak negatif enerjiyi bastırabilirsiniz. Oturma Odası : -sivri köşeleri, duvar çıkıntılarını ayna, yapay/doğal bitkiler, paravan veya dolaplarla kamufle etmelisiniz. -tavan veya yerlerde kullanılan dekoratif süslemeler sivri köşeli şekiller olmamalı. -mobilyalarda düz hatlar tercih edilmeli. -koltukların arkası yüksek olmalı, böylece arkanıza destek sağlamış olursunuz. -büyük dolaplar kapaklı olmalı, açık raflar tercih edilmemelidir. yüksek dolaplar duvara dayalı pozisyonda yerleştirilmelidir. -mobilyalar, salona girişi, enerji akışını engelleyici pozisyonda yerleştirilmemelidir. -oturma grubu ve sehpalar kare veya dikdörtgen olacak şekilde yerleştirilmeli, en iyi yerleştirme bagu (pa kua), sekizgen şeklidir. l şeklinde yerleştirme feng shui açısından olumlu değildir. elementleri pusula yönlerine göre tespit edip, enerjiyi doğru yönlerde doğru objelerle arttırmalıyız. Tuvalet ve banyo: -tuvalet ve banyolar enerjinin negatif olduğu yerlerdir. yanlış konumda olan wc ve banyolar o mekanda yaşayan insanların hayatında olumsuzluk yaratır. -giriş kapısı karşısında olmamalı. paravan veya bitkilerle bloke edilmeli. -tuvalet, yatak ile aynı duvarı paylaşmamalı, negatif enerji duvardan geçecek ve uyuyan kişiyi olumsuz etkileyecektir. -müstakil veya dublex mekanlarda tuvalet altında uyumak, oturmak ve çalışmak size kötü şans getirecektir. -akvaryumlar tuvalet yanına yerleştirilmemeli, sifonu çektiğiniz zaman bütün bereketiniz gidecektir. -oturma odası karşısında olmamalıdır. dostluklarınız ve arkadaşlıklarınız uzun süreli olmayacaktır. -yemek odası karşısında olmamalıdır. maddi kazancınız ve iş imkanlarınız olumsuz gelişecektir. -tuvalet kapısı yatağın karşısında olmamalıdır. negatif enerji, akışı burun ve akciğer enfeksiyonlarına sebep olacaktır. Yatak Odası : -hayatımızın üçte birini uyuyarak geçirdiğimizden dolayı, enerjimizi tekrar şarj etmemiz ve iyi dinlenmemiz için yatak odasını yerleştirme düzeni çok önemlidir. -ayaklarımız kapıya doğru uyumamalıyız. -yatak odasında kullanılan çarşaf ve örtüler düz renklerde seçilmeli, eğer desenli ise geometrik şekiller tercih edilmemeli. çünkü bu şekiller negatif enerji yayarlar ve dinlenmenizi rahatsız ederler. -yatak başınız pencereye dayalı veya pencerenin altında olmasın. eğer böyleyse, pencereyi bloke edecek şekilde perde, jaluzi veya yatak başı kullanın. -kiriş altında uyumayın. kirişler ayrılığı sembolize eder ve bunların altında uyuyan kişilerin sağlık problemleri olur. bu kural oturma mekanları içinde geçerlidir. böyle bir durumda, kumaştan sembolik bir tavan yapın veya yatağınızın üzerine gelen kısmın krişlerini kapayın. rüzgar çanı, bambu flütler veya kırmızı püskül de asabilirsiniz. -evli çiftlerde tek kişilik iki ayrı yatağı yanyana koyup çift kişilik yatak olarak kullanmayın. bu tip yerleştirme çiftlerde ayrılığı sembolize eder. -yatağınızın başını, eğer varsa; tuvalet duvarı ile aynı duvara koymayın. -evli çiftlerde ebeveyn yatak odasının güneybatı (evlilik ilişkileri ve mutluluk) yönünde olması çok iyi. -yatak odanızda mümkün olduğu kadar yang renkleri, kırmızı, altın renklerini kullanmayın, çünkü uyku yin (-) bir aktivitedir ve bu renkler enerjinizi uyararak uyku ve dinlenmenizi önler. -yatak odanızda tv, müzik seti, bilgisayar gibi elektronik aletleri bulundurmayın. çünkü bu tip aletler elektromanyetik enerjiyi yansıtır ve sağlığınız için zararlıdır. -mümkün olduğu kadar az mobilya kullanın ve temiz, düzenli tutun ki enerjinin akışı bütün odada yumuşak olsun. -bitki ve çiçekleri sadece hasta olan kişilerin yatak odalarında yang (+) enerji yaymak için kullanın. -yatağınıza dik gelecek şekilde dolap, duvar ve diğer mobilya köşelerinin olmamasına dikkat edin. -yatağınızı görecek pozisyonda ayna kullanmayın. -yatak odanızın içinde tuvalet veya banyo varsa kapılarını ve klozet kapaklarını her zaman kapalı tutun. -elektrikli battaniye ve su yatağı kullanmayın. -canlı bitki kullanmayın. bunlarda özellikle kaktüs, sivri uçlu ve dikenli bitkiler olmamalı. -su ile ilgili hiçbir şey kullanmayın, özellikle akvaryum.- FENG SHUI BİTTİ SIRA VASTU VİDYA'DA
Vücudumuzu, ruhumuzu ve sağlığımızı yogaya, ayurvedaya, reikiye teslim ettikten sonra, şimdi de evlerimizi dekorasyondaki son trend Vastu Vidya'ya emanet ediyoruz. Yoga, ayurveda, feng shui, reiki derken, hayatımıza yeni bir Uzakdoğu felsefesi daha giriyor: Vastu Vidya. Mimariyi daha yakından ilgilendiren bir felsefe olan Vastu Vidya'nın temeli, yine pozitif enerjiye dayanıyor. Vastu Vidya, evdeki sağlıklı yaşamın kapılarını açan bir uygulama. Amaç yaşadığımız mekanlardaki enerjiyi en doğru şekilde kullanabilmek. Evinizde seçtiğiniz renklerden, mobilyaların konumlandırılmasına kadar titiz bir çalışma gerektiren Vastu Vidya'nın Türkiye'deki ilk uygulayıcılarından biri Yara Ulcay. Brezilyalı Ulcay, MacKenzie Üniversitesinde mimarlık okurken yoga ile ilgilenmeye başlamış. Yoga ve mimarlık Ardından mesleğiyle bağlantılı olarak Vastu Vidya'yı keşfetmiş. Yara Ulcay, mimaride Vastu'nun öğretilerinden faydalanarak, evler, ofisler ve çocuk yuvalarında enerjiyi en doğru şekilde kullanılmasını ve insanların daha mutlu olmasını sağlıyor. Yara Ulcay, yoga ve mimarlığı neden birleştirdiğini ise şöyle anlatıyor: Yoga vücudunuzda enerji akışını kolaylaştırıyor. Vastu Vidya'yı da evimizin yogası olarak tanımlayabiliriz. Evimizdeki eşyaların ve konumlarının da enerjiyi artırıcı ve dolaşmasını kolaylaştırıcı olması gerekiyor. Vastu'da beş element var: Hava, su, ateş, toprak, metal. Bu elementlerle evde enerji dengesini sağlıyoruz. Yara Ulcay işe, kişilerin ne istediğinden, hangi elementi taşıdıklarından başlıyor ve Vastu'da, tarzınız, zevkleriniz, vücudunuzdaki elementler, psikolojiniz ve yaydığınız enerjiye kadar pek çok faktör göz önüne alınıyor diyor. Vastu'yu herhangi bir mekanda uygulamak için öncelikle Vastu haritasını yere koyarak işe başlamak gerekiyor. Vastu'yu simgeleyen fotoğrafların baş kısmı kuzeydoğu yönüne getiriliyor. Bırakın enerji aksın Vastu'nun boyun, göğüs ve karın bölgesinin olduğu alan ise boş bırakılıyor. Avlu ya da hol olarak adlandırılan bölgenin boş olmasının sebebi ise Vastunun nefes aldığı bölgeyi temsil ediyor olması. Ulcay buraya özellikle ağır eşyalar konulmamasını öneriyor. Aksi durumda enerji girişini engellemiş oluyorsunuz. Baş bölgesi fazla ağırlığı kaldırmayacağı için hafif bir bölge olarak kullanılmalı. Yara Hanım, oturma odası için uygun olabileceğini söylüyor. Evin kuzey ve doğu kısımları Vastunun kollarını temsil ediyormuş. Gene ağırlığın bu bölgede fazla olmamasına özen göstermek gerekiyor. Mesela, çalışma ve çamaşır odası, bu bölgeler için ideal. Kuzey soğuk bir bölge, bu nedenle mutfak güneş görecek şekilde, doğuda ve evin en sıcak yeri olmalı bu felsefeye göre. Evdeki huzursuzluğu vastu ile çözün Vastu Vidya'nın, ev içerisindeki enerjiyi, içinde yaşayan insanların enerjileriyle en doğru şekilde kullanma sanatı olduğu düşünülürse, evin enerji noktalarının kapanmasından doğan huzursuzlukları çözmek mümkün. Eviniz için seçtiğiniz renkler ya da yatağınızı koyduğunuz köşe, size huzursuzluk verebilir. Yara Ulcay'ın söylediğine göre Vastu'nun bu konuda önerileri şöyle: Mesela çocuk odasında çalışma masasının yönü Vastu'ya göre, kuzey ya da doğu olmalı. Bu ufak ayrıntı çocuğun bilgiyi daha iyi almasını ve daha yaratıcı olmasını sağlar. Eğer evde odaların yerini değiştiremiyorsanız, dekorasyon, aydınlatma ve kullanılan renkleri değiştirerek istenilen sonuca ulaşabilirsiniz. Mesela, enerjisi çok olan kişilerin evlerinde beyaz rengin kullanılması gerekiyor. Eğer enerjisi az biriyse, objeler çok ve renkli olmalı ve kişiye enerji katmalı. İyi bir uyku uyuyabilmek için yatağın yönünün doğuda olmaması gerekiyor. Ya tamamen batıya ya da kuzeydoğuya dönmeli. Evdeki huzursuzluğu vastu ile çözün Vastu Vidya'nın, ev içerisindeki enerjiyi, içinde yaşayan insanların enerjileriyle en doğru şekilde kullanma sanatı olduğu düşünülürse, evin enerji noktalarının kapanmasından doğan huzursuzlukları çözmek mümkün. Eviniz için seçtiğiniz renkler ya da yatağınızı koyduğunuz köşe, size huzursuzluk verebilir. Yara Ulcay'ın söylediğine göre Vastu'nun bu konuda önerileri şöyle: Mesela çocuk odasında çalışma masasının yönü Vastu'ya göre, kuzey ya da doğu olmalı. Bu ufak ayrıntı çocuğun bilgiyi daha iyi almasını ve daha yaratıcı olmasını sağlar. Eğer evde odaların yerini değiştiremiyorsanız, dekorasyon, aydınlatma ve kullanılan renkleri değiştirerek istenilen sonuca ulaşabilirsiniz. Mesela, enerjisi çok olan kişilerin evlerinde beyaz rengin kullanılması gerekiyor. Eğer enerjisi az biriyse, objeler çok ve renkli olmalı ve kişiye enerji katmalı. İyi bir uyku uyuyabilmek için yatağın yönünün doğuda olmaması gerekiyor. Ya tamamen batıya ya da kuzeydoğuya dönmeli.- SIĞMAMA PROBLEMİ
Ev ne kadar büyük olursa olsun pek çoğumuzun yaşadığı bir gerçek. Bu sığmayan eşyaların bir kısmından kurtulmayı başarabiliyor muyuz? Hayır. Peki dar alanlarda çok eşya ile bize rahat kullanımlar sunacak ufak ipuçları var mı? Var! Özellikle büyük kentlerdeki apartman dairelerinde belirli sınırlar içine bir düzen kurmaya çalışmak, mimar ve tasarımcıların her konuda akıllı çözümler geliştirmelerine neden oluyor. Multifonksiyonel aynı anda birden fazla işleve sahip tasarımlar, bu ihtiyaç sonucunda ortaya çıkan eğilimlerden biri. Sırtı kitaplık görevi gören kanepeler, bazalı yataklar, aydınlatma özelliği olan oturma birimleri gibi. Bir diğer çözüm ise, mobilyaları hareketlendirerek aynı birim ile farklı alanlarda farklı ihtiyaçları karşılamak. Tekerlekli sehpalar ve açılıp kapanan sandalyeler, buna en iyi örnek. Peki yer kazanmak için, daha doğrusu mevcut yerden optimum şekilde yararlanmak için neler yapılabilir? İşte size tam on fikir Pencere altlarında ve kapı üstlerinde raf veya dolap imkanı yaratın. Sürgülü kapıları tercih edin. Gömme dolapları mimari detaylarla birleştirerek bütünlük yaratın. Renkleri doğru kullanmak ve etkilerinden faydalanmak çok önemlidir, bu konuda muhakkak bir uzmandan yardım alın; sadece açık renkler büyük gösterir kuralıyla sınırlı kalmak yeterli değildir. Dar bir odayı geniş göstermenin bir yolu da, parkeleri enlemesine döşemektir. Koltuk kolları çok yer kaplarlar, mümkünse seçiminizi bunu bertaraf edecek şekilde yapın. Işığı tüm alana yaymak için eşyalarınızda reflektif malzemeler kullanın, ışıklandırılarak aydınlatılmaya ihtiyacı olan her yere ayna koyun. Alçak mobilyaları tercih edin. Küçük mekanları transparan ayırıcılar ile bölmek hem ayrı bölümler oluşturur, hem de genel ışığı ve bütünlüğü bölmez. Mekanın büyük algılanması için seçilen yer, duvar ve mobilya döşemesinin küçük ebatlı ve küçük desenli olmasına dikkat edin.- HANGİ TARZ SİZE UYGUN
Art Deko Aerodinamik ve geometrik tarz ilk olarak 1920 ve 30´larda popülerlik kazandı. Bu tarzın temel özellikleri; keskin yerine yuvarlatılmış köşeler, keskin dikey çizgilerdir. Dekonun çıkış noktaları da oldukça çeşitlidir: Kübist tablolar, Kızılderili sanatı, modern makine ve uçak dizaynı gibi. Bu tarzın genellikle kullandığı materyaller de egzotik ağaçlar, plastik laminat, krom ve çelik. Art Nouveau 1800´lerin sonuna doğru Fransa ve Avrupa´da ortaya çıkmış bir tarzdır. Kullanılan çizgiler çok süslüdür. Doğa; özellikle de çiçekler, yapraklar, kuşlar ve böcekler bu tarzın ilham kaynağıdır. Bu motifler genellikle asimetriktir. Aynı zamanda uçuşan uzun saçlı, uzun giysili kadınlar da bu tarzın tipik göstergeleridir. Ressam Toulouse-Lautrec ve Erte, mücevher tasarımcısı Rene lalique, mimar Charles R. Macintosh ve cam tasarımsıcı Louis C. Tiffany bu tarzın başlıca temsilcileridir. Arts-n-Crafts Mission olarak da anılan bu tarz 1800´lerin sonlarından 1920´lere kadar devam etti. Genellikle basit, açık çizgiler, diktörtgen, çoğunlukla büyük şekiller ve görünen eklemler bu tarzın özelliklerindendir. Arts-n-Crafts, makine teknolojisiyle el işini birleştiren ilk stildir. Bu tarzın temsilcileri; Stickley, Roycroft, Limbert ve Frank Lloyd Wright´tır. Asya stili Zen veya Uzakdoğu olarak da bilinen Asya stilinde anahtar kelimeler; düzen, denge, huzur ve sadeliktir. Dokuma, nötr renkler ve evin bir tapınak olarak görüldüğü anlayış bu tarzın yapı taşlarıdır. Bu tarzı tanımlayan en kısa cümle: Az daha çoktur. Bauhaus 1920 ve 1930´larda bir Alman tasarım okulu daha sonraki yıllarda Modern olarak anılacak tarzın öncüsü oldu. Günümüzün Tasarım işlevselliğin ardından gelir. felsefesine dayanarak, Bauhaus tarzı oldukça sade ve aydınlıktı. Kullanılan materyaller; çelik borular, kontplak, deri ve plastiktir. Renkler çoğunlukla siyah, beyaz, kahverengi ve griyle sınırlıdır. Bu tarzı izleyen ünlü tasarımcılar; Mies van der Rohe, Marcel Bruer, Charles ve Ray Eames, Alvar Alto ve Aero Saarinen. Beidermeier Bu tarz 1900´lerin başında Almanya´da ortaya çıkmıştır. Klasik, sade çizgisi ve kullanılan hafif ağaçlarla tanınır. Bu tarzın klasik, grafikleri andıran çizgileri diğer stillerle kolaylıkla birleşmesini sağlar. Bohem Son derece artistik ve geleneklerden uzak bir tarzdır. Desenler çokça kullanılır ve genellikle birbiriyle uyumsuzdur. Boncuk gene çok kullanılan bir ögedir ve Avrupa etkileri rahatlıkla gözlemlenebilir. Bohem tarzı, farklı dönem ve bu dönemlerin stillerini sanatsal ve zeki bir şekilde birbiriyle harmanlamaktır. British Colonial (İngiliz Koloni tarzı) Zerafeti İngiliz Koloni tarzının popülerlik kazanmasında en büyük etkendir. Kullanılan ahşap genellikle koyu renktir ama verdiği duygu açık ve havadardır. Çünkü açık alan bırakır, ince kumaşlar kullanılır ve duvarlar açık renge boyanır. Mobilyalar oymalı ve çoğu zaman masiftir; ama bunun dışında kalanlar genelde sade ve hafiftir. Bu tarzın uygulandığı yerlerde, yumuşak renkli tropik aksesuarlara da sıkça rastlayabilirsiniz. Chippendale Adını Thomas Chippendale´den alan bu tarz, 1800´lerin sonlarında ortaya çıkmış olan şık ve resmi bir tarzdır. Süslemedeki detaylar ve oymalar dikkati çeker. Bu türü diğerleriyle birlikte kullanırken dikkatli olun. Colonial (Koloni tarzı) Resmi ya da gayriresmi, sade ya da detaylı, Koloni tarzı denilince bahsedilen 1700´lerde Amerika´da Koloni periyodunda kullanılan mobilyalardır. Çamdan mauna kadar pek çok ağaç kullanılmıştır. Çağdaş 20. yüzyılın ikinci yarısında gelişen bu tarzda, yuvarlak yumuşak hatlar ve düz, yumuşak yüzeyler kullanılır. Country · Industrial (Kırsal - Endüstriyel) Bu tarz, düz ve parlak endüstriyel yüzeylerle rustik ya da ilkel kır tarzlarının karşıtlığından ortaya çıkar. Eklektik Farklı kaynak, tarz ve dönemlerden parçaların birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu tarzı uygularken bilmeniz gereken püf noktalar; kullanacağınız tarz sayısını 2 ya 3´le sınırlamak ya da renk, dokuma gibi ortak bir tema bularak kullanacağınız materyaller arası bağlantı kurmaktır. English Country (İngiliz kır tarzı) Şık ama aynı zamanda da sıcak bir tarzdır. Yeni ve eskiyi bir araya getirir. Kumaş ama özellikle de basma çok kullanılır. Mobilyalar rahat ve fazla doldurulmuştur. Aksesuarları -kitaplar, mumlar, çiçekler, lambalar ve her türlü ıvır zıvır- her yerde görebilirsiniz. Empire (İmparatorluk tarzı) 19. yüzyılın ilk dönemlerinde Fransa´da ortaya çıkmıştır. Düz ve yuvarlak hatlar, ağır ve anıtsal eşyalar bu tarzın başlıca özellikleridir. Ayrıca Neoklasik dönemine de girer. Bit Pazarı tarzı Tamamen kişisel bir tarz oluşturmak istiyorsanız, Bit Pazarı size göre. Bit pazarlarında satılan binbir türlü eşyayı toplayarak, farklı tarz ve dönemlerin eşyalarını karştırıp kendi tarzınızı oluşturabilirsiniz. Hatta yeni eşyalarla eskileri de karıştırabilirsiniz ama eskilerin baskın olması gerekir. Tabii bunu yaparken de kendi zevkinizi ortaya koymanız gerekiyor. French country (Fransız kır tarzı) İncecik beyaz perdeler, eski bir dolap, meşe ya da çamdan yapılmış çiftlik evi tarzında bir masa düşleyin. Buna birbirinden farklı, boyalı sandalyeleri ve pencere eşiğinde büyüyen otları ekleyin. İşte bu Fransız kır tarzıdır. Tabii iyi yemek ve içki ve rustik rahatlığı da göz önünde bulundurun. Yemek yenen mekanlar anahtar bölgeler. Renkler, mavi, toprak rengi gibi doğal renkler. Yüzeyler de gene taş, ahşap, kil gibi doğal materyallerle yapılıyor. Global Yabancı ve egzotik yerlerden alınan etkiyle ortaya çıkan karışımın ürünü olan bir tarzdır. Afrika, Polinezya, Hindistan ve Asya´dan pek çok eşyayı bu tarzın kullanıldı dekorasyonlarda görebilirsiniz. Global tarzlar genellikle, yerli halkın yaptığı sanatı , hayvan derilerini gibi materyalleri içerir. Kuzey Afrika, Tibet ve Türkiye´nin bu tarzdaki popülerliği son günlerde iyice artmıştır. Endüstriyel Endüstri Devrimi´yle ortaya çıkmıştır. Genellikle, krom, paslanmaz çelik gibi metaller kullanılır. Yüzeyler ya mat ya da cilalıdır. Bu malzemeler, 1900´lerin başlarında ve ortalarında, özellikle fabrika ve ofislerde kullanılmıştır. En çok kullanılan eşyalar, masa, tabure, sandalyedir. Bu stil genellikle yalnız başına kullanmak için fazla soğuk bir tarzdır. Memphis Bu tarz, mantıksız, renkli ve genellikle zevksiz olarak nitelenen bir tarzdır. Renk çarpışmaları, oransızlık, sert açı ve kenarlar bu stile özgüdür. Gene de bu tarzın heyecan verici ve eğlendirici olduğu kesin. Sanki tasarımı fazla önemsemeyin... der gibi bir ifadesi var. Mid-Century Modern (Yüzyıl ortası modern tarz) Yüzyıl ortası modern tarz, 1940´tan 1960´lara kadar olan dönemi yansıtan popüler bir terim. Sade hatlar, açık renkli perdahlar, ya aerodinamik ya da hiç bulunmayan süsleme bu tarzın özelliklerinden. İşlevsellik çok büyük önem taşıyor. Bu tarzın başlıca imalatçıları: Heywood-Wakefield and Knoll. Ve başlıca tasarımcılar: Charles and Ray Eames, Aero Saarinen, and Russel Wright. Minimal Her şeyin birbiriyle koordinasyon içinde olduğu, açık, toplu, az eşya kullanılan bir tarzdır. Mükemmellik bu tarz için anahtar kelimedir. Kullanılan renkler nötr ve siyah-beyazdır. Mission Mission olarak da anılan bu tarz 1800´lerin sonlarından 1920´lere kadar devam etti. Genellikle basit, açık çizgiler, diktörtgen, çoğunlukla büyük şekiller ve görünen eklemler bu tarzın özelliklerindendir. Arts-n-Crafts, makine teknolojisiyle el işini birleştiren ilk stildir. Bu tarzın temsilcileri; Stickley, Roycroft, Limbert ve Frank Lloyd Wright´tır. Modern Bu tarzın çıkış noktası Bauhaus´dur ve birbirlerine çok yakındırlar. Süssüz, sade ve işlevsel bir tarzıdr. Tasarımda modern terimi kafa karıştırabilir; çünkü hem bu tarzı anlatan bir iafe hem de geleneseli anlatan bir tanımdır. Neoklasik Neoklasik tarz Yunan ve Roma formlarında çıkmış ve 1700´lerin sonundan 1800´lerin ortalarına kadar popüler bir tarz olarak kullanılmıştır. Mobilyalar hafif ve zariftir. Doğrusal çizgiler kullanılmıştır. Empire ve Beidermeier tarzlarına yakındır. Post Modern Modernizmden uzaklaşan ve Memphis felsefesiyle yakından bağlantılı olan Postmodernizm, önceki modern stillerin düzenine ve sadeliğine bir miktar belirsizlik ve çelişki katmayı amaçlar. Tasarımlar genellikle renk ve tarihsel referanslar içerir. Primitive (İlkel) Bu tarzın anahtar kelimeleri doğal ve sadedir. Bu tarz eşyalar, ya kendi kendini yetiştiren sanatçılar yaparlar ya da gereklilik nedeniyle el işi olarak üretilirler. İyi kalite bir dokuma her zaman önem taşır. Çağdaş tarzlarla iyi uyum sağlar ve parlak yumuşak yüzeylerde iyi bir kontrast sağlar. Kırsal / Endüstriyel tarzda kullanılan eşyaların çoğu İlkel görüntülüdür. Rokoko 18. yüzyılın başlarında Fransa´da ortaya çıkmıştır. Oldukça süslü ve karışık bir görüntüsü vardır. Kavisli uzaysal şekiller ve ahşap oymalar tipik özellikleri arasındadır. Rustik Genellikle kırsal bölgelerde uygulanır. Dağ ya da çiflik evlerini anımsatan bir duygu verir. Amerikan ceviz ağacından yapılma mobilya, geyik boynuzu tarzında avize ver puf koltuklar bu stilin tipik eşyalarıdır. İskandinav İskandinav mobilyasında uygulanan pek çok tarz vardır ama bunların çoğu sade, hafif ve süslemeden yoksunluk özellikleriyle göze çarpar. Renkler açık ve oranlar tatmin edicidir. Açık renk ağaç kullanımı ve boyanmış perdahlar tipiktir. İskandinav dekorasyon tarzının diğer tarzlarla olan karışımı genellikle iyi olur. Shaker Tam bir kır tarzıdır. Sade ama güzel çizgileriyle 1700 ve 1800´lerde varlık gösteren bir Amerikan din tarikatından doğmuştur. Güneybatı tarzı Özellikle ABD´nin güneybatısında uygulanan bir tarzdır. Santa Fe, Meksika ve Kızılderili tarzlarını içerir. Başlıca özellikleri; toprak-çöl renkleri, toprak çömlekler ve ağır urstik ahşap mobilyalardır. Geleneksel Pek çok stili bünyesinden barındıran bu tarz, tarihle hep bir bağlantı kurar. Koloni, Chippendale, Kraliçe Anne ve Erken Amerikan tarzları bu başlık altında toplanır. Viktorya En temel özelliği ağır süslemeleridir. 1840 ve 1900 yılları arasında popülerlik sağlamıştır. Adına Kraliçe Victoria´dan alan bu tarzın mobilyaları, genellikle ağır, karanlık ve oymalıdır. Bu tarzı daha modern tarzlarla karıştırarak hoş bir görünüm elde edebilirsiniz.- HALILARDAKİ 12 ZOR LEKENİN TEMİZLİĞİ
Ne şekilde olursa olsun gündelik kullanım esnasında halılarda çeşitli lekelerin oluşması doğaldır. Önemli olan hangi lekenin nasıl temizleneceği konusunda yeterli bilgiye sahip olmaktır. İşte 12 zorlu lekeye karşı 12 farklı temizleme yöntemi... Halınız ilk günkü görünümünü zaman içinde kaybeder. Bu gündelik kullanımdan kaynaklanan geçici bir kirlenme veya doğru yöntemlerin uygulanmamasından kaynaklanan kalıcı bir hasardan ötürü olabilir. Ne şekilde olursa olsun gündelik kullanım içerisinde halılarda çeşitli lekelerin oluşması doğaldır. Önemli olan hangi lekeyi nasıl temizleyeceğiniz konusunda yeterli bilgiye sahip olmanızdır. İşte 12 zorlu lekenin temizlenmesine yönelik 12 farklı temizleme yöntemi. Halı temizliğinde birtakım leke yok etme önerilerinde bulunmadan önce şunu belirtmek gerekir; halınızın ömrünü uzatmak istiyorsanız halı kesinlikle düzenli olarak vakumlanmalıdır. Düzenli vakumlama halınızın yüzeyindeki kir taneciklerinin zaman içinde derinlere nüfuz ederek kalıcı ve derin lekeler oluşturmasını önleyerek zamanında yok edilmesini sağlayacaktır. Böylelikle ciddi paralar harcayarak satın aldığınız değerli halılarınız ilk günkü görünümlerini korumayı sürdürecektir. Vakumlama işleminde önemli bir diğer konu ise halı yüzeyini zedelemeden yalnızca kirlerin alınmasını sağlayacak uygun aparatın kullanılması olacaktır. Bunun yanında bazen fırça aparatıyla ulaşılamayacak kirler her ne kadar görünürde bir kir bırakmamış gibi görünse de halının derinlerine nüfuz ederek kalıcı kir ve leke oluşumuna neden olur. Bu açıdan daha derinlere temas edebilecek aparatları kullanın. Halının püskülleri varsa, buna dikkat ederek ona göre bir vakumlama yapın. Her ne şekilde olursa olsun vakumlama işlemini dikkatli yapmayı unutmayın. Halınız kalın dokuluysa ve vakumlamadan kaynaklanan izleri bir diğer deyişle gölgelenmeyi yok etmek istiyorsanız, o zaman tek bir yönde vakumlama işlemini gerçekleştirmeniz doğru olacaktır. Daha sonra halı yüzeyini elinizle düzleştirmeyi unutmayın. Böylelikle halı yüzeyinde herhangi bir gölgelenme olmayacaktır. Halınızı yüzeyinde beliren sandalye, masa, sehpa ve koltuk ayaklarından kaynaklanan iz ve çukurlaşmaları da mobilyalarınızı yerlerini zaman zaman değiştirerek yok edebilirsiniz. Böylelikle halının yıpranma oranını azaltır her parçanın daha eşit şekilde eskimesini sağlamış olursunuz. Ayrıca halının kirlenme oranı fazla olan alanlarını da mümkün olduğunca sık temizlemenizde fayda vardır. Kir ve lekeye karşı koruma; İlk yardım: Hiç kimse değerli boş zamanlarını halı temizliğiyle geçirmek istemez. Halıdaki leke ve kirleri temizlemek için geçirilen zaman kaybını önlemek kadar yıpranma ve kirlenmeye karşı önemli bir yöntem de dışarıda giyilen ayakkabıların mümkün olduğunca ev içerisinde giyilmemesini sağlamaktır. Eve girişte ayakkabıların çıkarılması veya kapı önü paspaslarının kullanılması bu anlamda önlem olarak alınabilir. Kapı girişlerinde kullanılacak paspaslar hem kirlenmeyi azaltacak hem de hijyen sağlayacaktır. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da girişlerde kullanılan bu paspasların mümkün olduğunca yıkanabilir özellikte olmaları gerektiğidir. Güzelim halınızın üzerine herhangi bir sıvının dökülmesi durumunda öncelikle yapmanız gereken şey, dökülen sıvı fazlalığını birkaç kat havlu peçete yardımıyla almak olacaktır. İlk yardım niteliğindeki bu işlemin ardından bir miktar seyreltilmiş sıvı el deterjanı ve temiz bir bez yardımıyla lekenin üzerini leke yok olana dek tamponlayın. Peki, hangi lekeye ne tür bir temizleme yöntemi uygulanmalıdır? İşte bir dizi leke ve uygun temizleme metodları. 12 FARKLI LEKE TEMİZLİĞİ Domates ve sos lekelerinin temizlenmesi: Spagetti sosu veya domates çorbası gibi domates bazlı halı lekelerini temizlerken %3 hidrojen peroksit veya oksijen içeren sıvı ferment deterjan kullanabilirsiniz. Halıdaki lekeleri yok etmeye çalışırken, her zaman halının çok fazla gözle görülmeyen bir kısmında bu uygulamayı yapmayı akıldan çıkarmayın. Temizleyiciyi uyguladıktan sonra, birkaç dakika lekenin üzerinde bırakın, ardından temiz suyla durulayın. Her zaman bir kurutma kağıdı ile kurutarak lekeleri halıdan alın, ama asla sürtmeyin. Böylelikle halı elyafı zarar görmemiş olur. Lekeye yönelik uygulamalarda daima dışardan içeri doğru hareket edin. Böylelikle lekenin daha fazla alana dağılmasını önlemiş olursunuz. Sakız lekesinin temizlenmesi: Sakız halı yüzeyinde yapışkan bir kir bırakır. Sakızdan kaynaklanan bu tip lekeler konusunda endişe etmeyin. Çünkü temizlenmesi ve halı yüzeyinden yok edilmesi aslında oldukça kolaydır. Bu tip yapışkan kirler ya belli firmaların sprey temizleyicileri veya herhangi bir yağlı temizleyicilerle kolaylıkla yok edilir. Önemli olan halının yüzeyine yapışmış ve kurumuş bu sakız taneciklerinin yumuşamasını sağlamaktır. Ardından sodalı su yardımıyla temiz bir bezi lekenin üzerine bastırmak ve birkaç dakika bekletmek yeterli olacaktır. Bu işlemin ardından leke yok edildiğinde hiç kimse bu yüzeyde önceden sakız lekesi bulunduğuna inanmayacaktır. Yağ lekesinin temizlenmesi: Yağ lekeleri de ayrı bir derttir. Halıdaki yağ lekelerini temizlemek için şu yöntemi uygulamayı deneyin; yağlı leke ya da lekelerin üzerine bir gece öncesinden soda veya mısır nişastası uygulayın. Vakumlamanın ardından, yağın emilimi sağlanır. Eğer bu uygulamanın ardından hala leke ve kalıntı yok edilmediyse, leke yok olana kadar lekenin üzerine bir bez yardımıyla sirke uygulayın. Yağ lekelerini çözmek üzere özel olarak formüle edilmiş bir sıvı bulaşık deterjanı halıdaki yağ lekelerini yok edecektir. Bunun için de yarısı deterjan yarısı su dolu bir solüsyonu lekenin üzerine direkt spreyleme yöntemiyle uygulayabilirsiniz. Ardından havlu peçete veya temiz bir bez yardımıyla leke kaybolana dek silebilirsiniz. Daha sonra durulamak için nemli bir sünger yardımıyla lekenin üzerini silin. Şurup ve benzeri yapışkan lekelerin temizlenmesi: Herhangi bir pasta, kek şurubu veya reçelin halıya dökülmesi tam bir kabustur. Bu yapışkan döküntü daha da derinlere halı elyafının içine nüfuz ederse daha da büyük felaket olur. Bu tarz şekerli ve yapışkan sıvı lekelerin temizliğinde, bir çay kaşığı bulaşık deterjanını bir çay kaşığı ılık suyla karıştırarak bir solüsyon elde edin. Bu sıvıyı lekenin üzerine spreyleyerek uygulayacabileceğiniz bir şişeye koyun. Sıvıyı lekenin üzerine döktükten sonra kağıt havlu veya temiz bir bez yardımıyla lekenin üstünü silin. Bu uygulamanın da ardından lekenin üzerini yapışkan ve sabunlu kalıntıyı halıdan yok etmek amacıyla temiz suyla silin. Şarap lekesinin temizlenmesi: Şarabın tanen içermesi nedeniyle şarap lekelerinin yok edilmesi bazen çok zordur. Halıdaki kırmızı ve beyaz şarap lekelerini yok etmek için bazı basit solüsyonlar vardır. Örneğin, eğer halıya kırmızı şarap döküldüyse, lekenin üzerine derhal bir bardak beyaz şarap dökün. Beyaz şarap kırmızı şarabı etkisiz kılacak, böylelikle leke kaybolacaktır. Beyaz şaraptan kaynaklanan lekeleri ise bir miktar sirkeyle bastırmanız yeterli olacaktır. Her iki lekeyi yok etme metotları da beş dakikadan az bir zamanı alır. Üzüm suyu lekesinin temizlenmesi: Şarapta olduğu gibi üzüm suyundaki tanenler lekenin halıdan çıkarılmasını zorlaştırır. Koyu bir mor lekenin verdiği görünüm oldukça ürkütücü bir o kadar da zordur. Ancak sodalı su bu konuda imdadınıza yetişir. Bir miktar sodayı halının üzerine dökün ve kağıt havlu yardımıyla tamponlama işlemi yapın. Aynı şekilde halıdaki bu lekenin yok edilmesi için bir miktar sirke ve yumuşak bir el deterjanı karışımı da işinizi görür. Bu karışımı lekenin üzerine hafifçe bastırarak ve bir süre bu işlemi tekrar ederek halıdaki lekenin yok edilmesini sağlayabilirsiniz. Eğer hala lekeden iz varsa bu defa nemli temiz bir bezi kalıntının üzerine tamponlayarak uygulayın. Yağlı boya lekesinin temizlenmesi: Halıda yağlı boyadan kaynaklanan lekelerin yok edilmesine ilişkin herhangi bir kimyasal malzeme kullanmadan önce halının ilk etapta görünmeyen bir kısmında deneme yapmanız faydalıdır. Halının bu gizli kısmı dolap veya mobilyalarınızın altında kalan bir kısmı olabilir. Böyle bir uygulama halıya olduğundan daha fazla vermenizi önleyecektir. Halıdaki bu tip lekeleri yok etmek için ilk etapta inceltilmiş ve az miktarda boya sökücü tiner kullanın. Ardından nazikçe leke kaybolana dek tamponlamayı sürdürün. Eğer bu işlem işe yaramıyor veya tiner bulunmuyorsa o zaman kuru temizleme çözücüleri kullanmayı deneyin. Eğer boya derinlere nüfuz etmediyse fark edilmeyecektir, yüzeyin hafifçe çırpılması boyanın yok edilmesinde yeterlidir. Eğer tüm bunların hiçbiri işe yaramıyorsa, o zaman profesyonel halı temizliği yapan şirketlerle irtibata geçmeniz gerekecektir. Yağlı lekelerin temizlenmesi: Yağ içeren lekelerin halıdan çıkarıl-ması için yapmanız gereken ilk şey öncelikle yağın bir şekilde halıdan emilimini sağlamanız olacaktır. Kabartma tozu veya mısır nişastası bu noktada iyi sonuç verir. Öncelikle pudrayı lekenin üzerine bol miktarda serpin ve bir gece lekenin üzerinde bırakın. Ardından pudrayı vakumlayın. Vakumlanan alandaki renklerde bir solma söz konusu ise lekenin üzerini yumuşak bir el deterjanı veya yağlara karşı etkili bir sıvı çamaşır deterjanı ile silmeye çalışın. Leke yok olduğunda bu defa da temiz nemli bir bez veya sünger yardımıyla lekenin üzerini silmeyi deneyin. Oje lekesinin temizlenmesi: Ojeden kaynaklanan lekelerin yok edilmesinde yalnızca aseton kullanmanız işe yarar. Bir miktar pamuk veya temiz bir bez üzerine bir miktar aseton dökün ve leke kaybolana kadar lekenin üzerine uygulayın. Tüm kalıntıları yok etmek adına lekenin üzerine bu kez temiz su uygulayın. Halı lekelerini temizlerken özelikle ojeden kaynaklanan lekelerin temizliğinde unutmayın ki uygulamanın tamponlama şeklinde yapılması son derece önemlidir. Sakın sürtmeye kalmayın, bu işlem ojenin dağılarak lekenin daha da geniş bir alana yayılmasına neden olur. Çikolata lekesinin temizlenmesi: Halıda çikolata veya kahve lekesi meydana geldiyse, lekeli kısma sirke uygulaması yapmanız yeterli olacaktır. Tamponlama işlemini leke yok olana kadar tekrarladıktan sonra nemli bir sünger veya bez yardımıyla lekenin üzerini durulayın. Eğer sirkenin kokusu sizi rahatsız ediyorsa, halınızı temizlemek için yumuşak bir sıvı el deterjanını da leke temizliğinde kullanabilirsiniz. Temiz bir bez üzerine sıvı bir el deterjanını dökün ve hafifçe bastırarak lekenin yok olmasını bekleyin. Uhu lekesinin temizlenmesi: Evinde çeşitli tamiratlar yapmayı sevenlerdenseniz, ufak kaza ve aksilikleri hiç beklemediğiniz bir anda ortaya çıkabileceğine de tanık olmuşsunuzdur. Eğer böyle bir tamirat yaparken en sevdiğiniz halının üzerine yapışkan veya uhu döküldüğünde ne yaparsınız? Öncelikle bu gibi durumlarda asla paniğe kapılmayın. Aslında halı üzerinde oluşan uhu lekelerini temizlemek göründüğünden çok daha kolaydır ve sanıldığının aksine çok az zamanınızı alacaktır. Öncelikle bu tip lekelerde uhunun dökülmesinin hemen ardından müdahale yapılması önem taşır. Uhu ne kadar ıslak ve yeni oluştuysa, halı üzerinden çıkarılması da o denli kolay olur. Öncelikle lekenin üzerini ılık bir süngerlerle bastırın. Bu şekilde daha fazla uhu kalıntısı çıkarılamayıncaya kadar bu işlemi sürdürün. Ardından ılık sirkeye bastırılmış bir bezi lekenin üzerine yerleştirin ve lekenin üzerinde yaklaşık yarım saat bekletin. Bu işlemden sonra uhu bezle silindiğinde kolaylıkla yok olacaktır. Ancak eğer uhu çoktan kurumuşsa, o zaman bir bıçak veya spatula yardımıyla halının lekeli kısmını hafifçe kazıyın. Bu işlemi daha fazla sertleşmiş herhangi bir uhu kalıntısı çıkarılamayıncaya kadar sürdürün, o andan sonra sirkeye batırılmış havluyu lekenin üzerine uygulayın. Eğer tüm bu metotların hiçbiri de lekenin yok edilmesini sağlamazsa, bu kez kuru temizleme çözücülerinden birini kullanın. Ancak bu uygulamadan önce hem kullanılacak maddenin hem de halınızın ürün ve kullanım kılavuzunu iyice gözden geçirdikten sonra uygulamaya başlayın. Söz konusu malzeme halınızda kullanıma uygun ise o zaman leke yok olana kadar lekenin üzerine uygulayın. Kahve lekesinin temizlenmesi: Halının üzerindeki kahve lekelerinin yok edilmesi aslında zor değildir. Bu lekelerin yok edilmesinde lekeye mümkün olduğunca çabuk müdahale edilmesi önemlidir. Halının üzerinde lekeleri etkili bir şekilde yok edin. Önemli olan lekenin olabildiğince çabuk müdahale edilerek yok edilmesidir. Eğer bu şekilde davranmazsanız, kalıcı zararların oluşumunu önleyemezsiniz. Soda veya sirke ile leke yok olana kadar silin. Eğer gereğinden fazla bekler ve lekenin yerleşmesine neden olursanız lekenin çıkarılması zorlaşır. Bu aşamada lekeyi yok etmek için kuru temizleme solüsyonu kullanmanız gerekir. Leke yok olana kadar tamponlamayı sürdürün.- HALI ÇEŞİTLERİ
Halı elyaflarını birbirlerinden ayıran ve her birini özel kılan, sıcak bir atmosfer yaratması, temizlenebilirliği, alev almazlık veya fiyatı gibi bir takım özellikleri bulunur. Seçtiğiniz elyafa ve bu elyafın halıda ne kadar kullanılmış olduğuna bağlı olarak halınız hem daha uzun süreli performans gösterecektir hem de görünümünü daha uzun süre koruyacaktır. Hangi elyafın sizin için uygun olduğunu seçerken dikkat etmeniz gereken bir takım bilgiler vardır. Örneğin her elyafın farklı derecede özellikleri bulunur. Bazen iyi bazen ise kötü dereceli bir tercihte bulunabilirsiniz. Derece derken kastedilen şey elyafın yoğunluğu ve büküm ölçüsüdür. Genel olarak, elyaf yoğun ise bu her inçte çok daha fazla ilmek olduğu anlamına gelir ve eğer büküm ölçüsü sıkı ise halınız daha kaliteli ve daha uzun ömürlü olacaktır. Elyaflar kimi zaman en uygun fiyatla en iyi performansı verebilsinler diye birbirleriyle karıştırılırlar. Elyaflar kendi içlerinde ikiye ayrılırlar: Doğal Elyaflar İnsan yapımı Elyaflar Doğal Elyaflar: - Yün - İpek - Hindistancevizi Lifi - Hint Keneviri İnsan Yapımı Elyaflar: - Polyamid (Naylon) - Polyester - Polipropilen - Akrilik Yün: Yün muhtemelen en eski halı elyafıdır. Konforlu bir his uyandırdıkları gibi mükemmel bir kullanım kapasitesi bulunur. Ancak yün, kir ve lekeler göz önüne alındığında pek kullanışlı değildir. Ayrıca yün elyaftan yapılan halıların çoğunluğunun pahalı olması gibi bir durum da söz konusudur. Tüm bunlar yün elyaf kullanımının gün geçtikçe azalmasının nedenlerindendir. Yün ayrıca görünümü en iyi seviyede tutabilmesi ile de bilinir. Bu da demektir ki yün, diğer elyaflara kıyasla, uzun bir süre boyunca orjinal görünümünü koruyacaktır. Yün doğal olarak anti-statik özelliğe sahiptir. Birçok avantajı ile yün en uzun ömürlü elyaf olarak bilinir. Ancak tüm bu avantajlar yünü diğer elyaflardan çok daha pahalı olmasına neden olur. İpek: İyi kalite el dokuma halıları dışında kullanımı pek fazla değildir. Hindistancevizi Lifi: Genellikle arka kaplama malzemesi olarak kullanılan hindistancevizi lizi bazen de düz dokuma kilimlerin yüzeyinde kullanılır. Hint Keneviri: Hindistancevizi kabuğu olduk.a sert ve esnek elyafktan oluşur. Bu kabuklar kırılıp, yıkanıp ve kurutulmadan önce aylarca toplanır ve ıslatılır. Soluk sarı elyaflar daha sonra düz dokuma halıları ve kilimlerde kullanılmak üzere iplik haline getirilir. Polyamid (Naylon): En çok kullanılan ve en çok bilinen halı elyafı polyamid (naylon) dir. Polyamid (naylon) elyaflar oldukça uzun ömürlü ve aşınmaya dayanıklıdır. Sert yapısı ve lekeye karşı dirençli olması nedeniyle kirlenmeye karşı eğilimi çok azdır. Bu nedenle yoğun trafik olan bölgeler için çok uygun bir seçimdir. Naylon fiyatı da düşünüldüğünde oldukça iyi bir malzemedir. Ancak yün ile kıyaslandığında alev alma riski daha fazladır. Naylon elyaf, aşınmaya karşı direncini daha da arttırmak için sıklıkla yün ile karıştırılır. Naylon olarak da bilinen Polyamid tamamen insan yapımı olan bir elyaf çeşitidir. İlk defa 1938 yılında üretilmiş olup zemin kaplama malzemelerinde sıklıkla kullanılır. Yün ile harmanlanarak kullanılır. %80 naylon %20 yün en en iyi karışımdır. Polyamidin yünle karşılaştırıldığında sağladığı avantaj boyanabilir oluşudur. Polyamid halılar yün halılara nazaran çok daha canlı renkler sunduğu gibi boyanabilirliği sayesinde üretimde maliyetlerin azalmasına neden olur. Ancak polyamid aslında bir avantaj gibi görülen boyanma özelliği lekenmeye karşı direncini azaltmaktadır. Polyamid bir halı seçerken üzerinde lekelenmeye karşı işlem yapılmış bir tane seçmeye özen göstermelisiniz. İnsan yapımı elyalar arasında polyamid görünümünü en iyi şekilde koruyan olması nedeniyle çoğunlukla ticari kurulumlarda tercih edilir. Polyamid yapısındaki 1700 karbon atomu, nitrojen, hidrojen ve oksijen ile güçlü ve aşınma dirençlidir. Güneş ışığına ve küflenmeye karşı da mükemmel direnç gösterir. Polyamid polimer elyaflar arasında en iyi rutubeti emme oranına sahiptir. Düz mikro yüzeyi sayesinde naylon bir çok kire direnç gösterdiği gibi temizlenmesi de oldukça kolaydır. Ancak boya malzemelerine olan yakınlığı nedeniyle de boyanmaya oldukça açıktır. Polyamid uzun ömürlülüğü ve rutubete olan direnci ile trafik yoğunluğuna sahip bölgeler için mükemmel bir seçim olacaktır. POLYESTER: Polyester bir başka yaygın elyaftır. Son 5 yıl içerisinde gelişmiş ve polyester halılar çok daha iyi üretilmektedir. Polyester halılar lekelere karşı olağanüstü bir direnç gösterirler. Çoğunlukla leke garantisinin naylon halılara oranla çok daha uzun olduğunu görebilirsiniz. Polyester etilen gazlardan oluşmuştur. Polyester de naylon gibi aynı şekilde üretilir ancak aşınma direnci sıralamasından Naylondan aşağıda yer alır. Polyester fazla esnek olamayan bir elyaftır. Güneş ışığına karşı mükemmel bir direnç gösterir ve ayrıca ıslandığı zaman da sertliği bozulmaz. Polyesterin rutubeti emme oranı diğer elyaf çeşitlerine oranla çok daha düşüktür. Polyester, polipropilen gibi, boyanması oldukça zor bir elyaftır ve yine tıpkı polipropilende olduğu gibi naylonun aksine yağı hemen çeker. Polyesterin oldukça iyi ısı direnci bulunur. Polyester çarpıcı renkleriyle bilinen bir elyaf çeşididir ve ayrıca solmaya karşı doğal bir direnci bulunur. Temizlemesi kolaydır ve su bazlı boyalara karşı da dayanıklıdır. POLIPROPILEN: Polipropilen, diğer adıyla olefin, bir başka elyaf çeşitidir. Bu elyaf daha çok ticari halılarda ve berber halılarında kullanılır. Lekelenme göz önüne alındığında polipropilen en iyilerden biridir. Polipropilen çözelti boyalı bir elyaftır ve bu da rengin doğrudan elyafın içine gittiği anlamına gelir. Bir çok durumda polipropilen halılar beyazlatıcı gibi kuvvetli kimyasallara direnç gösterebilir. Diğer üç elyafa kıyasla çok daha ucuz olan Polipropilen boyanmaya karşı dirençli olması nedeniyle de diğer halılara nazaran çok daha mat renklere sahiptir. Ayrıca orjinal görüntüsünü koruma süresi açısından da diğerlerine göre daha yetersizdir. Doğal olarak anti - statik olması ise polipropilenin bir avantajıdır. Isıya dayanıklılığı az olan bu elyafın düşük ısılarda biçimi bozulabilmektedir. Yüksek ısılarda ise çekmektedir. Sudan etkilenmeyen Polipropilen alkali ve asitlere, beyazlatıcı ve incelticilere karşı Ilımlıdır. Ancak kimyasallara uzun süre maruz kalması durumunda elyafın kalitesi bozulabilir. Polipropilen bir çok eritkene karşı dirençlidir. Güneş ışığına karşı ise dayanıksızdır. Kolay temizlenebilir olması, rutubet ve küfe direnci polipropilenin iç ve dış mekanlarda yaygın olarak kullanılma nedenlerindendir. Yapay spor saha çimi olarak da kullanılır. AKRİLİK: Naylon kadar aşınma dirençli olmayan Akrilik yün kadar da ateş dirençli değildir. Bu elyaf iyi hacimli ve esnektir. Akriklik elyaflar metandan üretilirler. Yün yerini tutacak sentetik bir ürün olan akrilik orta sertliktedir. Aşınma ve güneş ışığı direnci oldukça iyidir ancak akriliğin çok az esnekliği vardır. Polipropilen ve polyestere kıyasla su seven bir yapısı vardır. Isıya ve mineral asitlere dirençli olduğu kadar soğuk alkali çözeltilere karşı da dayanıklıdır. Sıcak alkali çözeltileri elyafın rengini soldururken beyazlatıcılar ve incelticiler çok az etkisi olur. Akrilik yapısı ile yün görünümü ve hissi verebilen bir elyaf çeşitidir. Akriliğin tek zayıf noktası yoğun trafik olan alanlarda pek fazla dayanamamasıdır bu nedenle her alanda kullanılamazlar. Karışımlar: Yukarıda belirtilen 4 elyaf çeşiti değişik oranlarda birbirleriyle karıştırılarak en iyi kalitede yeni halı üretimlerinde kullanılırlar. Yün ve naylon beraber kullanıldığında çok daha güzel bir görünüm elde ettikleri gibi yünün konforu ile naylonun uzun ömürlülüğü birleştirilmiş olur. Akrilik ve Polipropilen ya da naylon ve polipropilen de oldukça yaygın kombinasyonlardır. Ancak bu bileşimlerin ortak özelliği lekelenmeye dirençsiz oluşlarıdır.- HALI YIKAMA
Halılarınızı oto yıkamalarda bilinçsizce yıkatmayınız. Çünkü halılarda hijyenik koşulların sağlanamayacağı ve geç sürede kuruyacağı ve iyi durulanamayacağı bir gerçektir. Islak halı çabuk bir şekilde kurutulmaz ise dokudaki su zaman içinde çürümeye neden olup halınızın ömrünü kısaltacaktır. Halı temizliğinde karşılaştığımız sorunların başında, yerinde halı yıkama makineleri ile yıkanan halıların bir süre sonra çürüyüp kullanılamaz hale gelmesidir. Bol suyla yıkanan halıların kirleri ve tozları santrifüje edilmemesinden dolayı uzun süre kuruyamaması neticesinde dibe çöker. Halınız yüzeyden temizlenmiş gibi görülse de sıhhatli olmamakla birlikte halınızın ömrü kısalmaktadır. Halınızı silkelemeyiniz ve çırparak temizlemeye çalışmayınız. Uygun periyodlarda elektrikli süpürgeyle zorlamadan süpürünüz. Halınızı asla silerek temizlemeye çalışmayınız. Ev tipi makinalarla yapacağınız ara temizliklerde yıkamadan sonra durulama yapınız. Herhangi bir leke oluştuğunda lekeye mümkün olduğunca kurutmadan ancak profesyonel bir firmanın vereceği bilgi doğrultusunda müdahale ediniz. Sivri ayaklı eşyaları halı üzerine mümkün olduğunca koymayınız. Halınızı güneş ışığına direk maruz bırakmayınız. Mümkünse 2-3 ayda bir yönünü değiştirerek kullanınız. Uygun zamanlarda ara temizlik yapmanız, halınızın hiç profesyonel temizlik istemeyeceği anlamına gelmez. Normal kullanımdaki bir halı temiz bile gözükse ortalama 7-10 ay arasında profesyonel bir firma tarafından temizlenmelidir.- AHŞAP BOYAMA İPUÇLARI
Transfer yaparken transfer tutkalını hem obje üstüne hem de transferi yapacağınız fotokopi üstüne sürün ve hiç hava kabarcığı kalmadığından emin olun. Transferinizi açmak için en az 2gün bekleyin. Çatlatma yaparken, kesinlikle ıslak fırça kullanmayın. Patine yaparken, fırçayı astar yönünde sürün ve fırçayı sürmeye köşelerden başlayın. Sprey vernik kullanırken çok çalkalayın ve 30 cm. uzaktan sıkın. Yükseltili objelerde sprey vernik kullanın. Stencil yaparken gerekirse stencilin hareket etmemesi için kenarlarından bir bant ile tutturabilirsiniz. Mutlaka kuru bir tampon fırça kullanın ve boyanızı sakın sulandırmayın. Ayakkabı ile boyanan objelerin verniklenmeden önce üzerine su değmemesine dikkat edin. Wood Grainer tekniği uygularken, ahşaba uygun renkler seçilirse görünüm daha güzel olur. Kaynak: Koşuyolu Hobi Merkezi - SAKSI BİTKİLERİ
Jump to content