Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

temptation

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

temptation tarafından gönderilen her şey

  1. Çocukluk hatıralarımızda yer alan fesleğen,ıtır,küpe çiçekleri, pencerelerden salkım salkım sarkan karanfiller veya sakız sardunyalarını artık pek göremiyoruz ama geniş bir kullanım alanı bulması yüzünden saksı bitkileri günümüzde de rağbet görüyor. Balkon, teras veya pencere önünde yetiştirdiğimiz çiçekler bahçe hasretini bir nebze azalttığı gibi evimizin güzelliğine katkıda bulunuyor. Tercihimiz ister hevesle aldığımız bir saksı fesleğen isterse teras dolusu kalıcı bitkiler olsun hayatımıza bir renk getirerek bizi tabiata yaklaştırıyor. Saksı bitkileri deyince aklımıza hep klasik çiçekler gelir. Oysa saksıda yetişebilen bitkiler tahmin edemiyeceğimiz çeşitliliktedir. Her geçen gün bahçe bitkilerinin saksıda yetiştirmeye uygun boyutta olanları üretiliyor. Doğru saksı,uygun toprak seçimi ve uygun bir ortam ve bakım sağlamak kaydıyla meyve,sebze, herdem yeşil veya yaprak döken birçok çalı ve sarmaşık cinsini balkonumuzda yetiştirmek mümkün. Saksı bitkileri bahçe düzenlemesinde de hatırı sayılır bir yere sahiptir. Bahçemizin toprağı bazı bitkilere uygun olmayabilir. Bu türleri uygun toprak kullanarak saksıda yetiştirebiliriz. Hassas çiçekleri veya kışın kapalı yerde korunması gereken kalıcı bitkileri bahçe olsa bile saksıda yetiştirmek daha iyi olur. Saksı seçimi Saksı seçimi önemlidir. Toprak saksıların iyi özellikleri tabii manzarası ve gözenekli olması sebebiyle toprağın aşırı su tutmasını önlemesidir. Sukulent ve kaktüs türleri için çok iyidir. Ancak hafif ve kolay kırılmayan plastik saksıları şahsen daha kullanışlı buluyorum. Pencere önü veya balkon demirlerine monte edilecek saksılar emniyetli olmalı, sulama sırasında da problem çıkarmamalıdır. Duvarlara takılabilecek çiçeklikler ve askılı saksılar yer kazandırması açısından iyidir. Büyük ve kalıcı bitki dikilecek saksıların plastik olması daha uygundur. Böylece yer değiştirme gerektiğinde fazla zorluk çıkmaz. Saksı seçilirken büyüklüğünün dikilecek bitkiye uygun olmasına dikkat edilmelidir. Sığ olanlar daha çok kısa köklü mevsimlik çiçeklere uygundur. Özellikle çalı türü kalıcı bitkilerde büyük saksı kullanmak gerekir. Toprak seçimi Saksılarda bahçe toprağı kullanılmamalıdır. Hazır dış mekan toprak karışımları steril ve hafif olmaları açısından çok uygundur. İyice çürümüş bahçe kompostu da biraz iyi toprak ve kum karıştırılarak saksılarda kullanılabilir. Kaktüs cinsleri fazla kumlu, asitli toprak seven bitkiler ise humuslu toprağa dikilir. Saksı bitkileri topraktaki besin maddelerini kısa sürede tüketirler. Bu yüzden dikimden 6-8 hafta sonra besin verilmeye başlanmalıdır. Kalıcı bitkilerde uzun etkili granül veya çubuk gübreler ayda bir verilir. Mevsimlik türleri ise 2 haftada bir suda eriyen bir gübre ile sulamak daha uygundur. Bu besinler bitkinin cinsine göre seçilir. Özellikle mevsimlik çiçeklerde aşırı besin vermemeğe dikkat edilir. Kalıcı bitkilerde saksı değiştirilmiyorsa ilkbaharda gübre takviyesi yapılır. Üst toprak köklere zarar vermeden 2-3 cm. kazınarak alınır. Yerine eski gübre ile karıştırılmış taze toprak ilave edilir. Hazır bio gübreler de bu iş için uygundur. Hindistan cevizi torfu Bahçe merkezlerinde tuğla gibi sıkıştırılmış hindistan cevizi lifleri satılıyor. Her kalıbı derin bir kapta 4 litre suyla ıslatıp bekletiyorsunuz. Bir müddet sonra çözülerek hacmi 7-8 kat büyüyor. Gayet hafif ve mükemmel bir torf haline geliyor. Bu torf ekilecek bitkinin cinsine göre sıvı besin takviyesi yapılarak bir çok bitkide kullanılabilir. Tohum ekiminde veya fidelerin şaşırtılmasında hafif oluşu ile çabucak filizlenmeyi ve köklenmeyi sağlar. Topraksız torf gerektiren bromeliad ve orkide çeşitlerinde kullanılabilir. Diğer iç ve dış mekan bitkilerinde tek başına veya topraklı torflarla karıştırılarak kullanılabilir. Yalnız böyle hafif torfların çok iyi drene oldukları için daha sık sulama ve dolayısı ile besin takviyesi gerektirdiği unutulmamalıdır. Sulama Sulama saksı bitkileri için önemlidir. Her bitki su ihtiyacına göre düzenli sulanır. Yalnız aşırı sulama topraktaki besin maddelerinin akıp gitmesine sebep olur. Su verildiği zaman alttaki drenaj deliğinden hafifçe sızması yeterlidir. Sardunya, sukulent denilen yaprakları etli bitkiler ve kaktüs cinslerine toprakları hafifçe kurumadan su verilmemelidir. Dikim sırasında saksı diplerine 1 cm kalınlığında çakıl veya kırık tuğla parçaları konarak drenaj sağlanmalıdır. Sulama sabah güneş çıkmadan veya akşam üstü yapılır. Çok soğuk su iyi değildir. Bitki problemleri ve çareleri Bitkiler ışık isteklerine göre doğru yerleştirilmelidir. Güneş seven çiçekler gölgede açmaz. Gölge sevenler ise güneşli yerde kavrulur ve çabucak ölür. Fazla rüzgâr da bitkileri rahatsız eder. Saksı bitkilerinde aşırı sulama sebebiyle çürüme problemi sık görülür. Mantar ve böcekler saksı bitkilerinde de görülür. Hastalık fark edildiği anda ilaç yapılmalıdır. Tırtıl ve salyangozlar elle toplanıp yokedilir. Karıncalar bitkilere çok zarar verir. Görüldüğü zaman granül şeklinde satılan karınca ilacı az miktarda saksı toprağına serpilir. Beyaz sinek özellikle sardunya, cam güzeli, begonya ve küpe çiçeklerine musallat olur. Mücadelesi zordur. Görüldüğü anda ilaç yapılır ve kurtulana kadar üç günde bir tekrarlanır. Yaprak bitleri (aphid),kabuklu(scale) ve unlu bitler(mealybug) için ev yapımı karışımlar da çok etkilidir. Alınacak tedbirler Steril toprak kullanmalı, eski saksılara dikim yapılmadan önce sıcak suyla iyice yıkamalıdır. Satın alırken sağlam bitkiler seçilmeli,güvenilir yerlerden alışveriş edilmelidir. Hastalığa zemin hazırlamaması için bitkilerin solmuş çiçekleri, kuru yaprakları düzenli temizlenir. Saksılarda çıkan otlar derhal temizlenmeli, toprakta kuru yaprak vs. bırakılmamalıdır. Hastalıklı bitkiler sağlam olanlardan uzaklaştırılır ve ilaçlanır. Düzelmezse yokedilir. Toprağı yeniden kullanılmaz. Havadar mekan, düzenli bakım ve besleme hastalıkları azaltır.
  2. Budist tapınaklarının kum, çakıl, kaya ve bazen çimen gibi doğal unsurlar kullanılarak düzenlenen Japon kayalık bahçelerine, zen deniyor. Dinginlik ve huzur verdiğine inanılıyor. Dar alanları daha ferah gösteriyor. Evinizin geniş terasını veya odanızın küçük bir bölümünü zen bahçesine çevirebiliyorsunuz. Üstelik su gerektirmiyor, bakımı da kolay. Kore ve özellikle Çin bahçe sanatıyla önemli benzerlikler gösteren Japon bahçeleri, zaman içinde kültür, sanat ve halkın yaşayışıyla özdeşleşti. Zen bahçeleri, Japon bahçe tarihindeki en büyük gelişmelerden biri oldu. Geleneksel zen bahçesinin, hat sanatı ve peyzaj resimciliği gibi zen uygulamalarının Japon sanatına etkisinin arttığı dönemde ortaya çıktığı biliniyor. Zen bahçesi terimiyle ilk karşılaşmamız, 1935 yılında Loraine Kuck'un "100 Kyoto bahçesi" kitabına dayanıyor. Bahçeler, ilk olarak Japon kültüründe, zamanla kendine özgü ilkeleri ve insana huzur veren tasarımlarıyla dünyada yaygınlaşıyor. Zen bahçelerinin amacı ve çıkışıyla ilgili uzun yıllardır farklı fikirler ortaya atılıyor. Örneğin; bazı Japon bahçıvan ve Budizm uzmanları, kavramın bir mit olduğunu, 20. yüzyılda batılılar tarafından bulunduğunu, Japon bahçeciliğiyle ilgisi olmadığını iddia ediyor. Japon bilgelerinin, "zen bahçesi" kavramını yabancılar tarafından kullanıldığı için onaylamış olabilecekleri de düşünülüyor. Yorumlarda zen rahiplerinin bu bahçelerde meditasyon yapmadığı da söyleniyor. Ekonomik uygulaması kolay Amaçları ve ortaya çıkışları ne olursa olsun görünüş olarak fakir ama içerik bakımından zengin olan zen bahçelerini tercih etmeniz için pek çok sebep var. Öncelikle bu bahçeler dar alanların daha geniş ve ferah görünmesini sağlıyor. Esas elemanlarını oluşturan kayalar ve taşlar, hem ekonomik hem de bakımları kolay. Örneğin; bahçenize dere şeklinde akan bir su yolu koymak istiyorsunuz. Normalde bu işlem için su kanalı açıp altyapı çalışmaları yapmanız lazım. Zen bahçesinde ise suyun yerini çakıllarla doldurarak simgesel bir kanal oluşturabilirsiniz. Bir yeri çim alan olarak düzenlemek isterseniz, iyi çalışan bir drenaj sistemine ve kaliteli geçirgen toprağa ihtiyacınız var. Yazın her gün sulama işlemi yapmanız da şart. Oysa zen bahçeleri sizi bu ek masraflardan ve sıkıntılardan kurtarıyor. Peyzaj Yüksek Mimarı Gökçen Yücel, özellikle günümüzde metropollerdeki insanların doğayla iç içe yaşamaya ihtiyaç duyduklarını belirterek "Zen bahçeleri çarpıcı sadeliği ve sahip olduğu simgesel anlatımıyla ruhlarınızı dinlendirme fırsatı sunuyor. Beyaz kumun içindeki suyun sesini algılamak zen ruhuna hitap eden mistik bir anlam taşıyor. Kaya, çakıl veya tırmıklanmış kumla güçlü bir su ifadesi yaratılıyor. Tarihsel süreç içindeki devamlılıklarını düşündüğümüzde, bahçelerimiz daha etkili bir anlam kazanıyor" diyor. Materyalleri doğru seçin Zen bahçesinde alan kısıtlaması yok. Geniş bir bahçe ya da balkondaki küçük bir yer farketmiyor. Peyzaj Yüksek Mimarı Serap Aslan, istediğiniz alanda doğru materyalleri seçmenin uygulamaya başlamak için yeterli olduğunu söylüyor: "Daha küçük boyutta kayalar, daha az ağaç ve çalılar kullanılıp çakılın yerini kuma bırakırsanız çok küçük alanlarda bile uygulama yapabilirsiniz". Mesela; yapay yeşillendirmeyle topraksız ve güneş almayan alanları değerlendirebilirsiniz. Pencerenizden baktığınızda karşılaştığınız boş avlunuz veya üstü kapalı terasınız, yapay bitkiler, çakıl ve kayaların da katılımıyla bir zen bahçesine dönüşebilir. Kayalar ağırlıkları nedeniyle problem yaratacaksa gerçeğinden ayırt edilemeyen strafor malzemeden hazırlanan hafif kayaları kullanabilirsiniz. Terasınızın bir köşesinde renkli çakıl üzerine polyester dökülerek hazırlanan döşemelerden yararlanarak dere etkisi de yaratabilirsiniz. Zen bahçesinin uygulaması, yapacağınız alanın büyüklüğüne göre en fazla dört gün sürüyor. İşe öncelikle proje oluşturarak başlanıyor. Malzemelerin seçimi ve plan üzerindeki yerleşimleri belirleniyor. Bahçenin güneş görme oranı, toprak yapısı gibi özellikleri göz önüne alınarak kullanılacak bitki türlerine karar veriliyor. Kayaların şekli ve konumunda karar, size ait. Yalnız bitkileri, kum, çakıl ve kayaları yalın bir kompozisyon oluşturacak şekilde düzenlemeye dikkat etmek lazım. Uygulamanın ana malzemeleri hepsi ayrı anlamlar taşıyan kum, çakıl, taş, kaya, kütük, bazen çim, parlak taşlar, tırmık ve Japon bitkileri. Kayalar Japon adalarını, bir ejdere doğru yüzmekte olan anne kaplanla yavrularını ve zihne karşılık gelen kanji karakterinin bir parçasını oluşturuyor. Çakıllar da okyanusu simgeliyor. Bahçeye isteğe bağlı olarak ahşap yer döşemeleri, köprüler veya Japon taş bahçe fenerleri de ilave edilebiliyor. Tasarımda kullanılan bitki türlerinin çoğu uzun süre bozulmadan kullanılabiliyor ve fazla bakım gerektirmiyor. Çim tercih etmezseniz bahçenin bakımı için zaman harcamanıza bile gerek kalmıyor. Yaz, kış her mevsim canlı ve yaşayan bir bahçe hissi uyandırılıyor. Zen bahçesi kuralları Gökçen Yücel Peyzaj Yüksek Mimarı Düzenlemede beş temel kaya şekli kullanılıyor. Kayalar ikili, üçlü, 5li gruplar halinde ağaç, çakıl ve kum kompozisyonları içerisine yerleştiriliyor. Kayaların gruplamalarında çeşit kenar üçgen örnek alınıyor. Ana kaya, üçgenin merkezi doruk noktasına yerleştiriliyor. Diğer iki kaya üçgenin tabanını oluşturuyor. Doğadaki taşlardan farklı olarak, bahçede kullanılan taşların bir bölümü toprağa gömülüyor. Kumun derinliğinin en az beş santim olmasına özen göstermek lazım. Malzeme yerleşiminde yeşil elemanların daha çok kenar veya köşe noktalarda konumlanmasına dikkat etmek gerekiyor. Eğer yeşil alan merkezde kullanılacaksa ortaya bir kaya koyabilirsiniz. Kalan alana çakıl serip kayaları da üzerinde konumlandırmanız mümkün. Kuma tırmıkla verilen şekiller, kayalar çevresinde halkalar şeklinde yayılırken diğer alanlarda düz şeritler oluşturuyor. Tırmıkla oluşturulan bu farklı desenlerin de değişik anlamları bulunuyor. Kayaları çevreleyen halkalar dalgalar olarak yorumlandığı gibi evreni temsil ettiği de söyleniyor. Yeni tırmıklama modelleri kullanmaktan, bahçeye yeni elemanlar eklemekten veya uzaklaştırmaktan kaçınmamak gerekiyor. Bahçe içerisinde çok fazla peyzaj elemanı kullanarak karmaşık bir görünüm oluşturulmasından da uzak durmak lazım. Zen bahçesinin bitkileri Serap Aslan Peyzaj Yüksek Mimarı Ağaç olarak Japon akçaağacı tercih edilebilir, bu ağaç bahçenize renk ve eğlence katar. Çalı gruplarındaysa pittosporum ve şimşir gibi Japon bahçelerinde sıklıkla kullanılan türler ideal. Çünkü bu çalılar yaprak dökmedikleri için yaz kış bahçenizin yeşil olmasını sağlar. Minyatörleri satılıyor Mağazalarda ve internette satılan minyatür zen bahçeleri Japonların büyülü ve dingin ortamını evlerinize dekorasyon objesi olarak taşıyor. Sizi şehrin gürültülü ortamından ve iş stresinizden uzaklaştırarak iç dünyanızda bir yolculuğa çıkarmayı vaadediyor. Günün stresinden uzaklaşmak için tek yapmanız gereken küçük tırmığı elinize alıp kuma şekil vermek. Minyatür avlu içinde, ahşap su kuyusunun muhafazası canlıların yaradılışını, çakıl taşlarıysa yansımaları ve gerçeğin aranışını temsil ediyor. Minyatür bahçelerin fiyatı 70-80 YTL arasında.
  3. Kimileri yoğun iş temposunun altında ezilirken kimileri de bahçesindeki şezlonga uzanıp keyif yapıyor. Bu keyfi daha da doyumsuz kılmak için bahçeleri dekore ederken her detayı gözden geçirmek gerekiyor. Önce bahçenizde nasıl bir ortam oluşturmak istediğinize karar verin. Örneğin dinlenmek için evinizin sakin ve fazla güneş almayan bir bölümüne hamak kurabilirsiniz. Ekim alanı yaratın Bahçenizi ekip biçmeye meraklıysanız sebzelerinizi yetiştirmek için kendinize bir alan belirleyebilirsiniz. Ayrıca küçük çocuklarınız varsa, bahçenin bir bölümüne minik bir oyun parkı kurabilirsiniz. Bu arada rahat ve dayanıklı bahçe mobilyaları ve renkli bir görüntü oluşturmak için bahçe aksesuarları seçmeyi de unutmamak gerekiyor. Bu sezon pek çok markanın koleksiyonunda yer alan rengârenk yemek takımları, çiçekli çatal-bıçak takımları, cıvıl cıvıl masa örtüleri ve meyve kaseleri bu iş için birebir. Ayrıca yemek sırasında servis arabaları da işinizi kolaylaştırır. Ağaç kavuğundan mum Özellikle hava karardıktan sonra meşale, kandil, hasır lambalar ve dekoratif mumlarla bahçenize romantik bir hava katabilirsiniz. Bu arada doğal ağaç kavuğundan yapılan mumlar bahçesine egzotik bir hava katmak isteyenler için iyi bir alternatif. Bahçede gündüz saatleri vakit geçirmeyi en sevdiğiniz köşelere, şemsiye ya da tenteler yerleştirin. Ayrıca taşınabilen şemsiyeler de işinizi görebilir. Tentelerin de yağmurlu yaz günlerinde en büyük kurtarıcınız olacağını aklınızdan çıkarmayın. Bu arada kuş kafesleri de bahçelerin dekorasyonuna farklı bir hava katıyor. Bu kafeslerde kuş beslemeniz de gerekmiyor. İsterseniz kafesin içine mum ya da çiçek koyarak dekoratif bir obje olarak kullanabilirsiniz
  4. Yaz geldi ve siz hala şehirdesiniz. Üstelik bir bahçeniz bile yok! Üzülmeyin, balkonunuz için hazırladığımız önerilerimizi uygulayın yeter. Bahçe mi, balkon mu? Yazın renklerini taşıyan çiçek desenli iki masa örtüsünden yararlanarak balkonunuzda sıcak bir hava oluşturabilirsiniz. Örtünün birini balkon demiri üzerine örtün. Böylece sokağın karmaşasından ya da komşu evin çatısını görmekten kurtulun.Yere, kalınca bir iki minder atın. Üzerine de diğer örtüyü serin. Birkaç yastık, biraz çiçekle balkonunuzu bahçeye dönüştürün. Çiçek sepette yetişir mi? Eski sepetlerinizi sprey akrilik boyalarla renklendirin. İçlerine saksıları oturtun. Böylece masanız için çok hoş bir kompozisyon yaratmış olursunuz. Çiçekleri kafesleyin İki kafes edinin. İçlerine minik saksılarda çiçekler koyun. Çevresini de yapay çiçeklerle süsleyin. Yan yana asın. Komşularınız bu fikre bayılacak. Zil çaldı... Balkondaki çiçeklerinizi kuşlar rahat bırakmıyorsa; masa zillerini, çiçeklerinize yakın bir bölgeye asın. Mudo Concept mağazalarında satışa sunulan ziller, sekiz renk ve her biri farklı nota sesi çıkartıyor. Böylece sekiz zil bir oktav nota içeriyor. Çantada keklik Eski bir çanta içine ufak bir vazo yerleştirin ve çiçekleri içine koyun. Çok şık duracak. Saksım çok, yerim yok Eğer yeriniz küçük ise saksılarınızı metal kaplara oturtun. Metal kapları kurdelelerle bağlayın ve duvarlarınıza asın. Hem şık gözükecekler, hem de size yer kazandıracaklar. Kullanacağınız kurdelenin, ağırlık taşımaya dayanıklı olduğundan emin olun. Zaman zaman da kurdeleleri değiştirmeği unutmayın. Kozalaktan sepet mi olur? Kozalakları sepetinizin dış bölümlerine yapıştırın. Tele geçirip sap yapın. Balkon zararlılarından kurtulmak için bir kaba bira koyun ya da kesilmiş greyfurt kabuğu. Bitkilerle oynamak Bitkileri ekin, toprağını değiştirin, kısaca bol bol toprakla uğraşıp, yeşilliklerle içinizi neşe ile doldurun. Kullandığınız çapa, tırmık gibi malzemelerinizi de saplarına kurdele geçirip balkon duvarına asın. Hem yer kaplamaz, hem de dekoratif olur. Çimlendirin Balkonunuzu çimlendirebilirsiniz. Nasıl mı? İyi bir su izolasyonu ve yeterince yüksek bir kapı eşiği yaptırarak balkonunuzu bahçeye dönüştürebilirsiniz. Önce topraklandırın, üzerine çim tohumları atın, en üst kata da toprak dökün. Bir buçuk ay bekleyin. İsterseniz çim rulo edinerek, toprağın üzerine serin ve keyfini çıkarın. Ayrıca, gece lamba görevi gören saksılardan da edinmeyi unutmayın. Masada geçen yaz Bu iş için eski bir tabağa soğuk seramik boyalarıyla birkaç çiçek motifi boyayın. Kuruttuktan sonra içine tealight'ları yerleştirin. Etrafına renkli boncuklar serpin. Kullanmadığınız yağ-sirke şişelerini de vazo gibi kullanın.
  5. Bitki, sebze, meyve, çiçek. Tüm bunları ve daha fazlasını evdeki şirin saksılarınızda yetiştirebileceğinizi biliyor musunuz? Domates, yeşil biber, kekik, reyhan, nane, maydanoz, belki biraz da dereotu hatta taze soğan. Tüm bunları ve daha fazlasını evdeki şirin saksılarınızda yetiştirebilirsiniz. Saksınız yoksa bile sebze meyve sandıklarını güzelce boyayıp, altına kalınca bir naylonu çivi veya raptiye ile tutturup, su tahliyesi için naylonun altına bir kaç deilk açarak da kocaman ve şirin bir saksı edinebilirsiniz. İster balkonda, isterseniz evde cam kenarında veya salonunuzda, çalışma odanızda ya da oturma odanızın küçük bir köşesinde sizin de organik bir bahçeniz olabilir. Domates fidelerini, semtlerimizde kurulan pazarlarda artık rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Yaklaşık 67 fide bir arada satılıyor. Yeşilbiberleri de bir demet halinde (10 fide) almanız mümkün. Reyhan da mis gibi kokusunu duymak ve kızardıklarında salatalarınızda yemeklerinizde kullanmak için mutlaka almanız gerekenler arasında. Fideler bahsettiğim şekilde 1 ya da 1,5 liraya satılıyorlar. Biz dışarıdan almayalım evdekilerle yapalım derseniz eğer; mesela nane yetiştirmek istiyorsanız, birkaç nane dalının alttaki genç yapraklarını temizledikten sonra (hiç yapraksız da olur) diplerinden bir miktar keserek suya koyun ve köklenmesini bekleyin. Köklendikten sonra istediğiniz saksıda nanenizi yetiştirebilirsiniz. Bunların yanı sıra çimlenmiş patates ve soğanlarınızı da hemen toprağa gömüverin. Bir süre sonra üzerlerinde yeşillikler belirecektir. Hemen almayın bu durumda, yeşillikler biraz gelişip büyüdükten sonra, ilk yetiştirdiğiniz lezzetli patateslerinizi toplayabilirsiniz. Bitki, sebze, meyve, çiçek. Hangisini seçerseniz seçin, onlar ile ilgilenmek, büyümelerini izlemek, dalından toplamak, şehirlerde bulamadığımız bir huzur, stresinizi alan, sizi mutlu eden tatlı bir heyecan. Rahmân'ın eşsiz güzelliklerinin büyümelerine şahitlik etmek, onlar ile vakit geçirmek, ruhunuzda tatlı bir dokunuş hissetmek isterseniz; bir saksı dahi olsa minik bir bahçeniz olsun.
  6. Yaz günlerinde bahçıvan dışında farklı alanlarda uğraşarak yaratıcılık kazanabilirsiniz Kendi tasarladığınız ahşap bahçe saksılarını bahçenizle uyum sağlayacak renklerde boyayarak bahçe keyfinizi arttırın! Malzemeler Ahşap saksı iskeleti Zımpara Akrilik boya Vernik Çeşitli kalınlıklarda boyama fırçaları Nasıl yapılır? Öncelikle resimde görülen ahşap sandalye görünümlü saksı benzeri gibi bir ürüne ihtiyacınız var ise kendiniz kullanabileceğiniz şekilde marangoza hazırlatın. Boyama işlemine geçmeden önce iyice zımparalatın. Pürüzsüz yüzeye sahip olan sandalye iskeletinin geniş yüzeyi istenilen renklere boyanır. Kuş şekli çizilir ve boyanır. Çiçek ve kelebek gibi ayrıntıları, geniş yüzeyinde uygulanan renkten farklı renklerde boyamayı tercih edin. Son olarak isteğe göre üzerine vernik sürebilirsiniz. Güneşte kurumaya bırakın. Kuruduktan sonra saksı kısmına bitki ekimi yapabilirsiniz.
  7. Feng Suiye göre oda oda dekorasyon anlatımı; Feng shuide bahsedilen yöntemler ile yapılan dekorasyon türüdür.. bu dekorasyona göre; Giriş Kapısı : Evin giriş kapısının yönünü belirlemek için, kapıdan dışarıya çıkış pozisyonu esas alarak yüzünüzün baktığı yön sokak kapınızın yönü olacaktır. eğer apartmanda yaşıyorsanız, kendi oturduğunuz dairenin giriş kapısının sizin yönünüzdür. Giriş kapısının karşısında tuvalet olmamalı. eğer varsa evinize giren herhangi bir şans, tuvaletin sifonunu kullanışınız gibi akıp gidecektir. bu durumda en doğru çözüm tuvaleti kullanmamaktır. eğer tuvalet giriş kapısının tam karşısında değilse en doğru çözüm tuvaletin kapısını dışardan ayna ile kaplamak. böylece sembolik bir şekilde tuvaletin olmadığını varsayarız. İki katlı müstakil evlerde giriş kapısının üzerinde tuvalet olmamalı. eğer varsa; giriş kapısının yeri değiştirilmeli veya yukarı kattaki tuvalet kullanılmamalı. giriş kapısının karşısında merdiven olmamalı. en iyi çözüm merdivenin görüntüsünü bloke etmektir. bunu da bitki veya paravanla yapabiliriz. Giriş kapısı karşısında başka kapı olmamalı. çünkü enerjinin akışı hızlı, dik olarak gelir ve diğer kapıdan çıkar. böyle durumlarda kapı devamlı kapalı tutulmalı veya iki kapı arasına rüzgar çanı asılmalı. Giriş kapısının karşısında ayna olmamalı. içeri giren enerji aynadan yansıyarak tekrar dışarı çıkacaktır. bunu önlemek için ayna yan duvarlarda kullanılmalıdır. giriş kapısı ile aynı hat üzerinde üç veya daha fazla kapının olmaması gerekir. Bu kural koridorlar içinde geçerlidir. enerjinin dik ve hızlı giden akışını önlemek için iki kapı arasını paravan ile bloke edip akışı yumuşatmak gerekir. rüzgar çanı veya bambu flüt asmakta bir çözüm ama paravan gibi etkili bir çözüm değildir. eğer üç tane kapı birbiri üzerine açılıyorsa o mekanda her zaman kavga, münakaşa problemi olacaktır. çözüm için üçgenin ortasına tavandan rüzgar çanı asarak negatif enerjiyi önlemiş oluruz. Sokak kapısı karşısında sivri köşe, kolon olmamalı. bunun çözümü bitki ile köşe veya kolonu kamufle etmektir. giriş kapısı karşısında cam olmamalı. içeri giren enerjinin evin içinde yayılma şansı olmayacaktır, tekrar dışarı çıkacaktır. Çalışma Odası :ı -merdiven veya asansör giriş/çıkış karşısında olmamalı -enerji akışı dik(negatif), önlemek için canlı bitki/yapay bitki veya paravanla bloke edilmeli. koridor sonunda olmamalı. -negatif enerji akışını önlemek için koridor üzerinde canlı veya yapay bitkiler kullanılmalı. Koridor : -yeterli derecede aydınlatılıp enerjinin yukarı yönde hareket etmesi sağlanmalı. -koridor duvarlarına enerji akışını yavaşlatmak için resimler asılmalı. -negatif enerjiyi bastırmak için 5 çubuklu rüzgar çanı asılmalı. çalışma odası kapısının direk olarak karşısında başka bir çalışma odası kapısı varsa kapı üzerine rüzgar çanı veya kırmızı renk kurdela ile bağlanmış bambu fülütler asılarak negatif enerji akışı önlenebilir. Kapı üzerinde rüzgar çanı -kapı üzerinde 2 adet bambu fülüt kapı karşısında dik konumda olmamalıdır. dik hareket eden enerji hızlı ve kuvvetli olduğu için oturan kişide negatif etki yaratacaktır. koridor karşısında yerleştirilmiş çalışma masası koridor karşısında ise kapı devamlı kapalı tutulmalı ve masanın üzerinde doğal kristal taş kullanılmalı. böylece negatif enerji akışının hızı engellenmiş olur veya masanın konumu değiştirilmelidir. -sivri köşe (çıkıntılı duvar), kolon, açık raf karşısında veya arkasında oturulmamalıdır. önlemek için masanızın üzerinde taze çiçek kullanabilirsiniz. sivri köşeleri doğal veya yapay bitkilerle bloke etmelisiniz. 5 çubuklu rüzgar çanı asabilirsiniz. 2 adet bambu fülüt sivri köşelerden asabilirsiniz. -tavan kirişleri veya direk spot ışıkları altında oturulmamalı. arkanızı kapıya dönük pozisyonda oturmayın. arkamız duvara, yüzünüz kapıyı görecek pozisyonda oturmalısınız. arkamızda pencere olmamalı. eğer varsa kalın perde veya jaluzi ile devamlı kapalı tutmalısınız. tuvalet kapısı karşısında oturulmamalı. ftuvaletten gelecek negatif enerji akımı şansınızı olumsuz yönde etkileyecektir. Mutfak : -mutfak insanların şansını doğrudan etkileyen bir mekandır. bu mekanı düzenlerken dikkat edilecek en önemli noktalardan biri elementlerin dengesidir. -ateş elementini temsil eden ocak veya fırın; su elementini temsil eden lavabo, buzdolabı ve bulaşık makinaları ile yanyana veya karşılıklı olmamalıdır. -ateş ve su kesinlikle karşı karşıya gelmemelidir. lavabo (su) ve ocak (ateş) yanyana yokedici döngüdür. -mutfak kapısı tuvalet kapısı karşısında olmamalı. -ocağın bulunduğu duvarın üzerinde pencere olmamalı. -yemek pişirirken arkanız mutfak kapısına dönük pozisyonda olmamalı. -mutfak salon veya yemek odasından aşağı seviyede olmamalı. -yemek, yiyecek bereketi sembolize eder. mutfak giriş kapısı (evin ön cephesi) yönünde olmamalı. bereketiniz kolayca kaybolacaktır. -mutfak evin arka cephesinde olmalı. -ocak, tuvalet ile aynı duvarda olmamalı. tuvalet sifonunu her çekişinizde bereketiniz kalmayacaktır. -mutfak kapısı veya ocak karşısında merdiven olmamalı. Yemek Odası : yemek masası -giriş kapısından görülebilen konumda veya karşısında olmamalıdır. -tuvalet kapısı karşısında olmamalı. -iki kapı arasında olmamalı. dik olarak hareket eden chi (enerji) bereket şansımızı yokedecektir. mekanda dolaşma şansı olmadan bir kapıdan girip diğer kapıdan çıkacaktır. önlemek için kapı ile masa arasında paravan veya rüzgar çanı kullanılmalıdır. -yemek odası oturma odasından alçak seviyede olmamalıdır. merdiven veya basamak ile inilmeli. -eğer oturma grubu ile yemek masasının konumunu değiştirme imkanımız yoksa, yemek masası üzerindeki tavanı ayna ile kaplayıp enerjinin hareketi yukarı çekilmelidir. -tavan kirişi veya sivri köşe olmamalı. kiriş altına bambu fülüt veya rüzgar çanı asılmalı. sivri köşe, karşısında bitki kullanılarak bloke edilmeli. -sandalye sayısı 6, 8 veya 12 adet olmalıdır. 4 adet sandalye çin geleneklerine ve feng shui esaslarına göre olumsuzdur. -yemek masasının bulunduğu duvara asılan ayna bereketinizi arttıracaktır. dar bir köşede yerleştirilmiş yemek masası feng shui bakımından olumlu değildir. bereketiniz azalacaktır. bunu önlemek için köşe duvarı ayna ile kaplayarak mekanı genişletip denge sağlanır. -iki kolon arasında olmamalıdır. kazancınız iki arada sıkışıp kalacaktır. kolonların üzerine ikişer adet bambu fülüt asarak negatif enerjiyi bastırabilirsiniz. Oturma Odası : -sivri köşeleri, duvar çıkıntılarını ayna, yapay/doğal bitkiler, paravan veya dolaplarla kamufle etmelisiniz. -tavan veya yerlerde kullanılan dekoratif süslemeler sivri köşeli şekiller olmamalı. -mobilyalarda düz hatlar tercih edilmeli. -koltukların arkası yüksek olmalı, böylece arkanıza destek sağlamış olursunuz. -büyük dolaplar kapaklı olmalı, açık raflar tercih edilmemelidir. yüksek dolaplar duvara dayalı pozisyonda yerleştirilmelidir. -mobilyalar, salona girişi, enerji akışını engelleyici pozisyonda yerleştirilmemelidir. -oturma grubu ve sehpalar kare veya dikdörtgen olacak şekilde yerleştirilmeli, en iyi yerleştirme bagu (pa kua), sekizgen şeklidir. l şeklinde yerleştirme feng shui açısından olumlu değildir. elementleri pusula yönlerine göre tespit edip, enerjiyi doğru yönlerde doğru objelerle arttırmalıyız. Tuvalet ve banyo: -tuvalet ve banyolar enerjinin negatif olduğu yerlerdir. yanlış konumda olan wc ve banyolar o mekanda yaşayan insanların hayatında olumsuzluk yaratır. -giriş kapısı karşısında olmamalı. paravan veya bitkilerle bloke edilmeli. -tuvalet, yatak ile aynı duvarı paylaşmamalı, negatif enerji duvardan geçecek ve uyuyan kişiyi olumsuz etkileyecektir. -müstakil veya dublex mekanlarda tuvalet altında uyumak, oturmak ve çalışmak size kötü şans getirecektir. -akvaryumlar tuvalet yanına yerleştirilmemeli, sifonu çektiğiniz zaman bütün bereketiniz gidecektir. -oturma odası karşısında olmamalıdır. dostluklarınız ve arkadaşlıklarınız uzun süreli olmayacaktır. -yemek odası karşısında olmamalıdır. maddi kazancınız ve iş imkanlarınız olumsuz gelişecektir. -tuvalet kapısı yatağın karşısında olmamalıdır. negatif enerji, akışı burun ve akciğer enfeksiyonlarına sebep olacaktır. Yatak Odası : -hayatımızın üçte birini uyuyarak geçirdiğimizden dolayı, enerjimizi tekrar şarj etmemiz ve iyi dinlenmemiz için yatak odasını yerleştirme düzeni çok önemlidir. -ayaklarımız kapıya doğru uyumamalıyız. -yatak odasında kullanılan çarşaf ve örtüler düz renklerde seçilmeli, eğer desenli ise geometrik şekiller tercih edilmemeli. çünkü bu şekiller negatif enerji yayarlar ve dinlenmenizi rahatsız ederler. -yatak başınız pencereye dayalı veya pencerenin altında olmasın. eğer böyleyse, pencereyi bloke edecek şekilde perde, jaluzi veya yatak başı kullanın. -kiriş altında uyumayın. kirişler ayrılığı sembolize eder ve bunların altında uyuyan kişilerin sağlık problemleri olur. bu kural oturma mekanları içinde geçerlidir. böyle bir durumda, kumaştan sembolik bir tavan yapın veya yatağınızın üzerine gelen kısmın krişlerini kapayın. rüzgar çanı, bambu flütler veya kırmızı püskül de asabilirsiniz. -evli çiftlerde tek kişilik iki ayrı yatağı yanyana koyup çift kişilik yatak olarak kullanmayın. bu tip yerleştirme çiftlerde ayrılığı sembolize eder. -yatağınızın başını, eğer varsa; tuvalet duvarı ile aynı duvara koymayın. -evli çiftlerde ebeveyn yatak odasının güneybatı (evlilik ilişkileri ve mutluluk) yönünde olması çok iyi. -yatak odanızda mümkün olduğu kadar yang renkleri, kırmızı, altın renklerini kullanmayın, çünkü uyku yin (-) bir aktivitedir ve bu renkler enerjinizi uyararak uyku ve dinlenmenizi önler. -yatak odanızda tv, müzik seti, bilgisayar gibi elektronik aletleri bulundurmayın. çünkü bu tip aletler elektromanyetik enerjiyi yansıtır ve sağlığınız için zararlıdır. -mümkün olduğu kadar az mobilya kullanın ve temiz, düzenli tutun ki enerjinin akışı bütün odada yumuşak olsun. -bitki ve çiçekleri sadece hasta olan kişilerin yatak odalarında yang (+) enerji yaymak için kullanın. -yatağınıza dik gelecek şekilde dolap, duvar ve diğer mobilya köşelerinin olmamasına dikkat edin. -yatağınızı görecek pozisyonda ayna kullanmayın. -yatak odanızın içinde tuvalet veya banyo varsa kapılarını ve klozet kapaklarını her zaman kapalı tutun. -elektrikli battaniye ve su yatağı kullanmayın. -canlı bitki kullanmayın. bunlarda özellikle kaktüs, sivri uçlu ve dikenli bitkiler olmamalı. -su ile ilgili hiçbir şey kullanmayın, özellikle akvaryum.
  8. Vücudumuzu, ruhumuzu ve sağlığımızı yogaya, ayurvedaya, reikiye teslim ettikten sonra, şimdi de evlerimizi dekorasyondaki son trend Vastu Vidya'ya emanet ediyoruz. Yoga, ayurveda, feng shui, reiki derken, hayatımıza yeni bir Uzakdoğu felsefesi daha giriyor: Vastu Vidya. Mimariyi daha yakından ilgilendiren bir felsefe olan Vastu Vidya'nın temeli, yine pozitif enerjiye dayanıyor. Vastu Vidya, evdeki sağlıklı yaşamın kapılarını açan bir uygulama. Amaç yaşadığımız mekanlardaki enerjiyi en doğru şekilde kullanabilmek. Evinizde seçtiğiniz renklerden, mobilyaların konumlandırılmasına kadar titiz bir çalışma gerektiren Vastu Vidya'nın Türkiye'deki ilk uygulayıcılarından biri Yara Ulcay. Brezilyalı Ulcay, MacKenzie Üniversitesinde mimarlık okurken yoga ile ilgilenmeye başlamış. Yoga ve mimarlık Ardından mesleğiyle bağlantılı olarak Vastu Vidya'yı keşfetmiş. Yara Ulcay, mimaride Vastu'nun öğretilerinden faydalanarak, evler, ofisler ve çocuk yuvalarında enerjiyi en doğru şekilde kullanılmasını ve insanların daha mutlu olmasını sağlıyor. Yara Ulcay, yoga ve mimarlığı neden birleştirdiğini ise şöyle anlatıyor: Yoga vücudunuzda enerji akışını kolaylaştırıyor. Vastu Vidya'yı da evimizin yogası olarak tanımlayabiliriz. Evimizdeki eşyaların ve konumlarının da enerjiyi artırıcı ve dolaşmasını kolaylaştırıcı olması gerekiyor. Vastu'da beş element var: Hava, su, ateş, toprak, metal. Bu elementlerle evde enerji dengesini sağlıyoruz. Yara Ulcay işe, kişilerin ne istediğinden, hangi elementi taşıdıklarından başlıyor ve Vastu'da, tarzınız, zevkleriniz, vücudunuzdaki elementler, psikolojiniz ve yaydığınız enerjiye kadar pek çok faktör göz önüne alınıyor diyor. Vastu'yu herhangi bir mekanda uygulamak için öncelikle Vastu haritasını yere koyarak işe başlamak gerekiyor. Vastu'yu simgeleyen fotoğrafların baş kısmı kuzeydoğu yönüne getiriliyor. Bırakın enerji aksın Vastu'nun boyun, göğüs ve karın bölgesinin olduğu alan ise boş bırakılıyor. Avlu ya da hol olarak adlandırılan bölgenin boş olmasının sebebi ise Vastunun nefes aldığı bölgeyi temsil ediyor olması. Ulcay buraya özellikle ağır eşyalar konulmamasını öneriyor. Aksi durumda enerji girişini engellemiş oluyorsunuz. Baş bölgesi fazla ağırlığı kaldırmayacağı için hafif bir bölge olarak kullanılmalı. Yara Hanım, oturma odası için uygun olabileceğini söylüyor. Evin kuzey ve doğu kısımları Vastunun kollarını temsil ediyormuş. Gene ağırlığın bu bölgede fazla olmamasına özen göstermek gerekiyor. Mesela, çalışma ve çamaşır odası, bu bölgeler için ideal. Kuzey soğuk bir bölge, bu nedenle mutfak güneş görecek şekilde, doğuda ve evin en sıcak yeri olmalı bu felsefeye göre. Evdeki huzursuzluğu vastu ile çözün Vastu Vidya'nın, ev içerisindeki enerjiyi, içinde yaşayan insanların enerjileriyle en doğru şekilde kullanma sanatı olduğu düşünülürse, evin enerji noktalarının kapanmasından doğan huzursuzlukları çözmek mümkün. Eviniz için seçtiğiniz renkler ya da yatağınızı koyduğunuz köşe, size huzursuzluk verebilir. Yara Ulcay'ın söylediğine göre Vastu'nun bu konuda önerileri şöyle: Mesela çocuk odasında çalışma masasının yönü Vastu'ya göre, kuzey ya da doğu olmalı. Bu ufak ayrıntı çocuğun bilgiyi daha iyi almasını ve daha yaratıcı olmasını sağlar. Eğer evde odaların yerini değiştiremiyorsanız, dekorasyon, aydınlatma ve kullanılan renkleri değiştirerek istenilen sonuca ulaşabilirsiniz. Mesela, enerjisi çok olan kişilerin evlerinde beyaz rengin kullanılması gerekiyor. Eğer enerjisi az biriyse, objeler çok ve renkli olmalı ve kişiye enerji katmalı. İyi bir uyku uyuyabilmek için yatağın yönünün doğuda olmaması gerekiyor. Ya tamamen batıya ya da kuzeydoğuya dönmeli. Evdeki huzursuzluğu vastu ile çözün Vastu Vidya'nın, ev içerisindeki enerjiyi, içinde yaşayan insanların enerjileriyle en doğru şekilde kullanma sanatı olduğu düşünülürse, evin enerji noktalarının kapanmasından doğan huzursuzlukları çözmek mümkün. Eviniz için seçtiğiniz renkler ya da yatağınızı koyduğunuz köşe, size huzursuzluk verebilir. Yara Ulcay'ın söylediğine göre Vastu'nun bu konuda önerileri şöyle: Mesela çocuk odasında çalışma masasının yönü Vastu'ya göre, kuzey ya da doğu olmalı. Bu ufak ayrıntı çocuğun bilgiyi daha iyi almasını ve daha yaratıcı olmasını sağlar. Eğer evde odaların yerini değiştiremiyorsanız, dekorasyon, aydınlatma ve kullanılan renkleri değiştirerek istenilen sonuca ulaşabilirsiniz. Mesela, enerjisi çok olan kişilerin evlerinde beyaz rengin kullanılması gerekiyor. Eğer enerjisi az biriyse, objeler çok ve renkli olmalı ve kişiye enerji katmalı. İyi bir uyku uyuyabilmek için yatağın yönünün doğuda olmaması gerekiyor. Ya tamamen batıya ya da kuzeydoğuya dönmeli.
  9. Ev ne kadar büyük olursa olsun pek çoğumuzun yaşadığı bir gerçek. Bu sığmayan eşyaların bir kısmından kurtulmayı başarabiliyor muyuz? Hayır. Peki dar alanlarda çok eşya ile bize rahat kullanımlar sunacak ufak ipuçları var mı? Var! Özellikle büyük kentlerdeki apartman dairelerinde belirli sınırlar içine bir düzen kurmaya çalışmak, mimar ve tasarımcıların her konuda akıllı çözümler geliştirmelerine neden oluyor. Multifonksiyonel aynı anda birden fazla işleve sahip tasarımlar, bu ihtiyaç sonucunda ortaya çıkan eğilimlerden biri. Sırtı kitaplık görevi gören kanepeler, bazalı yataklar, aydınlatma özelliği olan oturma birimleri gibi. Bir diğer çözüm ise, mobilyaları hareketlendirerek aynı birim ile farklı alanlarda farklı ihtiyaçları karşılamak. Tekerlekli sehpalar ve açılıp kapanan sandalyeler, buna en iyi örnek. Peki yer kazanmak için, daha doğrusu mevcut yerden optimum şekilde yararlanmak için neler yapılabilir? İşte size tam on fikir Pencere altlarında ve kapı üstlerinde raf veya dolap imkanı yaratın. Sürgülü kapıları tercih edin. Gömme dolapları mimari detaylarla birleştirerek bütünlük yaratın. Renkleri doğru kullanmak ve etkilerinden faydalanmak çok önemlidir, bu konuda muhakkak bir uzmandan yardım alın; sadece açık renkler büyük gösterir kuralıyla sınırlı kalmak yeterli değildir. Dar bir odayı geniş göstermenin bir yolu da, parkeleri enlemesine döşemektir. Koltuk kolları çok yer kaplarlar, mümkünse seçiminizi bunu bertaraf edecek şekilde yapın. Işığı tüm alana yaymak için eşyalarınızda reflektif malzemeler kullanın, ışıklandırılarak aydınlatılmaya ihtiyacı olan her yere ayna koyun. Alçak mobilyaları tercih edin. Küçük mekanları transparan ayırıcılar ile bölmek hem ayrı bölümler oluşturur, hem de genel ışığı ve bütünlüğü bölmez. Mekanın büyük algılanması için seçilen yer, duvar ve mobilya döşemesinin küçük ebatlı ve küçük desenli olmasına dikkat edin.
  10. Art Deko Aerodinamik ve geometrik tarz ilk olarak 1920 ve 30´larda popülerlik kazandı. Bu tarzın temel özellikleri; keskin yerine yuvarlatılmış köşeler, keskin dikey çizgilerdir. Dekonun çıkış noktaları da oldukça çeşitlidir: Kübist tablolar, Kızılderili sanatı, modern makine ve uçak dizaynı gibi. Bu tarzın genellikle kullandığı materyaller de egzotik ağaçlar, plastik laminat, krom ve çelik. Art Nouveau 1800´lerin sonuna doğru Fransa ve Avrupa´da ortaya çıkmış bir tarzdır. Kullanılan çizgiler çok süslüdür. Doğa; özellikle de çiçekler, yapraklar, kuşlar ve böcekler bu tarzın ilham kaynağıdır. Bu motifler genellikle asimetriktir. Aynı zamanda uçuşan uzun saçlı, uzun giysili kadınlar da bu tarzın tipik göstergeleridir. Ressam Toulouse-Lautrec ve Erte, mücevher tasarımcısı Rene lalique, mimar Charles R. Macintosh ve cam tasarımsıcı Louis C. Tiffany bu tarzın başlıca temsilcileridir. Arts-n-Crafts Mission olarak da anılan bu tarz 1800´lerin sonlarından 1920´lere kadar devam etti. Genellikle basit, açık çizgiler, diktörtgen, çoğunlukla büyük şekiller ve görünen eklemler bu tarzın özelliklerindendir. Arts-n-Crafts, makine teknolojisiyle el işini birleştiren ilk stildir. Bu tarzın temsilcileri; Stickley, Roycroft, Limbert ve Frank Lloyd Wright´tır. Asya stili Zen veya Uzakdoğu olarak da bilinen Asya stilinde anahtar kelimeler; düzen, denge, huzur ve sadeliktir. Dokuma, nötr renkler ve evin bir tapınak olarak görüldüğü anlayış bu tarzın yapı taşlarıdır. Bu tarzı tanımlayan en kısa cümle: Az daha çoktur. Bauhaus 1920 ve 1930´larda bir Alman tasarım okulu daha sonraki yıllarda Modern olarak anılacak tarzın öncüsü oldu. Günümüzün Tasarım işlevselliğin ardından gelir. felsefesine dayanarak, Bauhaus tarzı oldukça sade ve aydınlıktı. Kullanılan materyaller; çelik borular, kontplak, deri ve plastiktir. Renkler çoğunlukla siyah, beyaz, kahverengi ve griyle sınırlıdır. Bu tarzı izleyen ünlü tasarımcılar; Mies van der Rohe, Marcel Bruer, Charles ve Ray Eames, Alvar Alto ve Aero Saarinen. Beidermeier Bu tarz 1900´lerin başında Almanya´da ortaya çıkmıştır. Klasik, sade çizgisi ve kullanılan hafif ağaçlarla tanınır. Bu tarzın klasik, grafikleri andıran çizgileri diğer stillerle kolaylıkla birleşmesini sağlar. Bohem Son derece artistik ve geleneklerden uzak bir tarzdır. Desenler çokça kullanılır ve genellikle birbiriyle uyumsuzdur. Boncuk gene çok kullanılan bir ögedir ve Avrupa etkileri rahatlıkla gözlemlenebilir. Bohem tarzı, farklı dönem ve bu dönemlerin stillerini sanatsal ve zeki bir şekilde birbiriyle harmanlamaktır. British Colonial (İngiliz Koloni tarzı) Zerafeti İngiliz Koloni tarzının popülerlik kazanmasında en büyük etkendir. Kullanılan ahşap genellikle koyu renktir ama verdiği duygu açık ve havadardır. Çünkü açık alan bırakır, ince kumaşlar kullanılır ve duvarlar açık renge boyanır. Mobilyalar oymalı ve çoğu zaman masiftir; ama bunun dışında kalanlar genelde sade ve hafiftir. Bu tarzın uygulandığı yerlerde, yumuşak renkli tropik aksesuarlara da sıkça rastlayabilirsiniz. Chippendale Adını Thomas Chippendale´den alan bu tarz, 1800´lerin sonlarında ortaya çıkmış olan şık ve resmi bir tarzdır. Süslemedeki detaylar ve oymalar dikkati çeker. Bu türü diğerleriyle birlikte kullanırken dikkatli olun. Colonial (Koloni tarzı) Resmi ya da gayriresmi, sade ya da detaylı, Koloni tarzı denilince bahsedilen 1700´lerde Amerika´da Koloni periyodunda kullanılan mobilyalardır. Çamdan mauna kadar pek çok ağaç kullanılmıştır. Çağdaş 20. yüzyılın ikinci yarısında gelişen bu tarzda, yuvarlak yumuşak hatlar ve düz, yumuşak yüzeyler kullanılır. Country · Industrial (Kırsal - Endüstriyel) Bu tarz, düz ve parlak endüstriyel yüzeylerle rustik ya da ilkel kır tarzlarının karşıtlığından ortaya çıkar. Eklektik Farklı kaynak, tarz ve dönemlerden parçaların birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu tarzı uygularken bilmeniz gereken püf noktalar; kullanacağınız tarz sayısını 2 ya 3´le sınırlamak ya da renk, dokuma gibi ortak bir tema bularak kullanacağınız materyaller arası bağlantı kurmaktır. English Country (İngiliz kır tarzı) Şık ama aynı zamanda da sıcak bir tarzdır. Yeni ve eskiyi bir araya getirir. Kumaş ama özellikle de basma çok kullanılır. Mobilyalar rahat ve fazla doldurulmuştur. Aksesuarları -kitaplar, mumlar, çiçekler, lambalar ve her türlü ıvır zıvır- her yerde görebilirsiniz. Empire (İmparatorluk tarzı) 19. yüzyılın ilk dönemlerinde Fransa´da ortaya çıkmıştır. Düz ve yuvarlak hatlar, ağır ve anıtsal eşyalar bu tarzın başlıca özellikleridir. Ayrıca Neoklasik dönemine de girer. Bit Pazarı tarzı Tamamen kişisel bir tarz oluşturmak istiyorsanız, Bit Pazarı size göre. Bit pazarlarında satılan binbir türlü eşyayı toplayarak, farklı tarz ve dönemlerin eşyalarını karştırıp kendi tarzınızı oluşturabilirsiniz. Hatta yeni eşyalarla eskileri de karıştırabilirsiniz ama eskilerin baskın olması gerekir. Tabii bunu yaparken de kendi zevkinizi ortaya koymanız gerekiyor. French country (Fransız kır tarzı) İncecik beyaz perdeler, eski bir dolap, meşe ya da çamdan yapılmış çiftlik evi tarzında bir masa düşleyin. Buna birbirinden farklı, boyalı sandalyeleri ve pencere eşiğinde büyüyen otları ekleyin. İşte bu Fransız kır tarzıdır. Tabii iyi yemek ve içki ve rustik rahatlığı da göz önünde bulundurun. Yemek yenen mekanlar anahtar bölgeler. Renkler, mavi, toprak rengi gibi doğal renkler. Yüzeyler de gene taş, ahşap, kil gibi doğal materyallerle yapılıyor. Global Yabancı ve egzotik yerlerden alınan etkiyle ortaya çıkan karışımın ürünü olan bir tarzdır. Afrika, Polinezya, Hindistan ve Asya´dan pek çok eşyayı bu tarzın kullanıldı dekorasyonlarda görebilirsiniz. Global tarzlar genellikle, yerli halkın yaptığı sanatı , hayvan derilerini gibi materyalleri içerir. Kuzey Afrika, Tibet ve Türkiye´nin bu tarzdaki popülerliği son günlerde iyice artmıştır. Endüstriyel Endüstri Devrimi´yle ortaya çıkmıştır. Genellikle, krom, paslanmaz çelik gibi metaller kullanılır. Yüzeyler ya mat ya da cilalıdır. Bu malzemeler, 1900´lerin başlarında ve ortalarında, özellikle fabrika ve ofislerde kullanılmıştır. En çok kullanılan eşyalar, masa, tabure, sandalyedir. Bu stil genellikle yalnız başına kullanmak için fazla soğuk bir tarzdır. Memphis Bu tarz, mantıksız, renkli ve genellikle zevksiz olarak nitelenen bir tarzdır. Renk çarpışmaları, oransızlık, sert açı ve kenarlar bu stile özgüdür. Gene de bu tarzın heyecan verici ve eğlendirici olduğu kesin. Sanki tasarımı fazla önemsemeyin... der gibi bir ifadesi var. Mid-Century Modern (Yüzyıl ortası modern tarz) Yüzyıl ortası modern tarz, 1940´tan 1960´lara kadar olan dönemi yansıtan popüler bir terim. Sade hatlar, açık renkli perdahlar, ya aerodinamik ya da hiç bulunmayan süsleme bu tarzın özelliklerinden. İşlevsellik çok büyük önem taşıyor. Bu tarzın başlıca imalatçıları: Heywood-Wakefield and Knoll. Ve başlıca tasarımcılar: Charles and Ray Eames, Aero Saarinen, and Russel Wright. Minimal Her şeyin birbiriyle koordinasyon içinde olduğu, açık, toplu, az eşya kullanılan bir tarzdır. Mükemmellik bu tarz için anahtar kelimedir. Kullanılan renkler nötr ve siyah-beyazdır. Mission Mission olarak da anılan bu tarz 1800´lerin sonlarından 1920´lere kadar devam etti. Genellikle basit, açık çizgiler, diktörtgen, çoğunlukla büyük şekiller ve görünen eklemler bu tarzın özelliklerindendir. Arts-n-Crafts, makine teknolojisiyle el işini birleştiren ilk stildir. Bu tarzın temsilcileri; Stickley, Roycroft, Limbert ve Frank Lloyd Wright´tır. Modern Bu tarzın çıkış noktası Bauhaus´dur ve birbirlerine çok yakındırlar. Süssüz, sade ve işlevsel bir tarzıdr. Tasarımda modern terimi kafa karıştırabilir; çünkü hem bu tarzı anlatan bir iafe hem de geleneseli anlatan bir tanımdır. Neoklasik Neoklasik tarz Yunan ve Roma formlarında çıkmış ve 1700´lerin sonundan 1800´lerin ortalarına kadar popüler bir tarz olarak kullanılmıştır. Mobilyalar hafif ve zariftir. Doğrusal çizgiler kullanılmıştır. Empire ve Beidermeier tarzlarına yakındır. Post Modern Modernizmden uzaklaşan ve Memphis felsefesiyle yakından bağlantılı olan Postmodernizm, önceki modern stillerin düzenine ve sadeliğine bir miktar belirsizlik ve çelişki katmayı amaçlar. Tasarımlar genellikle renk ve tarihsel referanslar içerir. Primitive (İlkel) Bu tarzın anahtar kelimeleri doğal ve sadedir. Bu tarz eşyalar, ya kendi kendini yetiştiren sanatçılar yaparlar ya da gereklilik nedeniyle el işi olarak üretilirler. İyi kalite bir dokuma her zaman önem taşır. Çağdaş tarzlarla iyi uyum sağlar ve parlak yumuşak yüzeylerde iyi bir kontrast sağlar. Kırsal / Endüstriyel tarzda kullanılan eşyaların çoğu İlkel görüntülüdür. Rokoko 18. yüzyılın başlarında Fransa´da ortaya çıkmıştır. Oldukça süslü ve karışık bir görüntüsü vardır. Kavisli uzaysal şekiller ve ahşap oymalar tipik özellikleri arasındadır. Rustik Genellikle kırsal bölgelerde uygulanır. Dağ ya da çiflik evlerini anımsatan bir duygu verir. Amerikan ceviz ağacından yapılma mobilya, geyik boynuzu tarzında avize ver puf koltuklar bu stilin tipik eşyalarıdır. İskandinav İskandinav mobilyasında uygulanan pek çok tarz vardır ama bunların çoğu sade, hafif ve süslemeden yoksunluk özellikleriyle göze çarpar. Renkler açık ve oranlar tatmin edicidir. Açık renk ağaç kullanımı ve boyanmış perdahlar tipiktir. İskandinav dekorasyon tarzının diğer tarzlarla olan karışımı genellikle iyi olur. Shaker Tam bir kır tarzıdır. Sade ama güzel çizgileriyle 1700 ve 1800´lerde varlık gösteren bir Amerikan din tarikatından doğmuştur. Güneybatı tarzı Özellikle ABD´nin güneybatısında uygulanan bir tarzdır. Santa Fe, Meksika ve Kızılderili tarzlarını içerir. Başlıca özellikleri; toprak-çöl renkleri, toprak çömlekler ve ağır urstik ahşap mobilyalardır. Geleneksel Pek çok stili bünyesinden barındıran bu tarz, tarihle hep bir bağlantı kurar. Koloni, Chippendale, Kraliçe Anne ve Erken Amerikan tarzları bu başlık altında toplanır. Viktorya En temel özelliği ağır süslemeleridir. 1840 ve 1900 yılları arasında popülerlik sağlamıştır. Adına Kraliçe Victoria´dan alan bu tarzın mobilyaları, genellikle ağır, karanlık ve oymalıdır. Bu tarzı daha modern tarzlarla karıştırarak hoş bir görünüm elde edebilirsiniz.
  11. Ne şekilde olursa olsun gündelik kullanım esnasında halılarda çeşitli lekelerin oluşması doğaldır. Önemli olan hangi lekenin nasıl temizleneceği konusunda yeterli bilgiye sahip olmaktır. İşte 12 zorlu lekeye karşı 12 farklı temizleme yöntemi... Halınız ilk günkü görünümünü zaman içinde kaybeder. Bu gündelik kullanımdan kaynaklanan geçici bir kirlenme veya doğru yöntemlerin uygulanmamasından kaynaklanan kalıcı bir hasardan ötürü olabilir. Ne şekilde olursa olsun gündelik kullanım içerisinde halılarda çeşitli lekelerin oluşması doğaldır. Önemli olan hangi lekeyi nasıl temizleyeceğiniz konusunda yeterli bilgiye sahip olmanızdır. İşte 12 zorlu lekenin temizlenmesine yönelik 12 farklı temizleme yöntemi. Halı temizliğinde birtakım leke yok etme önerilerinde bulunmadan önce şunu belirtmek gerekir; halınızın ömrünü uzatmak istiyorsanız halı kesinlikle düzenli olarak vakumlanmalıdır. Düzenli vakumlama halınızın yüzeyindeki kir taneciklerinin zaman içinde derinlere nüfuz ederek kalıcı ve derin lekeler oluşturmasını önleyerek zamanında yok edilmesini sağlayacaktır. Böylelikle ciddi paralar harcayarak satın aldığınız değerli halılarınız ilk günkü görünümlerini korumayı sürdürecektir. Vakumlama işleminde önemli bir diğer konu ise halı yüzeyini zedelemeden yalnızca kirlerin alınmasını sağlayacak uygun aparatın kullanılması olacaktır. Bunun yanında bazen fırça aparatıyla ulaşılamayacak kirler her ne kadar görünürde bir kir bırakmamış gibi görünse de halının derinlerine nüfuz ederek kalıcı kir ve leke oluşumuna neden olur. Bu açıdan daha derinlere temas edebilecek aparatları kullanın. Halının püskülleri varsa, buna dikkat ederek ona göre bir vakumlama yapın. Her ne şekilde olursa olsun vakumlama işlemini dikkatli yapmayı unutmayın. Halınız kalın dokuluysa ve vakumlamadan kaynaklanan izleri bir diğer deyişle gölgelenmeyi yok etmek istiyorsanız, o zaman tek bir yönde vakumlama işlemini gerçekleştirmeniz doğru olacaktır. Daha sonra halı yüzeyini elinizle düzleştirmeyi unutmayın. Böylelikle halı yüzeyinde herhangi bir gölgelenme olmayacaktır. Halınızı yüzeyinde beliren sandalye, masa, sehpa ve koltuk ayaklarından kaynaklanan iz ve çukurlaşmaları da mobilyalarınızı yerlerini zaman zaman değiştirerek yok edebilirsiniz. Böylelikle halının yıpranma oranını azaltır her parçanın daha eşit şekilde eskimesini sağlamış olursunuz. Ayrıca halının kirlenme oranı fazla olan alanlarını da mümkün olduğunca sık temizlemenizde fayda vardır. Kir ve lekeye karşı koruma; İlk yardım: Hiç kimse değerli boş zamanlarını halı temizliğiyle geçirmek istemez. Halıdaki leke ve kirleri temizlemek için geçirilen zaman kaybını önlemek kadar yıpranma ve kirlenmeye karşı önemli bir yöntem de dışarıda giyilen ayakkabıların mümkün olduğunca ev içerisinde giyilmemesini sağlamaktır. Eve girişte ayakkabıların çıkarılması veya kapı önü paspaslarının kullanılması bu anlamda önlem olarak alınabilir. Kapı girişlerinde kullanılacak paspaslar hem kirlenmeyi azaltacak hem de hijyen sağlayacaktır. Unutulmaması gereken bir diğer nokta da girişlerde kullanılan bu paspasların mümkün olduğunca yıkanabilir özellikte olmaları gerektiğidir. Güzelim halınızın üzerine herhangi bir sıvının dökülmesi durumunda öncelikle yapmanız gereken şey, dökülen sıvı fazlalığını birkaç kat havlu peçete yardımıyla almak olacaktır. İlk yardım niteliğindeki bu işlemin ardından bir miktar seyreltilmiş sıvı el deterjanı ve temiz bir bez yardımıyla lekenin üzerini leke yok olana dek tamponlayın. Peki, hangi lekeye ne tür bir temizleme yöntemi uygulanmalıdır? İşte bir dizi leke ve uygun temizleme metodları. 12 FARKLI LEKE TEMİZLİĞİ Domates ve sos lekelerinin temizlenmesi: Spagetti sosu veya domates çorbası gibi domates bazlı halı lekelerini temizlerken %3 hidrojen peroksit veya oksijen içeren sıvı ferment deterjan kullanabilirsiniz. Halıdaki lekeleri yok etmeye çalışırken, her zaman halının çok fazla gözle görülmeyen bir kısmında bu uygulamayı yapmayı akıldan çıkarmayın. Temizleyiciyi uyguladıktan sonra, birkaç dakika lekenin üzerinde bırakın, ardından temiz suyla durulayın. Her zaman bir kurutma kağıdı ile kurutarak lekeleri halıdan alın, ama asla sürtmeyin. Böylelikle halı elyafı zarar görmemiş olur. Lekeye yönelik uygulamalarda daima dışardan içeri doğru hareket edin. Böylelikle lekenin daha fazla alana dağılmasını önlemiş olursunuz. Sakız lekesinin temizlenmesi: Sakız halı yüzeyinde yapışkan bir kir bırakır. Sakızdan kaynaklanan bu tip lekeler konusunda endişe etmeyin. Çünkü temizlenmesi ve halı yüzeyinden yok edilmesi aslında oldukça kolaydır. Bu tip yapışkan kirler ya belli firmaların sprey temizleyicileri veya herhangi bir yağlı temizleyicilerle kolaylıkla yok edilir. Önemli olan halının yüzeyine yapışmış ve kurumuş bu sakız taneciklerinin yumuşamasını sağlamaktır. Ardından sodalı su yardımıyla temiz bir bezi lekenin üzerine bastırmak ve birkaç dakika bekletmek yeterli olacaktır. Bu işlemin ardından leke yok edildiğinde hiç kimse bu yüzeyde önceden sakız lekesi bulunduğuna inanmayacaktır. Yağ lekesinin temizlenmesi: Yağ lekeleri de ayrı bir derttir. Halıdaki yağ lekelerini temizlemek için şu yöntemi uygulamayı deneyin; yağlı leke ya da lekelerin üzerine bir gece öncesinden soda veya mısır nişastası uygulayın. Vakumlamanın ardından, yağın emilimi sağlanır. Eğer bu uygulamanın ardından hala leke ve kalıntı yok edilmediyse, leke yok olana kadar lekenin üzerine bir bez yardımıyla sirke uygulayın. Yağ lekelerini çözmek üzere özel olarak formüle edilmiş bir sıvı bulaşık deterjanı halıdaki yağ lekelerini yok edecektir. Bunun için de yarısı deterjan yarısı su dolu bir solüsyonu lekenin üzerine direkt spreyleme yöntemiyle uygulayabilirsiniz. Ardından havlu peçete veya temiz bir bez yardımıyla leke kaybolana dek silebilirsiniz. Daha sonra durulamak için nemli bir sünger yardımıyla lekenin üzerini silin. Şurup ve benzeri yapışkan lekelerin temizlenmesi: Herhangi bir pasta, kek şurubu veya reçelin halıya dökülmesi tam bir kabustur. Bu yapışkan döküntü daha da derinlere halı elyafının içine nüfuz ederse daha da büyük felaket olur. Bu tarz şekerli ve yapışkan sıvı lekelerin temizliğinde, bir çay kaşığı bulaşık deterjanını bir çay kaşığı ılık suyla karıştırarak bir solüsyon elde edin. Bu sıvıyı lekenin üzerine spreyleyerek uygulayacabileceğiniz bir şişeye koyun. Sıvıyı lekenin üzerine döktükten sonra kağıt havlu veya temiz bir bez yardımıyla lekenin üstünü silin. Bu uygulamanın da ardından lekenin üzerini yapışkan ve sabunlu kalıntıyı halıdan yok etmek amacıyla temiz suyla silin. Şarap lekesinin temizlenmesi: Şarabın tanen içermesi nedeniyle şarap lekelerinin yok edilmesi bazen çok zordur. Halıdaki kırmızı ve beyaz şarap lekelerini yok etmek için bazı basit solüsyonlar vardır. Örneğin, eğer halıya kırmızı şarap döküldüyse, lekenin üzerine derhal bir bardak beyaz şarap dökün. Beyaz şarap kırmızı şarabı etkisiz kılacak, böylelikle leke kaybolacaktır. Beyaz şaraptan kaynaklanan lekeleri ise bir miktar sirkeyle bastırmanız yeterli olacaktır. Her iki lekeyi yok etme metotları da beş dakikadan az bir zamanı alır. Üzüm suyu lekesinin temizlenmesi: Şarapta olduğu gibi üzüm suyundaki tanenler lekenin halıdan çıkarılmasını zorlaştırır. Koyu bir mor lekenin verdiği görünüm oldukça ürkütücü bir o kadar da zordur. Ancak sodalı su bu konuda imdadınıza yetişir. Bir miktar sodayı halının üzerine dökün ve kağıt havlu yardımıyla tamponlama işlemi yapın. Aynı şekilde halıdaki bu lekenin yok edilmesi için bir miktar sirke ve yumuşak bir el deterjanı karışımı da işinizi görür. Bu karışımı lekenin üzerine hafifçe bastırarak ve bir süre bu işlemi tekrar ederek halıdaki lekenin yok edilmesini sağlayabilirsiniz. Eğer hala lekeden iz varsa bu defa nemli temiz bir bezi kalıntının üzerine tamponlayarak uygulayın. Yağlı boya lekesinin temizlenmesi: Halıda yağlı boyadan kaynaklanan lekelerin yok edilmesine ilişkin herhangi bir kimyasal malzeme kullanmadan önce halının ilk etapta görünmeyen bir kısmında deneme yapmanız faydalıdır. Halının bu gizli kısmı dolap veya mobilyalarınızın altında kalan bir kısmı olabilir. Böyle bir uygulama halıya olduğundan daha fazla vermenizi önleyecektir. Halıdaki bu tip lekeleri yok etmek için ilk etapta inceltilmiş ve az miktarda boya sökücü tiner kullanın. Ardından nazikçe leke kaybolana dek tamponlamayı sürdürün. Eğer bu işlem işe yaramıyor veya tiner bulunmuyorsa o zaman kuru temizleme çözücüleri kullanmayı deneyin. Eğer boya derinlere nüfuz etmediyse fark edilmeyecektir, yüzeyin hafifçe çırpılması boyanın yok edilmesinde yeterlidir. Eğer tüm bunların hiçbiri işe yaramıyorsa, o zaman profesyonel halı temizliği yapan şirketlerle irtibata geçmeniz gerekecektir. Yağlı lekelerin temizlenmesi: Yağ içeren lekelerin halıdan çıkarıl-ması için yapmanız gereken ilk şey öncelikle yağın bir şekilde halıdan emilimini sağlamanız olacaktır. Kabartma tozu veya mısır nişastası bu noktada iyi sonuç verir. Öncelikle pudrayı lekenin üzerine bol miktarda serpin ve bir gece lekenin üzerinde bırakın. Ardından pudrayı vakumlayın. Vakumlanan alandaki renklerde bir solma söz konusu ise lekenin üzerini yumuşak bir el deterjanı veya yağlara karşı etkili bir sıvı çamaşır deterjanı ile silmeye çalışın. Leke yok olduğunda bu defa da temiz nemli bir bez veya sünger yardımıyla lekenin üzerini silmeyi deneyin. Oje lekesinin temizlenmesi: Ojeden kaynaklanan lekelerin yok edilmesinde yalnızca aseton kullanmanız işe yarar. Bir miktar pamuk veya temiz bir bez üzerine bir miktar aseton dökün ve leke kaybolana kadar lekenin üzerine uygulayın. Tüm kalıntıları yok etmek adına lekenin üzerine bu kez temiz su uygulayın. Halı lekelerini temizlerken özelikle ojeden kaynaklanan lekelerin temizliğinde unutmayın ki uygulamanın tamponlama şeklinde yapılması son derece önemlidir. Sakın sürtmeye kalmayın, bu işlem ojenin dağılarak lekenin daha da geniş bir alana yayılmasına neden olur. Çikolata lekesinin temizlenmesi: Halıda çikolata veya kahve lekesi meydana geldiyse, lekeli kısma sirke uygulaması yapmanız yeterli olacaktır. Tamponlama işlemini leke yok olana kadar tekrarladıktan sonra nemli bir sünger veya bez yardımıyla lekenin üzerini durulayın. Eğer sirkenin kokusu sizi rahatsız ediyorsa, halınızı temizlemek için yumuşak bir sıvı el deterjanını da leke temizliğinde kullanabilirsiniz. Temiz bir bez üzerine sıvı bir el deterjanını dökün ve hafifçe bastırarak lekenin yok olmasını bekleyin. Uhu lekesinin temizlenmesi: Evinde çeşitli tamiratlar yapmayı sevenlerdenseniz, ufak kaza ve aksilikleri hiç beklemediğiniz bir anda ortaya çıkabileceğine de tanık olmuşsunuzdur. Eğer böyle bir tamirat yaparken en sevdiğiniz halının üzerine yapışkan veya uhu döküldüğünde ne yaparsınız? Öncelikle bu gibi durumlarda asla paniğe kapılmayın. Aslında halı üzerinde oluşan uhu lekelerini temizlemek göründüğünden çok daha kolaydır ve sanıldığının aksine çok az zamanınızı alacaktır. Öncelikle bu tip lekelerde uhunun dökülmesinin hemen ardından müdahale yapılması önem taşır. Uhu ne kadar ıslak ve yeni oluştuysa, halı üzerinden çıkarılması da o denli kolay olur. Öncelikle lekenin üzerini ılık bir süngerlerle bastırın. Bu şekilde daha fazla uhu kalıntısı çıkarılamayıncaya kadar bu işlemi sürdürün. Ardından ılık sirkeye bastırılmış bir bezi lekenin üzerine yerleştirin ve lekenin üzerinde yaklaşık yarım saat bekletin. Bu işlemden sonra uhu bezle silindiğinde kolaylıkla yok olacaktır. Ancak eğer uhu çoktan kurumuşsa, o zaman bir bıçak veya spatula yardımıyla halının lekeli kısmını hafifçe kazıyın. Bu işlemi daha fazla sertleşmiş herhangi bir uhu kalıntısı çıkarılamayıncaya kadar sürdürün, o andan sonra sirkeye batırılmış havluyu lekenin üzerine uygulayın. Eğer tüm bu metotların hiçbiri de lekenin yok edilmesini sağlamazsa, bu kez kuru temizleme çözücülerinden birini kullanın. Ancak bu uygulamadan önce hem kullanılacak maddenin hem de halınızın ürün ve kullanım kılavuzunu iyice gözden geçirdikten sonra uygulamaya başlayın. Söz konusu malzeme halınızda kullanıma uygun ise o zaman leke yok olana kadar lekenin üzerine uygulayın. Kahve lekesinin temizlenmesi: Halının üzerindeki kahve lekelerinin yok edilmesi aslında zor değildir. Bu lekelerin yok edilmesinde lekeye mümkün olduğunca çabuk müdahale edilmesi önemlidir. Halının üzerinde lekeleri etkili bir şekilde yok edin. Önemli olan lekenin olabildiğince çabuk müdahale edilerek yok edilmesidir. Eğer bu şekilde davranmazsanız, kalıcı zararların oluşumunu önleyemezsiniz. Soda veya sirke ile leke yok olana kadar silin. Eğer gereğinden fazla bekler ve lekenin yerleşmesine neden olursanız lekenin çıkarılması zorlaşır. Bu aşamada lekeyi yok etmek için kuru temizleme solüsyonu kullanmanız gerekir. Leke yok olana kadar tamponlamayı sürdürün.
  12. Halı elyaflarını birbirlerinden ayıran ve her birini özel kılan, sıcak bir atmosfer yaratması, temizlenebilirliği, alev almazlık veya fiyatı gibi bir takım özellikleri bulunur. Seçtiğiniz elyafa ve bu elyafın halıda ne kadar kullanılmış olduğuna bağlı olarak halınız hem daha uzun süreli performans gösterecektir hem de görünümünü daha uzun süre koruyacaktır. Hangi elyafın sizin için uygun olduğunu seçerken dikkat etmeniz gereken bir takım bilgiler vardır. Örneğin her elyafın farklı derecede özellikleri bulunur. Bazen iyi bazen ise kötü dereceli bir tercihte bulunabilirsiniz. Derece derken kastedilen şey elyafın yoğunluğu ve büküm ölçüsüdür. Genel olarak, elyaf yoğun ise bu her inçte çok daha fazla ilmek olduğu anlamına gelir ve eğer büküm ölçüsü sıkı ise halınız daha kaliteli ve daha uzun ömürlü olacaktır. Elyaflar kimi zaman en uygun fiyatla en iyi performansı verebilsinler diye birbirleriyle karıştırılırlar. Elyaflar kendi içlerinde ikiye ayrılırlar: Doğal Elyaflar İnsan yapımı Elyaflar Doğal Elyaflar: - Yün - İpek - Hindistancevizi Lifi - Hint Keneviri İnsan Yapımı Elyaflar: - Polyamid (Naylon) - Polyester - Polipropilen - Akrilik Yün: Yün muhtemelen en eski halı elyafıdır. Konforlu bir his uyandırdıkları gibi mükemmel bir kullanım kapasitesi bulunur. Ancak yün, kir ve lekeler göz önüne alındığında pek kullanışlı değildir. Ayrıca yün elyaftan yapılan halıların çoğunluğunun pahalı olması gibi bir durum da söz konusudur. Tüm bunlar yün elyaf kullanımının gün geçtikçe azalmasının nedenlerindendir. Yün ayrıca görünümü en iyi seviyede tutabilmesi ile de bilinir. Bu da demektir ki yün, diğer elyaflara kıyasla, uzun bir süre boyunca orjinal görünümünü koruyacaktır. Yün doğal olarak anti-statik özelliğe sahiptir. Birçok avantajı ile yün en uzun ömürlü elyaf olarak bilinir. Ancak tüm bu avantajlar yünü diğer elyaflardan çok daha pahalı olmasına neden olur. İpek: İyi kalite el dokuma halıları dışında kullanımı pek fazla değildir. Hindistancevizi Lifi: Genellikle arka kaplama malzemesi olarak kullanılan hindistancevizi lizi bazen de düz dokuma kilimlerin yüzeyinde kullanılır. Hint Keneviri: Hindistancevizi kabuğu olduk.a sert ve esnek elyafktan oluşur. Bu kabuklar kırılıp, yıkanıp ve kurutulmadan önce aylarca toplanır ve ıslatılır. Soluk sarı elyaflar daha sonra düz dokuma halıları ve kilimlerde kullanılmak üzere iplik haline getirilir. Polyamid (Naylon): En çok kullanılan ve en çok bilinen halı elyafı polyamid (naylon) dir. Polyamid (naylon) elyaflar oldukça uzun ömürlü ve aşınmaya dayanıklıdır. Sert yapısı ve lekeye karşı dirençli olması nedeniyle kirlenmeye karşı eğilimi çok azdır. Bu nedenle yoğun trafik olan bölgeler için çok uygun bir seçimdir. Naylon fiyatı da düşünüldüğünde oldukça iyi bir malzemedir. Ancak yün ile kıyaslandığında alev alma riski daha fazladır. Naylon elyaf, aşınmaya karşı direncini daha da arttırmak için sıklıkla yün ile karıştırılır. Naylon olarak da bilinen Polyamid tamamen insan yapımı olan bir elyaf çeşitidir. İlk defa 1938 yılında üretilmiş olup zemin kaplama malzemelerinde sıklıkla kullanılır. Yün ile harmanlanarak kullanılır. %80 naylon %20 yün en en iyi karışımdır. Polyamidin yünle karşılaştırıldığında sağladığı avantaj boyanabilir oluşudur. Polyamid halılar yün halılara nazaran çok daha canlı renkler sunduğu gibi boyanabilirliği sayesinde üretimde maliyetlerin azalmasına neden olur. Ancak polyamid aslında bir avantaj gibi görülen boyanma özelliği lekenmeye karşı direncini azaltmaktadır. Polyamid bir halı seçerken üzerinde lekelenmeye karşı işlem yapılmış bir tane seçmeye özen göstermelisiniz. İnsan yapımı elyalar arasında polyamid görünümünü en iyi şekilde koruyan olması nedeniyle çoğunlukla ticari kurulumlarda tercih edilir. Polyamid yapısındaki 1700 karbon atomu, nitrojen, hidrojen ve oksijen ile güçlü ve aşınma dirençlidir. Güneş ışığına ve küflenmeye karşı da mükemmel direnç gösterir. Polyamid polimer elyaflar arasında en iyi rutubeti emme oranına sahiptir. Düz mikro yüzeyi sayesinde naylon bir çok kire direnç gösterdiği gibi temizlenmesi de oldukça kolaydır. Ancak boya malzemelerine olan yakınlığı nedeniyle de boyanmaya oldukça açıktır. Polyamid uzun ömürlülüğü ve rutubete olan direnci ile trafik yoğunluğuna sahip bölgeler için mükemmel bir seçim olacaktır. POLYESTER: Polyester bir başka yaygın elyaftır. Son 5 yıl içerisinde gelişmiş ve polyester halılar çok daha iyi üretilmektedir. Polyester halılar lekelere karşı olağanüstü bir direnç gösterirler. Çoğunlukla leke garantisinin naylon halılara oranla çok daha uzun olduğunu görebilirsiniz. Polyester etilen gazlardan oluşmuştur. Polyester de naylon gibi aynı şekilde üretilir ancak aşınma direnci sıralamasından Naylondan aşağıda yer alır. Polyester fazla esnek olamayan bir elyaftır. Güneş ışığına karşı mükemmel bir direnç gösterir ve ayrıca ıslandığı zaman da sertliği bozulmaz. Polyesterin rutubeti emme oranı diğer elyaf çeşitlerine oranla çok daha düşüktür. Polyester, polipropilen gibi, boyanması oldukça zor bir elyaftır ve yine tıpkı polipropilende olduğu gibi naylonun aksine yağı hemen çeker. Polyesterin oldukça iyi ısı direnci bulunur. Polyester çarpıcı renkleriyle bilinen bir elyaf çeşididir ve ayrıca solmaya karşı doğal bir direnci bulunur. Temizlemesi kolaydır ve su bazlı boyalara karşı da dayanıklıdır. POLIPROPILEN: Polipropilen, diğer adıyla olefin, bir başka elyaf çeşitidir. Bu elyaf daha çok ticari halılarda ve berber halılarında kullanılır. Lekelenme göz önüne alındığında polipropilen en iyilerden biridir. Polipropilen çözelti boyalı bir elyaftır ve bu da rengin doğrudan elyafın içine gittiği anlamına gelir. Bir çok durumda polipropilen halılar beyazlatıcı gibi kuvvetli kimyasallara direnç gösterebilir. Diğer üç elyafa kıyasla çok daha ucuz olan Polipropilen boyanmaya karşı dirençli olması nedeniyle de diğer halılara nazaran çok daha mat renklere sahiptir. Ayrıca orjinal görüntüsünü koruma süresi açısından da diğerlerine göre daha yetersizdir. Doğal olarak anti - statik olması ise polipropilenin bir avantajıdır. Isıya dayanıklılığı az olan bu elyafın düşük ısılarda biçimi bozulabilmektedir. Yüksek ısılarda ise çekmektedir. Sudan etkilenmeyen Polipropilen alkali ve asitlere, beyazlatıcı ve incelticilere karşı Ilımlıdır. Ancak kimyasallara uzun süre maruz kalması durumunda elyafın kalitesi bozulabilir. Polipropilen bir çok eritkene karşı dirençlidir. Güneş ışığına karşı ise dayanıksızdır. Kolay temizlenebilir olması, rutubet ve küfe direnci polipropilenin iç ve dış mekanlarda yaygın olarak kullanılma nedenlerindendir. Yapay spor saha çimi olarak da kullanılır. AKRİLİK: Naylon kadar aşınma dirençli olmayan Akrilik yün kadar da ateş dirençli değildir. Bu elyaf iyi hacimli ve esnektir. Akriklik elyaflar metandan üretilirler. Yün yerini tutacak sentetik bir ürün olan akrilik orta sertliktedir. Aşınma ve güneş ışığı direnci oldukça iyidir ancak akriliğin çok az esnekliği vardır. Polipropilen ve polyestere kıyasla su seven bir yapısı vardır. Isıya ve mineral asitlere dirençli olduğu kadar soğuk alkali çözeltilere karşı da dayanıklıdır. Sıcak alkali çözeltileri elyafın rengini soldururken beyazlatıcılar ve incelticiler çok az etkisi olur. Akrilik yapısı ile yün görünümü ve hissi verebilen bir elyaf çeşitidir. Akriliğin tek zayıf noktası yoğun trafik olan alanlarda pek fazla dayanamamasıdır bu nedenle her alanda kullanılamazlar. Karışımlar: Yukarıda belirtilen 4 elyaf çeşiti değişik oranlarda birbirleriyle karıştırılarak en iyi kalitede yeni halı üretimlerinde kullanılırlar. Yün ve naylon beraber kullanıldığında çok daha güzel bir görünüm elde ettikleri gibi yünün konforu ile naylonun uzun ömürlülüğü birleştirilmiş olur. Akrilik ve Polipropilen ya da naylon ve polipropilen de oldukça yaygın kombinasyonlardır. Ancak bu bileşimlerin ortak özelliği lekelenmeye dirençsiz oluşlarıdır.
  13. Halılarınızı oto yıkamalarda bilinçsizce yıkatmayınız. Çünkü halılarda hijyenik koşulların sağlanamayacağı ve geç sürede kuruyacağı ve iyi durulanamayacağı bir gerçektir. Islak halı çabuk bir şekilde kurutulmaz ise dokudaki su zaman içinde çürümeye neden olup halınızın ömrünü kısaltacaktır. Halı temizliğinde karşılaştığımız sorunların başında, yerinde halı yıkama makineleri ile yıkanan halıların bir süre sonra çürüyüp kullanılamaz hale gelmesidir. Bol suyla yıkanan halıların kirleri ve tozları santrifüje edilmemesinden dolayı uzun süre kuruyamaması neticesinde dibe çöker. Halınız yüzeyden temizlenmiş gibi görülse de sıhhatli olmamakla birlikte halınızın ömrü kısalmaktadır. Halınızı silkelemeyiniz ve çırparak temizlemeye çalışmayınız. Uygun periyodlarda elektrikli süpürgeyle zorlamadan süpürünüz. Halınızı asla silerek temizlemeye çalışmayınız. Ev tipi makinalarla yapacağınız ara temizliklerde yıkamadan sonra durulama yapınız. Herhangi bir leke oluştuğunda lekeye mümkün olduğunca kurutmadan ancak profesyonel bir firmanın vereceği bilgi doğrultusunda müdahale ediniz. Sivri ayaklı eşyaları halı üzerine mümkün olduğunca koymayınız. Halınızı güneş ışığına direk maruz bırakmayınız. Mümkünse 2-3 ayda bir yönünü değiştirerek kullanınız. Uygun zamanlarda ara temizlik yapmanız, halınızın hiç profesyonel temizlik istemeyeceği anlamına gelmez. Normal kullanımdaki bir halı temiz bile gözükse ortalama 7-10 ay arasında profesyonel bir firma tarafından temizlenmelidir.
  14. Transfer yaparken transfer tutkalını hem obje üstüne hem de transferi yapacağınız fotokopi üstüne sürün ve hiç hava kabarcığı kalmadığından emin olun. Transferinizi açmak için en az 2gün bekleyin. Çatlatma yaparken, kesinlikle ıslak fırça kullanmayın. Patine yaparken, fırçayı astar yönünde sürün ve fırçayı sürmeye köşelerden başlayın. Sprey vernik kullanırken çok çalkalayın ve 30 cm. uzaktan sıkın. Yükseltili objelerde sprey vernik kullanın. Stencil yaparken gerekirse stencilin hareket etmemesi için kenarlarından bir bant ile tutturabilirsiniz. Mutlaka kuru bir tampon fırça kullanın ve boyanızı sakın sulandırmayın. Ayakkabı ile boyanan objelerin verniklenmeden önce üzerine su değmemesine dikkat edin. Wood Grainer tekniği uygularken, ahşaba uygun renkler seçilirse görünüm daha güzel olur. Kaynak: Koşuyolu Hobi Merkezi
  15. Numune, yaklaşık 140 gramlık krep örgülü bebek yünü kullanılarak (uzunluğu bilinmiyor) 3.25 mm'lik şişlerle örülmüş olup yeni doğmuş bir bebeğe tam gelecektir. Numune ölçüsü: 13 ilmik ve 5 cm'lik 28 sıra dizbağı ilmeği 3 numara şiş/ 2 katlı iplik kullanın Orijinal çalışma 3 numara şişlerle, 3 katlı bebek ipliği kullanılarak dokunmuş olup, yeni doğmuş veya 3 aylık bir bebeğe tam olacak şekildedir. Bedeni büyütmek için istediğiniz ipliği seçin (bükme yünden yapılma olabilir) ve ardından SEÇTİĞİNİZ iplik için önerilen iğne ve patronu kullanın. Bükme yünden 7 numara şişle yapılan süveterin bedeni biraz daha büyük olacağından 6 ila 9 aylık bir bebeğe tam gelebilir. Patron: 60 ilmek geçirin. Bu 60 ilmek üzerinde iki sıra dokuyun. Sıra 1 - 50 ilmek atın, sarıp dönün Kısa sıralar nasıl Sarılır Kısa sıra yapma terimi, örgü yaparken bir sıra üzerinde çalışırken geriye dönüp devam etmek için kullanılır. Bir sonraki ilmeği geçirmezseniz yüksek ihtimalle oldukça büyük bir delikle karşı karşıya kalabilirsiniz. Aşağıda bunun nasıl yapılacağı açıklanmıştır: Kısaltmalar: P = Pli Ö = Örgü Sl = Bir sonraki ilmeğin plilerini kaydırmak Metot: Dizbağı ilmeği için: Patronda açıklanan şekilde dönmeniz gereken yere kadar örün ancak işi hemen çevirmeyin. Yününüzü işin ön tarafına getirin. Bir sonraki ilmeği soldaki şişle kaydırın, yününüzü işin arka tarafına getirin ilmeği sol şişle tekrar kaydırın. İşi çevirin. Eğer hala görünür bir delik varsa bükümü ilmek ilmek çalışabilirsiniz (direktiflere uyun). Çorap ilmeği için: İlmeği dizbağı ilmeği için anlatılan şekilde bükün. Bükülmüş ilmeği öreceğiniz zaman, bükülmüş yünü çevresine sarılı olduğu ilmekle birlikte örün, yani: Şişi, işin sağ tarafındaki büküme doğru kaldırın, şişi ilmeğe geçirin (ilmeği örecekseniz örgü yolu, ilmeği plileyecekseniz pliyolu), ve ikisini birlikte örün (veya Plileyin).) Sıra 2 - Yünü geri çekin, bir ilmeği (plideki gibi) sol şişten sağ şişe geçirin diğer uçtan örün (bunu en alt olarak kabul edin). Sıra 3 - En üste veya boyna doğru 60 ilmeğin tamamını örün. Sıra 4 - Boyundan en alta doğru örün; ardından Sıra 1'e geri dönün. Bu kısa sıraları, istediğiniz beden ölçüsüne bağlı olarak 30 ila 35 sıra elde edene kadar devam edin). Ardından 35 ilmek örün ve bir ilmek tutucuya yerleştirin. 15 ilmek örün ve bunu yaparken son 10 ilmeğin, bağ yapmadan önceki gibi olmasına dikkat edin. 25 ilmeği örün (bağ için olan ilmekler dahil), dönüp kollar için 30 ilmek geçirin. Kol ağzı için bağla aynı şekilde 10 ilmek çalışın (45 adet örün, bir ilmeği sol şişten sağa geçirin, dönüp diğer uca doğru örün). Kol ağzında 25 ilmeğe ulaştığınızda, kol için hazırladığınız 30 ilmeği buna bağlayın. 35 ilmeği, ilmek tutucudan alıp ön tarafta olduğu gibi örün, bağı her zaman aynı tutmaya özen gösterin. Sırt örgüsünün en altında 65 ilmeğe ulaştığınızda (eğer önceden ön tarafa ayarladıysanız, sıra sayısını yeniden ayarlamayı unutmayın) , 35 ilmek örün ve bir tutucuya dizin. Diğer kol ağzını yapın. Diğer ön tarafı yapın. Boyun kısmı - Boyun kısmında 1 numara şişle yaklaşık 92 ilmek atın. 4 sıra için 2 Ö, 2 P. Sonraki sıra - Ö4, Ö2 sıranın başından sonuna geçin. Bir sıra örün. Daha sonra bağlayın. 2 adet küçük halka yapın (12cm'den uzun olmasın) ve bağı oluşturmak için boyun kenarlarında birleştirin.
  16. ÖRGÜYE BAŞLAMA TEKNİKLERİ İlmik atmak İlmik atmak için yaklaşık 30'dan başlayabilirsiniz ya da arzu ettiğiniz büyüklükte yapacağınız sayıda atabilirsiniz. İlmik yapmak için biraz uzun bıraktığınız ipi sol başparmağınıza dolayın, sağ elinizle tuttuğunuz şişi baş parmağınıza sarılı olan ipin içinden geçirip sonrada diğer boşta kalan ipi şişe alarak başparmağınıza sarılı ipin içinden geçirin(soldan sağa)ve gevşek olan ilmeği ipi çekerek sıkın. Gereken ilmik sayısı kadar işlemi tekrarlayın. Düz örgü Düz sıra yapmak işin en kolay yöntemidir. Bir sırayı aynı yöne doğru örüyorsunuz. Lastik Birkaç küçük formül ile ortaya çeşitli örnekler çıkarmak mümkün. İki ilmek düz örgü iki ilmek tersi yönünde uyguladığınız zaman lastik örneğinin ortaya çıktığının göreceksiniz. Azaltmak İlmekleri ikişerli olarak şişe alıyoruz kesmek istediğimiz alana kadar düz örgü örer gibi devam ediyoruz. Ve azaltmak istediğimiz sayıya geldikten sonra yine tek ilmek alarak örmeye devam edebilirsiniz. Arttırmak Örgüde düzgün bir şekilde ilmik arttırmak için, sağ elinizde sarılı olan yünü sağ tarafta bulunan şişe bir kez dolayarak sol taraftan ters alınan ilmek alınır. Kapatmak İlmekleri ikişerli olarak şişe alıyoruz ve düz örgü örer gibi devam ediyoruz. Bitirdiğiniz sıranın kenarlarının düzgün olmasına dikkat edin.
  17. HARİTAYI YÖNÜNE KOYMA Defineciler bilirler. Haritalarla çalışılmasında en önemli şey haritaları yönüne koymaktır. Haritayı yönüne koyunca doğa (çevre) biliniyorsa gerisi ancak biraz adrenalin yükselmesiyle sonuçlanır. Haritalarda mevcut ana işaretler (dağ, tepe, ırmak, kaya, mağara vs.) haritayı yönüne koymada size yardımcı olunacaktır. Haritayı doğru yönüne koymazsanız hedefiniz yanlış bir yer olacaktır. Haritalarda önemli konulardan biriside güneşin doğudan doğuşu ve batıdan batışıdır. Bu konu haritanın genelinde görülebilir. Bir veya birkaç iz ve işaretle bu anlaşılamaz. Olaya üç boyutlu bir resme bakmak gibi bir şeydir. Haritalarda güneş, rüzgar ve su akış yönü çok önemlidir. Açılarla harita yönüne konmazsa bütün emeğin boşa gideceği unutulmamalıdır. Haritayı yönüne koyduktan sonra detay, iz ve işaretlerle haritanın tam olarak yönüne girip girmediği test edilmelidir. Haritayı yönüne koyamıyorsanız hiç boşa uğraşmayın mutlaka yanlış yerde kazı yapacaksınız demektir. Haritalardaki akarsular haritayı yönüne koymakta önemli bir unsur olarak değerlendirmelidir. Dağ izi ve işaretini doğu batı yönünde değerlendirilmesi ve beraber işlenmesi gerekir. Akarsu ve tepeler arazide alanı daraltıp dar bölgede çalışma yapmanızı sağlayacaktır. Akarsu akış yönü ile alanınız daha da daralacağı unutulmamalıdır. Haritalarda mevcut akarsu ve çeşme işaretleri büyük önem taşır. Bir diğer husus ise çeşmelerin eğime göre ön tarafı aşağı doğru baktığının unutulmaması gerektiğidir. Kaynak ve çeşmelere (pınarlara) önem vererek definecinin beyninde şimşeklerin çakmasını sağlar. Eski dönemlerde pınar, kaynak gibi su kenarları temel veriler kabul edilirdi. Yapacağınız kazı bölgesinde bu gibi yerlere dikkat etmekte fayda vardır. Pınar, su kaynağı, çeşme vs. kurumuş veya yer değiştirmiş olabilir. Konuyu etraflıca incelemekte fayda vardır. Haritadaki akarsular dağdan aşağı veya yüksekten aşağı gelir. İşaretlerin bol olduğu bölge akarsuyun oraya ulaştığının göstergesidir. Bu bize haritayı araziye yerine koymada önemli ipuçları verir. Unutulmaması gereken diğer bir nokta gömü yapılırken su ihtiyacının nereden giderildiğidir. Mutlaka yakın bölgede bir su kaynağı olması gerekir. Mevcut mağara, taş, mezar gibi belli yerler haritanın yönüne konduğunun testi için önemlidir. Mezarların veya mezarlıkların bakış açıları dine göre değiştiğinden hangi dine mensup olduğunun öğrenilmesinden sonra ilgili yöne bakarak harita doğa üzerinde yerine konulabilir. Haritadaki şelale, pınar, akarsu, mağara, mezar gerçek anlamları ile konulmamış olabilir. Konuyu bütünlük içerisinde değerlendirin. Haritadaki anlatılmak isteneni iyi anlarsınız haritayı yönüne koymak çocuğun suyla oynaması gibi basit, sade ve zevkli bir iştir. Haritalar 100 puanlık bilmece sorusuna benzer. Ne kadar çok alıştırma yapılırsa hata payı o kadar az olur. HARİTAYI KOMPLE ANLAMA Haritayı komple anlamak için haritayı yönüne koymadan, ne aradığını anlamadan, işaretleri çözmeden haritayı komple anlayamasın. Haritayı komple anlamanız için haritayı yönüne koyup, işaret gruplandırılmasını yapıp işaretlerin araştırılması yapılmalıdır. Detaylara inmeden haritayı komple anlamak mümkün değildir. Her detay etraflıca incelenmesi gerekir. Haritayı anlamada belkide en önemli kural şudur. Ne aradığınızı bilmek şarttır. Buradan hareketle haritayı anlamaya çalışabilirsiniz. Haritayı komple anlama o kadar kolay bir iş değildir. Zaten yaptığımız işin kolay olmadığını sizde farkındasınızdır. Her iş gibi definecilikte de zorluklar vardır. Bu zorluklar emek, para, zaman vs. bir tarafa eldeki verilerin değerlendirip anlama zorlukları çok önemlidir. Haritayı iyi okuyamadıysanız bu konuda uzmanlaşmış arkadaşlarınızdan yardım talep edebilirsiniz veya sitemize müracaat sonucu ilgili uzman arkadaşlarımız sizlere yardımcı olabilirler. Ne kadar harita çözerseniz o kadar tecrübe sahibi olur, haritaları kitap gibi okursunuz. Unutulmamalıdır ki harita definenin yerini gösterir veya yanıltır. Konuya nasıl yaklaştığınız önemlidir. Aynı haritayı üç değişik define ekibine versek bunlar üç ayrı nokta kazarlar. Ancak üç değişik profesyonelce çalışan define ekibine versek hep aynı yeri kazarlar. Mantık tek olmalıdır. Olaya yaklaşma tek olmalıdır. Haritalar konusunda kitaplar alın okuyun , kendinizi profesyonelleştirin. Araziye çıkmak defineci için en son iştir. Önce harita etüt edilmeli iyice anlaşılmalı sonra diğer konulara geçilmelidir. Kazı yapmak definecinin en son işidir. Defineci demek iyi araştırma yapan kimse demektir. Nokta belli değilse harita o noktayı işaret etmiyorsa konuyu baştan alın tekrar inceleyin. Noktası belli olmadan rasgele kazı yapmayın. Emek, para, zaman ve başarı arzunuzu boşu boşuna risk etmeyin. Haritanın güvenliğinden emin değilseniz hiç uğraşmayın veya sahte bir harita ise çok çabuk çözersiniz. Sahte haritalarda 4-5 tane yanıltıcı ip uçları vardır. Kısa sürede çözülür ve definenin yeri net olarak bilinir. Uzman kişiler hariç olmak üzere haritalar hemen çözülemez. Gerçek haritaların çözümü daha zor ve definenin yeri tam net değildir. Defineyi yine oradaki mevcut iz ve işaretlerden yola çıkarak bulacaksınız. Haritanın komple okunması tamamen mantık ve profesyonelce çalışma sonucu olur. Haritayı etüt ettikten sonra kendiniz çizin. Haritayı çizemiyorsanız haritayı komple anlamamışsınız demektir. Size yardım şart olur. HALİSÜLASYON VE GERÇEK DURUMLAR Kazıda baskı altında yapılan işten verim azlığı nedeni ile görülmeyecek halisülasyonlar hissettiğiniz olgular gerçekten yaşadığını sandığınız ve definecilerin % 99nun inandığı olaylar karşınıza çıktığında çok fazla abartırsınız. Olmayan olayları, görünmeyen nesneleri, yaşanmamış anları yaşamış gibi davranması definecilerin doğal özellikleridir. Bu olaylar genelde gece geç saatlerde, karanlıkta, yorgun kazı çalışmalarında ve kaçak kazı esnasında görülürler. Gündüz kazıları ve yasal kazılarda bu olaylar çok ender görülür. Muhtemel gerçekte olmayıp ta özel durumlarda karşılaşılan olaylar nelerdir onları kısaca özetleyelim. (Bu olaylar genelde kazı anında ortaya çıkarlar veya öyle hissedilir.) Her kazıda bu olayların olacağı düşünülemez. Ender kazılarda ortaya çıkarlar. Genelde sakin, sessiz ve ıssız ortamdaki kazılarda meydana gelirler. 1. Hedef bölge kazılmaya başlandığında çok şiddetli rüzgar esmeye başlayabilir. Bu fırtına şeklinde bile görülebilir. 2. Hedef bölge kazılmaya başlandığında yağmur yağabilir. Şiddetli yağmurla sel gelebilir (Ama bu yağmurlar uzun sürmezler). 3. Topraktan çıkarılan heykel gibi doğal varlıklar canlanabilir, hareket edebilir gibi görünebilirler. Bu durum genelde heyecan, korku ve yorgunluğun birleşmesi ile halisülasyonda olabilir, gerçekte olabilir. 4. Topraktan çıkarılan heykellerin gözünden, ağzından veya kafasından kanlar akabileceği görülebilirler. 5. Topraktan çıkarılan heykel ağzından ve kafasından kanlar akabilir. Gözleri açılıp kapanabilir. 6. Kazı yapılan yerden yılan çıkabilir. Bu durum doğal sayılabilir. Ama bazıları halisülasyonda olabilir. 7. Çıkan define sandık, küp, gıcık, kazının içinden arılar, kurbağalar, yılanlar, koç görüntüleri v.s. umulmayacak şeyler çıkabilir. Bu durumda kazıya ara verip, iyice dinlenip, sakin sakin düşündükten sonra nelerin yapılacağına karar verilmelidir. 8. Mezardan inilti ve sesler gelebilir. Konuşmalar duyulabilir. Bu durum genelde mağara ve mezarlıklarda yapılan kazılarda ortaya çıkar. 9. Kazılan yerden ayak, el veya hayvan tırnak izi çıkabilir. Burada siz definecilere birşeyler anlatılmak istenebilir. Olaylar tekrar gözden geçirilip, sakin sakin düşünülüp titizlikle incelenmelidir. 10. Kazı yapılan bölgede aniden sakallı bir derviş, hoca, papaz halisülasyonları görülebilir. Böyle durumlarda kazıya son verilmesinde psikolojik açıdan ve sağlık açısından fayda vardır. 11. Kazı yapılan yerden içi kül dolu bir küp çıkabilir. Küpü mutlaka gündüz açıp incelemeli ve olayı iyi araştırmada fayda vardır. 12. İşçi boş küp, kazan, bakraç, testi sandık v.s. çıkabilir. Bunlar bir iz ve işaret olabilir. Ancak definenin kendiside olabilir. 13. Kazılan yerden ateş çıkabilir. 14. Kazılan yerden harita, iz, işaret, heykel, figürler (keçi, köpek, ok, yılan, kazan, küp, kılıç, ağaç) çıkabilir. Bunlara dikkat edilmesi gerekir. Çevre araştırılmasının iyi yapıldığında size çok fazla bölge hakkında bilgi verebilirler. Böyle durumlarda araştırmalar tekrara gözden geçirilmeli, teker teker etüt edilmelidir. Detaylar üzerinde durulmalı ve titizlikle incelenmelidir. Yapılan kazıdan her zaman altın, para, mücevherat çıkmayabilir. Bazen bu iz ve işaretlerde çıkabilir. Bunların iyi değerlendirilmesi ve anlaşılması gerekir. Psikolojik yönden hazır değilseniz paniğe kapılır ve rahatlıkla hata yapabilirsiniz. Böyle durumlarda panik yapılmaması gerekir. Kazıdan herşeyin çıkabileceği bilinmelidir. Bu olayların % 90 kazı yapan insanlara zarar vermezler. Ancak zararlı olan olaylarda vardır. İnsanlar yorgun, uykusuz, problemli, karanlıkta kazı yaparken böyle durumlarla fazla karşılaşırlar. Doğruluğu yanlışlığı, gerçekliği sahteliği defineciye ve diğer insanlara göre değişir. Yukarıda saydığımız problemler sitemizin karşılaşılan tehlikeler bölümünde detaylı olarak incelenecektir. Psikolojik olarak rahat değilseniz normal zamanda olan söylenen yapılan herşey size çok büyük gelir. Kazıya çıkmadan önce bütün problemleri emanetçiye bırakarak sadece anahtarı alıp gidilmelidir. Böyle durumlarda başarı daha yüksek olacaktır. Daha sağlıklı düşünerek karar verilecektir. Bu kadar problemin aşılmasında diğer taraftan en önemli etken yapılacak kazının izin alınarak yasal yollardan yapılmasıdır. Kanuni yapılan kazılarda ilgili müze müdürlüğü ve mülki amirlerce görevlendirilen görevliler alacağından psikolojik etkenlerin % 90 ortadan kalkacak ve sağlıklı bir kazı yapılacaktır. Zaman sınırlaması olmayacağından sakin kararlar verilecektir. Gecenin karanlığından dolayı olaylar çok çok az olacaktır. Bu tür olaylar halisülasyon veya gerçek olabilir, ama gerçek olma olasılığı yüksektir.
  18. İŞARETLER: Doğada mevcut tabiat varlıkları, taşlar, mağaralar, duvar resimleri, kayalara çizilen resim, figür ve şekiller, kaleler, manastır, kiliseler, mezarlıklar vs. üzenine işlenen resim, şekil, figür ve işaretler kültürden kültüre, inanç özelliklerine, zaman takvimindeki dönemlere ve insanların yaşadıkları coğrafi bölgelere göre değişmektedir. şekiller tek başlarına anlam vermezler. şekil, resim, figür ve işaretler birbirlerini tamamlarlar. incelenirken mutlaka birkaç tane resim ,figür, iz ve işaret olmalıdır. TAŞ ÇIKARILMIŞ MAĞARA : Mağaranın içine girildiğinde karanlıksa aydınlatılmalı ve tavan veya duvarlardan özenle kesilmiş taş var mı incelenmelidir. Kesme yolu ile taş çıkarılmışsa mağarada bir şeylerin olabileceğine işaret eder. Ancak bunun tuzak veya aldatmaca olduğunu iyi öğrenmek incelemek gerekir. Taş çıkarılmış mağaranın dolu olma olasılığı çok yüksektir. Ancak tehlike oranının da çok yüksek olduğu unutulmamalıdır. Acemice davranarak iz, işaret ve sembolleri yok edilmemelidir. GAZLI MAĞARA : Yer altında ulaşılması güç olan mağaralara girildiğinde ilk dikkat edilmesi gereken mağaranın zehirli gazla dolu olup olmadığıdır. Mağara tavanında yarasa yuvaları varsa veya mağarada canlı hayvan yaşadığına dair izler varsa mağarada gaz olayı yoktur. Genelde zehirlenmeler çok yavaş gerçekleşir. Canlı hayvan yaşamamışsa mutlaka gaz maskesi ile girilmelidir. Genelde defineciler bu gazla yavaş yavaş zehirlendiği için hiçbir şey anlamadan ölürler. Gaz olasılığı yüksek mağaraları havalandırarak ve gaz maskesi ile girilmelidir. KAPALI MAĞARA : Taş veya üzerine çizilmiş büyük yarım O harfi şeklinde veya biraz daha oval çizgi çok yakın bölgede bir mağara olduğunu işaret eder. Ancak bu mağaranın figürlerin çizildiği dönemde hiçbir giriş ve çıkışın olmadığını ifade eder. Bu tür mağaralara ilk giriş mutlaka tuzaklıdır, gazlıdır ve çok tehlikelidir. AKREP : Akrep resimleri veya figürleri çok çeşitli anlamlarda kullanıldığı görülmüştür. Zor ve zahmetli işlerde görülen akrep resmi burada çok büyük bir tehlikenin varlığına işaret eder. Özellik değirmen,havuz,mağara,kuyu,yer altı mahzenlerinde çok sık karşılaşılır. Bütün olaylar iz, işaret ve semboller bir bütün halinde incelenmeli tuzak mutlaka bertaraf edildikten sonra aramalar yapılmalıdır. BALIK : Akarsu, göl,göletlerdeki kayalara çizilmiş çok çeşitli balık resmi ve figürleri yakın bölgede bir hazinenin olduğunu ifade eder. Balık genel olarak hazine olarak nitelendirilir. Balık ile ifade edilen hazinenin yerini bulmak hem kolay hem de çok zordur. Balığın büyüklüğü-küçüklüğü,eğimi,yönü,pozisyonu,tek-çift olup olmadığı,yanında başka sembollerin olup olmadığı gibi konular uzmanlık isteyen işlerdir. KÜP / KÜRZE : Su içinde veya civarında hazinenin varlığını işaret eder. Burada dikkat edilmesi gereken bu işaretlerin göl,ırmak veya gölet kenarındaki figürün anlamıdır. Susuz alandakilerle karıştırılmamalıdır. IBRIK : Su veya gölet kenarlarındaki taşlara çizilmiş İbrik figürü su kenarında ve genelde çizilen taş çevresinde para olduğunu ifade eder. Ama bu para büyük değildir. HALKA : Duvarlarda veya herhangi bir taş üstüne çizilen halka işaretleri veya halkanın kendisi burada birden fazla ve çok büyük tuzakların olduğunu anlatır. Halka figürleri tekte çizilmiş olabilir bir kaç figürün arasında da olabilir. Tuzakların biri aşılırken veya bertaraf edilirken diğer tuzakların çalışabileceğini unutmamak gerekir. Halkanın anlam ve çeşitlerini o yerin önemi ile eşleştirebilirsiniz. AYAK İZİ : Mağara taban, tavan veya duvarındaki oyulmuş veya çizilmiş ayak izinin herhangi bir yere basıldığında mekanik olarak çalışan bir tuzağın olduğunu ve çalıştıktan sonra durdurulamayacağını simgeler. Basılan yer tuzakları bir tane olabileceği gibi bir kaç tane değişik tuzakta olabilir. DEVE : Deve resim veya figürleri çok çeşitlidir. Yürüyen, duran, ayağı havada, kafası havada, hörgüçlü, hörgüçsüz, tek hörgüçlü, çift hörgüçlü vs.dir. Deve belli bir hazine veya değerli eşyaları simgeler. Çok iyi incelenmeli diğer figürlerle bir çözümlenmelidir. Develer para anlamı taşıdığı gibi deve ile taşınabilecek eşyaları da simgeler. ÇIPLAK KADIN : Resim ve figürler arasında veya tek başına çıplak kadın resmi ve bir yılanın kadının belinden başlayıp omuz başına çıkması veya hareket edip omuz başında başının olması bu bölgede çok önemli bir kral veya kraliçe mezarları olduğunu simgeler. Bu figürler diğer figürlerle tamamlanıp mezarın yönünü veya yerini işaret eder. DÜZ YILAN : Yılan kıvrımları ve çeşitleri çok önemlidir. Zehirli yılanlar tehlike anlamlarını da içermektedir. Ancak yılanın her kıvrımları belli bir ölçü olarak kabul edilerek yılanın baktığı tarafta bir hazine veya değerli bir şeyin olduğunu ifade eder. Hac horoz insan figürleri kabartma yılan koç topal ayı kurt tavuk civciv KİM GÖMDÜ Gömüyü kimin gömdüğü konusunun bilinmesinde fayda vardır. Bu konuda herkes bir şeyler söyler yazarlar. Bunların iyi bilinmesi varlığın bulunması ve alınması zorluklarının bilinmesinde vardır. Definenin gömüldüğü uygarlık ve kültürlere, zaman süreçlerine gömülme mevsimlerine ve hatta gece veya gündüz gömülmesine göre farklılık vardır. Her gömü aynı olmadığı gibi tuzak ve aldatmacalar, iz ve işaretleri de farklı olabilir. Kazıya başlamadan önce bu konunun iyi etüt edilmesinde fayda vardır. Gömü veya define hangi çağda yıllarda gömüldü ise o çağın kültürel yapısını incelemek, gömen şahıslar bazında kim gömdü ise ona göre fikir yürütmede fayda vardır. 1. Savaşçılar: Fethe gidenler yol üstünde mevcut yerleşim yerlerinden topladıkları ganimetlerin hepsini götüremeyeceğinden belli noktalara sonradan gelip almak şartıyla kimsenin bulamayacağı belli noktalara gömmüşler ancak birçoğu geri gelinip alınmamıştır. Gömen savaşçıların kültürel yapısı çok önemlidir. Örneğin Araplar ile Avrupalı savaşçıların gömüleri iz ve işaretleri ile tuzak ve aldatmacaları farklıdır. Buralarda özellikle tuzaklara çok dikkat edilmesi gerekir. Bir savaşçı gibi düşünmelisiniz ona göre hareket etmelisiniz. 2. Korsanlar: Kara veya denizde mevcut çete ve korsanları bölgelerinden topladıkları ganimetleri kendilerinin kolay sizin zor bulacağınız bir şekilde gömdüklerini biliniz. * Korsanlarda savaşçılar gibi hazinenin kolay alınmaması için çok fazla tuzakla hazineyi beslerler. Bu uzakları anlamak gerçekten zordur. Anlık hayallere kapılmayıp tuzakları uzman kişilerce aşılmasında fayda vardır. Boşuna riske girilmemelidir. * Burada önemli olan siz kendinizi onun yerine koyarak Ne Yapar sorusunu kendinize sorunuz. Nereye gömer ve nasıl iz ve işaretlerle nasıl tuzak ve aldatmacalar hazırlar. Sorusu önemlidir. İyi bir makine, iyi bir uzman etüdü ile kanunu arkanıza alarak problemleri teker teker aşınız. Riske girmeye hiç ama hiç gerek yoktur. * Korsanların yıllar sonra bu hazineyi alacağı değerlendirerek belli iz ve işaret koymaları şarttır. Bu iz ve işaretleri iyi tahlil etmek gereklidir. * Korsanların iz ve işaretleri savaşçılarınkinden farklılıklar gösterir. Korsanlar genelde su, güneş ve denizden kara görüntülerini kullanırlar. Bu konu işaretler bölümünde detaylıca incelenecektir. 3. Dönemin Yöneticileri : İşgallere karşı hazinelerini korumak veya çocuklarının yeniden iktidar veya krallık kurmaları için gerekli finansman çok gizli bir yere konularak gelecek için yatırım yapmışlardır. Bu hazinenin çok planlı ve iyi bir yere saklamalıydılar ki uzun yıllar boyunca kimse ulaşamasın. * Burada önemli olan yine "Ben olsam nereye koyardım" sorunsudur. Bu kişiler akıllı, kurnaz ve planlı çalışan insanlar olduğu unutulmamalıdır. Etüdü iyi yapıp gözden hiçbir şey kaçırılmaması gerekir. Belki siz çözemezsiniz ancak çözülmeyecek define etüdü olmadığı unutulmamalıdır. * Yönetim kargaşaları ve iktidar mücadeleleri sonucundaki çekişmelerden kendini garanti altına almak, ailesi ve kendisi için iyi bir yerde kendi ve ancak birkaç kişinin bildiği bir miktar hazineyi sigorta olarak koymak. * Burada unutulmayacak bir şey vardır. O da çaresiz kalmaktır. Çaresiz insanların gömü yaparken gözönüne alabilecekleri tehlikeleri anlatmaya gerek yoktur. Çünkü kedinin kuyruğuna basarsınız tırmalar atasözünü anımsayınız. O anda o kadar çaresiz olabileceklerini unutmayınız. 4. Şahsi Gömüler : Buradaki gömüleri istediğiniz kadar sınıflandırabilirsiniz. Önemli olan hazineyi düşünmenizdir. Şahsi gömüleri bulmak çok kolay diğerlerine göre daha risksiz ancak değer bakımından diğerlerinden daha fakirdir. Bir insanın serveti ile bir savaşçı, korsan, kral, bey, ağa vs. serveti karşılaştırılamaz. Şahsi servetlerin bir bölümünü ele alıp inceleyelim. a. Din adamları: Papaz ve haham ağırlıklı olmak üzere elde mevcut hazinenin diğer dinlerdeki insanların eline geçmemek için tekrar alınmak üzere akıllı ve planlı bir şekilde gömmeleridir. Bu durum genelde savaş, istila, korsan-çete baskını, önceden tahmin veya duyum, iç çekişmelerden kaynaklanır. Bu insanların dönemin akıllı, kurnaz ve alim sayılan insanlar olduğu unutulmamalıdır. Bu durum hazinenin alınma şartlarını ağırlaştırır. Böyle kişilerin hazinelerini ele geçirmek için ilgili dinde mevcut işaret ve kültürel değerleri iyi tahlil etmek gerekir. Anlatılmak isteneni iyi anlamak gereklidir. Aksi takdirde çalışmalar boşa gidecektir. b. Göç: Kendi istekleri veya zoraki göçe tabi tutulan köy veya kasabalılar bütün mallarını yanında götüremeyecekleri için oturup titizlik içerisinde hazineleri toplu olarak gömmüşlerdir. Buradaki amaç tekrar geri döndüklerinde bu hazineyi alıp tekrar eski yaşantılarına dönebilmeleridir. Bunların büyük bir bölümü tekrar geri dönmemişlerdir. * Bütün halkın hazinesi tek bir yerde toplanıp gömülmesi düşünülemez. Parça parça ama önemli büyüklükte olmalarıdır. Bu gibi definelerde gömünün hediyesi sizi yanıltmasın. Etüdünüzü iyi yapmalısınız. * Burada dikkat edilmesi gereken siz olsaydınız hazineyi tek bir yere mi gömerdiniz. Bence hayır 3-4 parça şeklinde gömerdim. Bunların bulunma olasılığı daha düşüktür. Biri bulunursa diğerleri bulunamaz. Şeklinde düşünürdüm. Ama mutlaka hediyesi yanıltıcı çalışmalar ve tuzaklarla gömüyü beslerdim. Paramı kolay kolay kimseye yar etmezdim. c. Yaşlı insanlar: Bir hayat boyu çalışıp uğraştıktan sonra yaşlanan insanlar eğer çocukları yoksa eldeki değerli eşyalarını kimse bulamasın diye saklamalarıdır. Bu hazineler genelde küçük ölçekli olup şahsi eşya ve paralarından ibarettir. Genelde ev, işyeri, bahçe, tarla, ahır veya kuyularına gömerler. Tuzak ve aldatmacası azdır. Genellikle tarihi ve kültürel değer açısından önemlidir. d. Ölülere saygı: Eski dönemlerde kültür değerleri içerisinde ölü ile birlikte değerli eşyalarını da beraberinde gömmek vardır. Buradakiler şahsın şahsi eşyaları ve paralarıdır. Önemli bir şahsiyet değilse genelde ufak tefek şeyler gömerlerdi. Buralarda kayda değer eşyalar genelde olmaz. * Mezarlar önemli yerlerdir. Hazine var diye mezarla kazılmamalıdır. Çünkü hangi mezarda hazine olduğu belli olup, orada da ölü yoktur. * Burada yapılacak kazılarda kesinlikle izin alınmalı ve kanuni yapılmalıdır. Doğada mevcut güzellikler bozulmamalıdır. * Mezar kazıları iyi etüt edilmedi ise kesinlikle yapılmamalıdır. Etüt edilemiyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. * Hazine veya defineyi kim gömerse gömsün iyi etüt edilerek risksiz çıkarılacağı bilinmelidir. Önce araştırma (yapılamaz ise uzmana başvurulmalı), sonra makine (maden analizinden arazi özelliklerine, doğal veya yapay durumuna), sonra kanuni izinle hazine rahatlıkla çıkarılıp zengin olmamak mümkün değildir. Ama önemli olan akıllı hareket etmektir. Profesyonelce davranmaktır.
  19. Ölçü mesafelerinin yorumlanması bütün dünyada hazine arayıcıları arasında probleme neden olmuştur. Mesela : vara (33 83 cm), braza (5 feet 7 inç 170 cm), estado (5 feet 7 inç - 170 cm), paces (adım), league (3,27-3,18 deniz mili / 2,18-2,12 kara mili) v.b..... Onlar günümüzde kullandığımız basit terimlere benzer. Yıllar önce bu bu ölçüler sürekli aynı değildi. Aşağıdaki bilgiler bu tarihi değişimleri gösteriyor. Vara önceleri 30 ile 35.9 arasında değişiyordu, Bu karışıklık aranan bir şeyin bulunmasını zorlaştırıyordu. İspanyollarda İspanyol askerlerin kullandığı ölçüye göre vara yaklaşık 33 tir. Bu ölçü sonraki dönemlerde sürekli 33 olarak kabul edilmiştir. Her işaret bir sonraki işarete kadar hesaplanmış bir mesafeyi gösterir. Her işaret 1, 10, 50 veya 100 gibi hazineye olan mesafeye bağlı olarak boşluklardan oluşur. "Estado" önemli maddeleri saklamak için en az derinlik ölçüsüydü. İspanyollar, İsaya inananlar veya katolikler için bu ölçü geçerli idi. Bu 5 feet 7 inç (170 cm) e göre ayarlanmıştı. Bu işaret vara işaretine benziyordu. Fakat mesafenin aksine derinliği gösteriyordu. "1" veya "un estado" gibi... "Braza" da aynı 5 feet 7 inç olarak ayarlanmıştır. Çoğunlukla korsanlar veya denizciler tarafından mesafe ölçüsü olarak kullanılırdı. Onlar hazinelerini sakladıkları zaman haritalarını yaparlardı. Harita üzerinde adım (paces) ve vara ölçüsünü kullanırlardı. İki çeşit "league" vardır. Kara ve deniz. Kara ölçüsü olarak 2.12 ile 2.18 mil arasında değişir. Deniz ölçüsü olarakta 3.18 ile 3.27 arasında değişir. Mesafeler ile ilgili tereddüte düştüğünüzde değişen bu aralıklar arasında arayın. ÖLCÜM ADI AZINLIKLAR YUNANCA BİZE GÖRE 1 merhale - - 45.480 metre 1 Fersah - - 5685 metre 1 Eski Mil - - 1.895 Metre 1 Berit - - 227 Metre 1 Arşın 78 Santim 49 Santim 70 Santim 1 Kulaç 1 Metre 108 Santim 130 Santim 1 Adım - - 78 Santim 1 Endaze - - 65 Santim 1 Urup - - 8.5 Santim 1 Hat - - 0.25 Santim
  20. Define yalnız aranmaz ve yalnız araştırma yapılamadığı gibi, hiç mi hiç kaçak kazı yapılmaz. Araştırma ve gözlem için bir ekibe ihtiyaç duyulur. Ekip: tarih, elektronik ve arkeolojik bilgisi olanlardan kurulmalıdır. Ekip içinde yer alan şahıslardan olması gereken unsurlar. Tamahkar olmamalı İspiyoncu olmamalı Bilgiyi paylaşmasını bilmeli İnançlı olmalı Uzlaşmacı olmalı, Güvenilir ve emin insan olmalı Yalan söylememeli Gözü tok eli açık olmalı Bu unsurları taşıyan insanların bir araya gelmeleri halinde zor olan şeylerin üstesinden erken gelinecektir. Sakın tanımadığınız hakkında yeterli araştırma yapmadığınız insanlarla yol çıkmayın para tatlıdır canınızdan olabilirsiniz.
  21. Defineciliğe ilgi duyan bir insanın tarihe ilgi duymaması düşünülemez. Tarihe ilgi duymayan bir define meraklısı çok yıkıcı sonuçlar doğurur. Çünkü tarih bilimi her şeyden önce çok önemli bir öğreti sanatıdır. İnsanlara bir kültür ve bilimsel yaklaşım biçimi aşılar. Aksi şekilde kendini motive etmiş ve çevresindekileri yönlendiren arkadaşların öncellikle tarihsel bilgiye yönelmelerini tavsiye ediyoruz. Tarih konusunda kendisini geliştirme çabasında olan bir kişi arkeolojik yöntemlerde dahil olmak üzere metodoloji dahil bir çok konuda fikir sahibi olacak sahaya çıkmadan önce yapacağı tarihsel incelemeyi uygun bir düzende tertipleyebilecektir. Konunun özüne gelirsek. Define ile ilgili araştırma yapacak kişi iyi bir tarih bilgisine sahip olmalıdır. Bu konuyla ilgili kitaplar okumalı mümkünse bir olayı birkaç değişik kitaptan, farklı tarihçilerin gözünden irdelemelidir. Define aranacak bölge tespit edildiğinde. O bölgenin geçmiş uygarlıklarının tümü gözden geçirilmelidir. Günümüzde İnternet yardımı ile hangi ilin hangi ilçesinin olduğu topraklarda hangi uygarlıkların hüküm sürdüğü ve bu uygarlıklar ile ilgili önemli bilgiler hemen bulunabilmektedir. Sonuç olarak define aranacak bölgenin Tarihsel incelemesi köy alanlarına kadar inilerek detaylandırılmalı o bölgedeki bütün tarihsel geçmiş bilinmelidir. Tarihsel geçmişin bilinmesinin ardından yaşayan toplulukların mimarisi ve ölü gömme şekilleri ile diğer ilgilendikleri alanlar incelenmiş olmalıdır. Bu çalışmanın amacı her toplumun her kavmin mimarisinin ve yaşam kültürlerinin farklı olmasına dayanır. Gidilen her bölgede her şehirde her köyde aynı şekillerde aynı mimaride gözlemlerle karşılaşılacağı diye bir kesinlik yoktur. Dolayısıyla ön çalışmaların ilk bölümü Tarihsel İncelemeyi içerir. Tarihsel inceleme olmadan yapılan çalışmalar. Tamamen tahminlere, tecrübelere ve hurafelere dayalı olarak yapılır ki bunu tavsiye etmemekle birlikte. Tecrübelerden faydalanılmaması gerektiğini söylemiyoruz. Tecrübelerin bilimle desteklenmesi konusuna vurgu yapıyoruz. Sayın site ziyaretçilerimizin bu konuya önem vermeleri gerekiyor. COĞRAFİK İNCELEME Define aranacak bölgenin Tarihsel İncelemesi yapıldıktan ve iyi bir ekip çalışmasının ardından. Bölge gidilecek en uygun yol tespit edilir. Unutmayalım ki zaman en önemli mali kaybı teşkil eder. Bunun için gideceğimiz zamanı ve yolu çok iyi tespit etmemiz gerekiyor. Bazı defineci arkadaşlarımızın bunda ne var ? dediğini duyar gibi oluyorum. Ancak bu konuyu küçümsemeyelim. Bir çok ekip yolu bulamadığı, tercih ettiği yollar kapalı olduğu veya yollarda çalışma olduğu için ilgili bölgelere ulaşamıyor. Sonuçta zaman ve para kaybı kaçınılmaz oluyor. Aynı zamanda bölgeye gidememenin verdiği hayal kırıklığı da cabası. Öncelikle devlet kara yollarının internet sitesinden gideceğimiz yerin yol durumlarını ve açık kapalı konumunu kontrol ediyoruz. Ardından devlet meteoroloji işlerinin sitesinden gideceğimiz günün hava durum raporunu alıp amacımıza uygun olup olmadığını kontrol ediyoruz. Yüzlerce ekip gibi kar, yağmur ve başka hava şartlarına kurban gitmiyoruz ! Bununla yetinen arkadaşlarımız olabilir. Ancak ben daha detaya inmek istiyorum daha bilimsel çalışma yapmak benim amacım diyen arkadaşlarımız için birkaç tavsiyem daha var. Özellikle detektör kullanacak arkadaşlar kandilli rasathanesinin internet sitesinden yakın dönemde dünyanın kuzey yarım küresindeki manyetik alanı etkileyen güneş patlamalarının durumlarını kontrol edebilirler. Böylece detektörde ki kullanımın sağlıklı olmasına fayda sağlanmış olur. Ayrıca enerji ve tabii kaynaklar bakanlığının sitesinden gidilecek yer ile ilgili maden ve mineral oran durum listesini çalışma dosyalarına ekleyebilirler. Ayrıca ben gideceğim yerin haritasını isterim diyen arkadaşlarımız o yerin belediye ve valiliklerinin internet sitelerinden bu haritaları edinebilirler. Ayrıca sitemizin tasarım grubunun yaptığı CD çalışmalarında da Osmanlı imparatorluğunun il haritalarını bulabilirsiniz. Bizce coğrafya üzerindeki çalışmalar bu kadarla yeterli olabilir. Ancak konuya daha profesyonel yaklaşacak arkadaşlarımız. O bölgenin geçirmiş olduğu depremleri, Su baskını, Sel, Toprak kayması gibi afetleri inceleyerek, çalışma yapacakları bölgede böyle bir durum var ise çalışmalarını buna göre yönlendirmelidirler. Kulaktan duyma bilgilerden ziyade bu çalışmaları yapmak çok önemlidir. Bazı bölgelere ilişkin bilgi edinemeyen ziyaretçilerimiz sitemize başvurarak yardım isteyebilirler. Gerek Forum bölümü gerekse Chat bölümü ayrıca maillerimiz sizlere yardım için hazırlanmıştır. Coğrafi çalışmamızı yaptık dosyamızı oluşturduk. Artık Sahanın keşfine geçebiliriz.
  22. Define, toprak altına saklanmış madeni para, külçe altın, gümüş ve kıymetli eşya olarak nitelendirilebilir. Çeşitli hukuklar, tarihi gelişim içinde yeraltı madenleri ve define hakkında hükümler koymuştur. Feodal dönemlerde Avrupa ülkelerinde, memleketin tek sahibi krallardı. Dolayısıyla defineler de onların olurdu. Bugün de çeşitli Avrupa ülkelerinde define bulan, yetkili kuruma haber vermek zorundadır. El koyma amacı olmadığı sürece saklanması ağır bir suç sayılmaz. Fakat gerçekte defineyi bulanın bunu yanında bırakmasına genellikle izin verilir. Yasalarımızdaki define tarifi : "Bulunmalarından çok zaman evvel gömülmüş veya saklanmış olduğu ve artık sahibi bulunmadığı muhakkak görülen kıymetli şeyler define addolunur. Define, içine gömüldüğü veya saklandığı gayrimenkul veya menkulün sahibinin mülkü olur. İlmi bir kıymeti haiz eşyaya ait hükümler mahfuzdur. " Defineyi keşfeden kıymetinin yarısını, tecavüz etmemek üzere hakkaniyete muvafık bir ikramiye talep edebilir. İslam hukukunda defineler üç kısımdır: İslami bir işaret taşıyan defineler. Bunlar; bulunan ve sahibi belli olmayan mal hükmündedir. Sahibi çıkmayacağı anlaşılırsa devlet hazinesine; devlet hazinesi yoksa zengin ise fakir olan annesine, babasına verebilir. Fakir ise kendisi kullanabilir. İslamiyet'ten önceki devre ait bir işaret taşıyan defineler. Ganimet gibi beşte biri devlet hazinesine, kalanı arazi sahibine; arazi sahipli değilse, bulana ait olur. İmam-ı Ebu Yusuf'a göre ise kalanı bulanın olur. Herhangi bir işaret taşımayan defineler. Bazı alimler, bunun 1. kısmın hükmüne, bazıları ise, 2. kısmın hükmüne girdiğini bildirmiştir.
  23. Kış uykusu Kaplumbağaların ve sürüngenlerin çoğunun kış uykusuna ihtiyacı vardır. Kara kaplumbağaları için nemli turba veya yapraklarla dolu basit bir sandık veya sağlam bir karton kutu uygundur. Bu kutuda hayvanlar sonbahardan ilkbahara kadar dinleneceklerdir. Rahatsız olmamaları için kutuyu sessiz bir yere koyun. Bu hayvanları kemirgen hayvanlardan koruyun çünkü kış uykusu sırasında tamamen savunmasızdırlar. Kış uykusu için uygun sıcaklık 8 10°C arasındadır. İlkbaharda uyanmak İlkbaharın başında uykudan kalkan kaplumbağaları ılık suda dikkatlice yıkayın. Su, kaplumbağaların başlarını suyun üstünde tutabilecekleri kadar sığ olmalıdır. Bu sırada hala uykulu olacaktır ve yıkama suyunun seviyesi çok yüksek olursa boğulabilirler! İştahlarını artırmak için banyo suyuna sera activ plus W (1 litreye 30 damla) ekleyin. Kaplumbağalar yıkanırken su içer.
  24. Tatlı su kaplumbağları olarak bilinen terrapinler, dalmaları için yeterli derinlikte suya ihtiyaç duyarlar. Temel kural: Suyun derinliği en azından kaplumbağa kabuğunun genişliğiyle aynı olmalıdır. Türe bağlı olarak, sıcaklık 20 ve 28°C arasında olmalıdır. Akvaryumcunuza hayvanlarınız için ideal sıcaklığı sorun. Suyu sıcak tutmak için radyant ısı lambası kullanılabilir. Güçlü kaplumbağalar akvaryum ısıtıcılarına zarar verebilir. Su kaplumbağalarının, çoğunlukla aqua-terrarium denen ve su bölümü ile kara bölümünden oluşan, kara yaşam ortamıyla akvaryumun birleşimine ihtiyacı vardır. Karada kaplumbağanın güneş banyosu yapması için yeterli alan olmalıdır. Kaplumbağalarınızın enini ve boyunu hesaplamalı ve karadaki yeri buna göre kurmalısınız. Eli açık davranın ve yavruların büyüyeceğini unutmayın. Hayvanların sudan karaya sorunsuz çıkabilmeleri için eğimli bir toprak set (taştan) yapın. Keskin kayalar kullanmayın, kaplumbağalar kendilerini yaralayabilir. Ortamın su bölümünü bataklık kökleri ve bitkilerle dekore etmeyin. Bu, kaplumbağaların özgürce hareket etmelerini engeller ve önlerine çıkan engellerden kurtulmaya çalışırken yaralanmalarına yol açabilir. Kaplumbağalar bitki yemeyi de severler. Terraryumlarının yakınlarında zehirli bitkiler olmamalıdır. Zehirli bitkilerden terraryumun yakınına yaprak düşme riski her zaman mevcuttur. Bitki alırken akvaryumcunuza hangilerinin hayvanlar için zehirli olduğunu sorun.