Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Adana/Ceyhan’da doğdu. İlk ve ortaokulu 1962’de Ceyhan’da bitiren Ada, 1965 yılında Ceyhan Lisesinin ikinci sınıfındayken ailesinin maddi sıkıntıları nedeniyle okulu terk ederek çalışma hayatına atılmak zorunda kaldı. 1967-1969 yılları arasında Devlet Su İşleri Ceyhan Şubesinde, 1971’de Kayseri’ye yerleştikten sonra 1987 yılına kadar Marangozlar İstihlak Kooperatifinde, 1989-1993 yılları arasında otomobil ticareti ile uğraşan özel bir şirkette çalıştıktan sonra emekli oldu. 2002 yılında Mersin’e yerleşen Ahmet Ada, 19 Mart 2016’da Mersin’de vefat etti, Kayseri’de toprağa verildi.
Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi de olan Ahmet Ada, 1981 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü'nü Ali Cengizkan ve Adnan Azar'la paylaştı. Şiir kitaplarıyla 1991 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü ve 2011 Cemal Süreya Şiir Ödülünü aldı. 1993 Yunus Nadi Şiir Ödülü, ‘Onlar İçin Minibüs Şarkısı Üzerine Gözlemler” adlı incelemesi, 1999 E Dergisi İnceleme Ödülüne değer görüldü.
Ahmet Ada toplumcu gerçekçi anlayışla şiir yazan 1970 kuşağı arasında kabul edilir. İlk kitabını 1980’de yayımladı. Şiirlerinin yanı sıra şiir üzerine yazdığı inceleme ve denemeleriyle de tanınan Ada’nın ilk şiiri “Tabuttur Kitaplar” ve Hilmi Yavuz’un şiiri üzerine bir çözümleme denemesi olan “Hilmi’nin Çocukluğu” başlıklı ilk yazısı 1966’da Soyut dergisinde yayımlandı. Şiirleri ve yazılarıyla Yeni Dergi, Papirüs, Varlık, Gösteri, Adam Sanat, Milliyet Sanat, Islık, Yaratım, Kitap-lık, Le poete travaille, Yom, Heves, Şiir-lik, Eski, Agora, Dize, Geceyazısı, Sonsuzluk ve Bir Gün, Şiirden, Sincan İstasyonu, Yazılıkaya Beyazmanto, Evrensel Kültür, Lacivert, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap dergilerinde yer aldı. Bazı şiirleri Almancaya, Fransızcaya, İngilizceye, İtalyancaya ve Bulgarcaya çevrildi.
İlk şiirlerinde yer yer İkinci Yeni’nin izlerine rastlansa da Ahmet Ada’nın şairliği toplumcu gerçekçi anlayışla asıl kimliğini kazanmıştır. Şair hem kendisinin hem de 70 Kuşağı şiirinin yaslandığı birikimi söyleşilerinde dile getirmiştir. Şiire başladığı yıllarda o kuşağın Nazım Hikmet, Ahmed Arif gibi şairlerden etkilendiğini, kendini "toplumcu gerçekçi şiir mirasının bir zinciri" olarak gördüğünü, hem kendinden önceki şiirden hem varolan şiirden etkilendiğini belirtir (Bilen 1985: 49). “Bizim kuşağın devraldığı gerçek miras Nâzım şiiridir. Aynı içerikten kaynaklanan, fakat biçimde-söyleyişte ayrılan Ahmed Arif, Enver Gökçe, Niyazi Akıncıoğlu, A. Kadir şiiridir. Onlarda biçimin önceliği görülmüyor; içeriktir biçimi belirleyen. Nesnelere, dilin imgelerine, yaşama onlar gibi bakıyorum. Dilde soyutlamadan kaçınıyorum onlar gibi. Ama yaşadığım dönem farklı. Yaşadığım dönemin imgesini yakalamaya, onu dönüştürmeye çalışıyorum. Yaşam içinde bir karşılığı olsun istiyorum şiirimin (Bilen 1985: 51) der.
Ahmet Ada'nın şiirinin temel niteliklerinden biri, gerçekçi lirizmdir. İlk kitabı Gün Doğsun Gül Üstüne’den (1980) itibaren 70 kuşağının toplumcu şairleri gibi onun şiirinde de halk şiiri geleneğinin izleri, eleştirel tavır, kırsal kesimin kültürel değerleri görülür. Bu dönemde o da şiiri ideolojik estetik bir eylem olarak görür, şairanelikten kaçınır, simge kullanmaz ve kendi deyimiyle “çarşı pazarın konuştuğu dil içinde bir yer edinmeyi” amaçlar, İkinci Yeni’nin şiir dilini dışlar.
Olgunluk döneminde şiirinin sınırlarını genişletir. Aşkı, kadını, çocukluğu, maziyi, resmi, müziği, doğayı, sanatı ve insana dair bütün değerleri şiirine taşır. Son dönem şiirlerinde ise modern şiirin biçimselliği ile modern dünya tasarımına felsefi derinlik katan yeni bir döneme girer. Uzun ve epik şiirlerinde göç, savaş gibi olgulara insanî bir perspektiften bakarak çok sesli bir şiire yönelir. 2006’da yayımlanan Kantolar kitabı, Ada'nın şiirinde önemli bir kırılmaya işaret eder. Şiirde farklı katmanlarla, çok anlamlılıkla, farklı ses arayışlarıyla ve “ciddi bir dünyevileşmeyle” (Kahyaoğlu, 2018) okur karşısına çıkar. Bir yıl sonra yayımladığı Yeni Kantolar’da da aynı dönüşümün izlerini sürdürmekle beraber varoluşsal sorunlar öne çıkar.
Şair Taşa Bağlarım Zamanı (2009) adlı kitabında varlık, zaman, hiçlik, değişim, ölüm, kaygı, sıkıntı gibi ontolojik ve varoluşsal kavramlara yönelir. 2011’de yayımlanan Uçurum Otu’nda doğanın görünür kılınmasına, “gizlenmeyi seven doğa”nın açığa çıkarılmasına yönelik şiirlere yer verir. Bu eserinde, şiirini giderek derinleştiren ve çeşitlendiren Ada, çağın ruhunu eleştirir. Taşın Sesi (2014) Ahmet Ada’nın genişleyen ve zorlaşan şiir dünyasının tematik açıdan geçirdiği değişimi gösterir. İlk zamanlardan günümüze insanın yeryüzü serüveni, doğa-kültür gerilimi, insanın doğayla sorunsallaşan ilişkileri, doğanın temel öğeleri, insanın dünya deneyimi ve dünya algısı, varoluşun sınırları ve temel problemleri, varlık, yokluk ve ölüm gibi temalar onun son şiirlerinin içeriğini oluşturur.
Ahmet Ada, şiirinin beslendiği üç kaynak göstermektedir: “Şiir yatırımım İkinci Yeni, gerçekçiler ve gerçeküstücülerdir” (Aydoğan 2018).
Ahmet Ada, şiirindeki başkalaşımı ve kırılmaları ayrıca poetik yazılarıyla açımlar. Bu yazılarını bir araya getirdiği Şiir Okuma Durakları’nda (2004) poetikayı bir şiir okulu olarak görmektedir. Ona göre, şiire ulaşmak için, bir şiir kültürüne, birikimine gereksinim vardır. Bu birikime sahip olmayanlar elbette iyi şiirden zevk almayacaktır. Günümüzde şiir kitaplarının az satılması bu birikimin yetersizliğini göstermektedir. Birikim önce eğitimle sağlanacaktır. Ahmet Ada poetika yazılarının bu işlevi bir ölçüde yerine getireceğini düşünür. Kitapta yer alan “Poetika” başlıklı yazıda kendi şiir anlayışını da şu cümlelerle ortaya koyar: “Küçük kuruntuları da, aldanışları da, büyük özlemleri de, yağmuru da, kuşları da, tarihi de, coğrafyayı da bir arada taşıyan, hayatın bütünselliğini içeren imgeler sağanağıdır bana göre şiir. Gündelik hayatın içindeki gizli ayrıntıları çıkarma hüneridir. Aşkı, tutkuları, dünyanın nesnelerini, doğayı kişisellikten yola çıkarak yansıtan bir dil işçiliğidir. Dilin kuyumculuğudur şiir” (Akt. Aydoğan 2018).