Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Ankara'da dünyaya geldi. Sırasıyla; Ankara İltekin İlkokulu, Ankara Cececi Ortaokulu ve Yenimahalle Endüstri Meslek Lisesinde öğrenim gördü. 1989-1991 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümünde okudu. Şiirle ilgilenen Kaan İnce 1992 Yaşar Nabi Gençlik Ödüller'nde dikkate değer görüldü. 11 Ağustos 1992'de İstanbul'da hayata veda etti. Vefatında sonra İzlek dergisinin girişimi ve ailesinin öncülüğüyle “Kaan İnce Kültür ve Sanat Vakfı” kuruldu.
Kaan İnce, üniversite hazırlık kursundaki Türkçe öğretmeni Nizamettin Uğur'un teşvikiyle şiire yönelmiştir. "Deyişler-1" başlıklı şiiri 1986'da Milliyet Sanat dergisinin Genç Şairler Köşesi'nde yayımlanmıştır. Daha sonra şiirlerini; Varlık, Çağdaş Türk Dili, Karşı, Damar, Yazılı Günler ve Promete gibi dergilerde yayımlamayı sürdürmüştür. Şiirlerinde; çocuksu duygular yanında ağırlıklı olarak ölüm, hüzün ve melankoli temalarını işleyerek hayatın varoluşsal değerini sorgulamıştır. Bu temaları işlemesi Kaan İnce'yi şair yapan ince bir ayrıntı olarak değerlendirilmiştir (Akdoğan 2019). Özlü, İnce'nin şiirlerindeki imgeleri "Zaman; yaşam pusulasıdır. Ölümle yatıp ölümle kalkmaktadır. Gece, baskındır onda; içte, saklı ve ölümle beraberdir. Gündüz çekinik, dışta, açık ve yaşamla birliktedir. Gece, ölümün ürkütücü yalnızlık doğasıyla baş etmeye çalışır." (Özlü 2016) cümleleriyle değerlendirir. Bunalım ve sorgulama süreci şiirlerine yansımış ve İnce'yi sonunda intihara sürüklemiştir. Onun şiirlerinde; endişe, belirsizlik, umutsuzluk, huzursuzluk ve karamsarlık duyguları sezilmektedir. İlk şiir kitabı Gizdüşüm (1992)'de intihar olgusu kuvvetli biçimde hissedilmektedir. Özlü, Gizdüşüm'ün bir bakıma intihar kitabı olduğuna işaret etmiştir: "Düşsel bir dünyanın ortasında tek başınadır. Şiirlerindeki özneden yola çıkarak sonuçla beraber, Kaan İnce’nin gizli düşü (Gizdüşü) meğerse intiharmış denilebilir." (Özlü 2016). Horus ise şairi ve şiirlerini şöyle değerlendirmiştir: "Kaan İnce bu dünyaya şiir ile yabancılaşır. Şiiri bir 'Devrik Yürek Savunması' olarak görür. Şiire şiir yazar. Hayata dair olan ümitsizliği yüzünden kalbinde yoksul bir yalnızlık barındırdığı sezilir. Seçtiği sözcükler ve bütün içtenliğiyle yazışı, ruhunu içselleştirmemize imkân tanır. Bu ümitsizliği biz de onunla yaşarız âdeta. Hiçbir mücadelesi yoktur Kaan İnce’nin, yaşadıkları ve hissettikleri karşısında. Yalnızca ne yaşadığını, ne hissettiğini anlatır. Kaan İnce’yi şiirde duygusallığa iten kocaman yüreğidir. Satırlarında, bize bunu sorgulatacak boşluklar bırakmaz." (Horus 2016). Kaan İnce'nin ölümünden sonra yayımlanan Ka n (1997) adı bir şiir kitabı daha bulunmaktadır.
Kaynak: Kaan İnce