Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
"İsyanlarım,belki içimdeki isyanları".
Haksızlığa,uğradığım zamanlar hep o isyanları dışa vurdum.
Bağırmak,geldi içimden istediğim gibi bağırdım.
Taşmak,geldi içimden istediğim gibi taştım.
"Belki,günü geldi mağlup oldum".
Belki,günü geldi galip.
Belki,günü geldi ağladım.
Belki,günü geldi sustum.
"İçimden,gelenleri belki söyledim".
Belki de,söylemediğim günler de oldu.
Haksızlığa,direndim.
Hakkımı,çiğnettirmedim.
"Çok,kavgalar götürdüm kendimle birlikte".
Hepsi,bende kaldı gömülü bir hazine.
Gömdüm,toprağa hiç çıkmamacasına kapattım o sayfayı.
Sildim,defterden.
"Kapanacak,sayfalar değildi aslında yaşadıklarım".
Kapanacak,sayfalar değildi aslında gördüklerim.
Kapanacak,sayfalar değildi aslında bildiklerim.
Kapanacak,sayfalar değildi aslında tanıdıklarım.
"Sayfalar,dolu kelimelerim ve cümlelerim boşa kaldı".
Birileri,belki beni duydu.
Belki de,tanıdı.
Ama,ben kimseyi tanımadım tanımakta zorunda değildim aslında.
"Tanıdıklarıma,eyvellahımı çektim".
Selamımı,verdim.
Sohbet ettim ve oturdum.
Tanımadığıma da,eyvellah çekmedim.
"Biz,sevdiğimiz dostu yüreğimizde taşırız".
Sevmediğimizi de,bir kalemde söküp atmasını da biliriz.
Hainlere ve İki yüzlerin,benim kitabımda yeri kalmaz.
Unutulur,gider toprağa karışır.
"Sabrımı,hep tuttum".
Boşa,yoruldum.
Doluya,tutuldum.
Ama,yıkılmadım ayaktayım.
"Her,zaman haktan yana oldum".
Hakkımı,korudum.
Haksızlığa,hiçbir zaman boyun eğmedim.
Başkasına,yapılan haksızlıktada susmadım konuştum.
Kendimin hakkı gibi,kendimin hakkı gibi savundum.
Yazan:Oğuz Aktaş