Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Adnan Yücel, 27 Mart 1953 tarihinde Elazığ'da doğmuştur. İlkokul, ortaokul ve liseyi Elazığ'da okuyan şair, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1975 yılında mezun olmuştur. Aynı yıl Ankara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü'nde yüksek lisansına başlayan Yücel, bu zaman içerisinde Ankara'da çeşitli devlet okullarında ve kolejlerde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmıştır. Daha sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne devam etmiş fakat tamamlayamamıştır. 1987 yılından itibaren Çukurova Üniversitesi'nde öğretim elemanı olarak Türk Dili derslerine girmiştir.
Türk dili ve edebiyatı üzerine çeşitli makaleleri ve bildirileri olan Adnan Yücel'in 1993 yılında Altın Kitaplar Yayınevi tarafından yayınlanan Karacaoğlan, Yaşamı, Sanatı, Kişiliği ve Şiirleri isimli kapsamlı bir araştırma eseri vardır. Çukurova Öğretim Elemanları Derneği, Pen ve Türkiye Yazarlar Sendikası'na da üye olan Adnan Yücel, 24 Temmuz 2002 tarihinde Adana'da vefat etmiştir.
Yücel'in ölümünün ardından şair Mehmet Özer, 2003 yılında, Adnan Yücel'in dünyasını çok yönlü bir şekilde ele alan Aşkın ve Başkaldırının Şairi Adnan Yücel isimli eser yazmıştır.
Özellikle şiir kitaplarıyla tanınan Adnan Yücel, ilk şiirlerini Yeni Adalar Dergisi'nde 1974'ten sonra yayımlamaya başlamıştır. 1979 tarihinde Yurt Yayınları tarafından basılan ilk şiir kitabı Kavgalara Sözlenen Sevda, özellikle toplumcu çizgideki edebiyat eleştirmenlerinin dikkatini çekmiştir. Şiirleri Cumhuriyet, Yeni Halkçı Demokrat Gazetesi gibi gazetelerin yanı sıra Yeni Adımlar, Yeni Olgu, Yazko Edebiyat, Anadolu Ekini, Artı ve Söylem gibi çeşitli dergilerde yayınlanmıştır.
İkinci kitabı 1982 yılında Soframda Kaval Sesi adıyla yine Yurt Yayınları tarafından basılmıştır. Eser çok ilgi görmüş ve 1987, 1992 ve 1995 yıllarında tekrar basımı yapılmıştır. Şairin ayrıca Bir Özlem Bir Türkü (1984), Acıya Kurşun İşlemez (1985), Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (1986), Rüzgarla Bir (1989), Ateşin ve Güneşin Çocukları (1991), Çukurova Çeşitlemesi (1993) ve Sular Tanıktır Aşkımıza (1998) isimli şiir kitapları vardır.
Eserleri arasında en çok ilgiyi, Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek isimli tek ve uzun bir şiirden oluşan kitabı görür. Bu eserin toplamda yedi baskısı yapılmıştır. Adnan Yücel'in şiiri, hem Garip akımından hem de toplumcu gerçekçi şairlerden -özellikle Nâzım Hikmet ve Hasan Hüseyin Korkmazgil'den- etkiler taşımaktadır. Halk dilinden beslenen şiirlerinde en önemli üç temel yapı taşı: ritim, ezgi ve imge olarak belirlenebilir. Adnan Yücel'in imgelerinde, özellikle Çukurova'yı ön plana çıkardığı açıkça görülmektedir.
Kaynak: Adnan Yücel