Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
DEĞMEZ
Safahat, debdebe eğlememeli
Bu dünya bir kaşı sırmaya değmez.
Ne iyi, ne kötü, söylememeli
Bir deli gönlünü kırmaya değmez.
Kim ister insanlık kendini yesin
Ve lâkin kendini yediği kesin
Siyasetin ilmi ne derse desin
Yanında bir nebze durmaya değmez.
Biriler ha bire taşlıyor gönül
Kışınla savaşın başlıyor gönül
Gökler bildiğini işliyor gönül
Boynum kıldan ince, vurmaya değmez.
Gündem hakikatsiz, meydanlar ersiz
Çulsuzu haşlamak değil mi yersiz?
Bir ayağı birisinden habersiz
Taşın yamacına varmaya değmez.
Her havadan çalan kaval gibiyim
İçi boşaltılmış çuval gibiyim
Yalınayak koşan hayal gibiyim
Bana hiçbir şeyi sormaya değmez.
Yanıp yakıldığın aşk çırasıysa
Hasretin kaş ile göz arasıysa
Gönlündeki yara yâr yarasıysa
Bırak da kanasın sarmaya değmez.
Zülfikar Yapar Kaleli