Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Köylerden Bir Köy
? Necati Yılmaz'a -
Yolum düştü, Arılı?ya uğradım
Terkedilmiş, artık hissiz Arılı
Sokak sokak gezdim, hep adım adım
Hem kederli, hem de nazsız Arılı
Bir tepeden on üç köyü görürsün
Viran olmuş, bakar bakar erirsin
Mutlular mı, nasıl karar verirsin?
Nüfusu yok ıssız, ıssız Arılı.
Arılıda bir kız gördüm karalı
Gün yanığı yürekçiği yaralı
O hem sultan, hem dünyanın maralı
Yüreğe oturur sessiz Arılı.
Okulu var kapı baca yıkılmış
Haneler var kara kilit takılmış
Bahçelere üvey gibi bakılmış
Göç etmişiz, kalmış bizsiz Arılı.
Ana köyde oğulları gurbette
Utanacak yüz mü kalmış devlette
Ana yanar, oğul yanar elbette
Kalanları tatsız tuzsuz Arılı.
Turşu armutları sapsarı dalda
Alıç kıpkırmızı dökülmüş yolda
Desteklenmiş ceviz bir başka halda
Hep öksüz, babasız, eşsiz Arılı.
Ahlatların tepeleri kurumuş
Kavakların gövdeleri çürümüş
Tarlaları yaban otu bürümüş
Sahibi gurbette işsiz Arılı.
Adımladım tepe tarla bıkmadan
Destan yazdım hiç abartı sokmadan
Kim ne bilsin buralara bakmadan
Gözleri sürmeli, kaşsız Arılı.
Hep dolaştım, kimse ?kimsin? sormadı
Ayaklarım bir camide durmadı
İt ürmedi, kalbim küt küt vurmadı
Çobansız, bekçisiz, başsız Arılı.
Zülfikar Yapar Kaleli