Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası

Demirhane bacası ki

yağmurda ümitsiz ve müntekim

dururdu.

Ve rüzgâr ki kendini

kaldırıp kaldırıp demirhane bacasına vururdu.

Ve siyah bir yelken gibi gece rüzgârdayken,

sahip değilken ağaçlar dallarına, kuşlar kanatlarına,

ve çekerken karanlıktan yıldırımları toprak,

insanlar ve âletler bırakıp kaldırımları

derin uykulardayken

bir zemin katında bir çocuk doğdu.

Yıldızlar teker teker

deste deste yandılar.

Yıldızlar, onun çocuk gözleri gibi aydınlık

ferah veren

kerim olandılar...

Demirhane bacası

ışıyıp gülümsedi,

dedi :

« - Zemin katında doğan bil ki o dur.

Rehber ve delil ki o dur.

Fikri derin, şefkati gani, gazabı yamandır,

âletsizlerin oğlu,

âletsizlere âlet verecek olandır.

O, onların içinde, onların önünde o,

matem gecesinde, kavga yerinde, bayram gününde o.

Ve o her yanından ana kucağı gibi

saracaktır onları.

Ona ram olacak dört kadim unsur :

âteş ve toprak, rüzgâr ve yağmur.

Ve körler hikâyesinin son babını

o, tekmil ettirecektir.

Yazacaktır insanoğlu öz kitabını

bilerek

isteyerek.»

Sustu demirhane bacası.

Söküyor şafak.

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...