Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Sende ki Sen - 1
Biraz zamansız oldu gidişin!
En zor durumda gittik birbirimizden ,
Oysa söz vermiştik ayrılmamaya,
Zor günleri beraber omuzlamaya,
Beraber ağladığımız gibi gülmeye hatta filmlerden kıskanıp beraber ölmeye söz vermiştik
Sen uzak bir şehrin havasından mı, suyundan mı etkilendin bilmiyorum.
Ama zamansız oldu bu ayrılık. Ve yine zamansız...
Hiç bir şey bilmeden ani bir telefon bir sanal ortam aracılığıyla bu ayrılık istemin ruhumu bedenimden ayırdı.
Sebepsiz ve zamansızdı çünkü
Ya da en azından ben sebebini bilmiyordum.
Alışmak zor ama alışmak istiyorum artık,
Bu acılara zoru başarmayı
Sensizliğe alışıyorum sanki, yanlış anlama sevgili zoru başarıyorum.
Yeni yılda akan göz yaşların, bu yılda da zamansız ıslattı beni,
Sırılsıklam bir yağmur misali ve benim çaresiz kaçışım gerçeklerden.
Tutunca ellerini ve sıcaklığını hissedince gönlümde bu sevdaya ayrılığı haram kılmıştım.
Fakat oldu işte! Şimdi hangimiz haram bir şeyi yapmakla cehennemde yanacağız bilmiyorum.
Sen yanma sevgili! Ben yanarım. Bazen göz yaşlarım akar içime kanarım.
Gecen günlerin yasını tutarım artık sevgili,
Artık kendimle hesaplaşırım,
Falakaya yatırırım sevgimi gönlüme verdiği o umuttan ötürü...
Kime küstün niye küstün, neden ayrılık kustun miden bulanmazken?
Bilmiyorum Ama şimdi hiç sırası değildi sevgili.
Yolunu gözlerken, özümle beraber ,ayrılığın çıkageldi!
Oysa en güzel kıyafetlerimi giyinecektim,
Saçlarımı bile senin istediğin gibi tarayacaktım seni karşılarken.
Ama sen ayrılığı getirdin gelirken,
Beynimde geçen günlerin hatırası canlanırken, her hatırada bir hücremi öldürdüm ben.
Seni beklerken dört gözümün yarenliğinde ,ayrılığın çıkagelmesi!
Ne acayip, ne anlatılmaz bir durum tahmin bile edemezsin.
Bilemezsin terk edilmişliğe yapılan haykırısı.
Yalnızsın çünkü kimse yok sesini duyan!
Yar senden geçmiş zaten, kendine hayrı yok!!!
Yani sen şimdi yoksun öyle mi?
Yani bir daha ellerini tutamayacak mıyım?
Bir daha bakamayacak mıyım gözlerine saramayacak mı bu can seni?
Hadi canım!
Yoksa şaka mı yapıyorsun, böyle zamansız, böyle sebepsiz bitmemiştir herhalde.
Konuş hadi yalan de şaka yaptım de.........
Demek gidiyordun ve beni götürmüyorsun. Şimdi içimde alevlenen yakıcı bir korsun.
Artık dört mevsimide yasadık seninle.
Sanırım artık senli tüm cümlelerim geçmiş zamanla çekimlenecek.
Ve sanırım her gece beni daha da içine çekecek.
Dört mevsimin yüzlerce günü, karı kışı güzü hatta yazı yaşamıştık.
Upuzun günleri, sonra karanlık geceleri, sonra, hep sonra deyip mutluluğumuzu ertelemiştik.
Hayaller kurmuştuk oysa uykusuzluğu paylaştığımız her gece,
Sen ben ve gerçekleşmemiş onca hayal.
Belkide rüyalarla yetinmektir çaresi, ardı ardına görülen bizli rüyalar, hepsi bende kaldı.
Bende kalsın ne olur birer birer yansın gönlümde ve canı yansın.
Yetmemiş bu acı ona ve boğulsun, amansız yaralarda sızlasın.
Ama şimdi yoksun öyle mi? Olsun. Bende ayrılığını takarım koluma.
Sırf senden geldi diye ayrılığı bile sevmeye çalışırım (beceremesem de).
O şehrin suyu yaramadı sana,
isteseydin eğer oksijen ve hidrojenin içinden elektrik geçirip sana aşka mayalı su bile yapardım.
Zamansız oldu gidişin, beni terk edişin, ayrılığı tüm çıplaklığıyla bana gönderişin...
Yoksa aramızda ki kilometreler mi sebep oldu? Ama olamaz herhalde!
Çünkü ben orada mıydım bilmiyorum ama, sen uzakta da olsan hep benim yanımdaydın
Hoşcakal diyorsun ya bana ,sende güle güle git.
Ama biliyorum ve sende biliyorsun, uzun bir süre ne ben hoş kalabileceğim, ne de sen gülebileceksin.
Bir elveda bile demeden gidiyorsun ya!
Neyse suçlamıyorum seni, ne olduysa, başımıza ne geldiyse o şehrin suyundan oldu.
Ne olduysa seni sana bırakmayan o sen deki sen oldu, o sen senide benilde sevemedi zaten..