Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

ÖTEKİ ZAMAN

zehrin sızdığı bedende büyüyen karanlık

son kibritin söndüğü dağda kopan fırtına

hayır bunlar değildi, önce yüzün başlardı

duru bir şefkatle başlardı yüzün

bütün zaman kiplerinden gelirdin, fiiller kavuşurdu çekimine

yollara, raylara, akşamlara kapanan ufuk

onarılmış günlüğü olurdu

ayrı ve ırak geçmişlerimizin

kanatlarından kan sızan kekliklerle

döndü o yıl avcılar yaralı ceylanları

sürükleyerek indiler yamaçlardan

uzun bir kış olacağını söyledi bilgeler

kupa beyinden sevinçler devşirildi kahvelerde

erkeksi hüzünler rakıyla dağlandı yine

ahşap pencerelerin patiska perdeleri ardındaydı kadınlar

daha çok hamur kestiler, daha çok mantı döktüler

herkesin bir işi vardı anlayacağın

hangi deniz iklimindeydin, sen hangi derinliklere ilerlerdin

her ilişkiden bir parça katarak oluşturduğum imge

onca zaman suvatlarında kıvandığım çiçekten nehir

yolları kar tutmuştu, yürürdüm...

kalsam kara bir günlüğe büyürdüm

bir dönem kitaplarla avundum

kahramanlarında benzerlikler aradığım

her sevgilide senden bir surete rastladım

bir dönem savruldum

hayatla ölüm arasında

aynı eve, aynı odaya

döndüm yine aynı tutkuya

değdiğin, dokunduğun, kullandığın

eşyaların düzenine

iki ayrı varlık, iki ayrı kimliktim artık

biri yeni giysiler, bayram törenleri, marşlar

ve karşılanması için mevsimlerin

diğeri kilitlenmiş bir sancıydı

ne kendine ne evrene sığan

amansız bir hastalık gibi

bütün gözeneklerime yayılan

ve ancak yankısıyla karşılıklanan

herkes aldı payına düşeni

bu yangın tutkusundan

kimileri söylencesiyle avundu

kimileri gençliğiyle atlandı

o yıl uzun bir kış olacağını söyledi bilgeler

daha bir tenha idi sokaklar, kelimeler tedirgindi

dudaklarındaki tuz tadından şehvet

bedeninden uçurumlar edindim

-kendini üreten arzular, puslar, anılar, düşler-

bunlarla tutunurdum bir başka kışa

kim bilir belki yeni bir aşka

her ilişkinin hızla geçmişe dönüştüğü bir çağda

sadece bir anmalıktır artık, belki bu bile değil

biliyordum buluşmazdı bizim hayatlarımız bir daha

kişisel tarihlerimizle parçalanmış ortak payda

hiçbir ilişkide kavuşmazdı mahlesine

on yıl öncesine ait kimi anımsamaların

tozlu göğünden topladım bu şiiri

anımsanamayan düş görüntülerinden

bir nehir akardı ve uzaklıklar olurdu her şey

yağmura benzeyen gözlerin vardı senin

sokulgan bakışların, ıslak hüznün

zamansız öfkelerin vardı, ki daima inceydi tarihin

bedeninin açtığı derinliklerden topladım bu şiiri

sesinin yer edindiği iç geçitlerden

her ilişkinin dağılmış ayrıntıları

her kopuşun unutulmuş anları

anladım ki arar, bir gün bulur bizi

bir gün bulur bizi, yaralarımızı

emanet ettiğimiz zaman

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...