Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

Üşüyorum mezarda, İkliminize ihtiyacım var, gönlünüzün sıcak yerlerine alın beni. Yüreğinizin ince tüllerine sarın, üşüyorum... Soluğum dumanlı soğuk bir kış mevsimi. Duyuyor musunuz? ... Bu kuş uçmaz kervan geçmez diyarlarda kimsesiz bıraktınız beni? Dilsiz ve sükut? Sancı dolu, acı dolu, keder dolu bir kısık feryat'ım şimdi...

Anayım ben ey oğulcuklarım, kızlarım, kıza

nlarım, çocuklarım, ben Perihan Ana bu yerlerin öz Anası, bu yerlerin öz gelini, bahtsız, kimsesiz, tesellisiz kalmışım şimdi... Nerdesiniz?

Hasta yatağımda kıvranırken de yoktunuz, mezarım kazılırken de, mezarımın üzerini otlar kaplarken de yoksunuz....

'Yaşlı bir çınarım ben ulu mu ulu

duyun beni ey, tanıyın beni

ben Zaza güzeli, ben kürt kızıyım

ben yörük esmeri. ben laz gelini

ne kadar bağırsam da duyulmuyor sesim

kıbeleyim ben, helenim, belkısım

kezbanım, nergizim

mezopotanyayım, likyalı prensesim

fatmayım, emineyim, cankızım

namert ellerimle doğurdum sizi

duyun beni tanıyın beni

ben Anadoluyum'

Ben Kezban nine, Perihan Ana Cafer ağanın yeni gelini, Anadolunun özbeöz Anası. Bahar kadar güzelim, toprak kadar kavruk, dünya kadar yaşlı... Munzur kadar acılı... Nerdesiniz? ... Terkedip gittiniz buraları...

Ben kocası savaşta dönmeyen Peri gelin, ben gencecik oğlunu yitirmiş Gülsüm Ana, ben Sırma teyze, ben Periza Ana, Elif Ana, ekmeğinizi pişiren, çamaşırınızı yıkayan, sizi doğuran, üzerinize titreyen Zilif Ana...

Ben bir Anayım anadoluda

yas içinde yaşadım, karalar içinde

her gün küçük çocuğumu kilitleyip evime

yanıma alıp kızamıklısını her sabah

belime bağladığım ekmek çıkınıyla

çapaya, çifte, oduna gittim...

Şimdi kanadı kırık kuş olmuşum üşüyorum mezarımda, üzerimde bir dua okuyan, hani yılda bir kez de olsa bir anan, arayan, soran yok. Üşüyorum mezarımda...

Sesinize hasret kalmışım. Öyle kimsesiz, yetim, kadersiz... Ah ne kadar da uzağımdasınız.... Bilemezsiniz? Ana yüreği nasıl yanar, anne kokusu nedir? Unuttunuz hepsini.

Bilemezsiniz sizi dokuz ay karnımda nasıl taşıdığımı, hastalandığınızda dizlerime yatırıp uyuttuğumu, şefkatli ellerimle saçlarınızı nasıl okşadığımı, beşiğinizi sallayıp ninniler söylediğimi sabahlara kadar, sizin için gülüp, sizin için ağladığımı...

Ben bir anayım Anadoluda

yoksuluk içinde yaşadım, yamalı giysiler içinde

kazma saplarında, buğday başaklarında

haziranın kırk derece sıcağında yoldaş olup erime

orak biçtim tarlalarda

ellerim nasır, tabanlarım yarık

çatlak çatlaktı dudaklarım

demedim kimseye niye çatladığını...

Bilemezsiniz ana yüreği nasıl ağlar, nasıl yanar cayır cayır, nasıl ızdırap damlar gözlerinde yavrusu ayrıldığında, bilemezsiniz? ... Bilemezsiniz hastalandığınızda, okula başladığınızda, askere gittiğinizde, kızını gelin verdiğinde, asker mektubu aldığında nasıl ağlar bir Anne? ...

İşte güz geldi yine, yine yoksunuz. Dökülen her yaprak yaralıyor yüreğimi, nasıl da üşürüm kimsiz, kimsesiz, sahipsiz...

Mezarımın üstünde solan gül, boyun büken sümbül nasıl da burkuyor içimi. Gözümden her damlada fırtınalar eser, haykırır başı karlı dumanlı dağlara.. Üzerimde geçip gittiğinde Turnalar, kanat çırpışını duyduğumda nasıl da özlerim sizi, nasıl da haber bekler gözlerim...

Gelmeseniz de yanı başıma yılda bir kez de olsa, yine canınız yandığında Ah! Anne diye haykırdığınızda içim parçalanır....

Taş olsam dayanırım, toprak olsam dayanır

ama ben bir anayım

Bir an olsun aklımdan, yüreğimden çıkaramam sizi. Ben Anne'yim. Anadolu'yum yani hep sizi düşünen.... Sizin için üzülen... Bilmelisiniz ki, en sıkıntılı anlarınızda, etrafınızda kimsenin bulunmadığı anda hep yanınızdayım, sizinleyim, ben anayım çünkü.... Anneyim ben, annelerin en acılısı en fedakarı... Anneyim ben, sevgiyim, şefkatim, baştan sona hasret....Ah bir bilseniz aklımdan neler geçer? Yüreğimde neler var? Bilemez siniz? ...

Koyunlarım, kuzularım dağılmış, kurt dalmış sürüme yoktur sahip çıkanım, ocaklar sönmüş artık duman çıkmıyor bacalardan... Dağlar ıssız, hasretler susuz... Kapılar kilitli, Köyler viran, kuşlar eskisi gibi ötmüyor artık...

Ben bir ölüyüm artık, sahipsiz yıkık bir mezar... Bir rüzgar kokunuzu getirir bazan yüreğim sızlar... Hayalinizi görürüm bazen, dokunmak isterim dokunamam, ellerim bağlı, kollarım kırık... Konuşmak isterim konuşamam, dillerim bağlı... Ağlarım öylesine sahipsiz, öksüz, kimsiz, kimsesiz...

Her sabah rüzgarında titrer yüreğim mezarımın üstündeki otlar gibi... Üşürüm öylesine, üşürüm... Üşürüm... Nerdesiniz...

'Anne girdin düşüme.

Yorganın olsun duam;

Mezarında üşüme'.

diyen kimsem yok artık...

Nuri CAN

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...