Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Eskiden,
Utanınca,
Yüzü kızarırdı tüm ergenlik kızların,
Şimdi,
Yüzü kızarınca utanır oldularsa,
Suçu kimde bunların?
Eminim eskiden,
Anneleri yaprak kuruturlardı defterlerinde,
Adları Ayşe,
Adları Fatma, Nesrin, Gülsüm en çok da masum,
İçinden ok geçen karalama kalpler çizerlerdi,
Hepsi biraz kareli defter, biraz kurşun kalem,
Biraz da teneffüs saati gülerlerdi,
Sevmek o zaman yaralı bir kalpti,
Sevmek o zaman utanmak demekti,
Aşk, henüz ayağa düşmemişti!
Sevmek belki de biraz utanmaktı.
Eskiden,
Utanınca,
Yüzü kızarırdı tüm ergenlik kızların,
Şimdi yüzü kızarınca utanır oldularsa
Şuçu kimde bunların?
Eminim,
Eskiden,
Anneleri okuldan çıkınca,
İlk adres eve giderlerdi,
Gölgelerine bile değmekten çekinir
Sevdiği de olsa bir oğlanın gölzeri akıverse bakışlarından,
Kirlendiğini düşünüp,
Gözyaşlarıyla silerdi sevdiğinin hayalini gözlerinden,
Sevmek o zaman tertemiz bir hayaldi,
Sevmek o zaman yabanıl bir umudun değmediği,
Sevmek, şıpsevdi bir iştah değil,
Sevmek,
Uzak... Çok uzak bir evin penceresinde,
Sabırlı bir beklemeyle sulanan,
Bembeyaz bir menekşeydi,
Kuzum, değişmeyen neydi,
Eskiyen ne.
Zaman mıydı değişen,
Yoksa değişmek kirlenmek için bir bahanemiydi.
Biz mi büyüdük,
Ar, yıkanmaz mı artık utançla,
Geç mi kaldık yoksa?
Geç mi kaldık avuçlarımızdan kayıp giden sabahla...
BEDİRHAN GÖKÇE
.