Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Tüm Çanakkale şehitleri anısına
Ruhunuz Şad olsun
Çanakkale açıklarında düşman gemileri
Bekliyorlar Boğazları geçmeyi
Varacaklar İstanbul'a
İşgal edecekler güzel ülkemi
Her gemi sanki birer yüzer kale
Mart'ın On sekizi, günlerden Perşembe
Hepsine yetti Nusret Mayın Gemisi
Ne Queen Elizabeth kaldı, ne Inflexible
Denizden geçemediler hedefleri oldu Alçıtepe
Çıkmak istediler bu defa Seddül Bahire
82 bin kişiyle geldiler Çanakkale'ye
Mustafa Kemal vardı on binlerce Mehmet'le
Seyit onbaşı kaldırdı 276 kiloluk top mermisini
Şaşırttı bu mermi onlarca düşman gemisini
Churchill, Fisher,General Hamilton ve Lloyd George
Hepsi şapka çıkardı böyle kahraman millete
Geçit yok Çanakkale?den öteye gidilemez
On binlerce Mehmetçik kanıyla boğar sizi
Mustafa Kemal taarruz değil ölmeyi emretmişti
Buradan değil gemiler, bir kuş bile geçemez
Bu günler bize o kahramanların hediyesidir
Hepimiz yazılan bu destanı çok iyi bilelim
Bir ulusun yoktan varoluş hikayesidir
O şehitlere tüm ülke hürmet edelim...
Çanakkale
Üç aylık hamileymiş
Anam.
Babam Çanakkale'ye gittiğinde.
Gururla,
Sevgiyle,
Övgüyle, uğurlanırken,
Oğlumuz olursa Umut koy adını,
Kızımız olursa Yadigar demiş,
Anamın kulağına sessizce.
Hani giderde dönmezsem?
Konuşamamış anam,
Öğlece baka kalmış yiğidinin ardından.
Babam rahmetli Yiğit Ahmet'i hiç tanımadım.
Bir fotoğrafı bile yoktu.
O günler zor günlerdi.
Savaşın seferberliğin sıkıntıları,
Kurtuluş mücadelesi,
Açlık,
Yokluk,
Yoksulluk,
Kimsesizlik,
Çocukluğum hep ekmek peşinde koşmakla geçti.
Daha erkek olmadan,
Erkek olmuştum evimize.
Derken büyüdüm dükkan açtım.
Demir döverken vurduğum her çekiç,
Düşmana atılan bir mermi,
Yaptığım her tırpan,düşmana saplanan süngü,
Ve her yaptığım tencere,
Babamı düşman mermilerinden koruyan kalkan oldu düşümde.
Ama o bir daha gelmedi.
Çocukluğum babamı özlemek ve beklemekle geçmişti.
İşte gençliğimde öyle geçiyordu.
Annemin yiğidi gelmedi bir daha.
Geriye.
Vatan uğruna, nerede?
Nasıl?
Ve ne şekilde öldüğünü,
Bilemedik hiçbir zaman.
Ve nerede?
Nasıl?
Ne şekilde yattığını da,
Bilmiyoruz rahmetli babamın.
Anam bir daha hiç evlenmedi,
Ömrünü Ahmet'ini beklemeye adadı.
Ve hiç yitirmedi umudunu.
Her gün dükkana giderken,
-Akşama erken dön emi,
-Baban gelirse sofrada birlikte olalım derdi.
Ve ne zaman bir yere gitse,
Ben falan yerdeyim,
Baban gelirse beni çağırmayı unutma!
Diye tembih ederdi.
Ne zaman kapımız çalsa,
Ya koşup kendisi bakar,
Yada,
Baban mı geldi? Umudum Ahmet derdi,
Ağlardım.
Zaman geldi anam yaşlandı.
Hastalandı,
Gözü kulağı hala kapıdaydı.
Yaşlı bedeni beklemekten yorulmamıştı.
Bir akşam beni yanına çağırdı.
Baban gelirse onu hep beklediğimi söyle,
Beyim evine hoş geldin dediğimi söyle dedi.
Son nefesini verdi ancığım.
Bütün acıları,özlemleri, koca bir çınar efsanesi tarih olmuştu işte.
Anamı mezarlığın en güzel yerine defnettik.
İsteği üzerine,
Mezar taşına,
Yiğit Ahmet'in karısı yazdırdık.
Şimdi bende yaşlandım.
Hastayım.
Oğlum Ahmet'e vasiyet ediyorum.
Babam gelirse:
Hoş geldin dede de.
Babaannem seni çok beklemiş de.
Babamda çok bekledi de.
Bu dükkan senin de.
Babaannem hançer sevdiğini söylermiş.
Bu hançeri babam sana yaptı de.
Kemik sapında Umudum Ahmet yazıyor.
Söyle onu beline taksın.
Ve oğlum söyle dedene sana iyi baksın.