Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Gittin,
gidişin
yarama tuz basılmış acı
gidişin
karlı kış gecesi
gidişin
dağbaşı ıssızlığı
çiçeksiz, renksiz
ve uğul uğul bir rüzgar başımda
Gittin öyle apansız
hayaller birikti gözlerime ıpıslak
büyüdü gitgide yalnızlığım
yıldızlarda terketti beni, ay küs
ardında yalnızca anılar kaldı
kırık dökük
boynu bükük anılar
Yoksun işte
gözlerin yok
ellerin yok
kar yağıyor anılara
üşüyor hayat
Her gece
ırmaklara salıyorum gözlerimi
denizler ortasında,
kaybolmuş bir sandal gibi
binlerce kıyıya çarpa çarpa
öylesine yitik, öylesine çaresiz
öylesine perişan yaşıyorum?
Sen bu şehirde bulutlarla gittin
zifiri geceydi,yağmur yağıyordu
bütün sokaklar ağlıyordu
gittin işte, gidiş o gidiş
bir daha dönmedin
bu yürek yara şimdi, bu hayal kırık
ömrüm sokaklarda bir yaprak artık
gelme, öyle yorgunumki?
zemheri karlarını bekle?
Gözlerimde sessiz bir gözyaşı
bekler öylesi
dağ sevdalı
rüzgara hasret bir ince dal aşkına.
gülsem gül incinir
ağlasam dal
gelme, seni çok özledim?
nisan yağmurlarını bekle?
Ben ki, unutulmuş gökyüzü masalıyım
uzak iklimlerin güz çiçeği
ve ben hala o gözleri sürgün
hüzün bakışlı çocuğum
öylesine sessiz, öylesine dilsiz.
ne analar kucaklıyor beni artık
ne de hasret kokan ıssız geceler
Bir gün tarih düşülürse
çizilirse aşkın miladı
yapraklar düşerse, kuşlar göçerse
ve sen dönersen
kilitlenirse gözlerim gözlerine
işte asıl o zaman ölürüm ben...
işte asıl o zaman ölür...
işte asıl o zaman?
işte asıl o...