Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Sen daha dokunmadan
çekecekler seni kızacaksın
hava alamayacaksın belki
bir anda yutacak seni
sızacaksın kan ter içinde karanlığa
götürecekler seni kalabalıklardan
mavilerden, beton yığınlarının gölgesinden
sesler değecek kulağına
bir dolu bakış düşecek yüzüne
irili ufaklı sırıtacaklar, korkacaksın
-seni anlayan kimse yok-
bir kadının göğsüne yapışacak ellerin
korkularında bir adam saracak seni
ilk kez savunmasız uyuyacaksın
gözlerin kapalı güleceksin
sıçrayacaksın bakışların dilsiz
duyduklarına ses olacaksın
ellerini kullanacaksın ayaklarını çekmek için
kalkmak için ayaklarını
her şeyi tadında tanımak isteyeceksin
elinden alacaklar, bakacaksın
-seni anlayan kimse yok-
onlar gibi olacaksın
yürüyeceksin, güleceksin
yarım yamalak sözlerde güldüreceksin
alaza çalacak bedenin, yanacaksın
acı tatlı renkler yutturacaklar, şaşacaksın
adımların düşecek sokaklara
bahçede bir çemberde mendil bulup
ilk kavganı top peşinde yapacaksın
mızıkçılığı öğretecek oyunların
oyuncaklarınsa vurmayı, kırmayı
-seni anlayan kimse yok-
bir sürü kitaplar yığacaklar önüne
ye iç çalış diye, bunalacaksın.
maviye koşmak isteyeceksin
dört duvar olacak kilidin
geleceğin…geleceğin diyecekler
dünden yarınını örseleyecekler
sen arkadaş isteyeceksin
seçmen için öğretmen getirecekler
çocuk parkları düşleyeceksin
ayakların uçurtma ipine bağlı
-seni anlayan kimse yok-
çalışacaksın…çalışacaksın…çalışacaksın
sınav sınav üstüne
sen doktor olmak isteyeceksin
rakamlar sana küsecek
işletmeci olacak hayat, sen işsiz
birini seveceksin, elde yok avuçta yok
ana bunamış, baba merhum
bir sigarada yakacaksın hayalleri
anason saracak geceni
bir parkta sızacaksın
-seni anlayan kimse yok-
sabah ezanıyla bir kadın ağlayacak
koşacaksın, devrik delikanlılıklar içinde
yırtık elbisesi ve yapış yapış utanç
yanacaksın, sarmak isteyeceksin
korkacak! düşecek omuzların
yaşlı bir çöpçü süpürecek şehri
ellerine bakacasın / ellerine bakacaksın
utanacaksın…cebinde birkaç kuruş
eve varacaksın…dolapta zeytin peynir
ana evlat bölüşeceksiniz fakirliği
-seni anlayan kimse yok-
rengi yitik bir televizyon başında
dünyayı alacaksın evine
dünya ki; kan gölünde yüzer bebeler
açlığın rengi kara, gücün rengi yeşil
o da doğruda yok
bombalar düşecek taze canlara
ana ocağında ağıt, baba ocağında yangın…
bayraklar dalgalanmalı oysa, niye taşınsın dört kolla
Yan komşu bağıracak –hırsız varrr!
Ya hayatı çalan kim?
-seni anlayan kimse yok-
anan ölecek, eşin dostun yitecek
arkadaşların her bir bir yerde
binbir hayat… sevdiğini alsan ne çıkar
yurdun bölüm bölüm,
şehrinde her dil, din, ırk.
kendin kendine yabancı sabahlarda
aynalar ne göstereceğine şaşkın
büyümek… çalışmak için yaşamaktır
biz küssek de hayata, hayat bizden memnun
iş üstüne iş bakacaksın
-seni anlayan kimse yok-
yaldızlar yalnızlığını yıldızlar
danteye de varmadı ömrün
böl topla çarp çıkar – gün yirmibeş olmaz
salamura edilmez kışa yaz
ya sarhoş tekerde
ya kumu çalıntı göçükte
ya maganda kurşunda
apansız gelir ölüm, yaşayamadığını o bile anlamaz…
herkes kendi kaderine mahkum
söyle! doğmak istiyor musun :)
24.6.2007