Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

yorgunum

soluma bakıyorum

sararmışsın sanki, zayıflamış

kıvrılmışsın daha bir içine doğru

azda sağa kaymışsın sanki

eee? diyorsun bana

eee? diyorum bende sana

susuyoruz kös kös

dudak büküyorum ben

sen çatıyorsun kaşlarını

kırpıyorum sol gözümü

ısıtırım diye belki arayı

saçmalama! diyorsun...

sayıyorum isteksiz

iki gün kaldı diyorum ayrılığımıza

sadece iki...

eee? diyorsun

gidiyorsun diyorum

bulutlanıyor gözlerim

vaktidir diyorsun gitmelerin

nasılsın? diyorum

sen gibi diyorsun

ben gibi...

biliyor musun?

ben hep çakardım aritmetikten diyorum

başlıbaşına aritmetiktir diyorsun hayat...

bugün neden bu kadar öfkelisin?

anlamıyorum

yoksa senide mi burkuyor ayrılık

ben gibi?

sıkı dostluğumuz oldu seninle biliyorsun

ve şimdi gidiyorsun

sende gidiyorsun!

eee? diyorsun

alay etme be! diyorum

biliyorsun

ve öfkeleniyorum yüz ifadene

kopuyorum sabrımdan

işte gene boş ayalarım!

işte gene koca bir sıfır!

farkın yok seninde diğerlerinden!

bir halka bırakıp avuçlarıma

üzgünüm başaramadım bende deyip

sende gidiyorsun!

oysa...

ne güzeldi ilk tanışmamız

hatırlıyor musun?

ilk dokunduğunda sana ellerim

kıpır kıpırdı içim

dışarısı ayazdı, dışarısı zemheri

bugün gibi..

odamdaysa yapay bir sıcaklık

buğulanmıştı camları odamın

içimde baharlar açıyordu ama

doğum doğum

sana dokunuyordum...

sol gözümü kırpmıştım gene sana

gülümsemiştin sende sanki

sahi ya?

ne güzel kokuyordun sen o gün

ağaç gibi..yaprak gibi...bahar gibi...

pırıl pırıldı yüzün..rengarenktin...

daha bir ağırdı duruşun

ve gebeydin sende sanki umuda...

tekli değil, ikiz değil

yediverenler doğuracaktın

ve doğurtacaktın gökkuşağını bana

sayısız yaşamlara bölüşecektik

doğumlarımızı güya...

tek korkum

'taşıyabilecek miydi seni duvarlarım?

mıhlarken seni sol duvarıma

mıhlamıştım yüreğime usuma

umutlarıma da...

ve dikmiştim bakışlarımı bitimsiz ufka

gördüğümce buğulu camlarından odamın

hayatın tüm renklerine!

gamzelerim çökmüştü gene çukuruna

ve ışığın gözbebeklerime...

hızlanmıştı atışlar solumda

koyversem fırlayacaktı ok gibi

kırıp buğulu camları

atlayıp bir serçe kanadına

en beyazına yerleşecekti

gökyüzünde bulutların...

sen ise alkışlıyor destekliyordun beni

evet! evet!

elele birlikte yazacağız diyordun

kazıyacağız tarihe!

yanındayım diyordun...

şimdi gidiyorsun...

devirdik peşpeşe mevsimleri

soldurduk gitgide

griye çaldı gene maviler

konuştuk geceler boyu seninle

her mevsim bitimlerinde...

ben suçlu sen küskün

başımı öne eğdim hep ben

haykırışların kulağımda hala

BECERİKSİZSİN! diyordun

APTALSIN! diyordun

BEN SANA DEMİŞTİM! diyordun

ve susuyordum ben hep...

göremiyordum ellerimi

ıslanıyordu gözlüğümün camları

silemiyordum...

haklısın demek düştü bana hep

ve şans dilenmeler senden

üç şansım daha var diyordum

küsme diyordum

ilkbahar yaz sonbahar

kızma bana

başaracağım, söz sana..

başaramadım be ortak

geçti ilkbahar

geçti yaz

ve işte gidiyor sonbahar

ve sen gidiyorsun

son yaprağın duvarımda

izin kalacak gittiğinde ardında

tertemiz ama, tıpkı ilk geldiğin gibi

soldurdum seni de, eskittim seni de bak

yordum dertlerimle haksızca

ve korkularmla...

arada isyan ettin sen de

düştün duvarımdan

hayır hayır

taşıyamadığından değildi duvarımın

bana dayanamadığındandı düşmelerin

ve sayısız küsmelerin...

bak duvarlarda sararmış

bana ilk geldiğinde

yeni boyatmıştım, buz mavisine

seninle yaşamayı umduklarım gibi..

şimdi griye çalıyor

şimdi puslu kabarmış

ve şimdi yorgun

benim gibi...sen gibi...

eh kabul etmek gerek

şu lanet cıgaram da suçlu bunda

engel olamadığım yıllardır

esiri olduğum...

yahu kızma sende dostlar gibi

onsuz da çekilmiyor ki be!

iki gün

evet son iki gün öyle mi?

bilirsin hep çakardım aritmetikten

ama sayabiliyorum bak miadını

boynumu büktüren..

ve gidiyorsun işte...

affet beni ortak

tutamadım sözümü

bak gene boş ceplerim

gene boş sol yanı göğsümün

kabul be ne bağırıyorsun?

evet

ben başaramıyorum

sevmeyi sevilmeyi!

evet gideniyim önde delinin!

başaramıyorum zengin olmayı!

ama biliyor musun bay ukala?

aç şimdi yaşlı kulaklarını beni dinle!

başaramıyorsam sevmeyi sevilmeyi?

mertliğimdendir!

çokların haketmediği...

başaramıyorsam zengin olmayı?

dürüstlüğümdendir!

çokların olamadığı...

buna rağmen

doluysa hala yüreğimin iç cebi?

varsa orda sayısız dost sesi?

insanlığımdandır!

en büyük aşk

en büyük zenginlik

dostluktur be ortak!

tamam git git...

ama unutma şunu da giderken

senide çok sevdim be herşeye rağmen

acınla tatlınla

sende aldın yerini

iç cebinde yüreğimin

sevdim seni 2007

odamın sol duvarının işgali

duvar takvimim

dertdaşım, ortağım, arkadaşım

git hadi!

uğurlar olsun...

git ve huzurunda uyu tarihin

sevdim seni

hoşgeldin iki bin sekiz

hoşgeldin!

tanışalım mı?

ben yürek eşkiyası

ben delinin önde gideni!

umutlarım koynumda hala masmavi

karşılıyorum seni!

29 Aralık 2007 / Ankara

Bir dönüm noktasında...

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...