Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

gece devinmekte güne

kasık sancılarında gebe ananın

ha doğurdu, doğuracak

ve deprem sıvazlıyor, saçlarını artçıların

dudağında en sinsi gülüşleri...

son sancılardır bu

kopmasıdır canlardan canın

ve ACIDIR!

ve ZORLUDUR!

KANLIDIR!

doğmalıdır gün, bin umuda gebe

yatmalıdır gece huzura

yatağında lohusa bir ananın

kusmalyım seni solumdan

kalmalıyım gebe yeniden

umutlarına umudun

uyumalıyım koynunda huzurun...

ve sallanıyor şehrim usul usul...

gece yalnız değildir

ellerim gecenin ellerinde

ilk değildir tutunuşlarım karasına karanlığın

dönüyor başım gömülmüş zamanında tünelin

kapalı gözlerim

saçlarım daha hırçın bu gece

ter yağıyor zerrelerimden, sağnaklarca

gebeliğim solumda!

dolmuştur beklediğin miadın

vaktidir

haksız işgalinden kusmaları seni solumun

sallanıyor gecesi şehrimin sinsi kurnaz...

çatırdıyor son direnişinde kafesim

düştü düşecek mindere

sarılmış soluğuma ihanet rengi pençelerin

ya ben kusacağım seni

ya boğacaksın sen beni!

binlerce yürek aşkına!

Aslı,Şirin'ler aşkına!

hıçkırmalıyım solumdan seni!

şaşırıyorum şaşkınlığıma

baktığımda son kez sana

sen misin direnen inatla? !

buluşuyor bakışlarımız

görmemiştim yakından bu kadar!

korkutuyor bebeklerindeki çırpınış

elası karaya çalan...

kanatıyor elllerini, kavradığın parmaklıklar

ki herbiri kaburga kemiklerim!

KUSMA!

diyorsun

SUSMA!

diyorsun ilk kez...

feryadın son şanslara

ağıtların, 'bırak kalayım' lara

heyhat!

neden duymuyor seni kulaklarım?

gülüşlerini binlerce çocuğun

neden göremiyorum bakışlarında?

kim bu hıçkırığımdan korkan parmak adam?

kemiklerinde kaburgamın ellleri!

ve şehrim sallanıyor çaktırmadan

okşuyor yanaklarını deprem artçıların...

gece avazında doruğun

ki ACIDIR!

ki ZORLUDUR!

KANLIDIR!

ellerim ellerinde gecenin

kan kaybediyor sol yanım

AFAT SANCIDIR!

ve bir çığlık düştü geceden güne!

bir çığlık ki?

devindi korkunç hırılıtılarla dünya

sağır uğultularda yeryüzü

uyandı yedi katı gökkubbenin

şimşekler korktu!

saklandı yıldırımlar!

kan kokusu var havada

ve bir çığlık koptu benden tan yerine!

bir çığlık ki?

susturan şimşekleri!

kaçırtan yıldırımları!

eşlik etti dağlar lavlarıyla kızıl sarı...

ve GÜN DOĞDU!

ve KUSTUM SENİ!

gök yerde, maviye kesti yeryüzü...

sıçradın kendi çığlığına

uzağımda bin mil saklanmışlığın

bir hıçkırık kusuyorsun

sıcak, ıslak, ağırlık ayalarında

ayaların kadar küçük...

bakıyorsun sağına ürkerek

derin uykuda en büyük barikatın

kızıl ve sıcak bir damla düşüyor

yatağına solundan

bu bir kabussa,

neden yanıyor diyorsun sol yanım

ve dokunuyorsun titrek şaşkın...

yağmaya başlıyor başına antartikalar

ne Lice'ye benziyor çığlıkların

ne ağıtların Gebze'ye...

depremler yağıyor başına sağnak sağnak

rasathaneler grevde bu gece

tarih bilmeyecek şiddetini enkazının!

sağ yanında uyuyor hala barikatın...

gece yorgun gece terli

oluklar sızıntıya dönmekte usulca

havada kan kokusu

ellerim ellerinde hala gecenin

ayrılıyor belli belirisiz parmaklarımız

bakıyorum sağ elime

korkuyorum parmaklarıma bulaşan kızıldan!

gülümsüyorum sanki

yakışıyor gamzelerim gene çukuruna

soluğumda bin huzur

ve dokunmak istiyorum doğrulup soluma

kızıl lekeli parmaklarımla...

BOŞSUN!

YOKSUN!

ve gece doğurdu günü

bin umuda gebe, yaşama...

ve seni kustum ben solumdan

gebe kaldım yeniden

umuda!

varsın sallansın şehrim sinsi kurnaz hala

kustum solumdan seni,

ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA!

ağıt yakmayacağım artık

doğmamış 'Çınar' larımın yasına

saklıyorum düşlerimi

mavilerin

en onurlusuna!

Gülten Kahraman

28 Aralık 2007/ANKARA

'Gün doğuran, gece zamanlarında...

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...