Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

Çok oluyor değil mi, haklı oluşun kişisel doyumundan

vazgeçeli,

Gramer tuzaklarına dayalı şah-mat tartışmalarına gönül

indirecek yaşları geride bırakalı,

Kavramları, terimleri yangın söndürme araçlarının

güveniyle taşımaktan cayalı,

etiketleyip kaldırdığımız anladığımızın kavanozlarını

kıralı,

Çok oluyor değil mi?

Hadi baştan başlayalım

en baştan

bir 45'lik kadar kısa,

bir 45'lik kadar kesin

biri plâk, biri tabanca

Adı: Imagine

hadi çıkaralım geçmişimizde suç ortağı ne varsa

Herkesin düşmanına benzediği bu dünyada

ne eksik bizde, ne fazla

ne arıyoruz şimdi şu kundaklanmış yılların başında

kendimiz bulalım kara kutuyu

ne kadarını kurtarabilmişiz kendimizin

hadi sayım yapalım

ilk iş bu şiire "Imagine" adını koyalım.

Ne kadar uzak görünüyordu bize

Oysa geldik. İşte buradayız. Yaşlanıyor ve ayrılıyoruz.

Ne zaman karşılaşsak gözlerimizi kaçırıyoruz birbirimizden

Kaçamak sözler ediyoruz. Ayaküstü.

Ne zaman karşılaşsak unutmak istediğimiz ne varsa karşımızda

Gençliğimiz! Kimsenin olmayan gençliğimiz!

Gençliğimizi tartarken boşluk tutan avucumuzda...

acı çekiyoruz

acı çeken yerlerimiz kalmış diye seviniyor

sonra ya bira içiyor, ya televizyon seyrediyoruz

Karşı çıktığımız dünyanın bir parçası olduk nicedir

Ürküyoruz bizi geçmişe bağlayan halatlardan

yarım yangınlar çıkardığımız gemilerde tükettik bütün yolculukları

dünyayı dinleyişin sonsuzluğunda

olanakların hayaletleri ve biz

kirlenen, çürüyen sularda yalpalayıp duran

bir gözcü ıslığıyla kendinin terk edilmiş sahilinde dolaşan

şu çocuk kim

ya şu koynunda içedönük bir tabancayla uyuyan melankolik haydut

hayata dişlilerinin dokunduğu yerden başlayan, erken törpülenmiş şu kalabalık

ne kadar uzak görünüyordu bize

oysa geldik işte buradayız

bu kadar mıydık?

boşalan meydanların uğultusu kaldı kulaklarımızda

küllerine katılıyoruz büyük yangının

gündelik adresler avutmuyor aşkın kollarını

balıksırtı desenlerde çapraz günler

birbirini tutmuyor yalnızlıklarımız

birbirimizi yitiriyoruz her buluşmada

sebepsiz üşüyoruz

yüreğinde bir muştayı gezdiren günleri düşündükçe

tiftiklenmiş bir sessizlikte bulunmuyor aradığımız kelimeler

kabzasında uyuduğumuz şiddet rüyaları

dağılıp gidiyor gündeliğin sisli peronlarında

kalın bir kireç tabakası altında bütün duygularımız

saat farkı var en yakınımızdakiyle bile aramızda

demek ki o kadar da sebepsiz üşümüyormuşuz

Umutlar kiralamıyoruz artık, kullanılmış umutlar da karşılamıyor siparişlerimizi, ilkeler rehin, değerler eksiğine bozdurulmuş Büyük Pazarda, Operadaki Hayalet yer gösteriyor ölen bir kültürün üyelerine, beşeri günahlarımıza makbuz kesiliyor, vergi yerine hayat iadesi topluyor Kent İdareleri, Kolluk Kuvvetleri kurusuz düzenleri dağıtıyor görüldüğü her yerde, eski plâk kapaklarını okşuyoruz yalnızlıktan, eski bir sıcaklığı arıyoruz magmalaşmış fotoğraflarda, kantaşıyla dindirilmiş kelimeler akıp gidiyor konuşamadıklarımızın üzerinden, takma yüreklerle sürdürdüğümüz alışkanlıklar geri tepiyor, çekimine girdiğimiz her yeni imkânın aydınlığında, tekrarlana tekrarlana içi boşalan gizleri pazarlıyoruz hayatına manşet arayanlara, naylon tadında maceralar, kalp para değerinde gecelik aşklar kırk kupona, hayatı birbirinden kopya çeken çocuklara slogan ve cıngıl üretiyor, ödüller veriyoruz düşü dar, yüreği ensiz gündüz yıldızlarına, buzlu ve hüzünlü rakılarla çınlattığımız içimizin kırılgan korunağı, iyi paketlenmiş vahşet sürüyor piyasaya. Görüldüğü gibi herkes kadar biz de benziyoruz düşmanımıza.

Biz ki, 45'lik plâkların, radyo istek programlarının, yazlık sinemaların çocuklarıydık, yarım kalmış devrimimizi emanet ettik doların ve markın dalgalanmalarına

yedi askı boynumuzda, elimizde yedinci mühür, koynumuzda akrep

azap karşıdan karşıya geçerken selam veriyoruz anılarımızı arkadan

vuranlara

ne verili koşulların ufkundaki umut

ne mutlak huzur arayıcıları

oyalamıyor içinden geçtiğimiz karanlığı

çıkıp geliyor toz duman içinde

kavganın taş, aşkın tunç, kendimizin demir çağındayken

bütün masalları dolaşmış kahraman

poz veriyor içimizdeki kuraklığın peyzajına

tarih sürüp giderken

sırlarımızı ve çeliğimizi verdiğimiz sular

çekiliyor eski topraklardan

yeni volta boyları ufukta

yepyeni tanımlar aranıyor

dünyayı değiştirmek isteyen varoluşumuza

biliyoruz ki buradan görünmez

Çünkü Büyük Umutsuzlardır dünyayı değiştirecek olan

dipsiz bir öfke kadar derin

dipsiz bir banknot gibi dolaşımda

ne kadar uzak görünüyordu bize

oysa geldik. işte burasındayız

Adını "Imagine" koyduğumuz şiirin.

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...