Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
... ve sen gidiyorsun...
Giderken bu şehirden aslında beni de terkediyorsun!
Bunun farkında bile değilsin; ama ben gidişinle bu evde sensizliğe gömülüyorum, sessizce...
Banyoda kalan saçlarım, aynada parmak izlerim duruyor.
Kahve içmek için su kaynattığım tencerede kalmış aklım! ...
Kapı kollarında ellerim hala var!
Odalarda dolaşan benliğim... Örtünüp uyuduğumuz battaniye...
Gecenin bir yarısı kollarının arasında perdeyi aralayıp baktığım yıldızlarda asılı kalmış sevdam...
Keyfine vararak yumulduğum yastığım, teninde sıcaklığım kalmış...
Dolaştığımız sahilde ayak izlerimiz...
O sokaklar seni sormaz mı bana?
Tenimin rüzgara serzenişi üşümüşlüğüm...
Gidiyorsun hepsini bu şehirde bırakıp!
Yemek yediğimiz o bahçedeki kedinin gözlerinde kalmış bakışlarım...
Kahvaltı yaptığımız cafede saatlerce didikleyip okuduğun o gazete geliyor da aklıma;
Oracıkta, masanın üzerinde bırakıp gitmiştin...
Soruyorum şimdi kendime: ?o gazeteden farkım ne? ?
Beni de bırakıp gidiyorsun işte!
Ardında bırakmışlıkların, sevdaların bilincine bile varamadan...
Seni hep şarkılarla sevdim...
Şarkılarda yaşadım...
Şarkılarla anımsadım... gözyaşım oldun!
Şimdi yine seni bu şarkılarla unutacağım!