Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
İstanbul-Karagümrük'ta doğdu. 1978 yılında İstanbul Karagümrük Muallim Naci İlköğretim Okulunda başladığı öğrenimini, Orta Doğu Kolejinde sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Sakarya Kampüsü Makine Meslek Yüksek Okulundan mezun oldu. İşe girdiği fabrikadan kısa sürede ayrılarak lise yıllarındaki sunuculuk ve spikerlik idealini gerçekleştirmek için Ak Radyo'da program sunuculuğu yapmaya başladı. Bir yıl sonra Kanal 7 televizyonunda sunuculuk ve sonrasında program yapımcılığına başladı. Bir yıl sunuculuk, spikerlik eğitimini aldıktan sonra Amerika'da New York Film Akademisinde yönetmenlik eğitimi gördü. Temmuz 1999'da New York'da ilk kısa filmini çekmeye başladıktan bir ay sonra, askerlik görevini yapmak üzere Türkiye'ye döndü. Askerliğini İzmir Narlıdere'de yaptı. Uğur Arslan, Kanal 7'de Deniz Feneri adlı TV programını sunmaya başladı. 1998 yılında aynı isimde "Deniz Feneri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği"ni kurarak Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı. Seçil Arslan ile evlidir ve iki çocuğu vardır.
Daha çok yazdığı ve seslendirdiği şiirleriyle tanınan Uğur Arslan, bir dönem TGRT'de "Yol Hikâyeleri" isimli programı sundu. Uğur Arslan’ın serbest ölçüde yazdığı kendi şiirlerini seslendirdiği albümler arasında Deniz Feneri, (1999); Deniz Feneri 2 Beni Tanırsın Sen, (2000); Deniz Feneri Şiirleri 3 Kavuşursak Biteriz, (2003) ve Biz Barışmayız Artık Deniz Feneri Şiirleri 4, (2005) en bilinenlerdir. Aşkın Kanunu Yazsam Yeniden (2013) kitabında; sevginin değil, ilginin fazlasının öldürücü olduğu, sadeliğin her zaman daha dikkat çekici ve cazip olduğu gibi konuları işler. Deniz Feneri-Gerçek Hayattan Kesitler- (2001) adlı deneme kitabında; sosyal yardım konularını ve bu konuda emeği geçenlerin fedakârlıklarını ele alır.