Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Bak gördün mü zaman ne de çabuk geçiyor...
O güzelim sevdayı harcadığından bu yana kaç aylar geçiyor,
Saymaya kalksan bir elin parmakları kadar oluyor,
Hesabını yapsan beş-cik ay...
Yıkılmadım mı sanki,yıkıldım elbet,
Üzülmek ne kelime,ağladım her gece,
Mutluluk neydi unutmamış mıydım,unuttum elbet...
Hani Mecnun divane olmuştu ya Leyla'sına,
Çöllerde kavrulmuştu ya sevdasını yad ederek,
Hani bi çöl bulsam atsam kendimi ben de,
O kadar göze almıştım yokluğunda herşeyi,
''O kadar'' senin lisanında neyi ifade eder ki...
Benim ilk vazgeçişlerim bu aylarda oldu,
Sevda namına bir sonrası yoktu,
Olmuyordu da,olamıyordu...
Azrail'den ilk bu aylarda korkmadım ben,
Hani bir gelse sormayacaktım neden,
'Nerde kaldın gidelim hemen'...
Korkum yoktu saçlarıma bir tel ak düşmeden ölmekten,
İlk bu aylarda vazgeçtim kendimden ben...
Şaşırmadım da sen giderken benden,
En başından biliyordum ben,
Olmazdı seninle ama,
'Hanı belki,hani...'diye diye attım kendimi harbe ben,
Şaşırtsan şaşardım zaten,
Şaşırtsan şaşardım...
Seninse korkun ilk bir aydı biliyorum...
Vedasız terkine bir cevap arıyordun,
Bende sorular çoktu,cevaplar zaten en başından biliniyordu,
Bense seni şaşırttım işte,
Bir soru sormadım gidişine,
Cevapları en başından biliyordum ben...
Sana ise hiç kızmıyorum...
Ne yaptımsa ben yaptım...
Farklı olman imkansızdı aslında,
Ben de zaten hep imkansızlığını sevmişim...
İnsan olmadığını bile bile...
Aslında...sen de beni sevdin...
İnkar edemezsin ki bunu...
Bak işte geçti aylar...
Hala soru sormadım sana...
Ve inan artık attım zehrini kalbimden...
Şaşırdın dii mi? ? ?
Ama böyle oluyormuş işte...
Büyük sevgiler tükenmezmiş yürekte...
Büyük nefretlere bırakırmış yerini...
İstemezdim böyle olmasını...
Ama benim elimde değil ki...