Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Sen iki yıl oldu. köyden gideli
Herşey aynı diyemem, çok şeyler değişti
Sensiz günlere bir yenisi eklendikçe
Özlemin içimizde büyüdükçe, büyüdü
Gittiğin günün o kara gecesinde
Yorganı yüzüme çekip, sabaha kadar ağladım
Merak etme, kimse ağladığımı anlamadı
O yüzden nedenini hiç kimse sormadı
Karabaş köpeğin, seni çok özledi
Aşağı yola inerken, paçandan tutmuştu ya!
Sende ağacın dibinde bulduğun kemiği atmıştın önüne
Hala karabaş o ağacın altında kemik arıyor.
Otobise binerken, bana sımsıkı sarılmıştın
Olanca gücümle koşmuştum otobüsün arkasından
Senin yerine, babam sarıldı daha sıkı bir kaç kez
Ama hiç kemiklerim o zamanki kadar çok acımadı.
Kır eşşekte aradı seni, aldı başını gitti
Çok sonra yaylanıza çıkan yolun başında bulduk
Senin okşadığın gibi, okşadım başını
Arka ayağını sana kaldırdığı gibi kaldırmadı
Sarı inek geri kalır mı? özlemekten
Sen sağdığından beri süt vermedi
Satmak için pazara götürmek istediler.
İnat etti, gitmedi.Kasap amcan gelip kesti
Hala aynı saate geçiyor yoldan otobüs
Aynı saatte iniyorum, kara meşe ağacının dibine
Senden sonra giden muhtar emmi bile döndü köye
Seni sordum ona dedi: giç görmedim.
Sırra kadem bastın, gittin be delikanlık
Yatak bilmeyen anan, koydu başını yastığa
Çiçeğim derdin bana, o çiçek boynunu büktü
Dalında kurumadan ne olur dön köyüne yarim
Ankara/19.06.2006