Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

Her gece sen girersin rüyalarıma

Her gece sen...

Paramparça olur uykularım

Karanlığın en koyulaştığı yerde

Kapının çalındığını duyarım

Açınca soğuk bir rüzgar çarpar yüzüme

Sen yoksun...

Kilitlenir dudaklarım

Gözlerim karanlıklarda boşuna arar seni

Sen yoksun...

Yalnızlığımı kadehlere doldurup

Tek başıma içmeliyim bu gece

Kırmalıyım kitapları

Evleri ateşe vermeliyim

Sen yoksun...

Zaman gitgide uzar

Altmış saniye bir dakika

Altmış dakika bir saat

Ve sabahın olmasına daha beş saat var

Beklemek bir çeşit ölmektir

Sen yoksun...

Bu bana her gece binlerce ölüm demektir.

Neden ayrılsın ellerimiz her akşam üstü?

Gözlerime acı bir karanlık düşsün

Bir vapur alsın götürsün seni

Ben vapurlar dolusu kederimle yapayalnızım

Sen uzak bir körfezde özlemli, dalgın

Kıyılarına çarpıp ağladığı yerde dalgaların

Neden ay karşılardan yükseldiği zaman,

Başın omuzlarımda olmasın?

Neden ellerin avuçlarımda değil?

Neden gözlerim aradığı zaman gözlerini bulmasın?

Durup durup beni bu çaresizlik hançerliyor

Bu yolların bir yerde ayrılması,

Uzayan kilometreler...

O sefil, anlayışsız bakışları insanların

Dünya, o eski dünya değil

Tanrı'ysa çoktan unuttu bizi

Şu uçsuz bucaksız evrende

Ne derdimizi dinleyen,

Ne de bir anlayan var sevgimizi.

İki ömür değil,

İki ayrı ve büyük yalnızlıktır yaşadığımız.

Her şey aslında başka renkte.

Vernikli eşyalar, vernikli yüzler...

Altından yer yer sırıtan bir yoksulluk

Yalan üstüne yalan,

Oyun içinde oyun...

Her şey bir yerde anlamsız ve boş

Gerçek olan şimdi senin yokluğun

Senin varlığını özledim duyuyormusun?

Bak nasıl artıyor ellerimin sıcaklığı

Dinle bak nasıl çarpıyor yüreğim

Bütün sokaklarında bu şehrin sana koşuyorum

Seni soruyorum gelip geçene,

'Görmedik', diyorlar.

Anlamıyorlar seni nasıl özlediğimi,

Nasıl sevdiğimi bilmiyorlar.

Volkanlar tutuşuyor,

Ormanlar yanıyor içimde.

Her gece milyonların uyuduğu bir anda,

Devler uyanıyor içimde.

Seni düşünüyorum,

Karanlıklar içinden özlemli sesin geliyor.

Bir ışık yanıyor çok uzaklarda,

Çorak topraklarımın üzerinden bir bulut geçiyor.

Şimdi umutlarım,

Varılmaz uçurum diplerinde

Korkunç, karanlık mağaralarda hayallerim.

Derin bir kuyudan su çekercesine,

Zamandan ve mesafelerden seni çekiyor ellerim.

Sen her zaman olduğun gibi

Yine o en güzel, en değerli...

Benimse ellerim sımsıcak,

Dudaklarım nemli,

Özlediğim herşeyimle

Kopup en yüksek tepelerden

Bir çığ gibi sana geliyorum.

Sonra dağlar çöküyor ansızın,

Ağaçlar devriliyor,

Evler yıkılıyor,

Altında kalıyorum...

Kırık bir heykel,

Parçasını arıyor her gece.

Bir şarkı notasını...

Bir tablo renklerini...

Ağaç yapraklarını...

Vazo çiçeklerini...

Ve bir adam,

Her gece yollara düşüp,

Yana yakıla seni arıyor...

Mağrur gözleri ıslak,

İlk defa ağlıyor bu adam,

'Gel ' diye,

İlk defa yalvarıyor...

Ben her gece,

Gözlerim tavanda bir noktaya dikilmiş,

Seni düşünüyorum.

Ve sen o saatlerde,

Benim görmediğim rüyaları görüyorsun.

Bir böcek giriyor kafatasıma...

Her gece sen,

Bir cinnet gibi,

Kanıma yürüyorsun.

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...