Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha,
Yalan yok, polisler de üşüyordu
Onaltı yaşındaydım
Herşeyi bükecek bileğim vardı
Onaltı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
Onaltı yaşındaydım
Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
Onaltı yaşındaydım
Yalan yok
Ben yazmaya böyle başladım
Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
Yıkıldı gitti
Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum
Kocaman laflar ediyorum
Marşlar biliyordum
Kitaplar okuyordum
Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
İstanbul'u seviyordum
Seni seviyordum
Dualar öğreniyordum
Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
Herkes gibiydim
Herkes kadar cesur
Herkes kadar korkak
Herkes kadar filinta delikanlı
Ve herkes kadar buralı
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
Haliç'in arkasında toplanıyorduk
Gece adamı içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına
Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına "kahrolsun" diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına birkez olsun
"Seni seviyorum" diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu