Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Bu ev!!!
Sabahtan beri bu evin içine
bir ihanettir akan sarı kara
senin bildiğin yanık anızdan daha isli kara...
Çocuklar yine hep öyle
güle oynaya gül bağlamışlar uçurtmaya
inip biniyor bulutlara
"hayradır" diyor ihtiyarlar
ve lâ illâhe illâllâh
bu bir yağmur duası
şimdi bulutların en alâsı
mısır tarlasının başına konmalı
yakarışlar su olmalı ey Fuzuli
su kasidesi
bol bol su...
Ne oldu da yazılanlar hep oldu...
Bir cennet yazılıydı o zaman evin kapısında
avara tarlalar bile umutlanırdı yazdan yaza
açtık
çıplaktık
soğuktuk
kurtlar uluuur
Türk'ü, Bulgar'ı birbirimize çoook
çok sokulurduk...
Gerçekten
bir cennet yazılı mıydı o zaman kapılarda?
Çocuktuk
büyüdük
kapıları kapattık
göç gemileri gelir geçer
biz hep geç kalırdık...
Şimdi oralarda,
Tuna Boyları'nda nekadar cehennem varsa
sen yolla bana...
Biz kıyametlere alışık
soykırımlı sürgünlerde ölümleri aştık...
Demokrasiler
varsın ağlasın sular buz tutunca
sevilen toprak aynı topraktı
çok görüldü ömür boyu talihsiz özveriler
acı sözlerle dağlandı dil yokuşlar burcunda
yokuşları iniyorum
yokuşlardan inenleri biliyorum
sürü sürü
çığlık çığlık
renkleri biliyorum
renkler solgun
biraz daha sarı karaya çalık
ve uzadıkça bu yağmur duası
biraz daha uzaklaşıyorum bu evden
daha birazcık...
Bu evde her şeyimiz satıldı mezatla
evin içi boş
dolaplar,raflar,duvar yastıkları boş
dışarıda tarlalar,başaklar,bulutlar boş
bir uğursuz boşlukta
oyalanıp duruyor çocukların uçurtması
umut dolu
gül kokulu...
Nuh'un gemisi geldi gelecek
kalk gidelim Necibe
sen bilirsin
zaman oyalanma zamanı değil
hiç de değil bu evde...
Galip Sertel