Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Cemre vaktiyle iner de hep aynı bengi suya
kanı kaynar ağacın başı duman
heybetten alır nasibi dal budak çiçek civelek...
Cemre vaktiyle düşer de hep aynı has toprağa
azap biter
tohum çatlar
baharla yüz göz olur bizim Düzorman
yeşili dal dal hayat ne güzel
sen usanma hiç uç uç kelebek...
Bu sabah çiy yağmuru da ne cömert
deli dolu bir şehvet
dökülmüş deli dolu ayrık otun mübarek yüzüne.
.......bin dokuz yüz seksen beş yılında beheyyy
bir soykırım sürek avında kirlendi
ayrık otun mübarek yüzü heyyy ...
Ve şimdi
İsa'dan mı önce
İsa'dan mı çoook sonra
yasaklanmış ezanlı adlarımızla zaman
cüzamlı bir ucube
Tuna boyunda ufunet saçan
ah Necibe, ahhh, sen bilemezsin
bir garip çiy ile sabah sabah
nasıl yıkanır bunca günah ?
Babam
bağışlasın beni orda mezarında,Akpınar'da.
"Obamazı alıp
zinde zinde inemedik vaktiyle suya
yol yoruldu
yer obruldu
kızımız kuzumuz kırıldı hep
hep aynı çorak vaatlerle
hep aynı çorak vadilerde"
derdi
kılıç kuşanılır Eyüp'de...
Eyüp Sultan Camii'nde
bir Cuma'nın edası ile şad olmak isterdi...
Şimdi ne... tatlı
ne aşk
ne meşk
ne"kırmızı gülün alı"
"ölüm Allah'ın emri" Necibe sen bilirsin
bahar mevsiminde açar gül, yasemin
ayrılıklar reva mı?
Ve"kimler kırıldı,kimler kaldı"ey Şehriyar!
Yoksa
yoksa biz değil miydik hep aynı çocuklar
hep aynı Düzorman'da kelebeklere aşina
ne çabuk büyüdük böyle
devşirip soykırımlı kâbusları bitevi ümide
kadirbilmez yolların tükenmez göç selinde...
Ezelden
güleryüzlü bir dilimiz vardı Tuna boyunda
Oğuz'dan kalma elvan elvan
soykırımlarda ancak
bir tek sığınacak
o dilin
o dilin de bohçasını dürüp ne güzel dört köşe
selamün aleyküm Anadolu
ve aleyküm selam Necibe sen bilirsin
rahvan koşan atlarımız yorgun
bırak
bırak artık bu sitemleri uğrun uğrun
yol bitiyor
şiir bitmiyor hep daha
nice nice sabahlara
nice nice
ehven ehven ne güzel
geldik işte.
Galip Sertel