Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Hayranım şu uçurtmalara
alırlar götürürler beni uzun uzun ipleriyle
çocukluğumun serin rüzgârlarına
bulutların yağmur kokusudur buğulanan
vişne dalında ve genizimde
ben elifba bilmeyen anamın dizinde
duvardan
yeşil torbasından indirmiş mushafı
açmış sayfaları
sürüyüp duruyor habire
gül yaprakları gül yüzüne
ve bir iki yudum gözyaşı
beyaz çemberinin ucundan
ihsanımdır diyor ölmüşlere kalmışlara
ve kutlu bir duadır şimdi masal
oturmuş hünkârca evin üst köşesine
ben halâ o çocuk
hak söz,sarı ses dualar gizeminde
elifba bilmeyen anamın dizinde...
Hayranım şu atlıkarıncalara
alır götürürler beni demir çelik kanatlarıyla
aslî kavgamın haşin rüzgârlarına
nisan yağmurların fısıltısıdır vişne dalında
börtü böcek uyanmış toprakta suya hasret
ve buğday tarlasına saçılırken bin bir rahmet
günahsız işçiler dökülürler yasaklı meydanlara
açlık grevleri bestelenir Arâf'da haktan yana
biricik nasipten yana
ve çağlayan bir isyandır şimdi masal
uygarlığın haram sofralarında meskün mahal
anamın iflâh duaları halâ dilimde
ama ben
ben artık o çocuk değil
bahtı kara ekmeğimle gurbetin elinde...
Hayranım şu çocuklara
tez kızarlar
tez barışırlar
okurlar okurlar bal şeker
güvenirler Keloğlan'a masallarda büyürler
tilki kardeşdir kirpiyle
kurt kuzu el ele
çocuklar sevinirler sevinirler
akşam olur sabah olur
olacaklar er geç hep olur
kar yağar efkâr basar dağları
çocuklar üşürler üşürler
masalda masal biter.
Galip Sertel