Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

15.03.2011

İlk mektebimden Hatıra

İlk mektebimde bir hatıram, rüya gibi gözlerimden süzülüp kalacak.

Şiir gibi anlatılıp silsileli olarak takdim edilecek

Çok vakit alsa bile İnşallah bir gün huzurunuza sunulacak.

Mısraları, sözleri fazlaca sıkıntıları tamir edecek

Karanlıkta kalmış hatıralarımdan azıcık bir yer tutacak

A harfiyle başlayıp Z harfiyle sona erecek

Tüm anlatımlarda öyle hazin anlar taşıyacak ki

Doğrultusunda okuyanı hayran bırakacak

Ağlatılar ve güldürülerle dolacak.

İnsanlar ya garip bulacak ya da hoşlarına gidecek.

Hadiseler devşirilip didik didik edilecek.

İlk adım ana mektebi son adım ise iş hayatında son bulacak.

Ana mektebinde hayat, düzmece gibi sanılacak.

Kıssasını anlatsak herhalde fena olmayacak.

Eften püften giriş katlı eski bir mekândı.

Penceresi ufaktı ve yere değmişti.

Demir parmaklıklarından kaçmak düşünülemezdi.

İçinde yaslanacak minder ve oturacak hasırlar vardı

Sıralar uzundu ve üstünde oturacak tahta eksikti

Ayaklar sürekli sızlanıp uyuşurdu

Kalem, defter, kalemtıraş, silgiden başka edevat yoktu.

Ne duvar tahtası ne de oyuncak vardı

Bir tek teneffüs alanı genişçeydi

Oda gündüz olduğu halde biraz karanlıktı

Mahpusa benzer üç dört odası ya vardı ya da yoktu

Her odası on beş metre kareyi geçmezdi.

Yirmi çocuktan fazla zaten istiabı almazdı

Kırk çocuktan fazlaydık ve bu rakamlar yerinde durmazdı

Havasızlıktan boğulurduk ama dışarıda hava serindi.

Güneş bizden uzak dururken yaklaşınca çarçabuk ilerlerdi

Kapılar kapanınca çıkmaya izin verilmezdi.

Gardiyana benzer bir iki hocamız vardı

Biri erkekti diğeri galiba kadındı

Aklımda kalanı kadın olandı

Yaşı orta yaşlı, yaşından on yaş büyük göstermişti

Yüz kırışıklıkları oluk ama birbirlerine değmemişti

Bazıları ince diğerleri birazcık kalındı

Gözleri galiba siyah, kahverengiyle karıştırılırdı.

Elinde asasını sallar ve sözleri de gıcık ederdi

Bu manzara aklımdan hiç çıkmazdı

Asası elinde sakız gibi yapışmış bırakmayı hiç düşünmezdi

Zaman zaman kayıp eder, bulana kadar alt üst ederdi

Bulunca bacaklarına hafifçe vurur, avuçlarını da unutmazdı

Dişlerini bastırıp sinirliliğini gizleyemezdi

Bu manzara aklımdan hiç çıkmamıştı.

O anda dili tutulur hep hımhım ederdi

Arkasından hıçkırıklar gelirse zar zor geçerdi.

Çocuklar onu görüp korkudan susmayı seçerdi

Yoksa bağırmaları birkaç duvar aşardı

Asanın uzunluğu elli santim ya vardı ya da yoktu.

Eni de beş santim ya yoktu ya da vardı

Hocanın yüz asıklığından insanın içi ürperirdi

Çok bakılınca hayaller dizilirdi

Kaşları birleşik gözleri küçüktü

Aç isen iştah kaçar yüzler ekşirdi

Belki dul kalmış belki de hiç evlenmemişti.

Dul kalmış olması daha büyük olasılıktı

Yaşım küçüktü böyle şeylerin izahını aklıma getirmezdim

İşinden zevk almayıp mecburiyetten yaptığını anlamıştım.

Ona merhaba demeden insan geçip hızlanırdı

İnsan ona acıyıp selam verip yerine çarçabuk geçerdi

Hele sopayı sallarsa sükûnet iyice sağlanırdı

İğne yere atılınca kulaklar onu rahat duyardı.

Azıcık asayı bırakınca gürültüden insan kaçardı

Azıcık bir patırtıyı duyarsa asayı birden bedene indirirdi

Bu manzara zihnimden hiç silinmemişti

Gülmeyi erken yaşta unutmuş, intikamı bize gelmişti.

Ağlatırdı, ama güldürmeyi asla beceremezdi

Zalim mi desek yoksa yetiştirilişi mi böyleydi

Ne okula gitmiş ne de okuma yazarlığı vardı

Belki babası kabahatli belki de annesi ifritti.

Teneffüste yiyecek çeşitleri o kadar az ki

Şekerlemeden başka bulundurmak sanki yasaktı

harçlıklarımızın hepsini onlara harcardık.

Ne baba anaokuluna gelir ne de anne nasıl geçtiğini sorardı.

Böylece anaokulu hatıraları aklımda böyle kalmıştı.

------------------------------------------------------

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...