Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Hani bir yerlerde birinin varlığını hissedersin ve bir gün mutlaka gelip seni bulacağını bilirsin ya? Hani bu yüzden hayatına giren herkesi geçici olarak görüp sadece ona odaklanır ve sadece onu beklersin ya? Hani onun geleceğine dair umudunu bir tek gün bile kaybetmeden, her güne Belki de bugün gelecek diye başlarsın ya? İşte öyle bir şeydin benim için?
Seni ilk gördüğüm an, yıllardır beklediğim o insan olduğunu anladım. O güne kadar yoktun ama hep bendeydin. Şimdi burada, yanı başımdaydın. Yeni bir hayat başlamıştı benim için ama yanıtlanmamış sorularımda vardı. Belli etmeli miydim ki kendimi? Sen benim için oydun ama ya ben senin için?
Ne kadar istesem de, kendimi tutamıyordum, saklayamıyordum. Seninle konuşurken yüreğimin atışlarını duymandan korkuyordum. Ölecek gibi oluyordum .Aklıma ve dilime gelen her şeyi sana da söylüyordum. Söyledikten sonra pişman oluyordum ama bir işe yaramıyordu. Belki de büyüydün. Sen tanrının bana ödülüydün.
Peki sen niye konuşmuyordun? Kendini niye gizliyordun? Ben, içimdeki coşkuyu anlatmak için yeni yeni kelimeler keşfederken, sen yıllardır söylenen klasik kelimeleri bile söylemiyordun. Hep beni dinliyordun, bense abartıyordum. Sana dair hislerimi durdurmuyordum, yüreğimi susturmuyordum. Değişiyordum senin karşında, güçsüzleşiyordum.
Çünkü ben, söndüğünü sandığım bir alevi seninle körükledim. İçimi titreten soğuklarda, martıların Boğazın üzerinde uçuşunu tek başıma seninle izledim. Kıyıyı boydan boya, ellerim ceplerimde, amaçsızca Seninle belki bir gün böyle? diye diye dolaştım. Şimdi istiyorum ki, sen de teslim ol aşka. Serbest bırak yüreğini ve beni takip et. Bırak taşsın içindeki o kan, durdurma sakın. Bedenin çekilsin, boğazın düğümlensin. Yutkunduğun zaman beynine bin kat özleyiş gitsin. Senin için ben olayım, hep olayım. Aşk olup, kalbine dolayım, kan olup damarlarında dolaşayım. Artık, ağzından çıkan kelimelere başka başka anlamlar yüklemek istemiyorum. Ne söyleyeceksen dümdüz ve basitçe anlatmanı istiyorum. Ya sev beni, dünyanın en mutlu çifti olalım, ya da bırak, ben yalnızlığımda kalayım diyorum. Öyleyse? Söz sende?