Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Aşık Veysel Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde 1894 yılında doğmuştur. 21 Mart 1 973'te gene kendi köyünde ölmüştür.
1901 yılında Sivas'ta başlayan bir çiçek salgını sonucu sol gözünü yitirmiş, sağ gözüne perde inmiştir. Bir süre sonra, bir olasılıkla kurtarılabilecek olan sağ gözüne bir değnek saplanmış, bu gözünü de yitirmiştir. Böylece, bütün yaşamı boyunca bir karanlıklar dünyasında yaşamıştır Aşık Veysel.
Veysel iki kez evlenmiştir. Bütün Anadolu'yu dolaşmıştır. Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yapmıştır. Aşık Veysel, 1931 yılına dek, köyünün dar çevresi içinde yaşamıştır. 1931 yılında Sivas'ta düzenlenen "Aşıklar Bayramı"na katılmış, adını o bayramda duyurmuştur. Aşık Veysel'i bulup çıkaran kişinin Ahmet Kutsi Tecer olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Aşık Veysel de bu gerçeği vurgular: "Dilimin bağını çözmüştür" der, Ahmet Kutsi Tecer için.
1965 yılında TBMM, özel bir yasayla Veysel'e aylık bağlama haktanırlığını göstermiştir.
Kimilerine göre, halk şiirimiz Aşık Veysel'le noktalanmıştır. Çağımızdaki halk ozanlarına baktığımızda, bu sert yargının çok da yanlış olmadığını söylemek gerekiyor. Bundan sonra çıkacak güçlü halk ozanlarına kapıyı açık bırakarak.
Aşık Veysel de Alevi bir ozandır. Bütün şiirlerinde olmasa bile, kendisini bugün olduğu gibi yarın da andıracak, kalıcı nitelikte duyarlığı yoğun, demesi usta, biçimlemesi yerinde şiirleri vardır. Herhalde, 20. yüzyıl halk şiirimizin en yetkin temsilcisi olarak Aşık Veysel'i saymak, gerekli, yerinde bir değerlendirme olur.