Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Duyar mıyım? Özlem başka bir şehre
Ne kadar güzel anlatmışsın kendini Orhan Veli?ye
Daha nice şairlerin ömrü geçmiş seni anlatmakla
Ama en güzeli seni doyasıya yaşamakta
Hele şu boğaza bak, nasılda süzülüyor
Takmış incisini gerdanına, adına yazılmış şarkıları söylüyor.
Ya, şu Kız Kulesi?ne ne demeli?
Sanki küçük bir masallar ülkesi.
Boşuna adına şiirler, şarkılar yazılmamış,
Tarihin dilden dile yayılmamış,
Dünya?nın özü sende toplanmış,
Onun içindir, seni bir kez gören hayran kalmış.
Şanslıyım kollarında doğdum, büyüdüm
Eee?bunca sene yollarında yürüdüm.
Suyunu içtim, ekmeğini yedim
Senin gibi yer ne duydum ne de gördüm
Sen gibi güzelin düşmanı olmaz mı?
Böylesi cennet de göz kalmaz mı?
Korkutmasın seni sana kızanlar
Bir şeycik olmaz, varken o toprağında yatanlar.
Banu Abdullahoğlu