Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Hani yıllar önce bir çocuk vardı içimde,
Hani sevinç, mutluluk, umut taşıyordu gözlerinde.
Bir masumiyet, bir samimiyet vardı halinde,
Dünyayı tanımıyordu, dargın değildi belki de.
Korku nedir bilmiyordu, onu tanımadan önce
Ayıp nedir öğrendi, yasakları zamanla öğrenince
Özgürlüğün tadını çıkartıyordu, tutuklu kalacağını bilercesine,
Kaybetmenin farkında bile değildi, taa ki öğrendi kaybedince.
Bir gün baktı ki, hiçbir şey onun gördüğü gibi değil
Ne duygular aynı kaldı büyüyünce, ne de şekil.
Öyle bir saklandı, sindi ki benden içeriye,
Bir daha döndüremedim ne yaptıysam geriye.
Gördü ki içindeki hiçbir şey, kirlenmeden çıkmıyor dışarı
Engel oluyordu sanki, gerçekleri söylemeye başkaları.
Artık korkar olmuştu her şeyden, herkesten,
Birileri göstermişti çoktan, korkmalıydı gülmekten.
Artık sadece çocuklara imrenir olmuştu,
Çünkü kendini ancak orada görüyordu.
Ama kendi öyle ki, artık kaybolmuştu
Belki de kendi saklanıyor, çünkü artık yorulmuştu.
Banu Abdullahoğlu