Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

Sevgili ben;

kaç mevsimlik suskunluğu vardı arzuların, saymadım

Yıldızlı gecelerde bile yönümü bulamazdım

çünkü; her yanım dört duvar yalnızlık

oysa sevmeye açtım, sevilmek kadar sevişmeye de

akşamları kısık sokak lambalarının ışığı öperdi bedenimi

kuytularda kendi dokunuşlarıma ses olurdu o saçma sapan şiirlerim

an gelir öfkem olurdu

yeri gelir en büyük çığlığım

her defasında bir kadehle başlardı boşalmaya gözlerimden acizliğim

ve titrek dudaklarımdan keskin bir şarkı düşerdi

her şey susardı sanki

her şey donardı.

renkler silinirdi, bilinirdi sebebi

siyah beyaz resimler keşkeli cümlelerle süslenirdi

ne kadar saklasam da ele verirdi kırılganlıklarım saçlarımda kendini

uykusuz saatler bir çizik daha atardı yüzüme

bilirdim

ama yapacak bir şey yok

erguvanlara bulansa da, anıların hep üşüten bir yanı vardı

ve mavilerin buz kesikleri

ne bedenim

ne ellerim...yüreğim titrerdi

yüreğim tir tir

herkese bir aşk düşer mi? cevabını kim bilirdi?

tek korkum y a l n ı z l ı k...

kalabalıkların uğultusunda bir cümle yakalamaya çalışıyorum

sıcak

sadece bana öze

ya da tensel açlıktan uzak bir el uzansın elime yeter, bir "merhaba" için

gidişlere alışkın gönlüm nasılsa ama

gelişler önemliymiş asıl

b i l i y o r u m

turuncuların içinden kırmızıları çektim

mevsim sapsarı

tarihler değişse de takvimler hep yedi güne gebe

temmuz nisan çamurlarına bulanık ama o halinden memnun

batak gülleri süslerken yaz düşleri

lacivertler hep kıskançsa

kime ne !

aşk; kaç yıldır suskunluğumsun

bir ben biliyorum bunu.

sesimden düşen kahkalarıma kanmışlarsa benim suçum değil bakıp da görmeyişleri

aşk; her halimi saklayan siyah bir elbisesin üzerimde...renklerime sırdaş

oysa ne kadar da net ortada duruşum,

ne kadar da kollarım savruk

hangi yana çekseler giderim zannedenler

ne kadar da haksız

kilitleri vurmuşum bir kez

ne öncesi ne sonrası

hep o andayım

sana tutsağım a ş k, sana niyetli ama sen y o k s u n.

aşk;

tütsülü gecelerin kokusunda terli şiirsin sabaha

rengin kırmızı...

utanmak mı gerekir koynunda uyurken ya da vaftiz mi gerekir su akışında sevişleri

dar sokaklarda düşer yasaklı adın

ya ihanettir gölgen, ya gölgende ihanetler.

her türlü yapış yapışsın ama her türlü kapış kapış

sağ koluma takmışım denizi sınırlar çiziyorum

ağırlaşıyor ihanet kokuları şehrin

git gide yamacıma geliyor ayrılık

ötesinde

zamana vuran metal kurşunlarda yalnızlığım

bir ben yakınım kendime

sonra

yine ben

yine ben

en çok da kendimle konuşmalarımı sever oldum ayrılıklar üstüne.

bu sabah yabancı olsam aynaya

hiçbir kıyafet olmasa üzerime

adımı unutmuş olsa çevremdekiler ve ben hatırlamasam düne aitleri

çocukluk kumbaramda biriktirdiğim dünlerle

günleri harcıyorum

elim açık

avucumda o kadar çok bozuk günler var ki

var mı aranızda bütünleyecek yıllarımı?

üstü sizde kalsın !

nasılsa aşk herkese lazım

yalnızlıktan başka kuruşum yok...

aşk; seninle dolu nice yıllarım olsun.

Sevgiler

Sen

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...