Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Şair, Yazar, Editör
Tam adı Ahmet Enis Batur olan sanatçı Eskişehir'de doğdu. Şirket-i Hayriye kurucusu Hüseyin Hâki Bey'in torunudur. Annesi Leman Hanım, babası ise Cumhuriyet Halk Partisi senatörlüğü yapmış Muhsin Batur'dur. Babası aynı zamanda askeri eğitiminden sonra orgeneralliğe kadar yükselmiştir. 12 Mart Muhtırası’nda imzası olan 4 yüksek rütbeli askerden biridir. İlköğrenimini babasının görevi dolayısıyla bulundukları Ekişehir'de Dumlupınar İlkokulunda tamamladı. Orta öğrenimini İstanbul ve Ankara'da yaptı. Sanit Joseph Lisesi ve Ankara Atatürk Lisesinde öğrenim gördü. Öğrenciyken Ulus gazetesinin sinema sayfasını yönetti (1971-1972). İlk yazısı 1970'te, ilk kitapları 1973'te yayımlandı. Orta Doğu Teknik Üniversitesinde başladığı yükseköğrenimini ve Paris'te tamamladı (1976). Türkiye'ye dönünce yayıncılık çalışmalarına ağırlık veren Enis Batur; Yazı (8 sayı- 1978-1980), Oluşum (1978-1982), MEB (1 sayı- 1979), Tan (1982), Gergedan (17 sayı, 1987-1988) Şehir ve Argos dergilerini çıkardı. Milli Eğitim Bakanlığı yayın dairesi başkanlığı (1979-1980), Milliyet gazetesinin kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini (1983-1984), Milliyet Büyük Ansiklopedi'nin (1986) ve Dönemli Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini yaptı. UNESCO'nun "Göreme'den İstanbul'a Kültür Mirasımız" kampanyasını yönetti (1984). Sanat Dünyamız, kitap-lık, Cogito, Arredemento Dekorasyon ve Fol gibi dergilerin yayım sürecinde görev aldı. Remzi Kitabevi'nin (1990-1993) ve TRT'deki "Okudukça" programının (1994-1999) yayın danışmanlığını yaptı. Açık Radyo'nun kuruluşuna katkıda bulundu ve "Şifa, Şifre, Deşifre" programını hazırladı.
1978-1998 arasıda düzenli olarak; Cumhuriyet, Milliyet, Dünya, Aydınlık gazetelerinde, Yeni Gündem, P-Eki, Express, İkibine Doğru dergilerinde haftalık Cumhuriyet Bilim ve Teknik dergisinde aylık yazılar yazdı. Bir müddet burslu olarak Saint-Nazire ve Bordeaux'ta kaldı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde, Eskişehir Üniversitesi, Bilsak ve Bilar'da seminerler düzenledi. 1998-2003 yılları arasında Galatasaray Üniversitesinde dersler verdi. 1988-2004 yılları arasında Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ı yönetti. Bir müddet Alkım Yayınlarının genel yayın yönetmenliğini ve NTV Yayınlarının yayın danışmanlığını yürüttü. NTV Radyo ve TRT için programlar hazırladı. Hâlen Kırmızı Kedi Yayınevinin genel yayın yönetmenliğini yürütmektedir. Ressam Fatma Tülin ile evli olan Enis Batur İstanbul'da yaşamakta ve yazı çalışmlaraını burada sürdürmektedir.
Aldığı Ödüller: 1980 TDK Deneme Ödülü (Şiir ve İdeoloji ile), 1993 Cemal Süreya Şiir Ödülü (Perişey ile), 1996 Altın Portakal Şiir Ödülü (Opera 1-4004 ile), 1999 Sibilla Aleramo Şiir Ödülü (Imago Mundi ile, İtalya), 2000 Zirvedekiler Ödülü (Kanat Hareketleri: Lirik Şiirler 1993-1999 ile), 2002 Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü, 2007 TÜYAP İstanbul Sanat Fuarı Sanat Eleştimeni Ödülü, 2008 Behçet Necatigil Şiir Ödülü (Neyin Nesisin Sen ile) ve 2018 Yunus Nadi Roman Ödülü (Göl Yazı ile; Sel, 2017).
1960’lı yıllarda edebiyat dünyasına giren Enis Batur, yazı hayatına sinema ve film eleştirileriyle başlamıştır. Batur, esasen on altı an yedi yaşında öğrenciyken şiirler kaleme almıştır. Ulus’ta yayımlanan “Adada Şenlik” başlıklı ilk yazısı bir film eleştirisidir ve Eylül 1970 tarihini taşımaktadır. Sanatçının şiir, deneme, inceleme, çeviri ve söyleşilerinin yayımlandığı süreli yayınlar şöyle sıralanabilir: 2000’e Doğru, 4. Kat, A la Carte, Aç Yazı, Adam Sanat, Akşam-lık, Argos, Aries, Arka Kapak, Arredemento Dekorasyon, Aydınlık, Birikim, Cehennemde Bir Mevsim, Cey Sanat, Cogito, Cumhuriyet, Cumhuriyet Bilim Teknik, Cumhuriyet Kitap, Çağdaş Eleştiri, Çevrimdışı İstanbul, Defter, Dekorasyon, Deniz Mecmuası, Dilbilim, Diri Ozanlar Derneği, Doğu-Batı (1980), Doxa, Dünya, Edebiyat Dostları, Eski’z, Express, FDE, Fol, Geceyazısı, Geniş Zamanlar, Gergedan, Güldiken, Güneş, Günümüzde Kitaplar, Hürriyet Gösteri, Hürriyet Keyif, Hürriyet Pazar, İşte Röportaj, Kapris, Kaşgar, Kinema, Kitap-lık, Kuram, Le Poéte Travaille (Şair çalışıyor), Ludingirra, MEB, Mecaz, Milliyet, Milliyet Sanat, Mimarlık Kültürü Dergisi XXI, Mizan, Nar, Near East Review, Nisan, NTV Tarih, Oluşum, Öküz, P, P-Eki (Güneş gazetesinin Pazar eki), Papirüs, Pathos, Sanat Dünyamız, Sombahar, Somut, Sonsuzluk ve Bir Gün, Soyut, Star, Şehir, Şiir Atı, Tan, Tanım, Tarih ve Toplum, The Turkish Pen, Türk Dili, Varlık, Ve Sinema, Virgül, Yacht, Yağmur, Yazı, Yeni Biçem, Yeni Deniz Mecmuası, Yeni Dergi, Yeni Gündem, Yeni Ufuklar.
Türk edebiyatının belki de en üretken sanatçısı olan Enis Batur; şiir, deneme, eleştiri, roman, anlatı, gezi yazısı gibi edebiyatın hemen her türünde eser vermiştir. İlk yazı ve şiirlerinden bu yana üç özelliğiyle öne çıktığı belirtilmiştir: “Üretkenliği (İ. Berk ‘iki elle,’ E. Ayhan ‘dört kolla’ yazdığını söylediler); gerek şiirlerinde gerekse yazılarında (özellikle ilk deneme kitaplarında daha sık) görülen deneyciliği; kültürel göndermelerinin çoğunlukla ‘yabancı’ oluşu. Genellikle ‘Türk kültürüne ve edebiyatına yabancı’ olmakla nitelendiyse de bu ‘yabancılık’ iddiasına katılmayanlar da oldu.” (Yalçın. 2010: 186). Demir, sanatçının çok yönlülüğünü şu cümlelerle değerlendirmiştir: “Enis Batur, yalnız şiir ve edebiyat sahasında değil; kültür, felsefe, siyaset, modernizm, Doğu-Batı gibi izlekler üzerine dile getirdiği fikirleriyle, yazdığı eserleriyle tartışmalara konu olmuş bir şair, eleştirmen, düşünür ve entelektüel olarak nitelenebilir. Şiirlerinde, hem Doğu hem de Batı medeniyetinin derinliklerine açılan derin, girift ve kendini kolay ele vermeyen bir atmosfer vardır. Bu durum, Enis Batur’un Türk edebiyatı içerisindeki konumu konusunda kafa karışıklığı yaratmakta ve Batur hakkında sonu gelmez polemiklere yol açmaktadır. Öte taraftan Türkiye’nin keskin karşıtlıklar üzerinden şekillenmiş, toplumcu şiir-bireyci şiir tartışmalarına indirgenmiş 1980’lerin edebiyat ve şiir ortamı da Batur’un poetik duruşu bağlamındaki tartışmaları çeşitlendirmiş ve ortaya, birbirinden oldukça farklı değerlendirmelerin çıkmasına zemin hazırlamıştır. Edebiyat dünyasına 1960’lı yılların yoğun politik atmosferinde adım atan Batur, gerek şiir başta olmak üzere edebi eserleriyle gerekse sanatın, kültürün, politikanın sanata/sanatçıya yansımaları üzerine düşünsel metinleriyle Türk edebiyatında görünmeye başlamıştır. 1970’li yılların başında yurtdışına gitmesi, Batı’daki edebiyat ve sanat ortamını yakinen soluması, Batur’un edebi kişiliğinin şekillenmesinde başat bir rol oynamıştır.” (Demir 2014). Bu, çok yönlü değerlendirmelerin bir tarafa bırakılırsa Enis Batur kendini “bir edebiyat adamı” olarak nitelendirmiştir: “Kendimi tanımlarken ya da biri ‘Ne iş yapıyorsunuz?’ dediğinde, ‘Ben edebiyat adamıyım.’ derim. Şair ya da denemeci gibi tanımlara bölmek yerine, edebiyatı bir bütün olarak görme eğilimindeyim.” (Erdem, 2018).
Yazı hayatına şiirle başlaması nedeniyle şiir edebî şahsiyetinin hep merkezinde olmuştur. Düz yazı yazmaya ise sonradan yönelmiştir. Doğan Hızlan, Enis Batur'un şiirleri için "Enis Batur’un şiir serüvenini başından beri bilenlerdenim. Her kitap birbiri içinde bir gelişimin izini sürer. Onda son dönem çalışmalarında, poetikaya kurban edilmeyen ama onu da ihmal etmeyen bir anlayış eşliğinde, duyarlığın -belki de duygunun- artışına tanık oldum. Birkaç düzlemde okunur onun şiiri, okur bilgisine göre aşağıdan yukarıya yükselen bir lezzet grafiği vardır. Çünkü edebiyat tarihinin, sanat tarihinin uğrak noktalarında, kimi okur yolunu kaybedebilir. Hele Enis Butur’u ilk defa okuyorsa, anlamakta, algılamakta zorlanabilir ama onu terk etmez, şiir serüveninin başına dönüp onun başka kitaplarını da okuma tutkusuna kapılır. Kapılır, çünkü şiirinin çekiciliği vardır." (Hızlan 2004) değerlendirmesini yapmıştır.
Kâhyaoğlu, Enis Batur şiirinde iki mühüm yatak olduğunu belirtmiştir: “Enis Batur şiirinin en önemli yataklarından biri, kendisini “yazı şiir” olarak tanımladığı, düzyazı ve metinlerin odak alındığı şiir örnekleridir. Uzun yıllar önce, kendisiyle yapılan bir söyleşide “yazı şiir” kavramını temellendirirken, bu şiirlerin aslında bir tür “şiirsel metin” veya ‘deneysel metin’ler olduğunu vurgulamıştır. Batur’un şiirinde iki temel yatak vardır. Dizi yapısına sıkı sıkıya bağlı, klasikten modernist örneklere kadar uzanan geniş şiir formunun yanında, düzyazı vd. biçimlerde yazılan şiir veya metinler yoluyla şair, örneğine Türkçe şiirde çok az rastlanan bir şiirsel arayış veya deneyciliği çok farklı bağlamlarda, şiir tavrının bir parçası hâline getirmiştir. ‘Düzyazı şiir’ (mensur şiir), ağırlıklı İkinci Yeni şiiriyle birlikte, modernist karakterli Türkçe şiir açılımlarının bir parçası olmuştur. Gerçi, modern şiirde yaygın bir çizgi hiçbir zaman olmadı. Bu yazılanlara, on yıllarca ‘şiir’ diyemeyen edebiyat tavırlarıyla karşılaşıldı. Enis Batur, İkinci Yeni’nin açtığı deneysel çizgiden tabii ki yararlandı. Ancak, onların ‘kuşağı’ diyebileceğimiz 1970’ler şiirinde hâkim olan biçim, söyleyiş ve üslupların daha o yıllarda dışına çıkmış, deneyciliğin dışlandığı, fazla ciddiye alınmadığı bir dönemde, kendisinin süreç içinde tanımlayacağı “yazı şiir”e özel bir yer ve anlam yükleyen bir şair konumundaydı. Dizeyle yazılan ilginç şiir kitapları kadar ‘yazı şiir’ kategorisine giren farklı metin şiirleriyle ilgi odağı olmuştu (Kâhyaoğlu 2016).
Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi’nde sanatçı ile ilgili şu değerlendirmelere yer verilmiştir: “Batur şiirinin dönüm noktalarından sayılabilecek Gri Dîvan’ı ‘çoğul bir destan’ olarak niteleyen G. Akın, Batur’un, kitabın daha ilk şiirinde dizeyi örselediği, ‘düzyazıya teğet geçen ama asla şiiri yitirmeyen bir biçimi’ denediği saptamasında bulundu. Daha sonraları, O. Koçak, Batur’un şiirini başlangıcından itibaren değerlendirdiği ‘Narkissos’tan Oidipus’a’ başlıklı yazısında şu saptamada bulundu: "Enis Batur’un şiir çizgisinde iki kırılma anı saptanabilir, iki geçiş anı. Hem ’lirik şiirler’de hem de ’yazı şiirler’de izleyebileceğimiz ilk kırılma 1980’lerin başında gerçekleşmiş gibidir; Tuğralar’da ’Vurgun’u (1979) önceki şiirlerden, Kandil’de de ’Sarnıç’ı (1982-84) daha eski parçalardan ayırır. Yüksek, azametli bir ses tonundan, daha ’serin’, daha ironik bir zemine inmiştir şair. İkinci kırılmanın aynı zamanda bir geçiş de olup olmadığını bilmiyoruz henüz. Şimdilik tek örneği, tek izi var: Ağlayan Kadınlar Lahdi (1993).’Batur’un üzerinde en çok durulan şiir kitabı, uzun yıllar üzerinde çalıştığı Opera 1-4004 oldu. A. Oktay, kitabı ve Batur şiiri içindeki yerini şöyle değerlendirdi: ‘Dilin, sözcüklerin saymacalığı epeydir belirtiliyor. Sanki kıyamete doğru koşar adım gidilirken, dağılganlaşan, kırılganlaşan dilin içinde yeni bir dil, Enis’i bir işaret-yazı kurmayı, anlamı orada taşıllaştırmayı istiyor Batur. Ateş, Su, Kadın, Erkek, Çocuk, Ölüm, Dirim vb. ve elbet Yazı: Hepsi birer simgeye dönüştürülüyor, bu simgesel ögeler bir tür yabancılaştırma efekti işlevi görüyor bir anlamda. Duygusal katılımı (katharsis) kesintiye uğratarak, metin üzerinde düşünmeye yöneltiyor. (...) atonal bir şiir bu.’ O. Demiralp ise ‘Kozmopolit Hurufî: Enis Batur’dan Bir Opera’ başlıklı yazısında ‘Enis Batur şiirinin teoloji ve metafiziğe, asal varoluşsal sorulara atıf yapılmadan çözümlenebileceği kanısında’ olmadığını belirtip şunları söyledi: ‘Enis Batur şiirinin önemli bir yönü negatif teoloji yapmasıdır. İnancın kapatamadığı, anlamın aşamadığı bir boşluk, bir derinlik, belki de henüz keşfedilmemiş bir anlamlılık kıyısında devinir söz. Dile gelmez, şiirleştirilemez denen haddin, dilin sınırlarının arayışıdır bu.’” (Yalçın 2010).
Batur’un etkilenmeye açık bir kişiliği vardır ve sanatçının erken yaşlarda yabancı dil eğitimi alması bu etkilenme alanlarını genişletmiştir: “Benim ailem çok geniş bu anlamda. Erken yaşlarda yabancı dil eğitimi aldığım için yabancı yazarlara açık bir biçimde yetiştim. Yine erken yaşlarda edebiyata merak saldığım için Türk yazarlarla da yoğun biçimde ilgilendim. Çok sayıda şaire, yazara yakınlık duyduğumu hissettim. Kendi yapmak istediklerime yakın işler üreten yazar ve şairlere merak salmadım; düşünce tarzı bana bütünüyle yabancı geliyor olsa da ortaya konan yapıt, kendi derinliğini ortaya koyabiliyorsa benim için başarılı demektir. Dolayısıyla etkiye çok açık biriyim. Bunun bir zararını görmedim. Zararlı etki, sınırlı etkidir. Yelpazeyi geniş tutmak gerekli... Hem dünya edebiyatı hem de Türk edebiyatının ustalarından etkilere kendimizi açık tutarsak bu etkiler zamanla “eriyor” zaten. Çok yazmamın nedenlerinden biri burada aranabilir.” (Erdem 2018). Sinema, tiyatro, mimari ve resim gibi alanların da sanatçıyı etkilediğini belirtmek gerekir.
Denemelerinde “kültür”ü bir sorunsal olarak ele alan Enis Batur, ele aldığı meselelere eleştirel, şüpheci ve irdeleyici yaklaşımıyla dikkat çeker. Edebiyat, modernizm, sanat gibi konulara da denemelerinde geniş yer veren sanatçının geniş ve bütüncül bir bakış açısı vardır. 90’lı yıllardan sonra şehir monografileri ve kişisel seyahatnâmelere yönelmiştir.
Haydar Ergülen, Enis Batur için “Enis Batur, her ne kadar ‘sevgili okur’a göre çalışmıyorsa da, toplamında ‘aydınlanmacı’ bir yan var. Göstere göstere olması gerekmiyor bunun zaten, Batur’u okuyarak aydınlananların kafasında bir ışık yanıyor, gözünde bir parıltı beliriyorsa, yani yazar sezdiriyorsa, bu da aydınlanma ve aydınlatmaya sayılır. ‘Ansiklopedist’ tutumu zaten bilinen bir şey, öyle olunca da haliyle zamanımızın Ahmet Mithat Efendi’lerinden biri olarak da anılabilir. Hatta şehir, gezi rehberi yazarı, gurme yazar olarak da okunabilir.” (Ergülen 2020) değelendirmesini yapmıştır.
Yurtdışındaki Poessia (İtalya), Il Ebbro Quaterno, Kelk (İran), Lettres Internationales (Fransa), Quarterly West (ABD), Tabaccaria (Portekiz), Podium, Kelk, Connaissance des Arts, Talisman (İngiltere), The Toronto Review (Kanada), The Poetry Chain (Hindistan) ve Dédale (Fransa) vb. gibi çeşitli dergilerde ürünleri yayımlandı. Şiirleri Fransızca, İtalyanca, Felemenkçe ve Farsçada da kitaplaştı. Şiirlerinden hareketle iki beste yapıldı: "Kör Bir Başlangıç" (yaylı dördül için; Mehmet Nemutlu), "Göre" (soprano ve yaylı dördül için; Semih Korucu). Sombahar, İnsan, Poesia (Milano) ve I Quaderni del Batello Ebbro (Bologna) dergilerinde şiirleri ve şiir danatı için özel bölümler hazırlanmıştır. Şiirleri ve romanları Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Romence, Felemenkçe ve Farçaya çevilip yayımlanmıştır. Şiirlerinden hareketle iki beste yapılmıştır: "Kör Bir Başlangıç" (yaylı dördül için; Mehmet Nemutlu), "Göre" (soprano ve yaylı dördül için; Semih Korucu). Kitaplarından Opera üzerine Ahmet Oktay'ın kitabı İsrafil'in Sûru ve bir sempozyumun bildirilerini biraraya getiren Opera Odağında Enis Batur Şiiri, yapıtları üzerine yazılmış yazılardan bir seçmeyi derleyen Otuz Kuş Bakışı, Hatice Aynur'un hazırladığı Enis Batur Bibliyografyası 1970-1995 ve Cem Akaş'ın kaleme aldığı Belkienisbatur adlı eserleri hakkındaki temel başvuru kaynaklarıdır.
Eserleri 12 farklı dile çevrilmiştir. Enis Batur'un yabancı dillerdeki kitapları şöyledir: Fransızca: La Sarcophage des Pleureuses (Çev. N. Cingöz; Montpellier: Fata Morgana, 2000), Amer Savoir (Çev. Ferda Fidan; Paris, Actes Sud, 2002, Dense (Çev. Timour Muhidine; Meet - Maison Ecrivains, 2002), Route Serpentine (Çev. Catherina Erikan; Paris, Actes Sud, 2004), La Pomme (Çev. Ferda Fidan; Paris, Actes Sud, 2005), D'autres Chemins (Çev. Ferda Fidan; Paris, Actes Sud, 2008), Encyclopédie Privée (Çev. Ferda Fidan; Paris, Actes Sud, 2011), Le Facteur d'Uskudar (Çev. Jean Descat; Paris, Bleu Autour, 2012), La Mort de Geronimo (Çev. Catherina Erikan; Paris, Galaade, 2014). İtalyanca: Scritti e sigilli: 1973-1990 (Çev. I. Saatçıoğlu; Roma: Fondazione Piazzola, 1992) ve Imago Mundi (Çev. I. Saatçıoğlu; Milano: Garzanti, 1994). Farsça: Neğmey-i Butimar (Çev. Cavit Mukaddes; Tahran: Peyzeh, 1996) ve Sefer be ayne-i digeri (Çev. Hamid Farazande; Isfahan: Nakş-ı Horşid, 2000). Hollandaca: Passpoort (Çev. D. Koopman; Rotterdam: Rotterdam Poetry, 1998). İngilizce: Ash Divan (İngilizceye çev. S. Paker, C.Endres, S.S.Endres, M.Kenne; ABD, Talisman House, 2006). İspanyolca: Las Bibliotecas de Dédalo (Önsöz Alberto Manguel; Errate Naturae, 2009).