Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
gönderildi

Asırdır barışık yaşarken, aramızda alevlenen bir hicran girdi İstanbul

sende bulduklarımı yine sende kaybetmenin yangınıdır bu.

sende doğup, yine senin bağrında yatanlar için hararetlenirken sen,

ya benim sende bulduklarım, benim sende keşfedip kaybettiklerim

bitiş saatini sabahlara vardıramadığım geceler!

yu be istanbul.

Kifayetsiz sevmelerin devrini iç içe yaşamıştık oysa.

hep gidiş, hep gitmeler makamında inleyen tamburların, mızrap vurgunu tellerinden kurtulup;

ne sahillerinde, ne yedi tepende esmemi bekleme artık

uyu be istanbul.

Omuzlarım çok yorgun ve başımı duvarlarına yasladım

koynumdan çaldıklarına küfreder oldum sayende

işte bu hilekar edanla bitmek bilmez gecelerin voltasında

uyku firari rüyalarım karmaşık teranelerde yazarım öykümü.

varsın anlaşılamazlık çiğ tanesi düşmüş gözlere batsın

sana münhasır bir onur

miras kaldı bana şimdi, iç kanaması geçiren.

uyu be istanbul.

Alevimsi bir tes/elli dilendim

şu fay kırığı yüreğimden bir dolu isyan bıraktım senin için,

fecr ağarmadan kucağına alasın diye.

bahtıma düşen keder sınavlarına girdim

ve sayende sınıfta kaldım

şaibelerim şiirim oldu bu sıralar,

rihtimımdan koca bir gemi kalkti ambarı emeklerim yüklü,

gözlerimden akan sellerimde kendimi boğmaya çalışıyorum.

spekulatif duşlerin spazmi var.

uyu be istanbul!

Senin demi karnının içi yanıyor, sen demi keşfettiklerini, sende doğanları seni sen yapmak için sana ad koyanları arıyorsun,

sen sokak lambalarında, ben kirpiklerimde idam ettik uykuları

gözlerim kan çanağı,

şiimdilerde alevler fışkıran denizinde ters dalgalara kürek çekiyorum mecalsizce.

insan bozması birilerinin söylemiyle derd-i cefa yığını altında...

Ayser ÖZBAKIR

Öne Çıkan Yanıtlar

Gösterilecek yayın yok

Konuşmaya katılın

Şimdi yazabilir, daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için şimdi oturum açın.

Guest
Bu konuya cevap ver...