Sülükler bir tür parazitik solucandır. Tıp alanında “hirudoterapi” olarak tanımlanan ve 2 bin 500 yıl öncesine kadar dayanan sülük tedavisi, kan dolaşımını artırmak, kan akışını iyileştirmek ve iyileşmeyi desteklemek için yaraya sülük uygulanmasını içerir. Uygulaması zaman içinde değişiklik gösterse de, modern cerrahide kullanılmaya devam etmektedir.Günümüzde çoğunlukla plastik ve rekonstrüktif cerrahide kullanılmaktadırlar. Bunun nedeni, sülüklerin kan pıhtılaşmasını önleyen peptitler ve proteinler salgılamasıdır. Bu salgılar aynı zamanda antikoagülan olarak da bilinir . Bu, yaraların iyileşmesine yardımcı olmak için kan akışını sağlar.Sülük tedavisinin kullanılabileceği çeşitli durumlar vardır. Fayda görebilecek kişiler arasında diyabetin yan etkileri nedeniyle uzuv kaybı riski taşıyanlar, kalp hastalığı teşhisi konanlar ve yumuşak dokularının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan estetik ameliyat geçirenler bulunur.Aşağıdaki videoyu sonuna kadar izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.Not: Kulüpler menüsü altındaki Kadınlar Kulübünde sadece kadınlar, Erkekler Kulübünde ise sadece erkekler kendi aralarında paylaşım ve soru cevap şeklinde bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Bu paylaşımlar üyeler dışında (arama motorları dahil) hiçbir şekilde görüntülenemez.
Asırdır barışık yaşarken, aramızda alevlenen bir hicran girdi İstanbul
sende bulduklarımı yine sende kaybetmenin yangınıdır bu.
sende doğup, yine senin bağrında yatanlar için hararetlenirken sen,
ya benim sende bulduklarım, benim sende keşfedip kaybettiklerim
bitiş saatini sabahlara vardıramadığım geceler!
yu be istanbul.
Kifayetsiz sevmelerin devrini iç içe yaşamıştık oysa.
hep gidiş, hep gitmeler makamında inleyen tamburların, mızrap vurgunu tellerinden kurtulup;
ne sahillerinde, ne yedi tepende esmemi bekleme artık
uyu be istanbul.
Omuzlarım çok yorgun ve başımı duvarlarına yasladım
koynumdan çaldıklarına küfreder oldum sayende
işte bu hilekar edanla bitmek bilmez gecelerin voltasında
uyku firari rüyalarım karmaşık teranelerde yazarım öykümü.
varsın anlaşılamazlık çiğ tanesi düşmüş gözlere batsın
sana münhasır bir onur
miras kaldı bana şimdi, iç kanaması geçiren.
uyu be istanbul.
Alevimsi bir tes/elli dilendim
şu fay kırığı yüreğimden bir dolu isyan bıraktım senin için,
fecr ağarmadan kucağına alasın diye.
bahtıma düşen keder sınavlarına girdim
ve sayende sınıfta kaldım
şaibelerim şiirim oldu bu sıralar,
rihtimımdan koca bir gemi kalkti ambarı emeklerim yüklü,
gözlerimden akan sellerimde kendimi boğmaya çalışıyorum.
spekulatif duşlerin spazmi var.
uyu be istanbul!
Senin demi karnının içi yanıyor, sen demi keşfettiklerini, sende doğanları seni sen yapmak için sana ad koyanları arıyorsun,
sen sokak lambalarında, ben kirpiklerimde idam ettik uykuları
gözlerim kan çanağı,
şiimdilerde alevler fışkıran denizinde ters dalgalara kürek çekiyorum mecalsizce.
insan bozması birilerinin söylemiyle derd-i cefa yığını altında...
Ayser ÖZBAKIR