Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine
Sağlık tarafından Sosyal Bilimler'de yazılan bir grup blogu
  • Konu

    44
  • Yorum

    3
  • görüntüleme

    4.034

Bu bloğa katkıda bulunanlar

Bu Blog Hakkında

Beslenme danışmanlığı, psiko-sosyal destek, fizyoterapi, çocuk gelişimi, bağımlılıkla ve obeziteyle mücadele, sağlıklı yaş alma ve toplumun yaşam kalitesini sağlık konuları..

Entries in this blog

Maydanoz-limon suyu ne yapar? Pek çok kişi zayıflamak için sabahları aç karnına sıcak su, maydanoz ya da limon suyu içiyor. Bu yöntemlerin vücuttan sadece idrar atmaya ve bağırsakları çalıştırmaya yaradığına dikkat çeken uzmanlar, şişkinliği azalanların zayıfladığını sandığını söylüyor.

Zayıflama yöntemleri ve diyetler hakkında ağızdan ağza dolaşan, yıllardır uygulanan çeşitli yöntemler var. Ancak bunların bir kısmının bilimsel gerçeklerle yakından uzaktan ilgisi yok. JFK Hastanesi Beslenme Uzmanı Sedef Süsoy, zayıflamak isteyenlerin diyet ürünler, tatlandırıcılar ve sabahları aç karna içilen maydanoz suları ile ilgili yaptıkları yanlışlara dikkat çekerek, bu konudaki sorularımızı yanıtladı...

Yemekler nasıl pişirilmeli ki, kilo almaya davetiye çıkarılmasın? "Kızartmalardan kaçınalım" diyoruz ama sadece haşlama mı sağlıklı? Sadece haşlama yemek zorunda değiliz. Yemeklerimizi fırında ızgarada ya da tencere yemeği olarak tüketebiliriz (sotelemeden). Ama kızartmalardan kaçınmak gerekiyor. Çünkü kızarttığımız her şey (et, sebze) yüksek oranda yağ çekiyor. Yani, yediğimiz yemekle birlikte bolca yağ içiyor gibi oluyoruz. Yemeklerimizde hangi yağı kullanalım? Zeytinyağı sağlıklı diye biliyoruz, ancak en az diğer yağlar kadar o da kalorili... Yemeklerimizde kullanacağımız yağ sıvı olmalı. Tereyağı ve margarinleri hayatımızdan çıkarmalıyız. Sıvıyağı kullanırken de ölçüsüne dikkat etmeliyiz. Katı yağın da sıvı yağın da kalorisi aynıdır ve bir tatlı kaşığı yağ 45 kaloridir. Sıvıyağı kullanmanın en doğru yolu ise, zeytinyağı veya fındık yağından bir ölçü, diğer sıvıyağlardan da bir ölçü karıştırarak kullanmaktır. Böylece, yağ dengesini yakalamış oluruz. Akşam yemekleri için ideal saat kaç? Daha sonra bir şey yenmemeli mi?

Akşam yemeği mümkün olduğu kadar erken saatlerde yenmelidir. Mesela 18.00 ile 19.30 arası olabilir. Daha sonrasında ise, sadece bir ara öğünle yemek yeme işlemi bitirilmelidir. Bu öğünde ise, kişiye göre bir meyve, süt vb hafif gıdalar tüketilebilir. Yatmadan en az iki saat önce tüm yeme işlemleri bitmelidir. Ailede bir kişi diyet yapıyorsa, diğer fertler bu kişiye nasıl yardımcı olabilir? Herkes diyete göre mi beslenmeli? Diyet yapmak 'sağlıklı beslenme' anlamına gelir. Bu nedenle, evdeki herkes rahatlıkla diyete göre beslenebilir. Diyet için her zaman 'kişiye özeldir' deriz. Kişilerin yaşam tarzına, alışkanlıklarına göre düzenlenen bir diyette, ev halkı için fazla bir değişiklik olmayacaktır.

Damak zevkimizin ve beslenme alışkanlıklarımızın küçük yaşlarda şekillendiği göz önüne alınırsa, çocuklara tatlıyı sevdirmemek mi gerekir? Ailenin beslenme şekli, çocuğun alışkanlıkları konusunda etkilidir. Çocukları tatlıyla ödüllendirmemek, tatlıya yöneltmemek gerekir. Hiç kimsenin doğrudan tatlıya ihtiyacı yoktur. Tatlıdan almamız gerektiğini savunduğumuz şekeri, ekmek veya ekmek yerine geçen karbonhidrat grubundan da alabiliriz. Pek çok diyetin mönüsünde soda yer alıyor. Günlük soda tüketimi ne kadar olursa, zararlı değildir? Açıkçası ben diyetlerde pek soda içilmesi taraftarı değilim. Çünkü sodadan aldığımız mineralleri sadece sağlıklı beslenerek de yeterli miktarda alabiliriz. Ayrıca, içerisinde bulunan yüksek orandaki sodyum (Na) yüzünden, fazla miktarda tüketilen soda ile vücutta fazla sodyum birikimi oluşabilir. Bu da tansiyon hastaları için istemediğimiz bir durumdur. Zaten toplumumuzda tuz tüketimi gereğinden fazla olduğu için ayrıca bir tuz yüklemesine gerek yoktur.

Pek çok kişi zayıflamak için aç karnına maydanoz suyu, limon suyu içiyor. Bu yöntemlerin bilimsel bir açıklaması, dayanağı var mı? Kesinlikle yoktur. Maydanoz suyunun diüretik, yani idrar söktürücü olduğu bilinmektedir. İnsanlar vücutlarından idrar çıkışı olduğunda, şişkinlikleri azaldığı için zayıfladıklarına inanır. Limonun ise, bağırsakları çalıştırıcı etkisi vardır ama zayıflatıcı özelliği yoktur. Sabahları aç karnına içilen sıcak ya da soğuk suyun da zayıflatıcı özelliği yoktur. Kişinin tuvalet alışkanlıkları kilosu üzerinde etkili midir? Kabızlık sorunu olanlar şişmanlıktan daha mı çok yakınır? Kişinin tuvalet alışkanlığı kilosuna etkin olabilir. Kabızlık bazı metabolik hastalıkların göstergesi olabilir. Bu nedenle, bu hastalıklar tedavi edilmediğinde kabızlık devam eder ve metabolizma yavaşlar. Kilo verimi azalır. Kişi kilo aldığı halde beden ölçüsünü koruyorsa, bu şişmanlık adına endişe edilecek bir durum değil midir? Kilo alınıyorsa, beden ölçüsü önemli değildir. Beden hemen etkilenmeyebilir. Kilo alımı sadece bir işarettir. Dikkat edilmesi gerekir ve sebebi araştırılmalıdır. Yarım paket kepekli diyet bisküvi ince bir dilim ekmeğe eş değer Diyet ürünler hakkında ne düşünüyorsunuz? "Nasıl olsa diyet ürün... Kilo aldırmaz" düşüncesiyle gerekenden fazla tüketilebiliyorlar...

Diyet ürünler sadece zengin lif kaynaklarıdır. Yani, yüksek miktarda kepek ya da yulaf içerirler. Ama bunun yanı sıra, az miktarda da olsa içlerinde yağ ve un bulunur. Yani, kısaca ekmek yerine geçerler. Diyet ürünler yenildiklerinde kilo verdirmez, sadece tokluk hissi yaratırlar. Örneğin, yarım paket diyet kepekli bisküvi bir ince dilim ekmeğe eşdeğerdir. Fazla tüketildiklerinde kilo yapabilirler.

Tatlandırıcı kullanımında bir sınırlama olması gerekli mi? Tatlandırıcı kullanılarak içilen çay ile şekersiz içilen çay arasında kalori ve sağlığa yarar-zarar açısından bir fark var mı? Tatlandırıcı kullanımını ben pek önermiyorum. Çayı ve benzeri tüm içecekleri şekersiz içmek en sağlıklısı. Ama bazı kişiler 'ben şekersiz yapamam' derlerse, o zaman tatlandırıcı öneriyorum. Tatlandırıcı kullanımında tatlandırıcı maddenin türü çok önemlidir.

Özellikle sakarin içeren tatlandırıcılar değil de, aspartam içeren tatlandırıcılar kullanılması önemlidir. Sizin formda kalma sırrınız ne? Nelere dikkat ediyorsunuz? Sağlıklı besleniyorum. Yani, kesinlikle öğün atlamıyorum, dengeli besleniyorum. Ara öğünlerde meyve tüketiyorum. Bol su içiyorum. Katkı maddesi içeren ve yağlı olan tüm yiyeceklerden uzak duruyorum.

Beslenmeyi biliyor muyuz? Yağ ve şeker vücudumuza enerji sağlar. Ancak bunların fazlaca tüketilmesiyse, kilo almamıza neden olur. Bu konuyla ilgili her birinizin çok ya da az bilgisi olduğunu biliyorum. Ayrıca artık günümüzün en önemli akımlarından biri olan; dengeli ve bilinçli beslenme ve böylece sağlıklı yaşamakla ilgili size kendi tecrübelerimden aktarımlar yapmak istiyorum.

Biliyorsunuz ben bir yemekçiyim, ama kimyacı olmamdan dolayı bilimsel araştırmaları çok daha kolay algılayıp, anlayabilirim. İşte size anlatacaklarım da kendi analiz ve sentezlerimin yanısıra, iyi bir yemekçi olmanın bana kazandırdığı gözlemlerdir. Sağlıklı bir beslenme, aşağıda sizler için sınıflandırdığım beş ana grup yiyeceği gerektiği kadar almanızla sağlanabilir. Yani yiyeceklerimizi, besleyicilik değerleri bakımından 5 ana grupta topladım.

1. Et ve Bakliyat Grubu Bu grup yiyeceklerle protein, B vitamini ve demir ihtiyacımızı karşılarız. Kırmızı et, tavuk, balık, yumurtaya ek olarak; bakliyat grubundan, mercimek, kuru fasulye ve nohutu hemen sayabiliriz.

2. Süt ve Süt Ürünleri Grubu Bu yiyeceklerle de kalsiyum ve fosfor minerali ihtiyacımızı karşılarız. Kalsiyum kemik gelişimi için çok gerekli olmasının yanı sıra, yine kalsiyum ve fosfor mineralleri, yiyeceklerin emilerek vücuda yararlı hale gelmesinde de rol alır. Peynir, süt, yoğurt, çökelek ve sütlü tatlılar bu grubun temel yiyecekleridir.

3. Sebze ve Meyve Grubu C vitamini gereksinimimizi ağırlıklı olarak sebze ve meyveden karşılarız. Ispanak, lahana, kabak, elma, armut gibi yiyecekler ilk sıralamada aklıma gelenler.

4. Yağ ve Şeker Grubu Aslında yağ, şeker, salça ve baharatı, yemeklerimize lezzet vermesi için kullanırız. Diğer taraftan, yağ ve şeker vücudumuza enerji de sağlar. Ancak bunların fazlaca tüketilmesiyse, kilo almamıza neden olur.

5. Tahıl Grubu Bu grup yiyeceklerle hem B vitamini ihtiyacımızı hem de günlük enerji gereksinimimizin büyük bir kısmını karşılarız. Makarna, ekmek, pirinç, şehriye, kek, bisküvi, irmik gibi besinler hemen aklıma gelenler.

Menopoz, doğurganlık yeteneğinin kaybolduğu dönemdir. Bütün kadınlar bu özel dönemi yaşar.

Şişman kadınlarda daha erken olmakla birlikte, genellikle menopoz yaşı 48-55 olarak belirtilmektedir. Organizmada değişiklikler gözlenir ve bunların başında hormonsal değişiklikler gelmektedir. Bu dönemde tıbbi tedaviyle birlikte sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite çok önem kazanmaktadır. Menopoz sonrası kadınlardaki en büyük sorun ağırlık kazanımının hızlı bir şekilde olmasıdır. Kimi kadınlar yemek yemekten bağımsız olarak yağlandıklarını hissederler. Bu normal fizyolojinin getirdiği bir yağlanmadır. Daha önce kilo sorunu olmayan kadınlarda da şişmanlık gelişebilmektedir. Östrojen düzeyindeki azalma besin alımını etkiler ve bazal metabolik hızda azalmaya neden olur. Kadınlarda fiziksel aktivite düzeyindeki azalma da bu ağırlık kazanımının daha hızlanmasını sağlamaktadır. Yaşamın bu döneminde düzenli fiziksel aktivite önceliklidir. İdeal ağırlığın sürdürülmesi, kalp ve kemik sağlığı için önemlidir. Diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kanserden korunmayı sağlar. Bu nedenle menopozdaki kadınların haftada 4-5 kere 45- 60 dakika düzenli olarak yürüyüş veya sevdikleri spor aktivitelerini yapmaları gerekmektedir.

Meme kanserine dikkat

Şişman menopozal kadınlarda, ağırlık kaybı programları planlanırken kemik mineral yoğunluğu ve osteoporoz riski düşünülerek diyetin süresine, şekline ve fiziksel aktivitenin yoğunluğuna dikkat edilmesi gereklidir. Şişmanlık ve östrojen düzeyindeki azalma, kan yağ düzeylerini olumsuz etkilemektedir. Kötü huylu (LDL) kolesterolünde ve trigliserit denilen kan yağı düzeyinde artma iyi huylu (HDL) kolesterolünde azalma oluşmaktadır. HDL/LDL kolesterolü oranının bozulması, kardiyovasküler hastalıklar için önemli bir risk faktörüdür. Menopozdaki şişmanlığın Tip II diyabet oluşumu için de risk faktörü olduğu düşünülmektedir. Halk sağlığı çalışmaların sonuçları menopoz sonrası kadınlarda, beden kitle indeksi ile meme kanseri arasında pozitif ilişkinin varlığını göstermiştir. Bu nedenle mutlaka menopozdaki kadınların vücut ağırlıklarını hedef tartılarında tutmaları önemlidir. Menopozda östrojen düzeyindeki azalma ile kadınların kemik kaybı hızlanır, kalsiyum gereksinmesi artar. Bu dönemde; idrarda kalsiyum atımındaki artış, bağırsaklardan kalsiyumun etkin olarak emilmesindeki azalma ve diyet ile yeterli kalsiyumun alınmaması, kemik kaybının nedenlerindendir. Menopoz sonrası sağlığın korunmasında ve kaliteli bir yaşam için, diyet ve yaşam şeklinin önemli olduğu bilinen bir gerçektir. Araştırmaların sonuçları menopoz sonrası kadınlarda besin gereksinmesinin, genç kadınlardan farklı olduğunu göstermektedir. Beslenme programları düzenlenirken, kadınlarda bu dönemde oluşabilecek şişmanlık, kalp-damar hastalıkları ve osteoporozu önleyici şekilde diyetlerin hazırlanması gereklidir. Bunları sıralayalım:

Besin çeşitliliği şart

1. Her öğünde dört besin grubundaki besinler (süt ve süt ürünleri, et ve benzeri besinler, taze sebze ve meyveler, ekmek ve tahıl grubu besinler) aynı öğünde bireyin gereksinmesine uygun miktarlarda tüketilmeli ve besin çeşitliliği sağlanmalı.

2. Süt-yoğurt grubundan 3-4 porsiyon tüketilmelidir. 1 porsiyon süt grubu= 1 su bardağı az yağlı yoğurt veya süttür. Ya da 2 karper kadar az yağlı peynir anlamına gelir.

3. Et ve et grubundan toplam 3 porsiyon tüketilmesi gerekir. 1 porsiyon et grubu= 2 köfte kadar tavuk-balık veya yağsız kırmızı et veya 1 tabak kuru baklagil yemeği veya 1 kase fındık-fıstık veya 1 adet yumurtadır.

4. Bitkisel özlü sıvı yağlar özellikle soya yağı ve erken hasat zeytinyağı menopozdaki kadınlar için hayat kurtarıcıdır.

5. Besin öğesi olmayan fitokimyasalların (karotenoidler, flavonoidler, isoflavonoidler, polifenoller vb.) tam olarak bilinmemekle birlikte, kronik hastalıklara karşı koruyucu etkisinin olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle çiğ sebze ve kabuklu meyveler, fitoöstrojen özelliği nedeniyle soya ve ürünleri beslenmelerinde yer almalıdır.

6. Osteoporoz ve kalp damar hastalıklarındaki koruyucu etkisi düşünülerek, omega 3 yağ asitlerinden zengin diyetlerin tüketilmesi önerilmektedir. Bunlar ceviz, balık, ayçiçeği yağı, soya yağı, ayçekirdeği, badem gibi besinlerin güvenli miktarlarda beslenmelerinde bulundurmaları gerekmektedir.

7. Basit şekerlerin yerine kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Şekerin fazla tüketilmesinin sadece enerji sağlayarak, diyetin besin öğesi yoğunluğunu sınırlandıracağı unutulmamalıdır.

8. Sebze ve meyvelerden zengin diyetler uygulanmalı. Posa tüketimi arttırılmalı. Diyetle yeterli miktarda posa alınmasının kronik hastalıklardan (şeker hastalığı, kanser ve kroner kalp hastalığı vb.) koruyucu tedavi edici özelliği vardır. Ayrıca posa, barsak faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlayacaktır.

9. Hayvansal proteinden zengin besinlerin tüketilmesi doymuş yağ tüketimini de arttırır. Bu nedenle az yağlı süt ve süt ürünleri, yağsız etler, derisiz tavuk-hindi eti tüketimi hayvansal kaynaklı proteinlerdir.

10. Kalsiyumun yeterli miktarda tüketilmesi önem taşımaktadır.

11. Yemekler e aşırı tuz eklenmemeli ve tuzlanmış besinler fazla tüketilmemelidir.

12. Alkolden sakınılmalıdır. Alkol, bazı vitamin ve minerallerin vücutta kullanılmasına olumsuz etkide bulunur. Kemik oluşum hücrelerini harap eder ve kalsiyum emilimini bozar. Şişmanlığa zemin hazırlar.

13. Sigara içilmemelidir. Sigara kalp damar hastalıkları riskini arttıracağı gibi, D vitaminin aktif şekline dönüşümünü azaltır. Aynı zamanda kandaki C vitamini düzeyini ve serum östrojen düzeyini de düşürür.

14. Aşırı kafein tüketilmemelidir. Kafein içeren çay, kahve türleri ve kola tüketimi sınırlandırılmalıdır.

15. Her gün bol sıvı alınmalı ve sulu yiyecekler tüketilmelidir.

'Yaza daha çok var, nasıl olsa zayıflarım' diye düşünmeyin. Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için şimdiden kilonuzu kontrol altına almalı, sağlıklı beslenmeyi öğrenmelisiniz.

Diyet deyince pek çok kişinin aklına uzun uzun diyet reçeteleri, sabahları yenen bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir, birbiri ardına sıralanan yasak yiyecekler, tartının değişmeyen ibresi ve moral bozukluğu gelebilir. Ancak artık ideal kiloya ulaşmak, onu korumak ve en önemlisi sağlıklı beslenmeyi öğrenmek bu kadar da zor değil. Doğru diyeti seçmek, beslenme kurallarını öğrenmek ve yiyecekleri tanımak için ilk adımı atmalısınız. Sizi sağlıklı zayıflatacak, dengenizi bozmayacak, doğru bir diyet nasıl olmalı?

Aç kalarak zayıflayabilir misiniz?

Pek çok kişi kilo verme konusunda sabırsız davranarak şok diyetlere yönelir. Oysa tıptaki adı ketojonik diyetler olan şok diyetlerle kilo kaybeder ancak yağlardan kurtulamazsınız. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilara Acımış Koçak bu konuda şunları söylüyor; '' Terazi ibresinin inmesi için 24 saat aç kalmanız yeterli. Ne var ki bu sahte bir zafer. Çünkü bu yöntemle vücut su kaybına uğruyor, kaslar küçülüyor ama yağlar erimiyor. Bu aşamada organizma kendisine gerekli olan enerjiyi yakalamak için kaslar ve karaciğerde bulunan glikojen denilen bir tür şekeri yakıyor. Sonra kasları enerjiye dönüştürüyor. İşte bu nedenle gün boyunca yemek yemeyen kişi kendini güçsüz hissetmeye başlıyor. Çünkü karbonhidrat almadan veya çok kısıtlı beslenilen bir diyetle gün içinde tüm karbonhidrat depoları boşalır, kan şekeri düşer, tatlı isteği artar, güçsüzlük hissi, baş ağrısı oluşabilir''

Kendinizi kandırmayın

Yüksek protein içeren, karbonhidrat içermeyen düşük kalorili diyetler metabolizmayı hızlandırdığı için kilo kaybı sağlar fakat tartıda görülen yağ kaybı olmayıp sadece kas ve su kaybıdır. 1 gr. kas kaybettiğinizde yaklaşık 2,7 gr. su kaybedersiniz ve böylece hızla zayıfladığınızı zannedersiniz. Bunu anlamak için en kolay yol aynaya bakmaktır. Eğer tartıda kilo vermenize rağmen yüzünüz kollarınız inceliyor ve yağ deposu olan karın kalça bölgesi incelmiyorsa yağ kaybetmiyor ve zayıflamıyorsunuz demektir.

Diyetiniz size uygun mu?

Bunu anlayabilmek için kendinize şu soruları sorun ve cevapları verirken gerçekçi olun...

Bir gün içinde tüm besin gruplarından içeriyor mu?

İçindekiler marketinizde, bakkalınızda var mı?

Yaşam tarzınıza ve bütçenize uygun mu?

Sevdiğiniz yiyecekleri yemenize izin veriyor mu?

Gerçekçi hedefler içeriyor mu?

Eğer bu sorulara doğru cevap veremiyorsanız, o zaman uygulayacağınız diyetin de bir anlamı kalmaz. Bir süre sonra günlük yaşamınıza uymadığını görür ve uygulamakta zorlanırsınız. Oysa doğru bir diyet sizin yaşam tarzınıza uygun olmalıdır.

Hızlı kilo vermenin riskleri

Kİlo vermek için acele ederek, sağlığınızı tehlikeye atmayın. Bunun yerine sağlıklı zayıflamaya çalışın. Ne yazık ki diyet yapanlar sonuca hemen ulaşmak istiyor ancak bu sırada yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle metabolizma bozuluyor, ciddi sağlık problemleri ortaya çıkıyor.

Yüksek protein

Hızlı kilo kaybı genelde düşük kalorili ve proteini yüksek diyetlerle sağlanıyor. Çünkü proteini yüksek karbonhidratı düşük diyette ekmek ve benzerleri kısıtlanır yerine tavuk, balık, süt, et ürünleri gibi hayvansal kaynaklı besinler daha fazla verilir. Bu diyetler sadece hızla eski kiloya dönmeye neden olmakla kalmaz, organların çalışmasını da bozar. Bu bozuklukların neler olabileceğine göz atalım...

Bunları unutmayın!

- Protein oranı yüksek diyetler kolesterol açısından da zengindir. Bu yüzden kalp hastalığı açısından büyük risk taşır.

- Baş ağrısı, bulantı, ishal, halsizlik yapar.

- Safra kesesi problemleri oluşabilir.

- Kişi kilo kontrolü sağlayamaz, bir süre sonra verdiği kiloları geri almaya başlar.

- Özellikle genç kızlar bu tür diyetleri uyguladıklarında saç dökülmesi, tırnak kırılmaları, depresyona eğilim şikayetleri ortaya çıkar.

Ketojenik diyet ne demektir?

Çok düşük kalorili olup protein oranı yüksek diyetlerdir. Vücut dokularından kayıp ile kilo vermeyi sağlarlar. Bu diyetlerde kişinin kas ve su kaybetmesi vücut yağının yükselmesine neden olur. Metabolizmanın dengesini bozduğu için uzun süre kullanıldıktan sonra hızlı kilo almalara neden olur. Sağlık açısından uygun olmadığı gibi besin öğeleri açısından yetersiz ve dengesiz olması nedeniyle hastalıklara daha kolay yakalanmaya neden olur.

SAĞLIKLI DİYET

Kışın tüketilen yiyeceklerdeki yağ ve kalori miktarının artması, günlük aktivitelerin azalması kilo alımının artmasını kaçınılmaz kılıyor.

Kışın gizlenen bu kiloları vermenin zamanı geldiğinde ise genellikle en kolay yol seçiliyor sağlıklısız şok diyetlere başvuruluyor.

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Seçil Kenar insanların haftada 4-5 kilo verdiren çok düşük kalorili, bir çok besin öğesini yetersiz içeren diyetlere yöneldiklerini belirterek diyete karar verildiğinde önemli olanın bu kiloları sağlıklı bir şekilde vermek olduğunu söylüyor.

Tartıda kaç kilo olduğumuz mu yoksa olmamız gereken ağırlıkta, sağlıklı yağ yüzdesine sahip bir vücuda sahip olmak mı? Uzmanlara göre önce cevaplanması gereken soru bu. Çünkü bu tür çok düşük kalorili, kısa sürede fazla kilo kayıplarına sebep olan diyetlerde kayıplar yağdan değil, su ve kastan oluyor. Ayrıca bu diyetler ile metabolizma hızı yavaşlarken, verilen kilolar hızla geri alınabiliyor ve daha sonrasında yapılan diyetlerde kilo vermek daha da zorlaşıyor.

Bunun yanında sık sık bu tür diyetleri uygulayan kişilerde sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, anemi, yorgunluk, baş dönmeleri, bulantı ve kusma problemleri görülebiliyor.

Zayıf olmak adına yapılan diyetlerin uzun vadede bir çok hastalığa neden olduğunu belirten Dyt. Seçil Kenar şöyle devam ediyor: Unutulmamalıdır ki bazı fazla kilo alımları sadece yeme davranış bozukluğu sonucu oluşmayabilir. Herhangi bir hastalık sonucunda direkt veya indirekt olarak şişmanlığı tetiklemiş olabilir. Böyle bir durumda yapılan bilinçsiz zayıflama diyetleri ile sağlık problemlerinin daha da artmasına sebep olabilirsiniz. Zayıflama; size uygun beslenme ve egzersiz programlarının uygulandığı, diyetisyen ve uzman doktor kontrolünde olmalıdır. Kısa süreli, sadece zayıflama amaçlı olmamalı, ideal kiloya gelindiğinde mutlaka bireye kilo koruma programı düzenlenmeli ve bundan sonraki yaşamında nasıl bir beslenme programı uygulayacağı davranış değişikliği tedavisi olarak kişiye anlatılmalıdır.

İdeal zayıflama diyeti nasıl olmalı?

- Diyete başlayacak kişi mutlaka bunu istemeli ve kendini hazırlamalı.

- Diyetisyen tarafından kişinin beslenme öyküsü, yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizi incelenerek, alternatifler içeren dengeli ve yeterli bir beslenme programı hazırlanmalı.

- Bir sonraki öğünde çok acıkmayı ve kan şekerinin düşmesini engellemek açısında meyve, diyet bisküvi, küçük kepekli sandviç, ayran v.b ara öğün alternatiflerinin olduğu 3 ara öğün ve 3 ana öğünden oluşan dengeli bir beslenme programı olmalı. Unutmamak gerekir ki aç kalmak zayıflamak değildir.

- Gün içinde ne kadar aktif olurnursa olunsun, haftada en az 3-4 kez spor yapılmalı.

- Günde 8-10 bardak su içmeye özen gösterilmeli.

- Glisemik indeksi (kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen) düşük besinler tüketilmeli. Basit karbonhidrat denen şeker ve şekerli besinler yerine günlük karbonhidrat ihtiyacı hem daha tokluk veren, hem acıkmayı geciktiren kepekli ekmek, kepekli makarna, bulgur pilavı gibi lifli besinlerden karşılanmalı

- Yiyecekler tüketilirken ızgara, haşlama, buğulama türü yağ içeriği düşük besinler tercih edilmeli

-Şeker içeriği yüksek gıdalar yerine meyve tüketilmeli

DİYETTE PÜF NOKTALARI.

Sağlıklı kilo vermek ve ince kalmak herkesin istediği birşeydir. Bu nedenle de birçoğumuz diyetlere yöneliriz. Ancak hangi diyetleri seçmemiz doğrudur? Dengeli ve doğru bir beslenme nasıl olmalıdır?

Birçoğumuz zaman zaman diyet denemelerine girişmişse de sonuç genellikle olumsuz olmaktadır. Bunun da nedeni beslenme düzensizliği veya pes etmektir. Diyetlerin yaklaşık olarak 500 kadarında görülen şudur ki diyet yapanların çoğu diyet süresince kilo vermiş olsa da diyeti bırakınca tekrar eski kilolarına kavuşmuştur. Veya diyet sonrası eski kilolarından çok daha kiloludurlar. Bu nedenle diyet yaparken azap verici anlamsız açlıklarla boğuşmak yerine diyet kriterlerinizi çok iyi belirlemeli ve ona göre beslenmelisiniz. İşte size diyet seçerken dikkat etmeniz gerekenler;

Tabular

Yapacağınız diyetin oldukça az yasak içermesine dikkat edin. Bir diyet, beslenme açısından ne kadar tek taraflı olursa o derece kusurlu olur. Bu tür diyetler kişinin fiziksel yeteneklerini kısıtlar, hatta çoğu zaman kişinin yemek krizine girmesine neden olabilir ve bunun sonucunda da diyet bırakılır.

Yaklaşım

Fazla kiloların ana nedeni yanlış beslenme alışkanlıklarıdır. Bu nedenle iyi bir diyet sizi adım adım doğru beslenmeye yönlendirip, ömür boyu koruyabileceğiniz yeni alışkanlıklar edinmenize neden olur. yapacağınız diyete yaklaşımınız zayıflamak yerine düzenli beslenme olmalı...

Kaloriler

Gün boyu yedikleriniz en az 1200 kalori içermelidir. Daha az kalori almak daha fazla kilo vermek anlamına gelse de vücut derhal dar boğaz pozisyonuna geçerek besinleri yakmayı sıklaştırır. Ancak bunun sonucunda da hızlı kilo verilip tekrar geri kilo alınır. Bu nedenle yediğiniz besinlerin kalorilerine dikkat edin.

Çok çeşit

Çok çeşitli bir diyette özellikle meyve ve sebze (gün içinde 400 700 gr. arası) çok bulunmalıdır. Ayrıca bir diyette buğday ürünleri de sıkça verilmeli. Uygulanılacak diyet çok az et içermeli. Haftada 2 kez et ve çok az yağ olmalı. bol yeşillik tüketilmeli ve arada bir de şeker oranını eşitleyecek gıdalar verilmeli.

Uygulama

Önemli olan bir diyetin günlük yaşamınıza kolayca uyum sağlamasıdır. Örneğin iş kadınları öğlen yemeklerinde birşeyler pişirmek yerine kafeteryadakilerle veya yemekhanedeki yemeklerle diyet yapabilmeli. Uygulama konusunda oluşabilecek ufak prüzler bile zaman zaman diyetin bırakılmasına neden olur.

Hazırlık

İyi bir diyet modern ve düşük kalorili pişirme tekniklerine dayanır. Örneğin az yağ ile kızartma yapmayı, salatayı yağ ve limon yerine yoğurt ile hazırlamayı ve soslardaki yağları azaltmayı öğrenirsiniz. Bu şekilde diyet için hazırlık yapar ve aynı zamanda da kendinizi daha sağlıklı beslenmek için eğitirsiniz.

Hareket

Vücudunuzdaki kas oranına göre kalori talebi artar. Bu nedenle diyet esnasında vücudunuzdaki kaslarda bir azalma gerçekleşmemesi için spor yapmak yeni beslenme programınızın bir parçası olmalıdır. ister düzenli olarak spor salonuna gidin, ister evde yapın.