-
HÜLASA
Bağa can veren Sudur bilmeli Göklere eren Sadır bilmeli Müdürler mesul Değiller asıl Bizdeki usul Budur bilmeli Yüreğin aslı Olursa paslı Firavun nesli Bodur bilmeli Aymazın derdi Mazlumun merdi Ayın on dördü Bedir bilmeli Aklın donduğu Aşkın yandığı Gönlün konduğu Sedir bilmeli Batağın ucu Haset ne acı Gönlün ilâcı Nedir bilmeli Zülfikar Yapar Kaleli
-
ANLAT
Şu gönlü gül eden sevgiyi anlat Yeryüzü dinlesin gökler işitsin Üç buçuk laf bilmez çeneye inat Kalaslar latalar ekler işitsin Mayalı pelesenk dillerde maval Bu yüzden gönlümce inlemez kaval Kumral yıldızlara hep aval aval Bakarak soluyan tikler işitsin Şu sütü bozuklar sanılmasın er Yüz dostluğu bayat balığa benzer Tatmadan zehirler, kanında gezer Kuzuyu kurt gibi bekler işitsin Şaşarım, burada yer bulduğuna Limoni başsızın baş kaldığına Kendisi inanmış "şey" olduğuna Şu çürük koflaşmış kökler işitsin Astarlar, çarşaflar, yüzler bedava Elliler seksenler, yüzler bedava Simalar, suratlar, yüzler bedava Gönülde taht kuran tekler işitsin Söylenecek sözün ilki, başlığı Hilkat garibesi, guver taşlığı Gördün buradaki büyük boşluğu Konuş seni şu çiçekler işitsin Zülfikar Yapar Kaleli
-
ÇİÇEKLER
Kalenin başına güneş vurunca Yıkıntıda paralanır çiçekler Dağın üstü yele karşı durunca Sevincinden nâralanır çiçekler Beni yakar ateşlere yanası Ne tohum saçılmış ne var anası Susuz diyarların sarı sunası Sıra sıra sıralanır çiçekler Tan ağarma yakın, çise elenir Gözlerinde hasret yaş tanelenir Kuşluk vakti kızıl renge belenir İkindi de karalanır çiçekler Bu kayalık yerde bak neler biter Hayali gözlerde kor gibi tüter Sararır kayanın bağrına yatar Ara ara aralanır çiçekler Yıkıntıya rahman rahmet verince Bir sızı duyulur inceden, ince Başucunda sarı kızı görünce Tam böğründen yaralanır çiçekler Zülfikar Yapar Kaleli
-
SUSUZUM
Senelerdir aynı derdi çekerim Ateşim yok,közüm yoktur susuzum Şu kıraç tepeye çile ekerim Bedenim yok, özüm yoktur susuzum Sürünürüm, sanırlar ki yaşarım Nefes alıp verişime şaşarım Dokunmayın aha düştüm düşerim Söylemeye sazım yoktur susuzum Gözyaşım sel olur bozuldu huyum Ne pınarım akar, ne dolu kuyum Her şey lazım ama azizdir suyum Başka söze lüzum yoktur susuzum Sevda kırgın pınar dargın neyleyim Kese yolsuz sular yorgun neyleyim Susuz ama gönül vurgun neyleyim Bilmeyene sözüm yoktur susuzum. Zülfikar Yapar Kaleli
-
BEKLENTİ
Alan sensin, veren sensin. Bilenlerden eyle bizi Gönüllere giren sensin Bulanlardan eyle bizi. Hakka aşık deli gibi Bazen derviş veli gibi İnsanlığın gülü gibi Kalanlardan eyle bizi. Herkes çoban herkes mesul Olmak lazım mutlak asıl Asıma yaraşır nesil Olanlardan eyle bizi. Kibrini kır hakka eğil Hem de anlat kasaba il İnsanlık makamda değil Alanlardan eyle bizi. Zülfikar Yapar Kaleli
-
BİLMEK GEREKİR
Çokça çalışalım azdır diyelim Kör nefsin hakkından gelmemiz gerek Malımızı çar-çur sarf etmeyelim. Her zaman tutumlu olmamız gerek. İleri olandan cesaret cüret Geride olandan almalı ibret Hem kendin imal et hem kendin üret Yükselme yolunu bulmamız gerek. Koskoca milletiz geriyiz niçin? Hem onun hem benim hem senin suçun Ve iki cihan saadeti için Resulü Ekrem'i bilmemiz gerek. Sen söyle usanma bir anlat hele Umarım sözlerin olmaz nafile Birlikten yana ol kulak ver dile İkilik fikrini silmemiz gerek. Zülfikar Yapar Kaleli
-
BAYRAM
Dinleyin feryadı işitin duyun Gereği zincirli bir bayram gördüm Peşin hükmü tutup bir yana koyun Ereği zincirli bir bayram gördüm Unutmuş yolları koysan kaçamaz Kırılmış kanadı salsan uçamaz Derdini dostuna bile açamaz Dileği zincirli bir bayram gördüm Kaderi hapsetmiş rızaya razı Dedi ki "üzülme bu imiş yazı" Ah çeker iniler gönlünde sızı Yüreği zincirli bir bayram gördüm Zülfikar Yapar Kaleli
-
KURTULSUN
Gönlümü post gibi yerlere serdim Konan huzur bulsun uçan kurtulsun Muhabbet cemine sevgimi verdim Gelen mesut olsun geçen kurtulsun Ölüm yok mu makamların sonunda? Paşa ne ki padişahın yanında Çarşıda, pazarda, Hak divanında Gönül örtüsünü açan kurtulsun Düşüncem başımı alır mı ipten Yükselmek olur mu gidecek dipten Bir bayram yaşamak haramsa hepten Bırak ömrü ölsün göçen kurtulsun Zülfikar Yapar Kaleli
-
ÇAĞRI
Çalışalım ikilik ne bilmeden Birlik olup hep el ele verelim. Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden Az yaşayıp bir gönüle girelim. Zalime namerde araç olmadan Ecel henüz gelip bizi bulmadan Gönüllere gül olalım solmadan Sevgi çadırını göğe gerelim Şu çeyrek aklıyla göklerde gezen Yoksulu hor görüp tepeden süzen Bayramlarda bile mazlumu ezen Zalimleri, namertleri yerelim. Şu mağdur, şu sefil, yok içeceği Usanmadan arayalım gerçeği Açmış Yaratan’ın beş dal çiçeği Gönül verip demet demet derelim. Zülfikar Yapar Kaleli
-
ÜMİTSİZ OLMA
İnsan düşünemez olmazsa akıl Yaratan kulunu yarıda koymaz Ne kadar kusurlu olsa da bir kul Karada kızılda sarıda koymaz Her şey ondan gelir ona ayandır Muhterem hak yol başı koyandır Allah acıyandır, bağışlayandır Serçenin gözünü darıda koymaz Günah mı sorarsın, göz ucu tadım Haram mı sorarsın, attığım adım Bir gönüle yuvalanmak muradım İsterse ateşi narı da koymaz Her şeyi veren o, yaratan odur Dünyayı dört mevsim donatan odur Hem veren hem alan hem atan odur Dağda dumanı da karı da koymaz Bu günkü yapılan zulmeti görüp Kaypaklık denilen illeti görüp Uyuşuk, pısırık milleti görüp Umudu aygırda arıda koymaz Zülfikar Yapar Kaleli
-
İKRAMIN OLSUN
Yeri göğü her bir şeyi yaratan Hayra yorulmayan düşe bırakma Her tarafı gül gülistan donatan Gizli dönülecek köşe bırakma Dilde tespih ettik hep seni dedik Hep sana yalvardık sana şükrettik Resulüne uyduk sana baş eğdik Ötelerde çıkmaz işe bırakma Servet ile amelimiz olmadı Şöhret dersen bizde rağbet bulmadı Dayanmaya mecalimiz kalmadı Baharı yok, kara kışa bırakma Çok çalıştık, gayret ettik, didindik İstedik kalmasın aşılmaz gedik Adını yaymayı ülkü edindik Haksız kazanç, haram aşa bırakma Yol götürsün kurtuluşa milleti Milletin sızlıyor kemiği eti Sınırsız mal hırsı, fesat illeti Bizleri sorumsuz başa bırakma Zülfikar Yapar Kaleli
-
HAYAT FELSEFESİ
Halka yönelirim haktan gelirim Şu arsız gönlümde vefa göremem Gönüller Kabe’dir, bunu bilirim Allah'ın kulunu gücendiremem Bugünde çilede dün de çilede Zaferin hamisi gün de çilede Millette çilede din de çilede Akıl bulsam kimselere veremem İnsanlığa hizmet ve saygı ister Hak bilelim, hakça akıtalım ter Allah'ım yardım et, hidayet göster Çok isterim bir gönüle giremem. Çoksa haksızlığa boynunu büken, Yolumuz ıstırap, yolumuz diken Ülkemde insanlık perişan iken Mutlu olup, mutluluğa eremem. Zülfikar Yapar Kaleli
-
KAVGANIN ÖZETİ
Birbiriyle barışır da nesneler Dilinin sözüyle kavgası bitmez Sana verdik dünya senin deseler Acının sızıyla kavgası bitmez Ere er demişler o erememiş Bu ayna dünyayı hiç görememiş Ölmeden ölmeyi becerememiş Yüreğin közüyle kavgası bitmez Ölçüp hesaplamış karış be karış Kırk beş yıl savaşmış bilmemiş barış Takılmış peşine yarış ha yarış Yazgının yazıyla kavgası bitmez Güneşler susamış su içirmemiş Buluta bir kapı açıp girmemiş Bağırmış sözünü geçirememiş Özünün yüzüyle kavgası bitmez Zülfikar Yapar Kaleli
-
YARIŞMA
Sular rahmet olup, düşünce yere Tabiat can bulur ferdinden elbet Bakıp şu alemi görmeyen kör de Yüz döner mertlerin merdinden elbet Ehil ile halleş, kusur aramaz Cahil ile yoldaş olma, yaramaz Cılız sular deryalara varamaz El çeker aslanın yurdundan elbet Bu dünya kaş ile göz arasıdır Öğrenmemek elbet yüzkarasıdır Cahil sofu elin maskarasıdır Anlamaz bülbülün derdinden elbet Coşunca deryalar, yatışa bilmez Derya ile damla atışa bilmez Hırs ile koşanlar yetişe bilmez Aşk ile koşanın ardından elbet Zülfikar Yapar Kaleli
-
ARZU VE İSYAN
Çile denen boz kısrağa binmişim Bir mum ışığına doğru giderim Savaşmışım durulmuşum dinmişim Yüzümü yer gözlerimi diderim Karanlık gecenin bilmecesini Çözdükçe dolaştı ilk hecesini Yaşattım korkunun en yücesini Beynimi kemirir, ruhumu yerim. Zerre ışık verdi gözüne girdim Şavkında dolandım, şevkine erdim El aleme baktım, kendimi gördüm Artık aynalara isyan ederim Gündüz hayalimde, gece düşümde Ecinni güruhu gezer peşimde Susuz pınarımda, yavan aşımda Sıkıntıyı mesken tutmuş kaderim Ölüm fermanımı kendim yazarım Kusurlu kendime kendim kızarım Kendi mezarımı kendim kazarım Ben; düşmansa işte budur kederim. Zülfikar Yapar Kaleli
Jump to content